Spor Toto Süper Lig'de zor günler
geçiren Galatasaray, Cumartesi gündüz maçında Çaykur Rizespor'u konuk etti.
Stat ise kötü gidiş nedeniyle bomboştu. Ev sahibi Galatasaray'da iyileşen
Sabri, Selçuk ve Sneijder kadroya alınmadı. Çünkü Sarı-Kırmızılılar,
haftaiçindeki erteleme derbisi Fenerbahçe'yi düşünüyordu. Galatasaray'da geçici
olarak sezon sonuna kadar teknik direktörlüğe getirilen Riekerink, 4-2-3-1
düzeninde sahaya çıktı. Muslera kaledeyken; savunma Koray Günter, Denayer,
Semih ve Carole dörtlüsünden oluştu. Koray Günter'in sağ bekte şans bulması ve
o bölgenin asıl sahibi Linnes'in yedek oturması dikkat çekti. Chedjou ve Bilal
ön libero olarak forma giydi. Orta saha Olcan, Yasin ve Emre Çolak üçlüsünden
oluşurken forvette de Podolski yer aldı. Çaykur Rizespor'da Hikmet Karaman,
Deniz Kadah ve Eren Albayrak'ın kadroda olamaması yüzünden dertliydi. Eren'in
yerine Durgham İsmail, Deniz Kadah'ın yerine de Tuszynski forma giydi. Onun
dışında aynı kadro düzeni korundu.
Başlama düdüğüyle birlikte ilk yarıda
oldukça sıkıcı ve kısır pozisyonlu bir futbol hakimdi. İki takım da savunmaya
ağırlık verdi ve birbirlerini tarttı. Savunma güvenliği elden bırakılmadı.
Galatasaray, geride çok pas yapmaya özen gösterip rakibini üzerine çekmek
istedi. Çaykur Rize ise tüm hatlarıyla savunmadaydı. Böyle olunca az pozisyonlu
ve orta saha mücadelesi şeklinde geçen bir 45 dakika izledik. 4'te Yasin'in
soldan güzel pasıyla hareketlenen Olcan, Itandje ile karşı karşıya kaldı.
Olcan'ın kontrolüyle birlikte vuruşunda Itandje başarılıydı. 26'da Carole'nin
soldan ortasına Emre'nin kafa vuruşu, kaleci Itandje'de kaldı. Bu dakikalardan
sonra sakatlanan Chedjou'nun yerine Galatasaray'da Ryan Donk oyuna girdi. İlk
yarıda başka tehlikeli atak yaşanmayınca, taraflar golsüz beraberlikle soyunma
odasına hareket ettiler.
Galatasaray
İkinci Devrede Daha İstekli
Galatasaray, oyun anlamında ikinci
yarıya daha istekli ve daha atak başlayan taraf oldu. Rizespor ise savunmada
kalmaya ve rakibi karşılamaya devam etti. 49'da topla buluşan Podolski ceza
sahası dışından sert vurdu, top auta çıktı. 53'te Rizeli Sercan Kaya'nın sert
şutu auta gitti. 56'da Emre Çolak'ın ceza sahası dışından şutunda Rize kalecisi
Itandje başarılıydı. Bu dakikadan itibaren konuk ekip Rizespor, puan için daha
da defansif bir anlayış sergilemeye başladı. 71'de Bilal Kısa'nın sert şutunda,
Itandje bir kez daha başarılıydı. 72'de Olcan sağ taraftan serbest vuruş
kullanırken ceza sahası içine ortaladı. O bölgede Donk'un kafa vuruşunu Rize
kalecisi Itandje köşeden çelebildi ve bir gol pozisyonunu daha önlemiş oldu.
74'te soldan Durgham'ın ortasında Ahmet İlhan güzel bir şut çıkardı, top az
farkla auta gitti.
Dakikalar 88'i gösterdiğinde, sol
kanatta topla buluşan Yasin Öztekin üst üste çalımlarla çizgiye indi ve yerden
ortaladı. Emre Çolak ise doğru yerdeydi ve sadece dokunarak topu ağlara
gönderdi: 1-0! Son dakikalarda golü bulan Galatasaray, puan kaybetmemek için
kapanırken; bu sefer maçta ilk kez Çaykur Rizespor ataklar geliştiren taraf
oldu. Karadeniz ekibi, uzatmaların 3. dakikasında istediğine de ulaştı. Murat
Duruer, kazanılan serbest vuruşu sağdan kullandı ve ceza sahası içine ortaladı.
Kaleci Muslera topa uzanamazken; Tuszynski kafayı vurdu ve topu ağlara
göndererek durumu 1-1'e getirdi. Bu golün ardından maç da sona erdi ve taraflar
1 puanı paylaştı.
90 dakikada gösterilen performansa
baktığımda, maçın hakkının zaten beraberlik olduğunu görüyorum. İki takımda
birer puanı hak etti. Galatasaray, derbiyi düşünürken; ikinci yarıdaki istekli
yapısıyla dikkat çekti. Yasin Öztekin ve Emre Çolak istekli isimlerdi ve
Galatasaray'ı da sürükleyen futbolcular oldular. Çaykur Rizespor açısından
baktığımızda ise, Hikmet Karaman bu oyun tarzıyla en doğrusunu yapıyor. Kweuke,
Deniz Kadah, Eren Albayrak gibi en önemli silahlarınız yoksa, savunma ağırlıklı
oynamalı ve fazla açık vermemelisiniz. Hikmet Karaman da tam anlamıyla
oyuncularına bunu öğütledi. Geriye düştüklerinde ise gol için takımı hücuma
çıkardı ve yine atılan golle karşılığını aldı. Bu 1 puan, alt taraf ile
aralarına sınır koymaları açısından önemliydi; ancak hala bir 3 puana
ihtiyaçları var kurtulmaları için… Son sözü Galatasaray'la söyleyelim: Bu
futbolla, derbide işleri gerçekten zor!
2015'in
son derbisinde Beşiktaş ile Galatasaray, Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda karşı
karşıya geldi. Her seferinde "Zulümpiyat" olarak nitelediğim
Olimpiyat Stadı, Siyah-beyazlı taraftarlardan yine fazla ilgi göremedi. Yeri
neredeyse şehir dışı, ulaşım yolu çok uzun sürüyor, kaldı ki Olimpiyat
Stadı'nın bulunduğu çevrede hava hep 5-6 derece daha soğuk… Böyle bir ortamda
stad beklediği ilgiyi göremezken; Beşiktaş da statsızlık sorunu çekiyor. Yılın
son derbisinde Beşiktaş, kazanarak liderlik koltuğunda kalmak isterken; konuk
ekip Galatasaray ise, bu deplasmanda puan çıkararak Beşiktaş ile Fenerbahçe'yle
olan puan farkını eritmeyi hedefliyordu. Beşiktaş'ta Şenol Güneş'in derbiye
çıkardığı ilk 11'de iki sürpriz yaşandı. Biri beklendik, diğeri beklenmedikti.
Sporting Lizbon maçında da hatalı goller yiyerek taraftarı çıldırtan Tolga
Zengin, maç günü aniden sakatlık bahanesiyle (!) kadrodan çıkarıldı. Kalede
Günay Güvenç yer aldı. Sakatlığı geçen Ersan takıma dönerken; defans hattı
İsmail-Ersan-Rhodolfo-Beck'ten oluştu. Orta alanda Atiba-Oğuzhan-Olcay-Sosa-Quaresma
beşlisi yer aldı. Şenol Güneş, beklenmedik sürprizi Olcay'ın yerine Gökhan
Töre'ye şans vererek yaptı. Forvette ise Mario Gomez her zamanki gibi formanın
sahibiydi. Galatasaray'da, teknik direktör Mustafa Denizli, Astana maçının
11'ini bozmadı. Kamerunlu Chedjou, yine ön liberoda yer aldı.
Sarı-Kırmızılıların ilk 11'i Muslera-Sabri-Hakan-Semih-Olcan-Chedjou-Selçuk
İnan-Podolski-Sneijder-Yasin-Burak'tan oluştu.
Maçın
ilk yarısının özetini verdiğimizde, ilk 45 dakikanın Beşiktaş takımı ile
Galatasaray kalecisi Fernando Muslera'nın arasında geçtiğini söyleyebiliriz.
Konuk ekip Galatasaray, ilk yarıda oldukça vasattı ve ebraberlik için sahaya
çıkmış gibiydi. İlk yarıda üçüncü bölgeye top taşımakta zorlandılar ve sadece
birinci bölgede ağırlıklı olmak üzere top çevirmeyi tercih ettiler. Dün
Olimpiyat Stadı'nda ilk 45 dakikada ise sezonun en iyi Beşiktaş'ının olduğunu
söylemeliyiz. Siyah-Beyazlılar, ilk devrede oyunun her alanında etkiliydi. Topa
da bariz bir şekilde daha fazla sahip olurlarken; birçok pozisyon yakaladılar,
kalesinde devleşen Muslera'yı geçemediler. İştahlı başlayan Beşiktaş'ta ilk
tehlikeli atak dakika 4'te geldi. Sosa'nın sert şutunu, Muslera kornere çeldi.
Ardından 6'da Portekizli Quaresma kaleyi yokladı. Dakikalar 12'yi
gösterdiğinde, Beck sağdan ortaladı, Gomez'in şutunda Muslera başarılıydı.
25'te Quaresma'nın ara pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan İsmail'in
şutunda, Galatasaray kalecisi Muslera, ayaklarıyla topu kurtardı. 28'de
Olcay'ın uzaklardan sert şutunda, günün dikkat çeken ismi Muslera başarılıydı.
43'te ise Oğuzhan'ın pasında topu kontrol eden Mario Gomez sert vurdu, Muslera
topu kornere çeldi.
Maçın
ilk yarısından akılda kalanlar bu şekildeydi. Beşiktaş, takım halinde hücum ve
savunma yaparak etkili bir futbol ortaya koydu. Mario Gomez ve Oğuzhan istekli
futbollarıyla dikkat çekerken; ev sahibinin ilk 45 dakikadaki en iyi futbolcusu
İsmail Köybaşı olarak öne çıktı. İsmail, aynı zamanda 44 kez topla buluştu ve
bu istatistiğiyle ilk yarının en iyisi oldu. Beşiktaş ilk yarıda 5 kez net gol
pozisyonu yakaladı ve bu pozisyonların hepsinde Muslera başarılıydı. Dün
derbide Uruguaylı kaleci yerine başka bir kaleci olsa, Beşiktaş, ilk 45
dakikadan tarihi farkı yakalamış olacaktı. Konuk ekibin kötü bir ilk yarı
geçirdiğini söyleyelim, Fernando Muslera'nın tek kişilik direnişiyle maça
tutunmayı başardılar.
Günay'ın Hatası,
Beşiktaş'ın Kendine Gelişi
İlk
devredeki silik oyunun ardından; Mustafa Denizli'nin uyarılarıyla ikinci yarıda
topa daha çok sahip olmaya çalışan ve üçüncü bölgeye topu taşıyan bir
Galatasaray izledik. İkinci yarıdaki bu 10 dakikalık sistemin ardından, konuk
ekip bir şans golü de buldu. Selçuk İnan, Beşiktaş savunmasının arkasına bir
top gönderdi. Beşiktaş kalecisi Günay Güvenç kalesinden açıldı ve topa müdahale
etmek isterken yaptığı hata sonucu top, Wesley Sneijder'in önünde kaldı.
Hollandalı, boş kaleye rahat bir gol atarken; konuk ekibi 1-0 öne geçirdi.
Maçın ilk yarısında oynadığı üstün oyunla dikkat çeken Beşiktaş, golden sonra
çabuk toparlandı ve oyunu rakip kaleye yıkmayı başardı. Golden tam 2 dakika
sonra 56. dakikada, Olcay'dan pası alan Mario Gomez, ceza sahası dışının sol
çaprazından sert vurdu. Top, Muslera'nın hatasıyla birlikte ağlarla buluştu ve
skora denge geldi: 1-1! 60. dakikada günün vasat isimlerinden Olcay'ın yerine
oyuna dahil olan Kerim Frei, 64'te uzak direğe güzel bir şut çıkardı, Muslera
parmaklarının ucuyla topu kurtardı. Dakika 65'te korner pozisyonunda
Rhodolfo'nun kaleye gönderdiği top, Muslera'da kaldı. Beşiktaş'ta 72'de günün
bir diğer etkisiz ismi Quaresma, yerini Gökhan Töre'ye bıraktı. 74'te Kerim
Frei'nin sağdan ortaladığı top, Semih'ten sekerek Gökhan Töre'nin önünde kaldı.
Gökhan Töre'nin sol ayağıyla topa gelişine yaptığı vuruş ağlarla buluştu ve
Beşiktaş, bu jeneriklik golle 2-1'lik üstünlüğü yakalayan taraf oldu. Dakika
80'da Sneijder'in sert şutunda ise, Günay başarılıydı. Kalan sürede Beşiktaş
zaman geçirmeye oynayınca, başka tehlikeli bir pozisyon yaşanmadı ve 2015'in
son derbisinde gülen, 2-1'lik skorla Beşiktaş oldu.
Beşiktaş,
dün akşam sezonun en iyi ve en istekli futbolunu ortaya koydu. Baştan sona
oldukça üstünlerdi ve bunu skora da yansıtmaya başardılar. Tam tersine
Galatasaray ise, sezonun en kötü futbolunu oynadı. İlk yarıda neredeyse
pozisyonları yoktu. İkinci yarıda ise sadece ilk 10 dakikalık bölümde rakibe
baskı uygulayabildiler ve burada rakibin hatasıyla öne geçtiler. Tabii ki
burada hata Galatasaray yönetiminin verdiği kararlarda… Yani Galatasaray'ın
yeni teknik direktörü Mustafa Denizli'yi ancak ligin ikinci yarıdaki karnesine
göre değerlendirebiliriz. Öte yandan Şenol Güneş, dün akşam oyunun tam
anlamıyla içindeydi ve maça direkt etki eden hamleler yaptı.Oyuna sonradan
aldığı isimler Kerim Frei ve Gökhan Töre ev sahibinin futboluna hareketlilik
kazandırırken; skora da katkı yaptılar. Ev sahibinin ikinci golünü Gökhan
atarken; pası veren isimse Kerim'di. Dün bana göre Şenol Güneş, kariyerinin en
iyi maçını oynadı ve kazanmasını bildi. Bu galibiyet sadece Beşiktaş'ın
liderliği almasını değil; bana göre Şenol Güneş'in Mustafa Denizli'den daha iyi
bir teknik direktör olduğunu görmemizi de sağlamıştır. Beşiktaş adına sahanın
en iyileri olan İsmail Köybaşı, Oğuzhan Özyakup ve Mario Gomez'i kutlamak
gerekir. Özellikle İsmail, hem hücumda hem de savunmada enerjisiyle inanılmazdı
ve maçın yıldızı olmayı hak etti. Derbi galibiyeti, Beşiktaş'a Gökhan Töre,
Kerim Frei ve Olcay Şahan gibi Türk kanat oyuncularını daha hazır tutma ve
oyunun içine iyice sokma anlamında önemli bir ders de sunmuş oldu. Beşiktaş'ın,
bu üçlünün daha fazla kanatlanmasına ve gerekirse skor yükünü çekmesine
ihtiyacı var.
Galatasaray'a
baktığımızda ise, takım anlamında kötü olduğunu ve hele de hücumda hiçbir
varlık gösteremediğini görüyoruz. Dikkat çeken isimler olarak başarılı hamleleriyle
Semih Kaya ve Hakan Balta ön plana çıkıyor. Orta sahada ön libero olarak forma
giyen Aurelien Chedjou da başarılı bir futbol ortaya koydu. Daha önce de
Kamerunlu'nun ön libero olarak denenmesi gerektiğini belirtmiştim. Kamerunlu,
dün de sırıtmadı ve Galatasaray'ın önemli bir açığını kısa vadelik de olsa
kapatmış oldu. Ancak bu derbi mağlubiyeti de gösterdi ki; Galatasaray'ın acil
bir şekilde bir yırtıcı ön libero, bir sağ bek, bir kanat ve bir forvet
transferine ihtiyacı var.
Türk
Telekom Arena Stadyumu'nda Mustafa Denizli yönetiminde taze bir başlangıç
yapmak isteyen Galatasaray ile hocası Ertuğrul Sağlam ile başarısız bir
birliktelik sonucu yollarını ayıran Bursaspor karşılaştı. Galatasaray yeni hocasıyla ilk iç saha maçını kazanarak
haftaiçindeki Astana maçına moralli çıkmak hedefindeydi. Lider Fenerbahçe ile
oluşan 7 puanlık fark ve yaşadıkları iç sorunlar Cimbom'un belini bükmüştü. Yeşil-Beyazlılarda
ise, teknik direktörlük pozisyonu bu maçtan sonrasına ertelendi. Geçici olarak
takımı devralan Ersel Uzgur yönetiminde bu maça hazırlandılar. Mustafa Denizli'yi geçen hafta takımın başına
geldiği için Galatasaray'ı hemen yazmak istememiştim, oturup biraz çözmeye
çalıştım. İlk iç saha maçında Mustafa Denizli defans hattını Sabri-Chedjou-Semih-Hakan
dörtlüsüyle kurdu. Denizli'nin gelişiyle birlikte iki maçtır Hakan Balta esas
mevkisine dönerken; Semih de formasına düzenli bir şekilde kavuşmuş oldu. İkili
ön libero olarak Selçuk İnan ve Jose Rodriguez kullanıldı. Denizli, Bilal ve
Emre Çolak'tan o bölgede istediği verimi alamayınca Jose Rodriguez'e sarıldı.
Onların önlerinde Yasin-Sneijder-Podolski üçlüsü, forvette de Burak Yılmaz yer
aldı. Bursaspor'un geçici teknik direktörü Ersel Uzgur ise, savunma hattında
Erdem-Dany-Serdar-Aziz Behich dörtlüsüne şans tanıdı. Onların önlerinde Bekir
ve Traore yer aldı. Traore, bu sezon ilk kez forma giydi. Ofans hattında sağda
Dzsudzsak, solda Emre Taşdemir ve ortada ise Josue konumlandı. Forvette ise
formanın sahibi Tomas Necid'di. İki takım da 4-2-3-1 düzenini tercih ederken
maç da Bursaspor'un vuruşuyla başladı.
Denizli
yönetimindeki Galatasaray, geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta da ilk 10
dakikadaki yoğun baskısıyla başladı maça… Ön alanda kurdukları baskıyla
Bursaspor'u top kayıplarına zorladılar. Ancak Sarı-Kırmızılılar, ilk 10
dakikada tehlikeli bir atak gerçekleştiremedi. Ev sahibinin ilk tehlikeli atağı
12'de geldi. Yasin'in soldan ortasında ceza sahası içinde Burak Yılmaz'ın
vuruşu auta gitti. Dakikalar 15'i gösterdiğinde, mücadele sıkıcı bir hal aldı
ve orta saha mücadelesine dönüştü. Rakip Bursaspor, 25. dakikadan sonra ofansif
anlamda daha ciddi hamleler yaptı. Yeşil-Beyazlıların ilk tehlikeli atağı da
25. dakikada geldi. Dzsudzsak, boş durumdaki Traore'yi gördü. Traore'nin şutunu
Muslera çeldi. Bir dakika sonra Galatasaray savunma arkasına atılan topta,
Tomas Necid güçsüz suçuyla kaleci Muslera'yı avlayamadı. 30'da Traore'nin ara
pasıyla topla buluşan Emre Taşdemir vurdu, Muslera yine kalesinde başarılıydı.
İlk yarıda başka tehlikeli pozisyon olmayınca, taraflar soyunma odasına golsüz
eşitlikle girdi. İlk 45 için Galatasaray başladı, Bursaspor bitirdi; ancak orta
saha mücadelesi ağırlıklıydı, diyebiliriz.
Kilidi Podolski Açtı
İkinci
yarının ilk 15 dakikalık bölümünde, Bursaspor daha göze batan bir futbol ortaya
koydu. Bu dakikalarda ev sahibi ise, oyunu kendi yarı alanında kabul etmek
zorunda kaldı. İkinci 45'in ilk tehlikeli atağı Bursaspor'dan geldi. Dzsudzsak
sağdan topu getirip yerden ortaladı, Emre'nin kötü şutu auta gitti. 53'te
Bursaspor önemli bir kontra atak yakaladı, Macar oyuncu Dzsudzsak'ın vasat şutu
Muslera'da kaldı. Galatasaray, ikinci yarının ilk 15 dakikasından sonra ofansif
olarak açılmaya başladı. Dakikalar 63'ü gösterdiğinde Podolski'nin sağdan
ortasında, zor durumdaki Burak'ın kafası dışarı gitti. Galatasaray baskıyı
iyice arttırırken, 69. dakikada sağ tarafta Sabri, kafayla topu ceza sahası
içindeki Podolski'ye gönderdi. Tecrübeli Alman golcü, topu göğsüyle kontrol
ettikten sonra dönüp çok sert vurdu. Top, Bursa kalecisi Mert'in kapadığı
köşeden ağlarla buluştu: 1-0! Podolski, ev sahibini üstünlüğe taşırken; bu
sezonki 7. golünü kaydetti. Bu golle birlikte, Bursaspor psikolojik olarak
oyundan koptu, Galatasaray ise oyunu rakip kaleye daha rahat yıktı. Dakikalar 80'i
gösterdiğinde, Sabri sağ taraftan ceza sahası içine yerden ortaladı. Burak'tan
seken topa kale önünde en son Yasin Öztekin dokundu ve skor 2-0'a geldi. 89'da
ise Podolski orta alanda topu kazandı ve Burak'a nefis bir ara pas
gönderdi.Burak da rahat bir son vuruşla topu filelerle buluşturdu ve tabelada
3-0'ı gördük. Burak, futbolculuk kariyerinde Bursaspor'a toplam 11. golünü
atmış oldu.Maç da bu skorla 3-0 sona erdi.
Galatasaray,
Mustafa Denizli yönetimindeki ikinci maçında (ilk iç saha mücadelesi), farklı
galibiyetle tanıştı. 3-0'lık galibiyet tabii ki kara bulutların dağılması ve
moral adına onlar için çok önemli olacak; yalnız bugün çok iyi ve etkili bir
futbol ortaya koyamadıklarını da söylemeliyiz. Mustafa Denizli'yi sezonun
ikinci yarısına kadar yargılamamalıyız. Çünkü deneyimli çalıştırıcı, kendi
mantalitesini ancak sezon arasında takıma aşılama fırsatı bulabilecek. Şu an
ilk devrenin bitişine 3 hafta kala Hamza hocadan kalan mirasla idare ediyorlar.
Öte yandan bugün Galatasaray'da Sabri, ofansif anlamda kusursuza yakın bir
performans ortaya koydu. Yaptığı 2 asistle (2. golde aslan payı onun)
galibiyette pay sahibi oldu. Burak Yılmaz, geçen haftaki iştahlı futbolunu bu
hafta da sürdürdü ve yine golünü attı. Gecenin yıldızı ise, 1 gol ve 1 asistlik
performansıyla Lukas Podolski oldu kesinlikle… Disiplininden ve yeteneklerinden
asla ödün vermiyor, her takımın onun gibi bir lidere ihtiyacı var. Bursaspor'a
gelirsek… Yeşil-Beyazlılar, berbat bir sezon geçiriyor. Çok fazla oyuncu
tercihi, yönetim yanlışları ve yanlış teknik adam seçimi bunun altında yatan
faktörler… Sürekli dibe doğru inen bir çizgiye sahipler… Kadro bütünlüğünü
yakalayabilmiş değiller. Dün oyunun belirli bölümlerinde iyi oynasalar da, bunu
tabelaya yansıtamadılar. Bu sezon ilk kez forma giyen Traore etkili futboluyla
dikkat çekerken; sol açık Emre Taşdemir ve sağ açık Dzsudzsak konuk ekibin en
iyisiydi. Necid üst üste 5 haftadır golle buluşamazken; psikolojik açıdan
rahatlatılması gerekiyor. Bu sezon büyük umutlarla yeniden kiralanan Josue'nin
de net bir şekilde düşüş yaşadığı görülüyor. Bursaspor'a toparlanması için
devre arası tatili ilaç gibi gelecek. O güne kadar, sancılı günler
Yeşil-Beyazlıları bekliyor.
İstanbul'daki
rüzgarlı ve soğuk havaya rağmen; siyah-beyazlı taraftarlar, takımı Beşiktaş'ı
Bşaakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda yalnız bırakmadı. Liderliğini pekiştirmek
isteyen ve Galatasaray'ın puan kaybetmesiyle birlikte rakibiyle olan puan
farkını 7'ye çıkarmak isteyen Beşiktaş; Okan Buruk yönetiminde alacağı puanlarla
toparlanmak isteyen Medicana Sivasspor'u konuk etti. Beşiktaş teknik direktörü
Şenol Güneş, sahaya yine Beşiktaş'ın bilindik ve alışılmış sistemini sürdü.
İstikrar, uzun zamandır Karakartal'da olmayan bir özellikti, deneyimli
çalıştırıcı Şenol Güneş de Beşiktaş'a bu özelliği getirdi. Siyah-beyazlılarda
İsmail, formuyla yine sol bekte sahadaydı. Gökhan Töre'nin yokluğunda ise solda
Quaresma ve sağda Olcay forma giydi. Okan Buruk'un Medicana Sivasspor'u ise,
4-2-3-1 düzeniyle sahadaydı. Okan Hoca, Beşiktaş'ın orta sahadaki etkinliğini
bitirebilmek adına; Taouil-Adem-Hakan üçlüsüyle oldukça defansif bir üçlü
çıkardı. Eneramo, eski takımı Beşiktaş'a karşı ileri uçta yer aldı.
Bu
bilgilerin gölgesinde, maç başladı. Beşiktaş, her zamanki gibi başlangıç
düdüğünden itibaren kontrolü eline aldı ve rakibi boğdu. İlk 14 dakika top daha
çok Beşiktaş'ta olurken; Siyah-Beyazlılar, hücum pres ile Sivasspor'a nefes
aldırmadı. İlk tehlikeli ataklarına da 6'da ulaştılar. Sivasspor kalecisi
Setkus'un ikramını, Mario Gomez değerlendiremedi. Ardından Olcay ve Sosa ile de
iki yüzde yüzlük pozisyonu kaçırdılar. 15'ten sonra Medicana Sivasspor
toparlanır gibi oldu. Üçüncü bölgede daha etkili bir futbol ortaya koydular.
Konuk ekibin yıldız ismi Aatif, iki net şutuyla kaleci Tolga Zengin'i geçemedi.
Dakikalar 30'u gösterdiğinde, Beşiktaş yine topu eline geçirdi ve sahadaki
kontrolünü arttırdı. 35'te Eneramo'nun kaçırdığı net fırsat, Sivassporlu
taraftarlara saç baş yoldurdu. Beşiktaş, Sivasspor'un birinci bölgedeki
kalabalık yapısı nedeniyle kilidi açmakta zorlanırken; imdada 44'te Atiba
yetişti. Sivassporlu Adem Koçak, ceza sahası içinde Atiba'yı itti ve Hakem
Hüseyin Göçek tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. Topun başına geçen Mario
Gomez, top ve kaleciyi farklı köşelere göndererek Beşiktaş'ı 1-0 öne geçirdi.
Takımlar, bu skorla soyunma odasına girdi.
Kartal kontrolü bırakmadı
Başakşehir
Fatih Terim Stadyumu'nda ikinci 45'in şifresini; Medicana Sivasspor'un savunmadan
çıkarken kaptırdığı toplar ve Beşiktaş'ın orta sahayı kontrol altına alarak
hücum pres hamleleri oluşturdu. Bu sayede Beşiktaş, oyunu rakip kaleye yıktı ve
rahat bir 45 dakika geçirdi. Konuk ekipte Mehdi Taouil'in de oyundan koptuğu
gözlemlendi. Orta saha oyuncusu ikinci yarıda 4 net top kaptırdı ve dördü de
Sivasspor kalesine tehlikeli pozisyon olarak döndü. Siyah-Beyazlıların bu
baskısıyla, Sivasspor ileriye top taşımakta oldukça zorlandı. Ev sahibi, ikinci
yarıdaki ilk tehlikeli atağını 54'te gerçekleştirdi. Ricardo Quaresma kazandığı
topu Mario Gomez'e aktardı. Alman forvetin vuruşunda, Sivasspor kalecisi Setkus
başarılıydı. Etkisiz Olcay'ın yerine Kerim Frei'nin de girmesiyle, Beşiktaş
70'ten sonra Kerim-Oğuzhan işbirliğinde etkili oldu. Uzatma dakikalarında ise
orta sahadan topu getiren Oğuzhan, Gomez'in yerine oyuna giren Cenk Tosun ile
verkaç yaptı. Oğuzhan, verkacın ardından topu yaptığı düzgün bir vuruşla
ağlarla buluşturdu ve maçın skorunu belirledi: 2-0!
Beşiktaş,
2-0'lık galibiyetle, Fenerbahçe'ye geçici olarak devrettiği liderliği geri
aldı. Siyah-Beyazlılar, istekli oyunuyla dikkat çekerken; ligde son 2 haftadır
devam eden kötü futbola da son verdiler. Lider, sorunlar yaşayan rakibi
Galatasaray'la arasındaki puan farkını 7'ye çıkarmış oldu. Beşiktaş'ı bu maçta
hücum presi, orta sahadaki yapısı ve ofansif bekler İsmail ile Beck'in hücuma
katkıları nedeniyle tebrik etmemiz gerekiyor. Sahadaki 11 futbolcu, hatta yedek
kulübesi bile çok iştahlıydı bugün ev sahibinde… Okan Buruk'lu Medicana Sivasspor
içinse, bu maç tabii ki ölçü olamaz; ancak Kırmızı-Beyazlılar bugün ikinci ve
üçüncü bölgeye top taşımakta bir hayli zorlandı. Ayrıca bu bölgelerde net bir
şekilde yaratıcı oyuncu eksikliği de yaşıyorlar.
Rize'de
stat tam olarak dolmamasına rağmen futbol açısından güzel bir atmosfer ve puan
konusunda hırslı iki takım karşı karşıya geliyordu. Hikmet Karaman yönetiminde
5 haftadır galibiyete hasret Çaykur Rizespor, Hamza Hamzaoğlu yönetiminde ligde
pozitif bir performans gösteren Galatasaray'ı misafir etti. Hikmet Karaman'ın
Çaykur Rize'sinde rakibe göre alınan önlemler izledik. Savunma drtlüsü aynı
dururken; Koray Altınay, Makiadi'nin yerine ön liberoda yer aldı. Bu hamle
Galatasaray'ın orta sahadaki yıldızları Sneijder ve Selçuk'a adım attırmamak
için yapılmıştı. Orta sahada ise Deniz Kadah'ın yerine Chevalier on numara
pozisyonunda, Patryk'in yerine de Ahmet İlhan Özek sol kanatta yer aldı.
Karaman, kontra atağa uygun bir yapıda çıkarmıştı takımını sahaya….
Galatasaray'da ise her şeyden önce sistem değişikliği vardı. Hamza Hamzaoğlu
sistemi 4-4-2'ye çevirmiş ve Burak'la birlikte Umut'u çift forvet yapmıştı. Sol
bekte Olcan, sağ bekte ise Sabri Sarıoğlu yer aldı. Bu değişiklikler ışığında,
ilk yarı başladı.
İlk
45 dakikada, ilk dakika ve son 30 dakika iki farklı tarz futbol vardı. Galatasaray,
ilk 15 dakikaya baskılı başlayan taraf oldu. Gol için saldıran
Sarı-Kırmızılılar, karşılığını aldı. Sol çaprazda Burak'tan pası alan Wesley Sneijder çok sert
bir şutla rakip kaleci Itandje'yi mağlup etti ve Galatasaray maçta erken 1-0
öne geçti. Böylelikle Sarı-Kırmızılılar, ilk 15 dakikada en fazla gol atan
takım olma unvanını devam ettirdi. Golün ardından Selçuk İnan'ı sakatlığa
kurban veren ekip, hem bunun hem de yorgunluğun etkisiyle oyundan düştü. Hikmet
Karaman'ın öğrencileri bu dakikadan itibaren üstünlüğü eline aldı ve ilk
yarının bitmesine yarım saat kala oyunu rakip kaleye yıktı. Chevalier'in ara
pasında topla buluşan Mehmet Akyüz, sağdan ceza sahası içine girdi ve düzgün
bir vuruşla topu filelerle buluşturdu: 1-1! Beraberlik golünü bulduktan sonra
daha da hırslanan ev sahibi, İlhan, Eren ve Chevalier eşliğinde ataklar
geliştirdi. Üstünlük golleri ise ilk yarının bitimine doğru geldi. Serbers
vuruşu kullanan Eren Albayrak, Mehmet Akyüz'e pasını gönderdi. Ceza sahasındaki
Mehmet Akyüz topa dokundu ve filelerle buluşturdu. Eren bu sezon 5. asistini
yapmış oldu. Mehmet Akyüz kendisinin ve takımının ikinci golünü kaydederken; ev
sahibi Çaykur Rizespor, devreye 2-1 üstün girdi. İlk yarıda son 30 dakikada
Koray ve Robin Yalçın önderliğinde üstünlüğü ele alan Çaykur Rizespor'da Eren,
Chevalier ve Mehmet Akyüz performanslarıyla dikkat çeken isimler oldular.
Galatasaray'da ise Sneijder'in etkili oyunu vardı.
Cimbom'dan
sert baskı
Galatasaray,
ikinci yarıya ilk yarıdaki 15 dakikada olan baskısıyla başladı. Üçüncü
bölgedeki hırslı yapılarını sert baskıyla birleştirdiler. Bu baskının meyvesini
65. dakikada aldılar. Galatasaray atağında Rize savunmasının uzaklaştırdığı
top, Podolski'nin önünde kaldı. Alman yıldızın beklemeden sert şutunda top
ağlarla buluştu ve durum 2-2'ye geldi. Benfica yorgunu Galatasaray, beraberlik
golünün arkasından son kalan gücünü de öne geçmek için kullandı. Hamza Hamzaoğlu'nun
sakatlık değişiklikleri nedeniyle hamle şansının olmaması, Sarı-Kırmızılara
orta alanı dinçleştirme şansını vermedi. Sneijder'in soldan kullandığı
kornerde, ceza sahasındaki karambolde topa son dokunan Olcan Adın oldu ve konuk
ekibi 2-1 yenilgiden 3-2'lik galibiyete taşıdı. Bu golde, Çaykur Rizespor
savunmasının ciddi adam paylaşımı hatası, gözlerden kaçmadı.
Bu
golün ardından Galatasaray yorgunluğun da etkisiyle geriye çekildi. Ev sahibi
Çaykur Rizespor ise, oyuna ikinci yarıda giren Deniz Kadah'ın ve yıpratıcı
forvet Leonard Kweuke'nin önderliğinde rakibe baskı uyguladı. Dakikalar 88'i
gösterdiğinde, Umut Bulut yaptığı faulle ikinci sarısını gördü ve oyun dışında
kaldı. Bu durum, Galatasaray'ı çökerten gelişme oldu. Çaykur Rizespor, 4
dakikalık uzatmayla birlikte rakip kaleye iyice yüklenmeye başladı. Orhan'ın
sağdan ortasında Kweuke, topu göğsüyle kontrol etti ve düzgün bir vuruşla
durumu 3-3'e getirdi. Bu golden iki dakia sonra 90+4'te Kweuke, soldan ceza
sahası içine girdi ve yerden ortayla topu Deniz Kadah'a gönderdi. Deniz'in topu
düzeltmesiyle birlikte yaptığı vuruş, ağları sarstı ve Çaykur Rizespor 3 dakika
içinde 2 gol bularak 4-3 öne geçti. Golün ardından santra yapılmadan maç sona
ererken; Çaykur Rizespor, oyunun belirli bölümünde yaptığı baskılarla, önemli
bir 3 puan almış oldu. Karadeniz ekibi 5 haftanın ardından kazanırken;
Galatasaray ise Benfica karşısındaki vasatlığını bu deplasmanda da sürdürdü.
Dünya futbolunun en çarpıcı gelişmesine ne Real Madrid’li
Cristiano Ronaldo, ne de Barcelona’lı Lionel Messi imza attı. Bu onur Milan’a
ve kaleci Gianluigi Donnarumma’ya ait…
İtalya Serie A ekiplerinden Milan, kadrosunu gençleştirme
konusunda önemli adımlar atıyor. Teknik direktör Sinisa Mihajlovic, takımın
kalesini 16 yaşındaki genç isim Gianluigi Donnarumma’ya emanet etti. 1999
doğumlu kaleci, böylelikle kendisinden yaş olarak iki kat daha büyük Diego
Lopez (34) ve Christian Abbiati (38) gibi isimlerin önünde takımın birinci
kalecisi oldu. Özellikle Mihajlovic’in çok güvendiği ve üzerine titrediği
Donnarumma, 1.95 cm’lik uzun boyu ve dev cüssesiyle de dikkat çekiyor. Sırp
teknik adam Mihajlovic, 16 yaşındaki kalecinin, üzerindeki heyecanı attıktan
sonra daha çevik olacağını ve ilerleyen yıllarda adını dünyanın önemli
kalecileri arasına yazdıracağını düşünüyor.
Türkiye’deki kalecilere
“abi”si kalıyor
Milan’ın birinci kalecisi Donnarumma, 1999 doğumlu ve 16
yaşında… Genç yaşında İtalyan ekibinin kalesini koruyacak Donnarumma’nın bu
durumuna, dünya futbolunda pek rastlanmıyor. 16 yaşındaki genç kaleciyi, Spor
Toto Süper Lig’de yer alan kalecilerle karşılaştırdığımızda, büyük bir fark
ortaya çıkıyor. Donnarumma; Spor Toto Süper Lig’in en genç kalecisi Çaykur
Rizespor forması giyen Gökhan Akkan’a 4 yaş fark atıyor. Yalnız Akkan’ın yedek
kaleci olduğunu unutmamak gerekiyor. Yine 16 yaşındaki kaleci, Spor Toto Süper
Lig’in en yaşlı kalecisi Ahmet Şahin’den (37) yaş olarak iki katından daha da
genç durumda…
Ortaya çıkan bu durum, Türkiye’nin futbolun eğitim ve
geliştirme yönündeki eksikliğini ortaya koyuyor. Ülkemizde, şu ana kadar 16
yaşındaki hiçbir kaleci takımlarında şans bulamadı. Türkiye’de kaleciler, en
erken 20-22 yaşlarında forma giymeye başlarken; öyle bile olsa takımın birinci
kalecisi olmaları bir hayli zaman aldı. Türkiye’den bir örnek vermek gerekirse;
böyle bir başarıyı en yakın zamanda başarabilen son isim, Onur Kıvrak’tı. O
yıllarda Karşıyaka’nın teknik direktörlüğünü yapan Engin İpekoğlu, 18 yaşındaki
Onur’a güvenmiş ve onu Karşıyaka’nın birinci kalecisi yapmıştı. Onur Kıvrak’ın
da Trabzonspor’a kadar uzanan macerası, 18 yaşında başlamış oldu. Bir diğer
örnekte, Galatasaray’ın yedek kalecisi Cenk Gönen’i, 16 yaşında Türk futboluna
kazandıran Giray Bulak öne çıkıyor. Ancak Cenk, o zamanlarda ağırlıklı olarak
yedek bekliyor ve 20’li yaşlarına kadar kendini pek gösteremiyor.
Galatasaray’da Eray İşcan, Fenerbahçe’de de Mert Günok zaman zaman şans bulan
genç kalecilerdendi; ancak bir türlü takımın birinci kalecisi yapılmadılar ve
kadroya girmekte dahi zorlandılar.
Ülkemizde şu an durum
ne?
Milan’ın 16 yaşındaki birinci kalecisi Gianluigi Donnarumma,
Türkiye ile kıyaslandığında, “abi” ve “baba” diyeceği yaş farkı olan isimleri
geride bırakıyor. Türkiye’de Donnarumma ile karşılaştırıldığında en az 4 ile
başlayan ve 21’e kadar uzanan bir yaş farkı oluşuyor. Spor Toto Süper Lig’de
forma giyen kalecilerin yaşları ise futbolseverlere farkı daha net anlatacak.
Futbol bir tutkudur, aşkların en büyüklerindendir. Türkiye'de bu sözleri duyamayacağınız kişi sayısı çok azdır. Her ne kadar "Kirlendi, zevk vermiyor, Türk futbolu geriliyor!" nidalarını yıl boyunca sohbetlerimize sıkıştırsak da; yine de futbolsuz yapamayız ve kuruluruz her maçı izlemeye televizyon karşısına... Futbolsuz hep bir şey eksiktir, futbolsuz yarım kalmış hissedersin. Sezon bitiminde tatil olan o 2.5 ay bir türlü geçmek bilmez. Takvimlerde işaretler sayarsın gerekirse... İşte o kutsal gün geldi. Spor Toto Süper Lig'de 2015-2016 sezonu Cuma günü oynanacak Fenerbahçe-Eskişehirspor maçı ile kapılarını açıyor. Geçtiğimiz sezonun şampiyonunun Hamza Hamzaoğlu yönetimindeki Galatasaray olduğunu bir kez daha hatırlatalım...
Galatasaray, yaz döneminde genellikle genç ve ucuz isimlere yöneldi. Fenerbahçe, ciddi miktarda bir transfer ücreti harcayarak Türkiye için bir rekor kırmış oldu. Beşiktaş hem hoca hem de kadro takviyeleriyle dikkat çekti. Trabzonspor, Shota Arveladze ile başarılı olabilecek mi? Bursaspor, şampiyon antrenörü Ertuğrul Sağlam ile aynı rüyayı bir kez daha yaşayabilecek mi? Nokta tavsiyeleriyle Başakşehir'in durumu ne olacak? Rıza hoca, Kasımpaşa'yı kanatlandırabilecek mi? Ligin yenileri Kayserispor, Antalyaspor ve Osmanlıspor'un akibeti neler olacak? Bu ve bunun gibi tüm soruların hepsi Cuma günü başlayıp Mayıs ayının sonunda bitecek Spor Toto Süper Lig'in 2015-2016 sezonunda yanıtlanacak.
Spor Toto Süper Ligi, yeni sezonda yıldızlara da doymuş olacak. Robin Van Persie, Nani, Kjaer, Mario Gomez, Ricardo Quaresma, Samuel Eto'o, Lukas Podolski, Mbia, Tomas Necid, Isaac Cuenca, Hugo Rodallega gibi Avrupa'da önemli sayıda başarı ve tecrübe kazanmış isim, yeni sezonda ligimizde mücadele edecek. Başlayacak yeni sezon öncesi, takımlarımızın durumunu ve muhtemel dizilişlerini sizlere analiz etmek istedim. Sıralama en yüksek kadro değerinden, en düşüğüne doğru hazırlanmıştır, bilginize...
Fenerbahçe
Sarı-Lacivertliler, yeni sezon için takımı Olympiakos'ta yaşadığı şampiyonluklarla dikkat çeken Vitor Pereira'ya emanet etti. Sportif Direktörlüğe getirilen Terraneo ise, Fenerbahçe'ye kazandırdığı yıldız transferlerle yeni sezon öncesi büyük sükse yaptı. Pereira, genellikle hücum futbolunu benimseyen bir karaktere sahip... Ancak, Olympiakos yıllarında defansif özelliklerinin arttığını fazlasıyla gözlemledik. Yani takım zaman zaman 1-0'ın üstüne yattığında; Sarı-Lacivertli taraftarlar şikayet etmemeli ve bu duruma alışmalı... Takıma katılan isimler; Sao Paulo'dan Josef de Souza, Lille'den Simon Kjaer, Manchester United'ten Robin Van Persie ve Nani, Porto'dan kiralık olarak Fabiano ve Ba, Bursaspor'dan Şener Özbayraklı, Fernandao ve son olarak Ozan Tufan oldu. Kiralık sözleşmesi biten Stoch ise, Fenerbahçe'ye geri döndü ve takımda tutuldu. Emmanuel Emenike, Mert, Dirk Kuyt, Webo, Egemen, Selçuk, Emre, Bekir ve Beykan ise takımdan gönderilen isimler oldu. Takımdan ayrılan bu isimler ile birlikte, Fenerbahçe yaş ortalamasını bir hayli düşürdü ve rahatlamış oldu. Ayrıca, Sarı-Lacivertliler, yarışacağı üç kulvar için iki tane kaliteli 11 çıkaracağı bir kadroya sahip oldu. Uzun ve yorucu sezonda, bu durum, onlar için çok büyük bir avantaj... İki Shakhtar Donetsk maçında, takımın birbirine ve sisteme alışamadığı görüldü. Defansif zaaflar da dikkat çekince; Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden elenmiş oldu. Yollarına Avrupa Ligi'nde devam edecekler. Yarın çıkacakları karşılaşma öncesi, hala hazır görünmüyorlar. Yıldızları Robin Van Persie'nin form durumu ve performansı da onlar için önemli bir mesele olacak sezon boyu... Takımın tam olarak oturması için birkaç haftaya ihtiyaçları var.
Bir dal Van Persie alır mısınız ? :)
Galatasaray
Sezonu 3 kupa ile kapatan ve Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu ile önemli bir uyum yakalayan Galatasaray, sezona mutlu ve güçlü giren ekiplerden... Dördüncü yıldızı takan Türkiye'de ilk kulüp olan Galatasaray; Fenerbahçe ve Beşiktaş ile girecekleri şampiyonluk yarışı öncesi, kadrosunu en az geliştirebilen ekip konumunda... Mali yetersizliklerden ve Financial Fair Play'den alabilecekleri olası bir Avrupa'dan men cezasından dolayı genellikle genç ve az maliyetli isimlere yöneldiler. Takımın en önemli transferi, Arsenal'den takıma kazandırılan ve Almanya milli takımı ile şampiyonluklar kazanmış Lukas Podolski oldu. Podolski'nin hem sol açık hem forvet olarak forma giyebilecek olması, Hamza Hoca'nın elini güçlendirecek. Takıma katılan diğer isimler ise; Troyes'tan Lionel Carole, Akhisar'dan Bilal Kısa, Real Madrid Castilla'dan Jose Rodriguez ve Reading'ten Jem Karacan oldu. Sercan Yıldırım ise şu an için kulüpte kaldı. Amrabat, Bruma, Aydın Yılmaz, Dany, Pandev, Gökhan Zan ve Sinan Bolat takımdan ayrılan isimler... Dzemaili ve Melo'nun da ayrılması gündemde... Melo problemi, iki sezondur olduğu gibi Galatasaray'ın başını ağrıtmaya devam ediyor. Melo, Galatasaray'ı küçük görüyor ve her sezon bencilce davranışlarıyla kulübü küçük duruma düşürüyor. Melo'ya bu konuda çok fazla prim veren Galatasaray yönetimi ve teknik kadrosu, bu sorunun tek hatalısı... Brezilyalı yıldız ise, bu saatten sonra kalması durumunda ne kendine ne de takımın sistemine fayda sağlayabilir. Carole, Podolski ve Bilal; kamp dönemindeki formda performanslarıyla dikkat çekti. 7 numarayı alan Yasin ise, formayı kolay kolay kaptırmayacağını performansını arttırarak kanıtladı.
Galatasaray'ın yeni yeteneği Carole'ü yakından tanıyalım:
Beşiktaş
Slaven Bilic ile balayının kısa sürdüğü Beşiktaş'ta yeni teknik patron, Bursaspor'a oynattığı pozitif takım oyunuyla dikkat çeken ve Türk futbol tarihinde özel bir yeri olan Şenol Güneş oldu. Deneyimli hoca, geldiği günden bu yana yaptığı olumlu açıklamalarıyla Siyah-Beyazlı taraftarların kalbine su serpmeye devam ediyor. Öte yandan, Bursaspor'a yaptığı gibi; Beşiktaş'ın sezon sonunda ligin göze en hoş gelen futbolu oynayan takımı yapacağı görüşündeyim. Yani Beşiktaşlı taraftarlar, artık 3 puan kaybetse bile en azından sahada güzel futbol görecek ve takımını alkışlayacak. Yeni sezon öncesi, Vodafone Arena'nın hala bitmemiş olması, Siyah-Beyazlıların önündeki tek dezavantaj... Çatı çökmesi ile birlikte, stadın bu seneye yetişemeyeceğini ve Beşiktaş'ın yine stadsız kalacağını düşünüyorum. Yönetim, stad yapılana kadar tüm maçların zülumpiyat (!) Olimpiyat Stadı'nda oynanacağını açıkladı. Yeni sezon öncesi, takıma katılan isimler Fiorentina'dan Mario Gomez, Porto'dan Ricardo Quaresma, Gremio'dan Rhodolfo, Hoffenheim'den Beck ve Gençlerbirliği'nden Tosic oldu. Demba Ba, Atınç Nukan, Sivok ve Holosko ise takımdan gönderildi. Kiralık sözleşmesi biten Ömer Şişmanoğlu Beşiktaş'a geri döndü.
Mario Gomez golleri izleyip biraz daha heyecanlanalım:
Trabzonspor
Önce Ersun Yanal'ın ayrılışı, sonra Shota'nın takımın başına getirilişi, ardından Onur kavgası ve Rabotnicki'ye elenip Avrupa Ligi'ne veda etmek... Tüm bunlar, Trabzonspor'un bir kaos ortamında lige başlayacağının işareti... Transferler Shota'nın istekleriyle Sportif Direktör Süleyman Hurma tarafından yönetilse de; Bordo-Mavililerin halen daha stoper ve sağ açık konusunda eksikleri görülüyor. Shota "Ferguson gibi olacağım!" dese de Trabzonspor için yeni sezonda işler umulduğu gibi gitmeyebilir. Hull'dan N'Doye, Sevilla'dan Mbia, Lazio'dan Cavanda, Alkmaar'dan Esteban, Kayserispor'dan Okay ve Alper takıma katılan yeni isimler oldu. Waris, Gökhan Karadeniz, Caner, Abdülkadir, Kadir, Belkalem ve Hakan takımdan ayrılan isimler oldular.
Bursaspor
Bursaspor için 2015-2016 sezonu çok riskli başlıyor. Öncelikle teknik direktör Şenol Güneş, Bursaspor'un yolunu tuttu. Ardından takımın iskeletini oluşturan Ozan Tufan, Şener, Fernandao, Belluschi takımdan ayrıldı. Böyle bir kaos ortamında başladı Timsahlar yeni sezon hazırlıklarına... Takım, daha önce Bursaspor'u tarihinde ilk kez şampiyon yapan Ertuğrul Sağlam'a yeniden emanet edildi. Yukarıda saydığım isimlere ek olarak Enes, Civelli ve Batuhan Altıntaş da takımdan ayrıldı. Yeşil-Beyazlılar birçok isimle anlaştı. Öncelikle Josue tekrar kiralandı. Zwolle'den Necid, Hoffenheim'den Advincula, Parma'dan Jorquera, Shkendija'dan Berisha, Beşiktaş'tan Sivok, Fenerbahçe'den Mert, Galatasaray'dan Dany, Karabükspor'dan Erdem, Deportivo'dan Cuenca, Club Brugge'den De Sutter ve Standard Liege'den Bia takıma katıldı. Dinamo Moskova'dan Dzudszak'ın da takıma katılacağı belirtiliyor. Bu transferlerle birlikte Süper Kupa'da da gördük ki, Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u daha defansif ve Şenol Güneş Bursa'sından çok daha az yaratıcı bir takım kimliğinde olacak. Yapılan yeni transferlerin uyumu, defansif futbol ve takımın oturması derken Yeşil-Beyazlı taraftarları ecel terleri dökeceği günler bekliyor.
Takımın yeni forveti Necid'den bir dal alalım:
Medipol Başakşehir
Geçtiğimiz sezon Abdullah Avcı yönetiminde ligi 4. bitiren Başakşehir, Avrupa Ligi'nde mücadele etme hakkı kazanmıştı.Alkmaar'a elenerek Avrupa'ya çabuk veda ettiler. Özellikle savunmalarıyla ilerisi için bir umut vermediler. Geçtiğimiz sezonun en iyi savunmacılarından biri olan Epureanu'nun ilk yarıyı kapatması, onları fazlasıyla zorlayacak. Özetle, geçen yıl kadar defansif bir takım olamayacaklar, daha çok gol yiyeceklerini düşünüyorum. Fenerbahçe'den Emre ve Bekir, Split'ten Cikalleshi, FC Heart'tan Musa ve Kayseri Erciyes'ten Cenk Ahmet takıma katılan isimler oldu. Tayfun, Rızvan ve Tom ise takımdan ayrıldı. Abdullah Avcı, yeni sezonda hücum bölgesinde Perbet'yi daha çok düşünmeli.. Fransız golcü, bu ligde önemli işler yapabilecek kalitede...
Kasımpaşa
Kasımpaşa da teknik direktör değiştirdi ve takımın başına Mersin İY'den tanıdığımız Rıza Çalımbay'ı getirdi. Rıza Hoca önderliğinde değişik bir yaz transfer dönemi geçirdiler. Gelen isimler pek dikkat çekmese de; gidenler Kasımpaşa'ya önemli bir kayıp yaşatabilir. Ancak Rıza Hoca'nın başında olduğu takımların hem sistem hem de oyunculara yapılan fiziksel-mental takviyelerle sezona hep iyi başladığı gerçeği de önümüzde... Litex'ten Bozhikov, Galatasaray'dan Aydın Yılmaz, Chelsea'den kiralık Omeruo, Kayserispor'dan Abdullah, Gaziantepspor'dan Eray, Bahia'dan Titi, Gençlerbirliği'nden Ramazan, Sivasspor'dan kiralık olarak Hakan Arslan ve Rio Ave'den kiralık olarak Del Valle transfer edildi. Babel, Özer, Aytaç, Barış, İlhan, Sancak, Alpaslan ve Viudez ise takımdan ayrıldı.
Kasımpaşa'nın yeni hücum gücü Del Valle'ye bir göz atalım:
Eskişehirspor
Michael Skibbe ile yoluna devam eden Eskişehirspor, yeni sezon öncesi ihtiyacı olan mevkilere transfer yapma yoluna gitti. Önemli isimler takıma kazandırılırken; defans ve orta saha anlamında biraz yetersiz kaldıkları hissediliyor. Sezon öncesi hazırlık kamplarında ve TSYD kupasında iyi sinyaller vermediler. Skibbe'nin Es-Es'i yine zorlu takımlara sürpriz yapmaya ve sezon sonu orta sıralarda tutunmaya çalışacak. Akhisar'dan Gekaz, Çaykur Rizespor'dan Engin Bekdemir, Ankaragücü'nden Aytaç, Qarabag'dan Muarem, Karabükspor'dan Emre, Kayseri Erciyes'ten Anıl Karaer, Grasshoppers'tan Ben Khalifa, Nueva'dan Defederico ve Standard Liege'den kiralık olarak Alpaslan transfer edildi. Ergün, Serdar Özkan, Sissoko, Diego, Hürriyet ve Mori ise takımdan ayrıldı.
Gençlerbirliği
Gençlerbirliği, yeni sezon öncesi teknik direktör değiştirme modasına uydu ve takımın patronu olarak İskoçya liginden başka pek tecrübesi olmayan Stuart Baxter'i takımın başına getirdi. Bu seçim orta şekerli olarak gözükse de; eğer tutarsa, çokça bahsedilecektir. Yaz transfer dönemi piyasasında bir hayli aktiftiler. Tosic'i kaybetmeleri onlar için dezavantaj oldu; ancak Uğur Çiftçi, o açığı fazlasıyla kapatacaktır. Sağ bek eksikleri ciddi olarak görülüyor. Hazırlık kampında başarılı maçlar çıkardılar ve kondisyon anlamında formda gözüktüler. Özellikle El Kabir oldukça formdaydı, bu formunu sürdürmesi halinde sezon sonu Gençlerbirliği'nde kalmayacaktır. AIK'ten Dimitriadis, Odense'den Spelmann, Hacken'den Atta, Steau Bükreş'ten Latovlevici, Zulte Waregem'den Skulason ve Hammarby'den Hopf transfer edilen isimler oldu. Tosic, Özgür, Ramazan, Antal, Hakan, Petrovic, Gosso, Ekigho, Hleb, Sedat ve Nizamettin takımdan ayrıldı.
Çaykur Rizespor
Hikmet Karaman ile yoluna devam eden Karadeniz ekibi, transfer döneminde fazla aktif değildi. Geçen sezonun başarılı kadrosunda, ihtiyacı olan yerlere takviye yapma yoluna gittiler. Yapılan transfer önderliğinde, daha ofansif bir Rize izleyeceğimizi düşünüyorum. Gol yollarında zorlanmayacaklardır. Hazırlık maçlarında da bunu gözlemledi. Takıma öncelikli olarak Kortrijk'den forvet Teddy Chevalier kazandırılarak önemli bir iş yapıldı. Chevalier, bitiriciliği ile Spor Toto Süper Lig'in dikkat çeken yıldızlarından olacaktır. Jagellonia'dan Tuszynski ve Dzalamidze, Ankaragücü'nden Gökhan, Karabükspor'dan Ahmet İlhan, Stuttgart'tan Robin Yalçın, Paok'tan Itandje, Kayseri Erciyes'ten Diakhate ve Boye, Akhisar'dan Mehmet Akyüz ve Al-Shorta'dan Durgham takıma kazandırılan diğer isimler... Ali Adnan, Engin, Giray, Sezer, Serkan, Oğuzhan, Cenk ve Aykut gibi isimler de takımdan ayrıldı.
Chevalier'den bir demet sunayım size:
Sivasspor
Sergen Yalçın önderliğinde lige devam eden Sivasspor, transfer sezonunda fazla aktif değildi. Bütçeleri doğrultusunda düşük bonservis bedelli isimlere yöneldiler. Sergen Yalçın, iddialı açıklamalarıyla hedeflerini belirtiyor; ancak ellerindeki kadro bunu başaracak mı hep birlikte göreceğiz. Hazırlık kamplarında pek isi sinyaller vermediler. Ludogorets'ten transfer edilen Abalo, fark yaratacak bir isim ve Sivasspor'un gol yollarında etkili olacaktır. Karabük'ten Hakan, Erkan ve Yiğit, Kerkyra'dan Setkus, Erciyesspor'dan Orhan ve Fenerbahçe'den Beykan takıma kazandırılan diğer isimler. Kadir, Utaka, Cihan, Abdurrahman, Uğur ve Hakan ise takımdan ayrıldı.
Abalo'yu bir izleyelim mi?:
Osmanlıspor
PTT 1. Lig'den yükselerek bu sezon Süper Lig'de mücadele etmeye hak kazanan Osmanlıspor, takımın patron koltuğuna Mustafa Reşit Akçay'ı oturttu. Hazırlık maçlarında diri ve formda bir görüntü verdiler. Akçay'ın transfer raporları doğrultusunda listedeki isimleri kadrolarına kattılar. Bodo'dan NDiaye, Astra'dan Seto, Fenerbahçe'den Webo, Boluspor'dan Ömer, Benfica'dan Artur, Udinese'den kiralık olarak Torje, Gençlerbirliği'nden Hakan, Ruzemberok'tan Sapara, Konya'dan Mehmet Güven, Karabük'ten Musa, Rio Ave'den Pinto, Hajduk'tan Vrsajevic ve Atletigo MG'den Patric transfer edildi. Ragıp, Ercüment, Ahmet, Muhammet Reis, Dilaver, Caner ve Mehmet Yıldız takımdan ayrılan isimler oldu. Soro'nun durumu da belirsizliğini koruyor.
Torje, her takım için büyük bir güç:
Kayserispor
Türkiye'nin en genç teknik direktörü Cüneyt Dumlupınar yönetiminde geçtiğimiz sezon Spor Toto Süper Lig'de mücadele etmeye hak kazanan Kayserispor, ilk iş olarak Cüneyt Dumlupınar'ı büyük bir ayıpla görevden aldı ve takımın başına Tolunay Kafkas'ı getirdi. Tolunay Kafkas, geldiği gibi yarım kalmış işlerinin olduğunu belirtti ve hazırlıklara başladı. Hazırlık maçlarından gördüğüm kadarıyla yeni sezonda daha dikine ve daha agresif bir Kayserispor izleyeceğiz. Okan ve Alper gibi önemli gençleri kaybetmeleri onlar adına bir dezavantaj... Nobre, Bobo, Abdullah Durak, Anıl, Mehmet Eren, Cemil, Çağlar, Serkan, Serdar, Yener, Sereno ve Murat Akın takımdan ayrılan diğer isimler oldu. Benfica'dan iki kiralık Diego Lopes ve Derley, Galatasaray'dan kiralık olarak Furkan, Go Ahead'den Deniz Türüç, Trabzon'dan iki kiralık Zeki ve Mustafa Akbaş, Karabükspor'dan Abdülaziz, Mabiala ve Sow takıma katılan isimler oldu. Özellikle Deniz Türüç, Spor Toto Süper Lig'de kalitesini fazlasıyla ispatlayabilecek bir genç..
Antalyaspor
Teknik Direktör Yusuf Şimşek önderliğinde play-off'lar sonucu Spor Toto Süper Lig'e yükselen Antalyaspor, yine Yusuf Şimşek ile yoluna devam ediyor. Başkan Gültekin Gencer sayesinde flaş transferlere imza atarlarken; Eto'o'nun tam olarak hazır olmadığı gözüktü. Ayrıca hazırlık maçlarında pek de iyi sinyaller vermediler. Hedefleri küme düşmemek olacak. Kaleci ve savunma anlamında transferlere ihtiyaçları var. Samuel Eto'o'yu renklerine bağlayarak sansasyonel bir transfere imza attılar. Zeljeznicar'dan Kvesic, Nürnberg'den Celustka, Eskişehir'den Serdar Özkan, Karşıyaka'dan Rıdvan, Sivasspor'dan Kadir, Chievo'dan kiralık olarak Lazarevic, Samsunspor'dan Mbilla, Coritiba'dan Chico ve Akhisar'dan Koray transfer edilen diğer isimler oldu. Boum, Adem, Mehmet Sedef, Arif, Çağrı ve Ramazan ise takımdan ayrıldı.
Torku Konyaspor
Aykut Kocaman ile uyumlu bir birliktelik yakalayan Konyaspor, Avrupa kupaları hedefi doğrultusunda deneyimli çalıştırıcı ile yoluna devam etti. Hazırlık maçlarında dirençli ve pas ağırlıklı bir futbol ortaya koydular. Transfer döneminde genellikle ucuz ve bonservisi elinde olan isimlere yöneldiler. Torje'nin yokluğunda, takımın liderliğini Meha üstlenebilir. Özellikle Bosna Hersek Ligi'nin gol kralı Bajic, yetenekleriyle Yeşil-Beyazlılar adına fark yaratan bir isim olabilir. Zejeznicar'dan Bajic, Legia Varşova'dan Dossa Junior, Rize'den Serkan, Paderborn'dan Meha, Eskişehitspor'dan Sissoko, Aue'den Selçuk, Gençlerbirliği'nden Emre Can ve Karabükspor'dan kiralık olarak Traore takıma katılan isimler oldu. Hasan Kabze, Fuchs, Barış, Kokalovic, Recep, İshak, Torje ve Mehmet gibi isimler de takımdan ayrıldı.
Yeni yetenek Meha:
Gaziantepspor
Yeni sezon öncesi mali açıdan iyi durumda bulunmayan Gaziantepspor, önemli transferler yapamadı ve kiralık ile bonservisi elinde isimlere yöneldi. Teknik direktörlüğe Mutlu Topçu getirildi. Onları bu sene defansif ağırlıklı izleyebiliriz. Bu yüzden Chico'yu kaybetmeleri kötü oldu diyebiliriz. Hazırlık karşılaşmalarında, pek hazır olmadıkları görüldü. Boluspor'dan İsmail Haktan, Antalyaspor'dan Mehmet Sedef, Galatasaray'dan kiralık olarak Alperen, Bayrampaşa'dan Süleyman, Torpedo'dan Putilo, Chapecoense'den Abuda ve Granada'dan Larsson transfer edildi. Özellikle Larsson'un hücum anlamında Kırmızı-Siyahlılara önemli katkı verecektir. Chico, Binya, Şenol, Eray, Gökhan ve Leal de takımdan ayrılan isimlerdi.
Akhisar Belediye
Akhisar, yeni sezon öncesi, geçtiğimiz sezon Balıkesirspor ile mücadele eden Cihat Arslan'ı teknik direktörlüğe getirdi. Cihat Hoca'nın etkileriyle, Akhisar sezonun güzel futbol sergileyen takımlarından biri olabilir. Yalnız Gekas ve Bilal'i kaybetmeleri büyük handikap... Bilal, saha içinde takımın en büyük yönlendiricisiydi. Gekas'sız ve Bilal'siz oynamak, Akhisar'lı futbolcular için yeni ve sancılı bir deneyim olacak. Orta sahada orta alana transfer ihtiyaçları var. Trabzon'dan Caner, Abdülkadir ve Kadir, Balıkesirspor'dan Aykut, Konya'dan Hasan Kabze, Porto'dan kiralık olarak Sami, Şanlıurfa'dan Bora, Fulham'dan Rodallega, Partizan'dan Lukac ve Karabük'ten Onur transfer edilen isimler oldu. Gekas, Yiğit, Mehmet Akyüz, Oğuz, Luan, Zokora, Koray, Sertan, Zeki ve Vaz Te ise gönderilen isimler... Rodallega ve Sami eşliğinde, Ege ekibinin yaratıcı gücü bir hayli artacak.
Mersin İdmanyurdu
Mersin için son derece olumsuz bir sezon... Getirilen transfer yasağı nedeniyle takıma takviye yapamadılar. Bunun yanında Rıza Çalımbay, yönetimle ters düşmesi sonucu takımdan ayrıldı. Takımın başına Mesut Bakkal getirildi. Nihat Şahin, Sinan, Servet, Serkan, Adem takımdan ayrılan isimler oldu. Hasan, Kudbettin ve Cemal gibi gençleri altyapıdan as kadroya dahil ettiler. Nakoulma, Khalili ve Mitrovic gibi isimleri kadroda tutmaları en büyük artıları oldu. Mesut Hoca önderliğinde bu yıl Spor Toto Süper Lig'de fazlasıyla yıpratıcı bir savaş verecekler.
Türkiye'de o büyülü haftalar geldi çattı yine... Futbol ateşi yanmaya başladı. Haftaya başlayacak Spor Toto Süper Lig öncesi içimiz kıpır kıpır.. TFF Süper Kupa 2015'te Spor Toto Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası sahibi Galatasaray, Ziraat Türkie Kupası finalisti Bursaspor ile başlayacak yeni sezon öncesi kozlarını paylaştı. Karşılaşmada gülen taraf, Bursaspor'u Yasin'in golüyle 1-0 geçen Galatasaray oldu. Galatasaray, 3'te 3 yapmış da oldu. Spor Toto Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası'nın ardından TFF Süper Kupa zaferi geldi.
Ankara'da tribünde yer yer boşluk olsa da ilginin yeterli olduğunu söylemek mümkün... Dördüncü yıldız apoletini takan Galatasaray, 18 takım içerisinde en hazır takım görüntüsünü vermişti hazırlık kamplarında... İlk 11'de yeni transferlerden Podolski ve Bilal Kısa yer aldı. Podolski sol açıkta forma giyerken; Bilal Kısa da Melo'nun yerinde oynadı. Bursaspor'da, Ertuğrul Sağlam'ın gelişi ve önemli oyuncuların gidişiyle taşlar yerinden oynamıştı. Yeşil-Beyazlıların hem kadro olarak hem de oyun mantalitesi anlamında çok değiştiklerini gördük. Yeni transferlerden Mert Günok kalede, Erdem ve Sivok defansta, Jorquera ise orta sahada yer aldı. Teknik direktör Ertuğrul Sağlam, sol bekte Aziz Behich'i değerlendirirken; Emre Taşdemir'in atletik özellikleri ve hızından sol ön bölümde yararlanmak istedi. Böylelikle Sabri-Yasin kulvarını da bozacaktı. Ertuğrul Sağlam, Ozan Tufan'a sağ açık olarak görev verirken; Necid'in sakatlığı yüzünden Cedric Bakambu'yu forvete çekmişti.
Maça hızlı başlayan taraf, Galatasaray oldu. Bilal ile Selçuk oyunu kurarlarken; Sarı-Kırmızılılar özellikle Sneijder, Yasin ve Podolski ile etkili olmaya çalıştı. Yasin Öztekin ve Podolski, Bursaspor savunmasında rahatça hareket ederken; Bilal ise ön liberodan attığı etkili paslar ve oynadığı akıllı oyunla dikkat çekti. İlk 20 dakikada Galatasaraylı futbolculara geçit vermeyen Mert Günok, 21. dakikada kalesinde golü gördü. Sağ kulvarda topu önüne alan Yasin, çalımlarla içeri doğru girdi ve düzgün vuruşunda, Mert'in de tedirgin halde yakalanmasıyla Sarı Kırmızılılar 1-0 öne geçti. Bu golde Bursaspor'lu Aziz,Sivok ve Serdar'ın birbirine bakması ve Yasin'in önüne atlamamaları büyük bir defansif hataya neden oldu. Golden sonra da yüklenmeye devam eden Galatasaray, yine Yasin ve Sneijder ile etkili pozisyonlar bulmaya çalıştı. Sneijder'in gelişine güzel şutunu, aynı güzellikte çıkaran Mert, kalesinde etkiliydi. Bursaspor, ilk yarıda oyunu daha çok kendi yarı alanında kabul etti ve kaptığı toplarla hızlı hücumlar yakalamayı hesapladı. Ancak Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u şu an için aşırı defansif gözüktü. Önemli bir finalde yeşil beyazlılar, sahada 8 defansif asıllı futbolcuyla (Aziz-Sivok-Serdar-Erdem-Şamil-Jorquera-Ozan-Emre) yer aldı. Hal böyle olunca üçüncü bölgede çoğalamadılar ve rakip kalede fazla tehlike yaratamadılar. Konuk ekip için ilk yarıda tek önemli pozisyon vardı, o da Bakambu ve Ozan'ın art arda Muslera'ya takıldıkları pozisyon... Sivok'un bir golü de haklı olarak ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Galatasaray, soyunma odasına 1-0 galip giren taraf oldu. Galatasaray'da Bilal ve Yasin ilk yarıda bir adım öne çıkarken; Bursaspor'da ise Mert, Ozan ve Emre dikkat çeken isimlerdi.
İkinci yarıda takımlar risksiz oyunu tercih etti ve maç genel olarak orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Yani bu iki takımı, ikinci yarıdaki futbollarıyla değerlendiremeyiz. Bakambu ve Yasin'in karşılıklı atakları hariç ikinci devrede tehlikeli bir pozisyon olmadı. İkinci yarıda teknik direktörlerin oyuncu değişikleriyle birlikte denediği stratejiler damga vurdu. Galatasaray'da Jem Karacan, Bursaspor'da da Advincula yeni takımlarıyla ilk kez resmi bir maça çıktı. Ertuğrul Sağlam; Ozan İpek değişikliğiyle Emre'yi sol beke, Advincula değişikliği ile de Ozan'ı orta alana döndürdü. Galatasaray'da ise Emre, Jem ve Umut oyuna sırasıyla giren isimler oldu. Oyunun son bölümlerinde, Emre Çolak'ın Ozan Tufan'a istemeyerek de yaptığı sert hareket sonucu direkt kırmızı kartla oyundan atılması, finale gölge düşürdü. Direkt Ozan'ı sakatlayabilecek bir hamleydi.
Bu bölümün ardından 10 kişi kalan Galatasaray'a karşı iyice yüklenen Bursaspor, aradığı fırsatları bulamadı ve maçta gülen taraf, 1-0 ile Galatasaray oldu. Bu sonucun ardından, Galatasaray 3'te 3 yaparak Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu ile başarısını bir kez daha taçlandırdı. Bursaspor ise, Ertuğrul Sağlam'ın gelişi sonrası iyice defansif gözüktü ve ilerisi için pek güven vermedi. Yeşil-Beyazlı taraftarlara, Ertuğrul Sağlam ile birlikte tekrar kahır günlerinin geldiğini söylemek şu an için doğru bir tabir olur. Galatasaray'da Bilal Kısa ile Yasin Öztekin'in kırk yıllık Galatasaraylı gibi oynadıklarını unutmamak gerek... Bilal Melo'yu asla aratmazken; oyunun iki yönüne de katkısıyla alkışlandı. Yasin Öztekin ise, aldığı 7 numaralı formasıyla daha da kanatlanmış gözüktü. Bir olumsuzluk yaşamadığı sürece, ligimizde Galatasaray'ın en büyük silahlarından olacaktır bu sezon...
Seni çok özledik Spor Toto Süper Lig! Ama ondan da çok özlediğimiz, aç olduğumuz bir şey var: Kaliteli futbol...
Şampiyon Galatasaray, dün gece Türk Telekom Arena'da düzenlenen tören ile şampiyonluk kupasına kavuştu. Sarı-kırmızılı renklere gönül veren on binlerce taraftar ve Galatasaray takımı, hem önemli isimlerin konserleriyle hem de saha içindeki görsel şovlarla göze ve kulağa hitap eden bir gece geçirdi. Selçuklu motiflerinden esinlenerek hazırlanan şampiyonluk kupası, kaptan Selçuk İnan'ın ellerinde yükselirken; Galatasaray da 20. şampiyonluğunu kazanarak dördüncü yıldızı tarihte takan ilk takım oluyordu. Altın harflerle yazdırıyordu adını tarihe bir kez daha...
Bu şampiyonluk gelirken; Galatasaray çok zor zamanlar atlattı. Başkanlık değişimi, hoca değişimi, oyuncuların form durumu derken pek çok şeyle uğraşmak zorunda kaldılar. Bunun yanında şampiyonluk yolunda çok özverili davrananlar da vardı. İşte sizin için sezonun kilit isimleri ve olaylarını A'dan Z'ye bir sözlükte derledim.
ABDURRAHİM ALBAYRAK
Sarı-kırmızı renklere doğuştan gönül vermiş ve bu sevda uğruna elinden gelen tüm emeği verebilecek bir yönetici... Galatasaray camiasının ihtiyacı olduğu her anda, elini taşın altına sokmasını ve sarı-kırmızılı kulübü ayağa kaldırmasını bildi. Bu yıl kazanılan 20. şampiyonlukta da rolü büyüktü. Başkan Duygun Yarsuvat'ın ekibinde yer aldı ve Yarsuvat, futbol şubesini tamamen Abdurrahim Albayrak ile Ali Dürüst'e teslim etti. Albayrak, oyuncularla bir baba gibi ilgilenerek morallerini yüksek tuttu. Sorun yaşamamaları için uğraştı. Dahası, şampiyonluğu kazandıracak hocayı, bir akşam ansızın ağzından çıkardı: Hamza Hamzaoğlu... İşi çok gizli tuttu ve Hamza Hamzaoğlu'nu Galatasaray'ın teknik direktörü yapmasını bildi. Direkt şampiyonluğa etki eden hamleleriyle sözlüğümüze girdi.
BAŞKANLIK SEÇİMLERİ
Galatasaray, bir yıl içinde 3 başkan görerek bu konuda da rekoru eline geçirdi. Şampiyonluk yılına başkanlık seçimleri de damga vurdu. İlk önce; "Çilek" diyerek Galatasaray'ı tonlarca borcun altına sokan Ünal Aysal görevi bıraktı ve yerine sezon sonuna kadar Duygun Yarsuvat geldi. Şampiyonluktan günlerce önce ise, Yarsuvat görevi bıraktığında Galatasaray'ın yeni başkanı Dursun Özbek oldu. Kuşkusuz Duygun Yarsuvat ve ekibinin bu şampiyonluğundaki emeği büyük...
CESARE PRANDELLİ
İtalya milli takımını çalıştıran ve kariyerinde kulüp bazında Fiorentina'dan başka başarısı olmayan Prandelli, Galatasaray'a geldiğinde çoğu kişi ona kuşkuyla baktı. Ünal Aysal, bir İtalyan ekolü yaratmak istiyordu. Ancak beklentileri tamamen ters çıktı. Prandelli takımla kimyayı bir türlü oturtamazken; takım, Şampiyonlar Ligi grup aşamasında rezalet bir performans sergiledi. Üstelik, artık her maç, Galatasaray ile "4 Çeker" şeklinde dalga geçilmesine neden oldu. Özetle, Prandelli'nin gönderilmesi; Galatasaray için 4. yıldız yolunda atılan büyük bir hamleydi. İtalyan hoca sezon sonuna kadar kalmak istese, belki de Galatasaray şu an ilk 3'e zor girecekti. Direkt etki ettiği için listemizde...
DÖRDÜNCÜ YILDIZ
Galatasaray, 2014-2015 sezonunu şampiyon tamamlayarak toplamda 20. şampiyonluğunu elde etti. Her 5 şampiyonluk 1 yıldız anlamına geldiğine göre, Galatasaray, tarihte dördüncü yıldızı kazanan ilk kulüp oldu. Sezon boyunca futbolcusundan malzemecisine herkes, bu ilk için savaştı. Dördüncü yıldız onları motive eden en önemli faktördü. Sarı-kırmızılıların formasında gelecek sezon artık 4 yıldız göreceğiz.
FERNANDO MUSLERA
Bana göre Schumacher'den sonra, ligimizin gördüğü en iyi kaleci... Çok çalışkan, ellerine hakim ve atletik... Bu yıl, Galatasaray'ın şampiyonluğunda çok önemli bir rol oynadı. Özellikle Mersin İdmanyurdu maçında yaptığı inanılmaz kurtarış, uzun yıllar geçse de hatırlanacak ve belki de kaleci olmak isteyen çocuklara altyapı eğitiminde ders olarak izletilecek. Kilit maçlarda önemli kurtarışlarıyla ve hırsıyla Galatasaray'a bu sezon de önemli katkılar verdi. Şampiyonluk yolunda son 6 haftada kalesini gole kapatarak inancını gösterdi. Yılın bana göre en iyi kalecisi...
GAZİANTEPSPOR
Galatasaray'ın 28. haftada Türk Telekom Arena'da oynadığı Gaziantepspor maçı, şampiyonluğa olan inancın en üst noktaya çıktığı maçtır bence... Sarı-Kırmızılılar, son dönemde iç sahada gol bulmakta zorlanıyorlardı. Çok pozisyona giriyorlar; ancak basiretleri bağlanıyordu. Yine böyle bir maçtı Gaziantepspor maçı... Tam her şey bitti denilirken 85. dakikada Hakan Balta çıktı ve Galatasaray'ın şampiyonluk ateşini iyice harladı. Şampiyonluk öyküsünde, Gaziantepspor maçının ve Hakan Balta'nın golünün önemli bir yeri var.
HAMZA HAMZAOĞLU
Akhisar Belediye'nin başında oynattığı pozitif futbolla tanınan Hamza Hamzaoğlu, Aralık 2014'te Galatasaray'ın başına getirildi. Bu operasyonda Abdurrahim Albayrak ve Ali Dürüst baş rol oynadı. Camianın içinden yetişen ve bu kulüpte uzun yıllar forma giyen Hamza hocaya yönetimin güveni tamdı. Geldiği ilk günden bu yana tesislerde bir arkadaşlık ve sevgi bağı ortamı oluşturdu. Futbolcularının kaybolan özgüvenini yerine getirdi. Sneijder, Yasin ve Emre Çolak gibi isimleri bire bir konuşmalarla yeniden kazandı. Maçlar oynanırken saha kenarında bir dakika yerine oturmadı. Babasını kaybettiği zor bir zamanda göreve getirildi ve bu şampiyonluk ile son derece anlamlı bir zafer elde etmiş oldu. Dursun Özbek ve yönetimi, onunla yola devam etmeli...
KADRO BÜTÜNLÜĞÜ
Prandelli görevdeyken, Galatasaraylı futbolcular her bir yere dağılmış, moralsiz ve isteksizdi. İtalyan hocanın gönderilişinin ardından bu moralsizlik tavan yaptı. Abdurrahim Albayrak, Ali Dürüst ve Hamza Hamzaoğlu el ele verdi ve futbolculara bire bir terapi uygulandı. Hepsiyle konuşuldu ve istekleri dinlendi. Onlar için tesislerde huzurlu bir ortam yaratıldı. Bu çalışmalar kısa sürede meyvesini verdi ve Galatasaraylı futbolcular bir bütün olmayı başardı. Dördüncü yıldıza bir bütün olarak kenetlendiler. Oynamayan ve küskün futbolcular bile bu kadro bütünlüğüne katkı verdi.
MERSİN İDMANYURDU
31. haftadaki Mersin İdmanyurdu deplasmanı, şampiyonluk inancının dolup taştığı bir maç olması nedeniyle sözlüğümüze giriyor. Galatasaraylı futbolcuların inancı, bakışları her şeyi gösteriyor. Ama bir adam var ki; o günkü performansıyla belki de şampiyonluğu tek başına getirdi: FERNANDO MUSLERA! Uruguaylı kaleci, o gün formundaydı ve en az 7 net Mersin atağını kurtarışlarıyla önledi. Hele kurtarış yaptığı bir pozisyonda hemen ayağa kalkıp yüksek gelen topu tokatlaması bırakın Galatasaraylıları, çoğu futbolsever için inanılmaz bir andı. Galatasaray 31. haftada tutanıyla kazanıyordu. Tutanının inancı, sarı-kırmızıları ayakta tutuyordu.
OTUZ İKİNCİ HAFTA
Çoğu spor otoritesi ve benim tarafımdan Galatasaray'ın en kritik haftası olarak görülüyordu. Çünkü 32. hafta Gençlerbirliği maçında Galatasaray'ın formda kalecisi Fernando Muslera kart cezalısı olduğu için forma giyemeyecekti. Yedek kaleciler Sinan ve Eray da formsuzluğuyla güven vermiyordu. Kalede Sinan olduğundan, Sarı-Kırmızılılar savunmada daha dikkatli olmalıydı. Ve mutlaka kazanılması gereken bir 3 puan ortadaydı. Sarı-Kırmızılılar, Sneijder önderliğinde 3 puan kazanırken kalesinde de tehlikeye fazla izin vermiyordu. Şampiyonluğu ardına kadar aralayan haftaydı 32. hafta... Ayrıca Gençlerbirliği kalecisi Ferhat'ın yediği golde Sarı-Kırmızılıların rakipleri anlamsızca şike aradı. Bu yüzden de çokça konuşuldu bu maç günlerce...
ÖZGÜRLÜK
Teknik direktör Hamza Hamzaoğlu'nun oyuncularına tanıdığı ve kendi oyun planında uyguladığı serbestlik... Bu sayede Sarı-Kırmızılı futbolcular, daha çok sorumluluk almaya başladı ve başka mevkilere de katkı verdi. Özellikle takımın Hollandalı maestrosu Sneijder'e ve yükselen formuyla Yasin Öztekin'e verilen saha içindeki özgürlük; Galatasaray'ın bu sezonki şampiyonluğunda önemli bir rol oynadı.
PERFORMANS
Şampiyonluğa giderken; takımdan 2-3 kişinin çıkıp sazı eline alması ve ekstra performanslar sergilemesi gerekir. Bu performanslar, şampiyonluk yolunda oldukça belirleyici olur. Galatasaray'da ekstra performans gösterenler Wesley Sneijder, Fernando Muslera, Yasin Öztekin ve Emre Çolak gibi isimler oldu.
RAKİPLER
Rakipler de Galatasaray'ın şampiyonluğunda önemli bir yere sahip... Çünkü Galatasaray; takım olarak, iyi oynayarak ve rakipleri Fenerbahçe ile Beşiktaş'ın puan kayıplarını bekleyerek şampiyonluğa ulaştılar. Özellikle Beşiktaş'ın yarıştan erken kopuşu, Fenerbahçe'nin de etkisiz futbolu psikolojik anlamda da Galatasaray'a fayda sağladı. Galatasaray'ın şampiyonluğunun resmiyeti, son haftaya kalmadan 33. haftada yine rakibi Fenerbahçe'nin puan kaybıyla açıklandı.
SELÇUK KAPTAN
Galatasaray'ın kaptanı Selçuk İnan; Prandelli döneminde kötü futboluyla dikkat çekerken tribünden de yuhalanıyordu. Bu olumsuz tablo, Hamza Hamzaoğlu'nun gelişiyle değişti ve Selçuk İnan tekrardan eski günlerine döndü. Oyun kuruşu, pasları ve kritik golleriyle şampiyonluğa önemli bir katkı yaparken taraftarlarla da barıştı. Takımda, onun temellerini attığı inanılmaz bir arkadaşlık ortamı da var. Üstelik, sezonun ikinci devresinde Galatasaray'ın oynadığı tüm maçlarda Selçuk İnan, en çok koşan isim olarak da dikkat çekiyor.
ŞAMPİYONLUK KUPASI
2014-2015 sezonunda tüm Galatasaraylılar'ın tek hayaliydi. Bu sezon, şampiyonluk kupası da değiştirilmişti. Selçuklu motiflerinden esinlenerek gümüş ve altın ağırlıklı yapılmıştı. Kaldırılan bu şampiyonluk kupası ilk olurken; Galatasaray'a da Türkiye tarihinde bir ilk yaşatarak dördüncü yıldızı getiriyordu.
TÜRK TELEKOM ARENA
Galatasaray'ın 2014-2015 sezonundaki şampiyonluğunda, Türk Telekom Arena önemli bir yere sahip... Sarı-Kırmızılılar, sezonun en iyi puanını iç sahada sergilerlerken yine en çok puanı da Türk Telekom Arena'da seyircileri önünde topladılar. 13 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 yenilgi içeren bir tablo çizerlerken 42 puan topladılar. 32 gol atarlarken; kalelerinde 17 gol gördüler. Üstelik, şampiyonluk törenini de Türk Telekom Arena'da yaparlarken; kupa da burada kalktı. Bunun yanında tribün ve koreografi olarak da çok iyi işler ortaya çıkardılar. Özellikle 33. haftada Beşiktaş maçındaortaya çıkardıkları koreografi, unutulmazlar arasında ilk sırada kendine yer buldu.
ÜÇ
Bu rakam da Galatasaray'ın yakın tarihinde önemli bir yere sahip... Galatasaray dün gece kaldırdığı şampiyonluk ile birlikte son dört sezondaki 3. şampiyonluğunu yaşadı. 2011/2012 ve 2012/2013 dönemlerinde iki yıl üst üste şampiyon olurlarken; 20. şampiyonluk ise Hamza Hamzaoğlu önderliğinde geliyordu.
WESLEY SNEIJDER
Galatasaray'ın komutanı, hayat damarı, nefesi, yaratıcı ismi, lideri... Bana göre; Türkiye'ye Hagi'den sonra gelen en önemli ve en kariyerli isim... Wesley Sneijder, Galatasaray'ın 20. şampiyonluğunda kilit rol oynayan isimdi. Yaratıcılığıyla, paslarıyla takımını yönlendiriyor. O da yetmiyor ayaklarını etkili kullanarak güzel goller atıyor. Hamza Hamzaoğlu'nun kendisine biçtiği "Serbest Adam" rolünü fazlasıyla yerine getiriyor. Bu yönüyle Inter ve Mourinho zamanındaki günlerini hatırlatıyor. KAriyerinin en formda dönemlerinden birini yaşıyor. Spor Toto Süper Lig'de 31 maçta 10 gol ve 3 asist ile oynadı. Sneijder, tüm gollerini ise Türk Telekom Arena'da attı. Dün gece mikrofonu eline alıp yaptığı "Fener Ağlama" şovuyla tüm Galatasaraylı'ların kalbini bir kez daha kazandı.
YASİN ÖZTEKİN
Borussia Dortmund altyapısından yetişen Yasin Öztekin, Türkiye'ye Gençlerbirliği forması ile geldi. Buradaki başarılı performansı, onu Trabzonspor'a sürükledi. Trabzonspor'da istediği şansları bir türlü bulamazken; Kayseri Erciyes'e gönderildi. Burada kanattaki hızıyla tekrar çıkış yakalayan Yasin, Ağustos 2014'te Galatasaray'ın teklifini kabul etti. Galatasaray onun için son büyük fırsattı, bunun farkındaydı. Prandelli döneminde kendini gösteremezken; Hamza Hamzaoğlu'nun gelişiyle patlama yaptı. Sarı-Kırmızılılara ikinci devrede en çok katkı veren isimlerin başında geldi. 20 maçta 4 gol ve 5 asistlik bir performans sergiledi. Gelecek sezon da takımın önemli isimlerinden biri olacak. Bu performansı, ona Milli Takımın kapılarını açtı.