İstanbul'da
sendromlu birgün ve iş çıkışı saati olmasına
rağmen; fırsat bulanlar Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda yerini almıştı.
Zemin ve ortam futbol için oldukça müsaitti. Beşiktaş için de Gençlerbirliği
için de önemli bir maç olacağı zaten belliydi. Beşiktaş açısına baktığımızda,
haftasonunda Fenerbahçe'nin yaptığı puan kaybıyla tüm takım heyecanlanmıştı. Bu
maçta hata yapmamak demek, 3 puandan da ötesi olan liderlikti. Gençlerbirliği
açısından mercek tuttuğumuzda ise, İbrahim Üzülmez ismi ön plana çıkıyordu. Bir
zamanların "Deli İbrahim"i İbrahim Üzülmez, ilk kez toplam 11 sene
top koşturduğu takım olan Beşiktaş'a ilk kez rakip oluyordu. Alkaralar, ayrıca,
İbrahim Üzülmez takımın başına geçtiğinden bu yana 4 maçta 4 galibiyet almış ve
12 puan toplayarak güzel bir seri yakalamıştı; bu namağlup seriyi koruma
amacıyla sahaya çıkacaklardı.
Beşiktaş'ta
haftaiçindeki erteleme maçından daha farklı bir kadro vardı sahada haliyle…
Erteleme maçında stoper oynamak zorunda kalan Necip ve Tosic'in yerine, Alexis
ve cezası biten Marcelo Guedes forma giyiyordu. Kadroda yer almayan Gökhan
Töre'nin yerine ise, erteleme maçında yedek kalan Olcay Şahan forma giyiyordu.
Gençlerbirliği'nde ise Skulason'un yerine Doğa'yı, hafif sakatlığı bulunan
Serdar Gürler yerine ise Djalma Campos'u tercih etti teknik direktör İbrahim
Üzülmez… İki teknik adamın bu tercihleri altında maç başladı.
Beşiktaş,
sezonun genelinde bildiğimiz tipik Şenol Güneş'in takımı baskısıyla başladı
maça… Mersin İdmanyurdu'ndaki kötü görünümün aksine, bu sefer oldukça istekli
bir Beşiktaş vardı Başakşehir Stadı'nda…. Önde baskı kurmayı amaçlayan
Beşiktaş, bu hedefine çabuk ulaştı ve üçüncü bölgeyi domine etti. Gomez'in
Hopf'ta kalan kafası ve Olcay Şahan'ın direkte patlayan kafası ile hem
tribündeki hem de ekran başındaki yüz binlerce Beşiktaşlı'nın içi cız etti…
Quaresma ve Sosa öndeki diğer isimlere nazaran daha diri göründüler ve topu
etkili kullandılar ilk yarıda Beşiktaş adına… Mersin karşısındaki durgun
futboluyla dikkat çeken Gomez, bulduğu 2 net pozisyonda topu adeta stadyumun
dışına (!) nişanlanmasıyla, Siyah-Beyazlı taraftarların üzerindeki gerginlik
bir hayli arttı. Gençlerbirliği'nde ise İbrahim Üzülmez, tüm hesaplarını orta
sahada çok adamla bulunmak, savunmada iyi kapanmak ve gol yememek üzere
yapmıştı. 4 haftadır iyi oturttuğu Uğur-Kulusic-Ahmet Çalık-Ahmet Oğuz
savunmasının önüne iki sert futboldu Selçuk Şahin ve Doğa Kaya'yı emniyet
sibobu olarak koymuştu. Hleb de sık sık geriye gelerek oyundan çıkana kadar bu
6'lıya destek verdi. Böyle bir planda Kırmızı-Siyahlıların ileriye top taşıması
oldukça zorlaştı ve Stancu-Djalma-El Kabir'den oluşan hücum üçlüsü oldukça
yalnız kaldı. İlk devrenin Gençlerbirliği'nin yarı alanında oynandığını
söylemek doğru olur, Üzülmez'in ekibi, Beşiktaş'ın yoğun baskısını yalnızca 40.
dakikadan itibaren uzatma ile birlikte 6 dakika kırabildi.
Cenk'ten Mükemmel Pas
Beşiktaş,
ikinci yarıya da etkili başlayan ve topa sahip olan taraftı. Günün istekli
isimlerinden Quaresma ve hırslı Gomez'in önderliğinde rakip kalede etkili
oldular. Dakika 55'i gösterdiğinde Quaresma'nın adrese teslim yaptığı ortaya
Gomez uçarak kafa vurdu; ancak top Gençlerbirliği kalecisi Hopf'ta kaldı. Şenol
Güneş, oyuna ilk müdahalesini 60. dakikada yaptı ve son haftaların formsuz ismi
Olcay Şahan'ı çıkararak Cenk Tosun'u sahaya sürdü. Oyuna girdiği her zaman çok
başarılı işler yapan Cenk Tosun, sadece 4 dakika sonra klasını konuşturdu.
Dakika 64'te Cenk Tosun, Sosa'ya çok güzel ve estetik bir ara pas attı. Sosa
ceza sahasında aut çizgisine kadar yaklaştı ve uygun durumdaki Gomez'e pas
verdi. Gomez de her zaman iyi bildiği işi yaptı, ilk rakibinden kurtulduktan
sonra yaptığı düzgün ve sert vuruşla topu ağlarla buluşturdu: 1-0!
Gençlerbirliği,
maçtaki en tehlikeli atağına 69. dakikada ulaştı. Uğur Çiftçi'nin soldan
ortaladığı topa El Kabir dokundu; ancak top auta çıktı. Mağlup durumdaki
Gençlerbirliği, son 22 dakikada topu rakip yarı alana taşıma konusunda oldukça
istekli bir hal aldı. Bu pozisyondan kısa bir süre sonra Uğur'un şutu, maçta
direğe çarpan ikinci top oldu. Uzatma dakikalarında da Sosa'nın şutunu Hopf
kurtarınca; karşılaşma Beşiktaş'ın 1-0'lık üstünlüğüyle sonuçlandı.
Beşiktaş, Bu Avantajı İyi
Yönetmeli
Beşiktaş,
bu galibiyetiyle Mersin maçının ardından üst üste ikinci kez 1-0'lık skorla
kazanmış oldu. Şampiyonluk haftalarında güzel oyundan çok kazanma
alışkanlığının ön plana çıktığı için, Beşiktaş'ın bu iki maçı galip bitirmesi
Siyah-Beyazlılar adına oldukça önemliydi. Gençlerbirliği karşısında alınan
galibiyetle Beşiktaş, bir maçı eksik halde 51 puanla liderliğe yükselmiş oldu.
Haftaya konuk olacağı Şükrü Saraçoğlu deplasmanı öncesi de Fenerbahçe'ye
psikolojik bir avantaj sağlamış oldu. Takımın başında Bilic olsa,
Siyah-Beyazlılar'ın mutlaka derbiyi kaybedeceğini düşünürdük; fakat Beşiktaş,
artık teknik direktörü Şenol Güneş'le derbileri daha etkili oynuyor.
Siyah-Beyazlılar eğer haftaya Fenerbahçe'yi yenerse iki takım arasındaki puan
farkı 4'e çıkacak. Siyah-Beyazlılar, son kalan eksik maçında Trabzonspor'u da
yenerse; puan farkı birden 7'ye zıplamış olacak. Bu da şampiyonluk yolundaki
rakip Fenerbahçe'ye karşı ciddi bir üstünlük verecektir. Bu yüzden Beşiktaş'ın
önünde çok çok iyi yönetilmesi gereken ciddi bir süreç var. Bu yüzden
oyuncuların mental açıdan rahat olması için psikolojik danışman bile tutsa
yeridir Beşiktaş…
Beşiktaş'ta
Olcay Şahan'ın ligin ikinci yarasındaki vasat performansı dikkat çekiyor.
Özellikle geçen hafta Mersin karşısında dökülen Olcay, Gençlerbirliği
karşısında da oldukça vasattı. Oğuzhan Özyakup da ligin ilk yarısında
gösterdiği etkili performansı sahaya yansıtamıyor. Bir takım şampiyonluk
yolunda kaza yaşamak istemiyorsa, performansı düşen oyuncuları mutlaka kenara
çekmeli. Şenol Hoca'nın Oğuzhan ve Olcay ile acilen konuşması gerekiyor.
Kalesinde önemli bir tehlike yaşamamasına rağmen; Tolga Zengin'in ligin ilk
devresine göre vites arttırdığını görüyoruz, bunda tabii ki Boyko'nun transferi
büyük rol oynadı. Alexis için henüz net bir karar veremedim; fakat Hannover'den
kiralanan Marcelo Guedes tam bir görev adamı… Daha da önemlisi takıma gelir
gelmez uyum sağladı ve savunmada oldukça sağlam kaldı. Rhodolfo'nun yokluğunda,
böyle bir isim oldukça önemli… Mutlaka Beşiktaş scout ekibinin eleğinden
geçmiştir, bu yüzden bir tebrik de Beşiktaş scout ekibine göndermemiz
gerekiyor. İbrahim Üzülmez'li Gençlerbirliği ise, gerçekten iyi yolda….
Takımdaki motivasyon ve arkadaşlık ortamı üst düzey… İbrahim Üzülmez de ilk
ciddi antrenörlük sınavında bence oldukça iyi iş çıkarıyor. Aman dilimizi
ısıralım, Başkan İlhan Cavcav ile ters düşmesin!
Futbol bir tutkudur, aşkların en büyüklerindendir. Türkiye'de bu sözleri duyamayacağınız kişi sayısı çok azdır. Her ne kadar "Kirlendi, zevk vermiyor, Türk futbolu geriliyor!" nidalarını yıl boyunca sohbetlerimize sıkıştırsak da; yine de futbolsuz yapamayız ve kuruluruz her maçı izlemeye televizyon karşısına... Futbolsuz hep bir şey eksiktir, futbolsuz yarım kalmış hissedersin. Sezon bitiminde tatil olan o 2.5 ay bir türlü geçmek bilmez. Takvimlerde işaretler sayarsın gerekirse... İşte o kutsal gün geldi. Spor Toto Süper Lig'de 2015-2016 sezonu Cuma günü oynanacak Fenerbahçe-Eskişehirspor maçı ile kapılarını açıyor. Geçtiğimiz sezonun şampiyonunun Hamza Hamzaoğlu yönetimindeki Galatasaray olduğunu bir kez daha hatırlatalım...
Galatasaray, yaz döneminde genellikle genç ve ucuz isimlere yöneldi. Fenerbahçe, ciddi miktarda bir transfer ücreti harcayarak Türkiye için bir rekor kırmış oldu. Beşiktaş hem hoca hem de kadro takviyeleriyle dikkat çekti. Trabzonspor, Shota Arveladze ile başarılı olabilecek mi? Bursaspor, şampiyon antrenörü Ertuğrul Sağlam ile aynı rüyayı bir kez daha yaşayabilecek mi? Nokta tavsiyeleriyle Başakşehir'in durumu ne olacak? Rıza hoca, Kasımpaşa'yı kanatlandırabilecek mi? Ligin yenileri Kayserispor, Antalyaspor ve Osmanlıspor'un akibeti neler olacak? Bu ve bunun gibi tüm soruların hepsi Cuma günü başlayıp Mayıs ayının sonunda bitecek Spor Toto Süper Lig'in 2015-2016 sezonunda yanıtlanacak.
Spor Toto Süper Ligi, yeni sezonda yıldızlara da doymuş olacak. Robin Van Persie, Nani, Kjaer, Mario Gomez, Ricardo Quaresma, Samuel Eto'o, Lukas Podolski, Mbia, Tomas Necid, Isaac Cuenca, Hugo Rodallega gibi Avrupa'da önemli sayıda başarı ve tecrübe kazanmış isim, yeni sezonda ligimizde mücadele edecek. Başlayacak yeni sezon öncesi, takımlarımızın durumunu ve muhtemel dizilişlerini sizlere analiz etmek istedim. Sıralama en yüksek kadro değerinden, en düşüğüne doğru hazırlanmıştır, bilginize...
Fenerbahçe
Sarı-Lacivertliler, yeni sezon için takımı Olympiakos'ta yaşadığı şampiyonluklarla dikkat çeken Vitor Pereira'ya emanet etti. Sportif Direktörlüğe getirilen Terraneo ise, Fenerbahçe'ye kazandırdığı yıldız transferlerle yeni sezon öncesi büyük sükse yaptı. Pereira, genellikle hücum futbolunu benimseyen bir karaktere sahip... Ancak, Olympiakos yıllarında defansif özelliklerinin arttığını fazlasıyla gözlemledik. Yani takım zaman zaman 1-0'ın üstüne yattığında; Sarı-Lacivertli taraftarlar şikayet etmemeli ve bu duruma alışmalı... Takıma katılan isimler; Sao Paulo'dan Josef de Souza, Lille'den Simon Kjaer, Manchester United'ten Robin Van Persie ve Nani, Porto'dan kiralık olarak Fabiano ve Ba, Bursaspor'dan Şener Özbayraklı, Fernandao ve son olarak Ozan Tufan oldu. Kiralık sözleşmesi biten Stoch ise, Fenerbahçe'ye geri döndü ve takımda tutuldu. Emmanuel Emenike, Mert, Dirk Kuyt, Webo, Egemen, Selçuk, Emre, Bekir ve Beykan ise takımdan gönderilen isimler oldu. Takımdan ayrılan bu isimler ile birlikte, Fenerbahçe yaş ortalamasını bir hayli düşürdü ve rahatlamış oldu. Ayrıca, Sarı-Lacivertliler, yarışacağı üç kulvar için iki tane kaliteli 11 çıkaracağı bir kadroya sahip oldu. Uzun ve yorucu sezonda, bu durum, onlar için çok büyük bir avantaj... İki Shakhtar Donetsk maçında, takımın birbirine ve sisteme alışamadığı görüldü. Defansif zaaflar da dikkat çekince; Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden elenmiş oldu. Yollarına Avrupa Ligi'nde devam edecekler. Yarın çıkacakları karşılaşma öncesi, hala hazır görünmüyorlar. Yıldızları Robin Van Persie'nin form durumu ve performansı da onlar için önemli bir mesele olacak sezon boyu... Takımın tam olarak oturması için birkaç haftaya ihtiyaçları var.
Bir dal Van Persie alır mısınız ? :)
Galatasaray
Sezonu 3 kupa ile kapatan ve Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu ile önemli bir uyum yakalayan Galatasaray, sezona mutlu ve güçlü giren ekiplerden... Dördüncü yıldızı takan Türkiye'de ilk kulüp olan Galatasaray; Fenerbahçe ve Beşiktaş ile girecekleri şampiyonluk yarışı öncesi, kadrosunu en az geliştirebilen ekip konumunda... Mali yetersizliklerden ve Financial Fair Play'den alabilecekleri olası bir Avrupa'dan men cezasından dolayı genellikle genç ve az maliyetli isimlere yöneldiler. Takımın en önemli transferi, Arsenal'den takıma kazandırılan ve Almanya milli takımı ile şampiyonluklar kazanmış Lukas Podolski oldu. Podolski'nin hem sol açık hem forvet olarak forma giyebilecek olması, Hamza Hoca'nın elini güçlendirecek. Takıma katılan diğer isimler ise; Troyes'tan Lionel Carole, Akhisar'dan Bilal Kısa, Real Madrid Castilla'dan Jose Rodriguez ve Reading'ten Jem Karacan oldu. Sercan Yıldırım ise şu an için kulüpte kaldı. Amrabat, Bruma, Aydın Yılmaz, Dany, Pandev, Gökhan Zan ve Sinan Bolat takımdan ayrılan isimler... Dzemaili ve Melo'nun da ayrılması gündemde... Melo problemi, iki sezondur olduğu gibi Galatasaray'ın başını ağrıtmaya devam ediyor. Melo, Galatasaray'ı küçük görüyor ve her sezon bencilce davranışlarıyla kulübü küçük duruma düşürüyor. Melo'ya bu konuda çok fazla prim veren Galatasaray yönetimi ve teknik kadrosu, bu sorunun tek hatalısı... Brezilyalı yıldız ise, bu saatten sonra kalması durumunda ne kendine ne de takımın sistemine fayda sağlayabilir. Carole, Podolski ve Bilal; kamp dönemindeki formda performanslarıyla dikkat çekti. 7 numarayı alan Yasin ise, formayı kolay kolay kaptırmayacağını performansını arttırarak kanıtladı.
Galatasaray'ın yeni yeteneği Carole'ü yakından tanıyalım:
Beşiktaş
Slaven Bilic ile balayının kısa sürdüğü Beşiktaş'ta yeni teknik patron, Bursaspor'a oynattığı pozitif takım oyunuyla dikkat çeken ve Türk futbol tarihinde özel bir yeri olan Şenol Güneş oldu. Deneyimli hoca, geldiği günden bu yana yaptığı olumlu açıklamalarıyla Siyah-Beyazlı taraftarların kalbine su serpmeye devam ediyor. Öte yandan, Bursaspor'a yaptığı gibi; Beşiktaş'ın sezon sonunda ligin göze en hoş gelen futbolu oynayan takımı yapacağı görüşündeyim. Yani Beşiktaşlı taraftarlar, artık 3 puan kaybetse bile en azından sahada güzel futbol görecek ve takımını alkışlayacak. Yeni sezon öncesi, Vodafone Arena'nın hala bitmemiş olması, Siyah-Beyazlıların önündeki tek dezavantaj... Çatı çökmesi ile birlikte, stadın bu seneye yetişemeyeceğini ve Beşiktaş'ın yine stadsız kalacağını düşünüyorum. Yönetim, stad yapılana kadar tüm maçların zülumpiyat (!) Olimpiyat Stadı'nda oynanacağını açıkladı. Yeni sezon öncesi, takıma katılan isimler Fiorentina'dan Mario Gomez, Porto'dan Ricardo Quaresma, Gremio'dan Rhodolfo, Hoffenheim'den Beck ve Gençlerbirliği'nden Tosic oldu. Demba Ba, Atınç Nukan, Sivok ve Holosko ise takımdan gönderildi. Kiralık sözleşmesi biten Ömer Şişmanoğlu Beşiktaş'a geri döndü.
Mario Gomez golleri izleyip biraz daha heyecanlanalım:
Trabzonspor
Önce Ersun Yanal'ın ayrılışı, sonra Shota'nın takımın başına getirilişi, ardından Onur kavgası ve Rabotnicki'ye elenip Avrupa Ligi'ne veda etmek... Tüm bunlar, Trabzonspor'un bir kaos ortamında lige başlayacağının işareti... Transferler Shota'nın istekleriyle Sportif Direktör Süleyman Hurma tarafından yönetilse de; Bordo-Mavililerin halen daha stoper ve sağ açık konusunda eksikleri görülüyor. Shota "Ferguson gibi olacağım!" dese de Trabzonspor için yeni sezonda işler umulduğu gibi gitmeyebilir. Hull'dan N'Doye, Sevilla'dan Mbia, Lazio'dan Cavanda, Alkmaar'dan Esteban, Kayserispor'dan Okay ve Alper takıma katılan yeni isimler oldu. Waris, Gökhan Karadeniz, Caner, Abdülkadir, Kadir, Belkalem ve Hakan takımdan ayrılan isimler oldular.
Bursaspor
Bursaspor için 2015-2016 sezonu çok riskli başlıyor. Öncelikle teknik direktör Şenol Güneş, Bursaspor'un yolunu tuttu. Ardından takımın iskeletini oluşturan Ozan Tufan, Şener, Fernandao, Belluschi takımdan ayrıldı. Böyle bir kaos ortamında başladı Timsahlar yeni sezon hazırlıklarına... Takım, daha önce Bursaspor'u tarihinde ilk kez şampiyon yapan Ertuğrul Sağlam'a yeniden emanet edildi. Yukarıda saydığım isimlere ek olarak Enes, Civelli ve Batuhan Altıntaş da takımdan ayrıldı. Yeşil-Beyazlılar birçok isimle anlaştı. Öncelikle Josue tekrar kiralandı. Zwolle'den Necid, Hoffenheim'den Advincula, Parma'dan Jorquera, Shkendija'dan Berisha, Beşiktaş'tan Sivok, Fenerbahçe'den Mert, Galatasaray'dan Dany, Karabükspor'dan Erdem, Deportivo'dan Cuenca, Club Brugge'den De Sutter ve Standard Liege'den Bia takıma katıldı. Dinamo Moskova'dan Dzudszak'ın da takıma katılacağı belirtiliyor. Bu transferlerle birlikte Süper Kupa'da da gördük ki, Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u daha defansif ve Şenol Güneş Bursa'sından çok daha az yaratıcı bir takım kimliğinde olacak. Yapılan yeni transferlerin uyumu, defansif futbol ve takımın oturması derken Yeşil-Beyazlı taraftarları ecel terleri dökeceği günler bekliyor.
Takımın yeni forveti Necid'den bir dal alalım:
Medipol Başakşehir
Geçtiğimiz sezon Abdullah Avcı yönetiminde ligi 4. bitiren Başakşehir, Avrupa Ligi'nde mücadele etme hakkı kazanmıştı.Alkmaar'a elenerek Avrupa'ya çabuk veda ettiler. Özellikle savunmalarıyla ilerisi için bir umut vermediler. Geçtiğimiz sezonun en iyi savunmacılarından biri olan Epureanu'nun ilk yarıyı kapatması, onları fazlasıyla zorlayacak. Özetle, geçen yıl kadar defansif bir takım olamayacaklar, daha çok gol yiyeceklerini düşünüyorum. Fenerbahçe'den Emre ve Bekir, Split'ten Cikalleshi, FC Heart'tan Musa ve Kayseri Erciyes'ten Cenk Ahmet takıma katılan isimler oldu. Tayfun, Rızvan ve Tom ise takımdan ayrıldı. Abdullah Avcı, yeni sezonda hücum bölgesinde Perbet'yi daha çok düşünmeli.. Fransız golcü, bu ligde önemli işler yapabilecek kalitede...
Kasımpaşa
Kasımpaşa da teknik direktör değiştirdi ve takımın başına Mersin İY'den tanıdığımız Rıza Çalımbay'ı getirdi. Rıza Hoca önderliğinde değişik bir yaz transfer dönemi geçirdiler. Gelen isimler pek dikkat çekmese de; gidenler Kasımpaşa'ya önemli bir kayıp yaşatabilir. Ancak Rıza Hoca'nın başında olduğu takımların hem sistem hem de oyunculara yapılan fiziksel-mental takviyelerle sezona hep iyi başladığı gerçeği de önümüzde... Litex'ten Bozhikov, Galatasaray'dan Aydın Yılmaz, Chelsea'den kiralık Omeruo, Kayserispor'dan Abdullah, Gaziantepspor'dan Eray, Bahia'dan Titi, Gençlerbirliği'nden Ramazan, Sivasspor'dan kiralık olarak Hakan Arslan ve Rio Ave'den kiralık olarak Del Valle transfer edildi. Babel, Özer, Aytaç, Barış, İlhan, Sancak, Alpaslan ve Viudez ise takımdan ayrıldı.
Kasımpaşa'nın yeni hücum gücü Del Valle'ye bir göz atalım:
Eskişehirspor
Michael Skibbe ile yoluna devam eden Eskişehirspor, yeni sezon öncesi ihtiyacı olan mevkilere transfer yapma yoluna gitti. Önemli isimler takıma kazandırılırken; defans ve orta saha anlamında biraz yetersiz kaldıkları hissediliyor. Sezon öncesi hazırlık kamplarında ve TSYD kupasında iyi sinyaller vermediler. Skibbe'nin Es-Es'i yine zorlu takımlara sürpriz yapmaya ve sezon sonu orta sıralarda tutunmaya çalışacak. Akhisar'dan Gekaz, Çaykur Rizespor'dan Engin Bekdemir, Ankaragücü'nden Aytaç, Qarabag'dan Muarem, Karabükspor'dan Emre, Kayseri Erciyes'ten Anıl Karaer, Grasshoppers'tan Ben Khalifa, Nueva'dan Defederico ve Standard Liege'den kiralık olarak Alpaslan transfer edildi. Ergün, Serdar Özkan, Sissoko, Diego, Hürriyet ve Mori ise takımdan ayrıldı.
Gençlerbirliği
Gençlerbirliği, yeni sezon öncesi teknik direktör değiştirme modasına uydu ve takımın patronu olarak İskoçya liginden başka pek tecrübesi olmayan Stuart Baxter'i takımın başına getirdi. Bu seçim orta şekerli olarak gözükse de; eğer tutarsa, çokça bahsedilecektir. Yaz transfer dönemi piyasasında bir hayli aktiftiler. Tosic'i kaybetmeleri onlar için dezavantaj oldu; ancak Uğur Çiftçi, o açığı fazlasıyla kapatacaktır. Sağ bek eksikleri ciddi olarak görülüyor. Hazırlık kampında başarılı maçlar çıkardılar ve kondisyon anlamında formda gözüktüler. Özellikle El Kabir oldukça formdaydı, bu formunu sürdürmesi halinde sezon sonu Gençlerbirliği'nde kalmayacaktır. AIK'ten Dimitriadis, Odense'den Spelmann, Hacken'den Atta, Steau Bükreş'ten Latovlevici, Zulte Waregem'den Skulason ve Hammarby'den Hopf transfer edilen isimler oldu. Tosic, Özgür, Ramazan, Antal, Hakan, Petrovic, Gosso, Ekigho, Hleb, Sedat ve Nizamettin takımdan ayrıldı.
Çaykur Rizespor
Hikmet Karaman ile yoluna devam eden Karadeniz ekibi, transfer döneminde fazla aktif değildi. Geçen sezonun başarılı kadrosunda, ihtiyacı olan yerlere takviye yapma yoluna gittiler. Yapılan transfer önderliğinde, daha ofansif bir Rize izleyeceğimizi düşünüyorum. Gol yollarında zorlanmayacaklardır. Hazırlık maçlarında da bunu gözlemledi. Takıma öncelikli olarak Kortrijk'den forvet Teddy Chevalier kazandırılarak önemli bir iş yapıldı. Chevalier, bitiriciliği ile Spor Toto Süper Lig'in dikkat çeken yıldızlarından olacaktır. Jagellonia'dan Tuszynski ve Dzalamidze, Ankaragücü'nden Gökhan, Karabükspor'dan Ahmet İlhan, Stuttgart'tan Robin Yalçın, Paok'tan Itandje, Kayseri Erciyes'ten Diakhate ve Boye, Akhisar'dan Mehmet Akyüz ve Al-Shorta'dan Durgham takıma kazandırılan diğer isimler... Ali Adnan, Engin, Giray, Sezer, Serkan, Oğuzhan, Cenk ve Aykut gibi isimler de takımdan ayrıldı.
Chevalier'den bir demet sunayım size:
Sivasspor
Sergen Yalçın önderliğinde lige devam eden Sivasspor, transfer sezonunda fazla aktif değildi. Bütçeleri doğrultusunda düşük bonservis bedelli isimlere yöneldiler. Sergen Yalçın, iddialı açıklamalarıyla hedeflerini belirtiyor; ancak ellerindeki kadro bunu başaracak mı hep birlikte göreceğiz. Hazırlık kamplarında pek isi sinyaller vermediler. Ludogorets'ten transfer edilen Abalo, fark yaratacak bir isim ve Sivasspor'un gol yollarında etkili olacaktır. Karabük'ten Hakan, Erkan ve Yiğit, Kerkyra'dan Setkus, Erciyesspor'dan Orhan ve Fenerbahçe'den Beykan takıma kazandırılan diğer isimler. Kadir, Utaka, Cihan, Abdurrahman, Uğur ve Hakan ise takımdan ayrıldı.
Abalo'yu bir izleyelim mi?:
Osmanlıspor
PTT 1. Lig'den yükselerek bu sezon Süper Lig'de mücadele etmeye hak kazanan Osmanlıspor, takımın patron koltuğuna Mustafa Reşit Akçay'ı oturttu. Hazırlık maçlarında diri ve formda bir görüntü verdiler. Akçay'ın transfer raporları doğrultusunda listedeki isimleri kadrolarına kattılar. Bodo'dan NDiaye, Astra'dan Seto, Fenerbahçe'den Webo, Boluspor'dan Ömer, Benfica'dan Artur, Udinese'den kiralık olarak Torje, Gençlerbirliği'nden Hakan, Ruzemberok'tan Sapara, Konya'dan Mehmet Güven, Karabük'ten Musa, Rio Ave'den Pinto, Hajduk'tan Vrsajevic ve Atletigo MG'den Patric transfer edildi. Ragıp, Ercüment, Ahmet, Muhammet Reis, Dilaver, Caner ve Mehmet Yıldız takımdan ayrılan isimler oldu. Soro'nun durumu da belirsizliğini koruyor.
Torje, her takım için büyük bir güç:
Kayserispor
Türkiye'nin en genç teknik direktörü Cüneyt Dumlupınar yönetiminde geçtiğimiz sezon Spor Toto Süper Lig'de mücadele etmeye hak kazanan Kayserispor, ilk iş olarak Cüneyt Dumlupınar'ı büyük bir ayıpla görevden aldı ve takımın başına Tolunay Kafkas'ı getirdi. Tolunay Kafkas, geldiği gibi yarım kalmış işlerinin olduğunu belirtti ve hazırlıklara başladı. Hazırlık maçlarından gördüğüm kadarıyla yeni sezonda daha dikine ve daha agresif bir Kayserispor izleyeceğiz. Okan ve Alper gibi önemli gençleri kaybetmeleri onlar adına bir dezavantaj... Nobre, Bobo, Abdullah Durak, Anıl, Mehmet Eren, Cemil, Çağlar, Serkan, Serdar, Yener, Sereno ve Murat Akın takımdan ayrılan diğer isimler oldu. Benfica'dan iki kiralık Diego Lopes ve Derley, Galatasaray'dan kiralık olarak Furkan, Go Ahead'den Deniz Türüç, Trabzon'dan iki kiralık Zeki ve Mustafa Akbaş, Karabükspor'dan Abdülaziz, Mabiala ve Sow takıma katılan isimler oldu. Özellikle Deniz Türüç, Spor Toto Süper Lig'de kalitesini fazlasıyla ispatlayabilecek bir genç..
Antalyaspor
Teknik Direktör Yusuf Şimşek önderliğinde play-off'lar sonucu Spor Toto Süper Lig'e yükselen Antalyaspor, yine Yusuf Şimşek ile yoluna devam ediyor. Başkan Gültekin Gencer sayesinde flaş transferlere imza atarlarken; Eto'o'nun tam olarak hazır olmadığı gözüktü. Ayrıca hazırlık maçlarında pek de iyi sinyaller vermediler. Hedefleri küme düşmemek olacak. Kaleci ve savunma anlamında transferlere ihtiyaçları var. Samuel Eto'o'yu renklerine bağlayarak sansasyonel bir transfere imza attılar. Zeljeznicar'dan Kvesic, Nürnberg'den Celustka, Eskişehir'den Serdar Özkan, Karşıyaka'dan Rıdvan, Sivasspor'dan Kadir, Chievo'dan kiralık olarak Lazarevic, Samsunspor'dan Mbilla, Coritiba'dan Chico ve Akhisar'dan Koray transfer edilen diğer isimler oldu. Boum, Adem, Mehmet Sedef, Arif, Çağrı ve Ramazan ise takımdan ayrıldı.
Torku Konyaspor
Aykut Kocaman ile uyumlu bir birliktelik yakalayan Konyaspor, Avrupa kupaları hedefi doğrultusunda deneyimli çalıştırıcı ile yoluna devam etti. Hazırlık maçlarında dirençli ve pas ağırlıklı bir futbol ortaya koydular. Transfer döneminde genellikle ucuz ve bonservisi elinde olan isimlere yöneldiler. Torje'nin yokluğunda, takımın liderliğini Meha üstlenebilir. Özellikle Bosna Hersek Ligi'nin gol kralı Bajic, yetenekleriyle Yeşil-Beyazlılar adına fark yaratan bir isim olabilir. Zejeznicar'dan Bajic, Legia Varşova'dan Dossa Junior, Rize'den Serkan, Paderborn'dan Meha, Eskişehitspor'dan Sissoko, Aue'den Selçuk, Gençlerbirliği'nden Emre Can ve Karabükspor'dan kiralık olarak Traore takıma katılan isimler oldu. Hasan Kabze, Fuchs, Barış, Kokalovic, Recep, İshak, Torje ve Mehmet gibi isimler de takımdan ayrıldı.
Yeni yetenek Meha:
Gaziantepspor
Yeni sezon öncesi mali açıdan iyi durumda bulunmayan Gaziantepspor, önemli transferler yapamadı ve kiralık ile bonservisi elinde isimlere yöneldi. Teknik direktörlüğe Mutlu Topçu getirildi. Onları bu sene defansif ağırlıklı izleyebiliriz. Bu yüzden Chico'yu kaybetmeleri kötü oldu diyebiliriz. Hazırlık karşılaşmalarında, pek hazır olmadıkları görüldü. Boluspor'dan İsmail Haktan, Antalyaspor'dan Mehmet Sedef, Galatasaray'dan kiralık olarak Alperen, Bayrampaşa'dan Süleyman, Torpedo'dan Putilo, Chapecoense'den Abuda ve Granada'dan Larsson transfer edildi. Özellikle Larsson'un hücum anlamında Kırmızı-Siyahlılara önemli katkı verecektir. Chico, Binya, Şenol, Eray, Gökhan ve Leal de takımdan ayrılan isimlerdi.
Akhisar Belediye
Akhisar, yeni sezon öncesi, geçtiğimiz sezon Balıkesirspor ile mücadele eden Cihat Arslan'ı teknik direktörlüğe getirdi. Cihat Hoca'nın etkileriyle, Akhisar sezonun güzel futbol sergileyen takımlarından biri olabilir. Yalnız Gekas ve Bilal'i kaybetmeleri büyük handikap... Bilal, saha içinde takımın en büyük yönlendiricisiydi. Gekas'sız ve Bilal'siz oynamak, Akhisar'lı futbolcular için yeni ve sancılı bir deneyim olacak. Orta sahada orta alana transfer ihtiyaçları var. Trabzon'dan Caner, Abdülkadir ve Kadir, Balıkesirspor'dan Aykut, Konya'dan Hasan Kabze, Porto'dan kiralık olarak Sami, Şanlıurfa'dan Bora, Fulham'dan Rodallega, Partizan'dan Lukac ve Karabük'ten Onur transfer edilen isimler oldu. Gekas, Yiğit, Mehmet Akyüz, Oğuz, Luan, Zokora, Koray, Sertan, Zeki ve Vaz Te ise gönderilen isimler... Rodallega ve Sami eşliğinde, Ege ekibinin yaratıcı gücü bir hayli artacak.
Mersin İdmanyurdu
Mersin için son derece olumsuz bir sezon... Getirilen transfer yasağı nedeniyle takıma takviye yapamadılar. Bunun yanında Rıza Çalımbay, yönetimle ters düşmesi sonucu takımdan ayrıldı. Takımın başına Mesut Bakkal getirildi. Nihat Şahin, Sinan, Servet, Serkan, Adem takımdan ayrılan isimler oldu. Hasan, Kudbettin ve Cemal gibi gençleri altyapıdan as kadroya dahil ettiler. Nakoulma, Khalili ve Mitrovic gibi isimleri kadroda tutmaları en büyük artıları oldu. Mesut Hoca önderliğinde bu yıl Spor Toto Süper Lig'de fazlasıyla yıpratıcı bir savaş verecekler.
Galatasaray için, formda ve 4 maçtır kalesini gole kapayan kalecisi Fernando Muslera'nın cezalı oluşu sebebiyle belki de sezonun en zor maçıydı. Kupa müsabakalarında Hamza Hamzaoğlu'nun ısrarla şans verdiği Sinan Bolat ve Eray İşcan gibi isimlerin formsuzluğu, Sarı-Kırmızılıların canını sıkıyordu. Ancak bunun yanında mutlaka kazanmaları gereken hem de kendi sahalarında alabilecekleri bir 3 puan masadaydı. Tribündeki yaklaşık 40 bin Galatasaray'lı sabah kalktığından itibaren bu maçı düşünmüş, çubukluyu sırtına geçirmiş ve şampiyonluk şarkılarını hayalleriyle birleştirerek gelmişti Türk Telekom Arena'ya... Passolig yürürlüğe girdiğinden beri belki de en yüksek seyirci sayısına ulaştı dün Galatasaray... Sarı-Kırmızılılara gönül vermiş taraftarlar tek yürek olmuş, sanki tek bir ağızdan avaz avaz bağırıyordu şampiyonluk isteklerini...
Maçın gidişatını belirleyecek ilk durum, Muslera'nın yokluğuydu. İkincisi ise, maçtan önce erken saatlerde Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav'ın yaptığı talihsiz açıklamalar oldu. Galatasaraylı olduğu ve Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'dan nefret ettiği bilinen İlhan Cavcav "Sezon sonu yaklaştıkça, oyuncularım ayakta durmakta zorlanıyor. Hepsinin aklı tatilde, engel olamıyoruz" tarzında yaptığı açıklamayla niyetini belli eder gibiydi. Bu iki durumun gölgesinde çıkıyordu takımlar maça... Galatasaray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, Muslera'nın yokluğunda Sinan'a teslim ediyordu kaleyi... Sağ kanatta da Umut Bulut'a yer veriyordu. Onun dışında sahaya beklenen kadroyu sahaya sürmüştü. Gençlerbirliği'nde ise, Teknik Direktör Mesut Bakkal, Başkan İlhan Cavcav'ın aksine elindeki en iyi kadroyu sürüyordu sahaya...
Galatasaray, maça hızlı başlayan taraf oldu. Seyircisinin desteğini de tamamen arkasına alan Sarı-Kırmızılılar, özellikle 15. dakikadan itibaren oyunu Gençlerbirliği kalesine yıktı. Burak, Yasin ve Sneijder önderliğinde agresif bir hücumu benimsediler; ama yakaladıkları fırsatları teker teker harcadılar. Üstündeki şampiyonluk stresi, yakasını bırakmıyordu Sarı-Kırmızılı futbolcuların... Selçuk'un sakatlanması, Galatasaray'ın oyun planını biraz da olsa etkiledi. Yerine oyuna giren Hamit, maç boyunca vasat kaldı ve oyunun ofansif yönüne katkı yapamadı. Şampiyonluk için saldıran ev sahibi, tamamen atağı düşünüyordu. Savunmayı orta sahaya yakın kurdular. Bu, defansın arasına atılan toplarla Gençlerbirliği için önemli bir fırsattı; ancak Kırmızı-Siyahlıların ayakta duracak gücü fazla yoktu. İstedikleri atakları buldular; fakat son vuruşlarda oldukça etkisizlerdi. Teknik Direktör Mesut Bakkal da Stancu'yu sağ kanada çekip oynun yerine El Kabir'i forvete alsa; belki de çok etkili olabilirlerdi. Galatasaray'da ise, sağ kulvar oldukça etkisizdi. Umut Bulut, vasatları oynuyor daha çok orta alanda kalıyordu. Böyle olunca, Galatasaray'ın sağ kanadı oldukça boş kaldı, sanki o kulvarda sadece Sabri varmış gibiydi. Galatasaray, oyunun büyük bölümünde sol kanattan Yasin'le veya ortadan Sneijder'le geliştirdi ataklarını...Son dakikalarda Sneijder ve Yasin'in pozisyonlarında etkili olamayan Galatasaray, devreye 0-0'lık eşitlikle giriyordu. Gerginlik daha da artmak üzereydi.
İkinci yarıyla birlikte, Gençlerbirliği iyice geriye yaslanırken; Galatasaray'da iyice yüklendi ve Gençlerbirliği kalesini adeta kuşattı. Umut'un ve iki kez Sneijder'in atakları tribünde ve ekran başındaki Sarı-Kırmızılı taraftarlara "Ahh!" çektiriyordu. Beklenilen an, 68. dakikada geldi. Burak, kendisine gelen topu çok güzel kontrol etti ve arkasındaki Sneijder'e bıraktı, Hollandalı yıldız da düzgün ve yavaş bir şut ile Gençlerbirliği kalecisi Ferhat'ı avlayarak takımını 1-0 öne geçirdi.
Sneijder'in golünde, en çok Gençlerbirliği kalecisi Ferhat'ın bu yaptığı takıldı akıllara... Sanki topa uzanırken bilerek elini çekiyor gibiydi. Evet, gerçekten de rahatça yakalayabileceği bir toptu. İlk başta herkes bunları düşündü. Ama suç atmak, insanlar için her zaman en kolay olanıydı. Öncelikle Ferhat, kariyeri boyunca koordinasyon sorunu nedeniyle böyle kolay goller yiyebilen bir kaleci... Önünde iki takım arkadaşı olduğundan pozisyonu sanırım tam net göremedi. Sneijder'in orda soluna vuracağını sandı ve şut geldiğinde ise çok geçti, kontrpiyede kaldı. Yani şaibeli görünse de; durup net bir şekilde izleyince gol bana masum geldi. Fenerbahçe ve Beşiktaşlı'lar için belki katlanması zor olacaktır; fakat gerçek bu...
Golden hemen sonra Umut ile bir net pozisyon daha bulan Galatasaray, ikinci kez fileleri sarsmayı başaramıyordu. Karşılaşma, karşılıklı etkisiz ataklarla devam etti. Maçın uzatma dakikalarında ise, Stancu, çok net bir pozisyonu gerçekten harcamış oldu. Orta sahadan İrfan tarafından atılan uzun pasta ceza sahası dışındaki El Kabir topu kafayla Galatasaray ceza sahasına aşırdı. Semih müdahale edemedi ve top bir anda Gençlerbirliği'nin forveti Stancu'nun önünde kaldı. Ancak Rumen oyuncu çok uygun durumda o kadar yavaş bir şut çekti ki top kaleci Sinan'ın eline gitti. İşte düşünülmesi gereken asıl pozisyon buydu. Stancu sanki bir defans oyuncusuydu ve topu kalecisine güvenli bir şekilde teslim ediyor gibiydi. Her maç eski takımına birer birer gol atan Stancu, bitiriciliği iyi olmasına rağmen ne olmuştu da bu kadar kötü bir son vuruş yapmıştı? Bunu gerçekten kendisine sormak isterdim.
Tartışmalı pozisyonumuz buydu işte. Stancu gibi kumaşı olan bir forvet, bu pozisyonu rahatlıkla sonlandırabilirdi. Fakat Rumen futbolcu, gerçekten zor olanı yaptı. Galatasaray maçı 1-0 kazanmasını bildi ve zor virajı dönmüş oldu. Rakiplerine karşı çok önemli bir psikolojik üstünlük sağladı. Beşiktaş'ı ise yarışın tamamen dışına itti. Son 5 haftada 4. kez 1-0 kazanmış oldular ve yine kalelerini gole kapadılar. Birer birer dördüncü yıldıza yürüyor Galatasaray'lılar... Bu istek ve arzuyla, haftaya Telekom Arena'da ağırlayacakları Beşiktaş'ı da rahat bir şekilde yenecekler ve ezeli rakipleri önünde şampiyonluk turu atacaklardır. Bu şampiyonlukta tabii ki teknik kadrodan futbolculara herkesin payı var; ancak en çok Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu için çok değerli bu şampiyonluk... En sevdiğim futbol adamlarından biri olan Hamzaoğlu, bu tarz başarıları fazlasıyla hak ediyor. Tabii Galatasaray'ın şampiyonluğunda, ezeli rakipleri Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın da katkısı büyük. Fenerbahçe ve Beşiktaş, art arda yaptığı puan kayıplarıyla şampiyonluğu resmen Galatasaray'a ikram etti. Galatasaray da bu psikolojik üstünlüğü çok iyi yönlendirdi. Dördüncü yıldızı takmalarına son bir adım kaldı (Bana göre ise çoktan taktılar, tebrik ediyorum.)...
Halis Özkahya'ya değinmeden bitirmeyelim... Hocam genel yönetiminiz sırıtmadı. Ancak Melo'ya bu kadar tahammül etmeniz beni çok şaşırttı. Yaptığı sert hareketlere çok dayandınız ve kart bile çıkarmadınız. Gerçekten adil bir yönetiminiz olsa, dün Melo'yu sahadan en az 5 kez atmanız gerekirdi kırmızı kartla...