Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2016 Pazartesi

64'ün Şifresi: Ranieri ve Güneş


Tüm taraftarlık duygularından öte, futbol sonuç odaklı bir oyundur. 22 kişinin sahada oynadığı bu spor oyununda, tüm değişkenliklerden fazla sonuçla, yani maç skoruyla ilgilenilir. Ancak futbolu güzelleştiren, maç skorunun yanında daha birçok önemli detayı içinde barındırması ve bu detayların heyecan yaratmasıdır. Bu detaylar futbolla ilgili bir anı, bir duygu olabileceği gibi; tesadüfi hikayeler ve sayılar da olabilir. Tüm bunları dinledikçe, araştırdıkça bu olayların içine daha da çekilirsiniz ve futbolun aracı tutku; sizi aleviyle daha fazla yakar.
Bu yazımda temel konumuz 64 rakamı… Ancak bu bir galibiyet, şampiyonluk veya futbolun herhangi bir bölümüyle ilgili rakam değil… Burada 64, yaşı ilgilendiriyor. Bu 64 hikayesinin ise iki kahramanı var: Şenol Güneş ve Claudio Ranieri! Bu yıl 64 yaşında olan iki deneyimli çalıştırıcı, daha önce pek çok kulüp çalıştırmış; lakin mutlu sona ulaşamamıştı. Ancak 2015-2016 sezonunda işler değişti ve iki teknik adam da kariyerinin en üst noktasına ulaştı. 64 yaşın ikiliye açtığı bu benzerlikte, başka ortak noktalar da var.
64'te İkinci Bahar
İki teknik adam da geçmişte yaşadığı bir oyunculuk deneyimine sahip… Futbolu bıraktıktan sonra yönetme kısmına tutkuyla bağlandılar ve bu amaçları uğrunda savaştılar. Bu amaca en erken ulaşan İtalyan çalıştırıcı Claudio Ranieri oldu. Ranieri, 1986'da Vigor Lamezia'nın başına geçti ve teknik direktörlük deneyimine başladı. Şenol Güneş ise 4 yıl bekleyecekti. Yıl 1990'ı gösterdiğinde Güneş, Boluspor takımıyla ilk teknik direktörlük deneyimine imza attı.
2015-2016 sezonunda iki teknik adam da 64 yaşında görevinin başındaydı. Teknik direktörlüğe başlamasının 30. yılında dünyanın en tepe ligi olan İngiltere Premier Ligi'nde yer alırken; Leicester City'nin başındaydı. Şenol Güneş ise, artık zirveye oynamak ve eski büyüklüğünü hatırlatmak isteyen Beşiktaş'ın yeni kumandanı olmuştu. Cahit Sıtkı Tarancı'nın zamanında belirttiği yolun ikinci yarısına yaklaşan Ranieri ve Güneş, 64 yaşını dolduracakları yıl çok önemli bir rekabete girişiyordu.

Ranieri Dikiş Tutturamadı, Güneş Olduramadı
Ranieri'nin teknik direktörlük geçmişine baktığımızda; Napoli, Fiorentina, Valencia, Atletico Madrid, Chelsea, Juventus, Roma, Inter, Monaco ve Yunanistan milli takımı gibi belli klasmanın üstünde takımlar görürüz hep… Ancak İtalyan çalıştırıcının birazcık Valencia ve kıyısından Chelsea günleri hariç teknik direktörlükte vasat kaldığını görüyoruz. İtalyan çalıştırıcı öyle bir hale geldi ki, çalıştırdığı kulüplerde dikiş tutturamadı ve büyük umutlarla takımın başına getirildiği gibi büyük memnuniyetsizliklerle de takımdan hep kovulan isim oldu. Teknik direktörlük bazında onlarca felaket yaşayan Claudio Ranieri ise tüm bu gönderilmelerde asla depresyona girmedi ve hep yeniden başlangıçlar için çalıştı. Asla yüzüne gülmeyen şans, 2015-2016 sezonu sonunda İtalyan çalıştırıcının karşısına geçecek ve onunla birlikte resmen kahkaha atacaktı.
Şenol Güneş dediğimizde ise, başarısız bir kariyer göremiyoruz. O daha çok olduramayan, son anda kaçıran, şanssız antrenörlerdendi. Teknik direktörlük geçmişinde Boluspor, İstanbulspor, Antalyaspor, Sakaryaspor, Trabzonspor, FC Seoul ve Bursaspor takımlarını görüyoruz. En uzun, toplam 3 kez başına geçtiği Trabzonspor ile çalıştı. Bir türlü şampiyonluk göremese de; Şenol Güneş de birtakım alkışlanacak ve gurur duyulacak performanslar gösterdi. Örneğin Türkiye milli takımını 2002 Dünya Kupası'nda dünyanın en iyi üçüncü takımı yapması, Türk futbol tarihi açısından pamuklara sarmalanıp saklanacak bir başarıydı. Ocak 2007'de dümeni Güney Kore'ye çevirip FC Seoul ile çalışması çoğu spor otoritesi tarafından eleştirilse de, Güneş orada çok sevildi. Hepsinden önemlisi teknik direktörlüğünü burada oldukça geliştirdi ve filozof tarzının altyapısını da burada güçlendirdi. Trabzonspor ile son anda kaçan şampiyonluk, yürek burkan bir anıydı. Ertuğrul Sağlam ile yaşadığı şampiyonluk sonrası strese giren Bursaspor'u da oynattığı güzel futbolla ayağa kaldıran isim Şenol Güneş oldu. Görüldüğü üzere şanssızlık, iki teknik direktörün başka bir ortak özelliğiydi.

2016'da Kazanılan İlk Şampiyonluklar
Claudio Ranieri 2015-2016 sezonu için takımın başına getirildiğinde; pek çok spor otoritesi Leicester City'nin ligi orta sıralarda tamamlayabileceğini ve küme düşmeme savaşı vereceğini düşünüyordu. Leicester City Premier Lig'in en değerli 12. kulübüydü ve Ranieri'nin elinde de mütevazı bir kadro bulunuyordu. Kadrosuyla iyi bir uyum yakalayan ve öğrencileriyle bir aile gibi olan Claudio Ranieri, Premier Lig'e iyi bir başlangıç yaptı. Böylelikle hem kendisinin hem de oyuncuların özgüveni fazlasıyla yükseldi. Oyunculara kazanmanın ne kadar güzel olduğunu hatırlatan Ranieri, Premier Lig'in 38. haftasında 81 puanla zirvedeydi. Üstelik en yakın rakibi Arsenal'e de 5 puan fark atmıştı. Leicester City, tarihindeki ilk şampiyonluğunu yaşayıp bir peri masalı yazarken; bu masalın baş aktörlerinden biri de 64 yaşındaki Claudio Ranieri'ydi. İtalyan çalıştırıcı, kariyerinin ilk şampiyonluğunu, teknik direktörlüğünün 30. yılında elde etmiş ve İngiltere'nin zirvesine çıkmıştı.
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve ekibinin çok güvendiği bir isim olan Şenol Güneş; imza attıktan kısa bir süre sonra jet hızıyla oyuncularına etkisini göstermeye başladı. Artık yaşlanıyordu ve şampiyonluk için hiç olmadığı kadar hırslıydı. Beşiktaş'ta hücumu seven sistemi, oynattığı güzel futbol ve oyuncularını parlatmasıyla geçen bazen hüzünlü; ancak çoğunlukla mutlu ve harika bir 2015-2016 sezonu geçirdi. Beşiktaş 34 hafta sonunda Spor Toto Süper Lig'de 79 puan toplarken; toplamda 14. şampiyonluğuna ulaştı. Bu 14. şampiyonlukta Şenol Güneş'in payı çok büyüktü. O da kariyerinin ilk şampiyonluğunu, teknik direktörlüğünün 26. yılında yaşadı.

Mahrez-Vardy vs. Oğuzhan-Gomez
İki teknik adamın bir ortak noktası da bu yıl bazı oyuncuların gelişimine destek vermek ve bazı oyuncularının da kafasındaki sıkıntıları gidererek patlama yapmasına yardımcı olmaktı. Teknik direktör Claudio Ranieri, Leicester City'nin başına geçtikten sonra Riyad Mahrez'e büyük önem verdi. Ve Cezayirli futbolcuyu gerek kanatlarda gerekse ortada serbest adam rolünde değerlendirdi. Bunun sonunde Cezayirli kariyerinin en verimli sezonunu geçirdi. Leicester City'nin şampiyonluğuna büyük katkı yapan Mahrez, sezonun en iyi oyuncusu da seçildi. Sıkıntılı günler geçiren ve Leicester City'de kendisinden beklenilen patlamayı bir türlü yapamayan Jamie Vardy de "Ranieri Güveni"nden nasibini aldı. İngiliz forvet, 24 gol attığı 2015-2016 sezonunda şampiyonluğun en büyük paylarından birine sahipti. İngiltere milli takımına seçildi. Bunun dışında büyük parlayan N'golo Kante ve ikinci baharını geç yaşayan Wes Morgan da Ranieri konusunda örnek verilebilir.
Beşiktaş'ın başına geçtiğinde Şenol Güneş'in yaptığı ilk iş, Oğuzhan Özyakup'un üzerine titremek oldu. Arsenal altyapısından yetişen genç yıldız, hocasının güvenini boşa çıkarmadı. Güneş yönetiminde büyük bir gelişim gösteren yıldız, kariyerinin en verimli sezonunu geçirmiş oldu. Böylelikle hem şampiyonlukta pay sahibiydi hem de Türkiye milli takımının düzenli ilk 11 oyuncusu haline geldi. Beşiktaş'a geldiğinde geçirdiği ağır sakatlıklar nedeniyle kafasında sıkıntıları olan ve form durumu düşük haldeki Mario Gomez, Şenol Güneş yönetiminde adeta küllerinden doğdu. Mental ve fiziksel olarak kariyerinin en formda dönemine ulaşan Mario Gomez, takımı Beşiktaş şampiyonluğa ulaşırken 26 golle katkı verdi. Böylelikle gol krallığı yaşadı. Bunun yanında Almanya milli takımının bir numaralı santrforu oldu yeniden Alman yıldız… Şenol Güneş konusunda diğer örnekler olarak da Jose Sosa ve İsmail Köybaşı'nı verebiliriz.

Hem Ranieri hem Güneş yaratıcı antrenman teknikleri, fazlasıyla motive edici konuşmaları ve futbolcularıyla bir aile ortamı kurmasıyla 2015-2016 sezonunda başarıya ulaştı. 64 yaş, iki deneyimli çalıştırıcıya da ilk şampiyonlukları getirdi. Ve 64 yaşlarındayken, ülkelerinde zirveye çıktılar. Ancak önlerinde daha zor bir görev olacak. 2016-2017 sezonunda şampiyon unvanını korumak, kadroyu geliştirmek ve aynı zamanda Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olmak zorundalar… Özetle 64 yerini 65'e bırakırken; daha stresli bir sezon geçirecekler.

5 Aralık 2015 Cumartesi

Aslan Geç Kükredi


Türk Telekom Arena Stadyumu'nda Mustafa Denizli yönetiminde taze bir başlangıç yapmak isteyen Galatasaray ile hocası Ertuğrul Sağlam ile başarısız bir birliktelik sonucu yollarını ayıran Bursaspor karşılaştı. Galatasaray  yeni hocasıyla ilk iç saha maçını kazanarak haftaiçindeki Astana maçına moralli çıkmak hedefindeydi. Lider Fenerbahçe ile oluşan 7 puanlık fark ve yaşadıkları iç sorunlar Cimbom'un belini bükmüştü. Yeşil-Beyazlılarda ise, teknik direktörlük pozisyonu bu maçtan sonrasına ertelendi. Geçici olarak takımı devralan Ersel Uzgur yönetiminde bu maça hazırlandılar.  Mustafa Denizli'yi geçen hafta takımın başına geldiği için Galatasaray'ı hemen yazmak istememiştim, oturup biraz çözmeye çalıştım. İlk iç saha maçında Mustafa Denizli defans hattını Sabri-Chedjou-Semih-Hakan dörtlüsüyle kurdu. Denizli'nin gelişiyle birlikte iki maçtır Hakan Balta esas mevkisine dönerken; Semih de formasına düzenli bir şekilde kavuşmuş oldu. İkili ön libero olarak Selçuk İnan ve Jose Rodriguez kullanıldı. Denizli, Bilal ve Emre Çolak'tan o bölgede istediği verimi alamayınca Jose Rodriguez'e sarıldı. Onların önlerinde Yasin-Sneijder-Podolski üçlüsü, forvette de Burak Yılmaz yer aldı. Bursaspor'un geçici teknik direktörü Ersel Uzgur ise, savunma hattında Erdem-Dany-Serdar-Aziz Behich dörtlüsüne şans tanıdı. Onların önlerinde Bekir ve Traore yer aldı. Traore, bu sezon ilk kez forma giydi. Ofans hattında sağda Dzsudzsak, solda Emre Taşdemir ve ortada ise Josue konumlandı. Forvette ise formanın sahibi Tomas Necid'di. İki takım da 4-2-3-1 düzenini tercih ederken maç da Bursaspor'un vuruşuyla başladı.

Denizli yönetimindeki Galatasaray, geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta da ilk 10 dakikadaki yoğun baskısıyla başladı maça… Ön alanda kurdukları baskıyla Bursaspor'u top kayıplarına zorladılar. Ancak Sarı-Kırmızılılar, ilk 10 dakikada tehlikeli bir atak gerçekleştiremedi. Ev sahibinin ilk tehlikeli atağı 12'de geldi. Yasin'in soldan ortasında ceza sahası içinde Burak Yılmaz'ın vuruşu auta gitti. Dakikalar 15'i gösterdiğinde, mücadele sıkıcı bir hal aldı ve orta saha mücadelesine dönüştü. Rakip Bursaspor, 25. dakikadan sonra ofansif anlamda daha ciddi hamleler yaptı. Yeşil-Beyazlıların ilk tehlikeli atağı da 25. dakikada geldi. Dzsudzsak, boş durumdaki Traore'yi gördü. Traore'nin şutunu Muslera çeldi. Bir dakika sonra Galatasaray savunma arkasına atılan topta, Tomas Necid güçsüz suçuyla kaleci Muslera'yı avlayamadı. 30'da Traore'nin ara pasıyla topla buluşan Emre Taşdemir vurdu, Muslera yine kalesinde başarılıydı. İlk yarıda başka tehlikeli pozisyon olmayınca, taraflar soyunma odasına golsüz eşitlikle girdi. İlk 45 için Galatasaray başladı, Bursaspor bitirdi; ancak orta saha mücadelesi ağırlıklıydı, diyebiliriz.

Kilidi Podolski Açtı

İkinci yarının ilk 15 dakikalık bölümünde, Bursaspor daha göze batan bir futbol ortaya koydu. Bu dakikalarda ev sahibi ise, oyunu kendi yarı alanında kabul etmek zorunda kaldı. İkinci 45'in ilk tehlikeli atağı Bursaspor'dan geldi. Dzsudzsak sağdan topu getirip yerden ortaladı, Emre'nin kötü şutu auta gitti. 53'te Bursaspor önemli bir kontra atak yakaladı, Macar oyuncu Dzsudzsak'ın vasat şutu Muslera'da kaldı. Galatasaray, ikinci yarının ilk 15 dakikasından sonra ofansif olarak açılmaya başladı. Dakikalar 63'ü gösterdiğinde Podolski'nin sağdan ortasında, zor durumdaki Burak'ın kafası dışarı gitti. Galatasaray baskıyı iyice arttırırken, 69. dakikada sağ tarafta Sabri, kafayla topu ceza sahası içindeki Podolski'ye gönderdi. Tecrübeli Alman golcü, topu göğsüyle kontrol ettikten sonra dönüp çok sert vurdu. Top, Bursa kalecisi Mert'in kapadığı köşeden ağlarla buluştu: 1-0! Podolski, ev sahibini üstünlüğe taşırken; bu sezonki 7. golünü kaydetti. Bu golle birlikte, Bursaspor psikolojik olarak oyundan koptu, Galatasaray ise oyunu rakip kaleye daha rahat yıktı. Dakikalar 80'i gösterdiğinde, Sabri sağ taraftan ceza sahası içine yerden ortaladı. Burak'tan seken topa kale önünde en son Yasin Öztekin dokundu ve skor 2-0'a geldi. 89'da ise Podolski orta alanda topu kazandı ve Burak'a nefis bir ara pas gönderdi.Burak da rahat bir son vuruşla topu filelerle buluşturdu ve tabelada 3-0'ı gördük. Burak, futbolculuk kariyerinde Bursaspor'a toplam 11. golünü atmış oldu.Maç da bu skorla 3-0 sona erdi.

Galatasaray, Mustafa Denizli yönetimindeki ikinci maçında (ilk iç saha mücadelesi), farklı galibiyetle tanıştı. 3-0'lık galibiyet tabii ki kara bulutların dağılması ve moral adına onlar için çok önemli olacak; yalnız bugün çok iyi ve etkili bir futbol ortaya koyamadıklarını da söylemeliyiz. Mustafa Denizli'yi sezonun ikinci yarısına kadar yargılamamalıyız. Çünkü deneyimli çalıştırıcı, kendi mantalitesini ancak sezon arasında takıma aşılama fırsatı bulabilecek. Şu an ilk devrenin bitişine 3 hafta kala Hamza hocadan kalan mirasla idare ediyorlar. Öte yandan bugün Galatasaray'da Sabri, ofansif anlamda kusursuza yakın bir performans ortaya koydu. Yaptığı 2 asistle (2. golde aslan payı onun) galibiyette pay sahibi oldu. Burak Yılmaz, geçen haftaki iştahlı futbolunu bu hafta da sürdürdü ve yine golünü attı. Gecenin yıldızı ise, 1 gol ve 1 asistlik performansıyla Lukas Podolski oldu kesinlikle… Disiplininden ve yeteneklerinden asla ödün vermiyor, her takımın onun gibi bir lidere ihtiyacı var. Bursaspor'a gelirsek… Yeşil-Beyazlılar, berbat bir sezon geçiriyor. Çok fazla oyuncu tercihi, yönetim yanlışları ve yanlış teknik adam seçimi bunun altında yatan faktörler… Sürekli dibe doğru inen bir çizgiye sahipler… Kadro bütünlüğünü yakalayabilmiş değiller. Dün oyunun belirli bölümlerinde iyi oynasalar da, bunu tabelaya yansıtamadılar. Bu sezon ilk kez forma giyen Traore etkili futboluyla dikkat çekerken; sol açık Emre Taşdemir ve sağ açık Dzsudzsak konuk ekibin en iyisiydi. Necid üst üste 5 haftadır golle buluşamazken; psikolojik açıdan rahatlatılması gerekiyor. Bu sezon büyük umutlarla yeniden kiralanan Josue'nin de net bir şekilde düşüş yaşadığı görülüyor. Bursaspor'a toparlanması için devre arası tatili ilaç gibi gelecek. O güne kadar, sancılı günler Yeşil-Beyazlıları bekliyor.

9 Kasım 2015 Pazartesi

Karınca İle Ağustos Böceği!


Her iki taraf  için de ilginç bir maç olacaktı bu akşam… Bursaspor teknik direktörü Ertuğrul Sağlam, futbolcu olarak formasını giydiği ve bir dönem teknik direktörlük yaptığı Beşiktaş'ı konu edecekti. Üstelik lider Beşiktaş, bu sezon sadece Beşiktaşlı isimlerin başında olduğu takımlara puan kaybetmişti. Öte yandan Beşiktaş teknik direktörü Şenol Güneş, geçen sezon çalıştırdığı Bursaspor'a bu sefer rakip sıfatıyla konuk oluyordu. Tomas Necid ve Mario Gomez'in gol krallığı rekabeti de maçı öne çıkaran bir diğer faktördü. Bursaspor'da Ertuğrul Sağlam 4-2-3-1 ile sahadaydı. Sivok'un yokluğunda Serdar'ın partneri, iyileşen Dany oldu. Orta saha üçlüsünde ise Cuenca-Josue-Dzsudzsak üçlüsü vardı. Beşiktaş'ta Şenol Güneş, Lokomotiv Moskova 11'inden tek bir değişiklik yapmıştı. Ricardo Quaresma, Olcay Şahan'ın yerine ilk 11'deydi. Siyah-Beyazlılar da 4-2-3-1 sistemiyle sahadaydı. Staddaki Bursaspor taraftarları da oldukça gergin bir şekilde maçı bekliyordu ve konuk ekibin her olumsuz hareketinde, olay çıkarmaya hazır bir vaziyetteydi.
Başlangıç düdüğüyle birlikte, ilk 15 dakikada sahada bariz bir Bursaspor üstünlüğü vardı. Karşılaşmada ilk tehlikeli atak da ev sahibinden geldi. Cuenca, sağdan getirdiği topta Advincula'yı gördü. Advincula, köşeden ceza sahası içine girerek boş durumdaki Josue'ye pas verdi. Josue'nin şutu ise auta çıktı. Bursaspor, Cuenca ile ikinci net pozisyonunu bulsa da Beşiktaş kalecisi Tolga Zengin, yerinde bir hamleyle pozisyonu engelleyen isim oldu. Dakikalar 20'yi geçince oyunu ancak dengeye getirebilen Beşiktaş, ilk tehlikeli atağını Mario Gomez ile gerçekleştirdi. Ricardo Quaresma'nın pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Gomez'in şutunda, Bursa kalecisi Mert gole izin vermedi. Bu pozisyonun ardından Bursa, topa daha çok sahip olmaya başladı ve etkinliğini arttırdı. Sağdan kullandıkları kornerde, Bekir'in kafası, önce direğe çarptı ve sonra da Tolga'nın kucağına gitti. Önemli bir pozisyonu kaçıran Yeşil-Beyazlılar, ilk 45 dakikada Cuenca, Dzsudzsak ile Tomas Necid önderliğinde ve  bu üçlünün sürekli hareketli oyunuyla Beşiktaş savunmasına çok zor anlar yaşattı. Beşiktaş ilk yarının son dakikalarında ikinci tehlikeli atağına Gökhan-Quaresma-Sosa üçgeni sonrası Arjantinli'nin sert şutuyla ulaştı; ancak top auta çıktı. Başka tehlikeli bir pozisyon olmayınca, taraflar devre arasına golsüz eşitlikle girdi. Bursa'da ilk yarıda kötü futbola rağmen; hücumu düşünen iki takım ve bol pozisyon izledik.
Sosa çıkmamalıydı
Maçın ikinci yarısı hakkında söylenecek üç kelime var: İğrenç, sıkıcı, zevksiz! Belki de bu kelimeler az bile… Böyle önemli iki takımın mücadelesi, köy takımları müsabakası gibi geçmemeli! Dün Bursa'daki 90 dakika bana "Neden Spor Toto Süper Lig'i bırakmalı?" sorusunu artık iyice düşündürtüyor. Beşiktaş'ta Şenol Güneş, Bursaspor'un hızlı ataklarını kesmek için artık alışılagelmiş bir değişiklikle ikinci yarıya başladı. Sosa, yerini Necip'e bıraktı. Şenol Güneş'in ezberleri, artık her maç tutmamaya başladı. Dün Bursa'da ilk yarıda Beşiktaş'ın en etkili ismi olan Sosa, belki de oyundan alınacak en son isimdi. Kötü bir gün geçiren Oğuzhan, oyundan alınan isim olmalıydı. Şenol Güneş, bu hamlesiyle dün bana göre 46. dakikadan  itibaren maçı katletmiştir. Sosa'nın çıkışıyla birlikte, Oğuzhan da rezalet bir gün geçirince, Beşiktaş ikinci bölgede ayağında top tutamadı ve üçüncü bölgeye hiç gidemedi. İkinci yarıda Beşiktaş hiç tehlikeli atak gerçekleştiremezken; Bursaspor ise topa hakim olan taraftı. Tehlikeli ataklar ise Necid ve Dzsudzsak önderliğinde ev sahibinden geldi.
İkinci yarıda 89. dakikaya kadar tek bir atak bile geliştiremeyen Beşiktaş, ilk tehlikeli atağında şansının da yardımıyla golü buldu. Oğuzhan'ın başlattığı atakta Gökhan, Olcay ve Atiba sırasıyla paslaştı. Atiba topa dokunurken; geriden gelen günün en kötü isimlerinden Oğuzhan düzgün bir vuruşla topu filelerle buluşturdu ve konuk ekibi 1-0 öne geçirdi. "Çıkmalıydı" dediğim Oğuzhan, skoru değiştiren isim olmasına rağmen; kötü futboluyla düşüncemi değiştiremedi. Maç da Oğuzhan'ın golüyle 1-0 sonuçlandı. Lider Beşiktaş, çok kötü bir 90 dakika ortaya koymasına rağmen 3 puanı alan taraf oldu.
Sağlam dersini çalışmış
Ana başlığım, işte burada devreye giriyor. Bursa'daki doksan dakikada istediklerini yapabilen ve sahada etkili olan Bursa hikayenin karıncasıydı. Silik bir futbol ortaya koyan, atağa çıkmakta zorlanan ve son dakikalarda bulduğu golle 3 puanı cebine koyan Beşiktaş ise ağustos böceğiydi. Beşiktaş'ın alınan 3 puanı hak etmediği görüşündeyim. Ev sahibi, istediklerini yapan taraf olmasına rağmen; puan alamayarak futboluna yazık etti.
Bursaspor'da Ertuğrul Sağlam, Beşiktaş'ı durduran sistemi ve savunma ağırlıklı futboluyla istediklerini yapan taraf oldu. Kaybetmelerine rağmen; daha etkili bir futbol ortaya koydular. Öte yandan, Yeşil-Beyazlılar, evlerindeki bu 90 dakikada kesinlikle daha iştahlıydı ve galibiyeti hak eden taraf onlardı. Hosogai ve Bekir, ön liberoda oldukça sağlam durdu. Cuenca, Dzsudzsak ve Necid, Beşiktaş savunmasını 90 dakika boyunca zorladı. Emre Taşdemir ise, özellikle ikinci yarıdaki ileri çıkışlarıyla göze batan bir performans gösterdi. Beşiktaş'ta ise gelinebilecek çok pozitif bir nokta yok. Sosa'nın çıkmaması gerekirdi. Golü atıp günü kurtarmasına rağmen günün vasat isimlerinden Oğuzhan çıkması gereken isim olmalıydı, illa Necip oyuna girecekse… Andreas Beck ise olumlu futbolunun üstüne her geçen hafta koymaya devam ediyor. Alman futbolcu, isabetli paslarıyla 40 yıllık Beşiktaşlı gibi oynuyor. Yine de Beşiktaş'ın iki haftadır Kasımpaşa, Lokomotiv Moskova ve dün Bursaspor karşısında vasat futbol oynadığını, etkili olamadığını düşünüyorum. Şu an liderlik koltuğunda oturan Siyah-Beyazlılar için gidişat iyi değil… O yüzden milli maç arası tam zamanında geldi, lidere ilaç olacaktır. Maçın hakemi Mete Kalkavan'ın da iyi yönetemediği görüşündeyim. Bursasporlu iki, Beşiktaşlı da bir isme kırmızı kart çıkarması gereken pozisyonu geçiştirmesi, karnesinde eksi olarak gözükecektir.

17 Ekim 2015 Cumartesi

Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral!


Bursaspor, sadece 1 şampiyonluk yaşamasına rağmen; önemli forvetleri küresel futbol piyasasına sunmakta sıkıntı yaşamıyor. Bu isim bazen altyapıdan yetişen bir isim olabilirken; bazen de kariyeri sekteye uğramış dünyaca önemli isimler olabiliyor. Yeşil-Beyazlılarda geçtiğimiz yıllardan bu yana bir Okan Yılmaz örneği unutulmamalı... Bu yıl Manchester City'e giden altyapıdaki gol makinesi Enes Ünal en yeni örneklerden.... Sochaux'da kendini gösterip bu performansının üzerine Bursaspor'da koyan Cedric Bakambu'nun Villarreal'e gidişi başka bir örnek... Bu gibi örnekler saymakla bitmez; ancak şu sonuç çıkarılıyor ki, Bursaspor tarihinde hep önemli golcü yeteneklere sahip oldu.

2014-2015 sezonunda Şenol Güneş yönetimindeki Bursaspor'da, Fernandao 21 gol attı ve ligin gol kralı olarak dikkat çekti. 30 yaşına merdiven dayayan Brezilyalı forvet, kendisinden beklenilen çıkışı Brezilya'da yapamamış ve şans yüzüne Bursaspor'da gülmüştü. Bursaspor'lu scout'ların en başarılı projelerinin başında gelen Fernandao, bu başarısıyla Fenerbahçe'ye transfer oldu. Bursaspor'un eli değmiş bir forvet daha tarihe yazıldı.

Tabii ki gidenin yerine yenisi gelir. Belki eskisinin yerini tutmaz, belki de yeni isim çok daha iyi olur ve eskiyi bir çırpıda unutturur. Bu, hayatın her alanında önemli bir kuraldır. Bursaspor'da da gidenin yerine yenisi geldi: Tomas Necid! Slavia Prag altyapısının dünya futboluna bir hediyesi olan Çek golcü, Jablonec'de kötü bir kiralık dönem geçirmesinin ardından takımına geri döndü. Bu geri dönüşle birlikte ilk 11 şansı yakalayan Necid, Slavia Prag döneminde 54 maça çıktı, 16 gol ve 3 asist ile oynadı. Bu performans, Rus ekibi CSKA Moskova'nın dikkatini çekmeye yetti ve onu transfer etti.

CSKA Moskova'ya transfer olduğu ilk zamanlar, gerek ilk 11'de gerekse yedekten girerek istediği şansları bulan Çek golcü, golleriyle kumaşını ispatladı ve orada benim de son derece doğruladığım "Katil" lakabını aldı. Ancak futbolun sahne ışıkları, sonsuza dek üzerinizde durmazdı, Necid'de de durmadı. Çek golcü, hem yaşadığı ağır sakatlıklar hem de Fildişi Sahil'li Seydou Doumbia'nın gösterdiği performansla yavaş yavaş gözden düştü. Önce bir yıl PAOK ve ardından da Slavia Prag formalarını kiralık olarak giydi. Yaşadığı ağır sakatıkların ardından golleriyle hayata dönmeyi başardı. 2014'te Rus ekibine geri döndüğünde, CSKA Moskova onu kadroda düşünmediğini kesin bir dille bildirdi. Böylelikle Çek santrfor için Rusya dönemi 108 maç, 28 gol ve 8 asist ile kapanmış oldu.

Zwolle'de güneş yeniden doğuyor

Tam bu esnada Hollanda Eredivisie'de atılım yapmak ve kalıcı olmak isteyen Zwolle devreye giriyor. İlk önce bir yıl onu kiralıyor, ardından 2015'te ise bonservisini alıyor. Zwolle'de eski bitirici ve hırslı performansına tekrardan ulaşan Necid, takımının Eredivisie'de yukarılara oynamasında ve Hollanda Kupası'nı kazanmasında fayda sağlıyor o yıl.. Hollanda ekibindeki performansıyla, kendiine o sahne ışıklarını tekrar yaktırıyor. Zwolle ile 33 maça çıkan Necid, 14 gol ve 4 asistlik bir performans sergiliyor. Ancak Zwolle'ün yapılanma problemleri nedeniyle ikinci yılında bonservisiyle geldiği Zwolle'de mutsuz oluyor ve sözleşmesini feshediyor.

CSKA Moskova günlerinde dikkatle izlediğim Tomas Necid; sakatlıklar, forma şansı bulamayışı ve kiralık gönderilişlerini asla kafaya takmıyor. O hep çalışıp daha iyi dönmek istiyor. Bu kafa yapısı sayesinde Zwolle ile tekrar ayağa kalkıyor. Bu 6 aylık performansı, Bursaspor scout'larının dikkatini çekiyor ve "Katil", Bursa semalarına uçuyor.

Fernandao'yu aratmayacak

2015 yaz transfer döneminde Fernandao'nun gidişiyle sarsılan Bursa taraftarlarının yüzünü Tomas Necid transferi güldürüyor. Necid, sakatlığı nedeniyle ligin ilk 3 haftasında oynayamıyor; ancak antrenmanlarla birlikte uyum sorununu çok çabuk atlatıyor. Zihin yapısı da buna oldukça müsait hep... Necid'in takıma geç katılışı, Bursa'yı hücum performansı anlamında oldukça etkiliyor. O yokken üç haftada 1 gol bulabilen Bursaspor, onun gelişiyle 4 haftada 9 gol bulmayı beceriyor. Üstelik bu 9 golün 6'sı, Tomas Necid imzası taşıyor.

Yeşil-Beyazlı formayı ilk olarak dördüncü haftada Gençlerbirliği maçında sırtına geçiren Necid, oyuna sonradan girerek 13 dakika sonra ligdeki ilk golünü atıyor. Ardından bir sonraki hafta Fenerbahçe deplasmanında takımı yenilse de, Çek santrfor bitiriciliğini konuşturup ligdeki 2. golünü atmayı başarıyor. Bir sonraki hafta Bursaspor evinde Eskişehir'i yenerken; açılışı Necid yapıyor ve 3. golüne ulaşıyor. Asıl patlama ise, yedinci haftada Çaykur Rize deplasmanında yaşanıyor. Tomas Necid tek başına sahne alıyor ve birbirinden güzel 3 gol atarak maçın yıldızı oluyordu. Spotlar, Türkiye kariyerinde sadece onun için yanıyordu.

Tomas Necid ne CSKA Moskova, ne PAOK, ne de Zwolle kariyerine bu kadar golcü başlayamamıştı. Şu anda Spor Toto Süper Lig'de 4 maçta 6 golü bulunuyor. "Katil" için gol atmak çocuk oyuncağı... Türkiye'nin forvetlerde çok göremediği bir bitiriciliğe de sahip... Ağır bir sakatlık yaşamadığı takdirde performansının üzerine hep koyacak ve hüzünlü Fernandao kasidesinin ardından Necid methiyesini başlatacaktır. Futbolun sahne ışıklarının uzun zaman üzerinde olması dileğiyle Tomas Necid...

13 Ağustos 2015 Perşembe

Spor Toto Süper Lig 2015-2016 Sezonu İncelemesi

Futbol bir tutkudur, aşkların en büyüklerindendir. Türkiye'de bu sözleri duyamayacağınız kişi sayısı çok azdır. Her ne kadar "Kirlendi, zevk vermiyor, Türk futbolu geriliyor!" nidalarını yıl boyunca sohbetlerimize sıkıştırsak da; yine de futbolsuz yapamayız ve kuruluruz her maçı izlemeye televizyon karşısına... Futbolsuz hep bir şey eksiktir, futbolsuz yarım kalmış hissedersin. Sezon bitiminde tatil olan o 2.5 ay bir türlü geçmek bilmez. Takvimlerde işaretler sayarsın gerekirse... İşte o kutsal gün geldi. Spor Toto Süper Lig'de 2015-2016 sezonu Cuma günü oynanacak Fenerbahçe-Eskişehirspor maçı ile kapılarını açıyor. Geçtiğimiz sezonun şampiyonunun Hamza Hamzaoğlu yönetimindeki Galatasaray olduğunu bir kez daha hatırlatalım...

Galatasaray, yaz döneminde genellikle genç ve ucuz isimlere yöneldi. Fenerbahçe, ciddi miktarda bir transfer ücreti harcayarak Türkiye için bir rekor kırmış oldu. Beşiktaş hem hoca hem de kadro takviyeleriyle dikkat çekti. Trabzonspor, Shota Arveladze ile başarılı olabilecek mi? Bursaspor, şampiyon antrenörü Ertuğrul Sağlam ile aynı rüyayı bir kez daha yaşayabilecek mi? Nokta tavsiyeleriyle Başakşehir'in durumu ne olacak? Rıza hoca, Kasımpaşa'yı kanatlandırabilecek mi? Ligin yenileri Kayserispor, Antalyaspor ve Osmanlıspor'un akibeti neler olacak? Bu ve bunun gibi tüm soruların hepsi Cuma günü başlayıp Mayıs ayının sonunda bitecek Spor Toto Süper Lig'in 2015-2016 sezonunda yanıtlanacak.

Spor Toto Süper Ligi, yeni sezonda yıldızlara da doymuş olacak. Robin Van Persie, Nani, Kjaer, Mario Gomez, Ricardo Quaresma, Samuel Eto'o, Lukas Podolski, Mbia, Tomas Necid, Isaac Cuenca, Hugo Rodallega gibi Avrupa'da önemli sayıda başarı ve tecrübe kazanmış isim, yeni sezonda ligimizde mücadele edecek. Başlayacak yeni sezon öncesi, takımlarımızın durumunu ve muhtemel dizilişlerini sizlere analiz etmek istedim. Sıralama en yüksek kadro değerinden, en düşüğüne doğru hazırlanmıştır, bilginize...

Fenerbahçe

Sarı-Lacivertliler, yeni sezon için takımı Olympiakos'ta yaşadığı şampiyonluklarla dikkat çeken Vitor Pereira'ya emanet etti. Sportif Direktörlüğe getirilen Terraneo ise, Fenerbahçe'ye kazandırdığı yıldız transferlerle yeni sezon öncesi büyük sükse yaptı. Pereira, genellikle hücum futbolunu benimseyen bir karaktere sahip... Ancak, Olympiakos yıllarında defansif özelliklerinin arttığını fazlasıyla gözlemledik. Yani takım zaman zaman 1-0'ın üstüne yattığında; Sarı-Lacivertli taraftarlar şikayet etmemeli ve bu duruma alışmalı... Takıma katılan isimler; Sao Paulo'dan Josef de Souza, Lille'den Simon Kjaer, Manchester United'ten Robin Van Persie ve Nani, Porto'dan kiralık olarak Fabiano ve Ba, Bursaspor'dan Şener Özbayraklı, Fernandao ve son olarak Ozan Tufan oldu. Kiralık sözleşmesi biten Stoch ise, Fenerbahçe'ye geri döndü ve takımda tutuldu. Emmanuel Emenike, Mert, Dirk Kuyt, Webo, Egemen, Selçuk, Emre, Bekir ve Beykan ise takımdan gönderilen isimler oldu. Takımdan ayrılan bu isimler ile birlikte, Fenerbahçe yaş ortalamasını bir hayli düşürdü ve rahatlamış oldu. Ayrıca, Sarı-Lacivertliler, yarışacağı üç kulvar için iki tane kaliteli 11 çıkaracağı bir kadroya sahip oldu. Uzun ve yorucu sezonda, bu durum, onlar için çok büyük bir avantaj... İki Shakhtar Donetsk maçında, takımın birbirine ve sisteme alışamadığı görüldü. Defansif zaaflar da dikkat çekince; Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden elenmiş oldu. Yollarına Avrupa Ligi'nde devam edecekler. Yarın çıkacakları karşılaşma öncesi, hala hazır görünmüyorlar. Yıldızları Robin Van Persie'nin form durumu ve performansı da onlar için önemli bir mesele olacak sezon boyu... Takımın tam olarak oturması için birkaç haftaya ihtiyaçları var.


Bir dal Van Persie alır mısınız ? :)


Galatasaray

Sezonu 3 kupa ile kapatan ve Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu ile önemli bir uyum yakalayan Galatasaray, sezona mutlu ve güçlü giren ekiplerden... Dördüncü yıldızı takan Türkiye'de ilk kulüp olan Galatasaray; Fenerbahçe ve Beşiktaş ile girecekleri şampiyonluk yarışı öncesi, kadrosunu en az geliştirebilen ekip konumunda... Mali yetersizliklerden ve Financial Fair Play'den alabilecekleri olası bir Avrupa'dan men cezasından dolayı genellikle genç ve az maliyetli isimlere yöneldiler. Takımın en önemli transferi, Arsenal'den takıma kazandırılan ve Almanya milli takımı ile şampiyonluklar kazanmış Lukas Podolski oldu. Podolski'nin hem sol açık hem forvet olarak forma giyebilecek olması, Hamza Hoca'nın elini güçlendirecek. Takıma katılan diğer isimler ise; Troyes'tan Lionel Carole, Akhisar'dan Bilal Kısa, Real Madrid Castilla'dan Jose Rodriguez ve Reading'ten Jem Karacan oldu. Sercan Yıldırım ise şu an için kulüpte kaldı. Amrabat, Bruma, Aydın Yılmaz, Dany, Pandev, Gökhan Zan ve Sinan Bolat takımdan ayrılan isimler... Dzemaili ve Melo'nun da ayrılması gündemde... Melo problemi, iki sezondur olduğu gibi Galatasaray'ın başını ağrıtmaya devam ediyor. Melo, Galatasaray'ı küçük görüyor ve her sezon bencilce davranışlarıyla kulübü küçük duruma düşürüyor. Melo'ya bu konuda çok fazla prim veren Galatasaray yönetimi ve teknik kadrosu, bu sorunun tek hatalısı... Brezilyalı yıldız ise, bu saatten sonra kalması durumunda ne kendine ne de takımın sistemine fayda sağlayabilir. Carole, Podolski ve Bilal; kamp dönemindeki formda performanslarıyla dikkat çekti. 7 numarayı alan Yasin ise, formayı kolay kolay kaptırmayacağını performansını arttırarak kanıtladı.


Galatasaray'ın yeni yeteneği Carole'ü yakından tanıyalım:


Beşiktaş

Slaven Bilic ile balayının kısa sürdüğü Beşiktaş'ta yeni teknik patron, Bursaspor'a oynattığı pozitif takım oyunuyla dikkat çeken ve Türk futbol tarihinde özel bir yeri olan Şenol Güneş oldu. Deneyimli hoca, geldiği günden bu yana yaptığı olumlu açıklamalarıyla Siyah-Beyazlı taraftarların kalbine su serpmeye devam ediyor. Öte yandan, Bursaspor'a yaptığı gibi; Beşiktaş'ın sezon sonunda ligin göze en hoş gelen futbolu oynayan takımı yapacağı görüşündeyim. Yani Beşiktaşlı taraftarlar, artık 3 puan kaybetse bile en azından sahada güzel futbol görecek ve takımını alkışlayacak. Yeni sezon öncesi, Vodafone Arena'nın hala bitmemiş olması, Siyah-Beyazlıların önündeki tek dezavantaj... Çatı çökmesi ile birlikte, stadın bu seneye yetişemeyeceğini ve Beşiktaş'ın yine stadsız kalacağını düşünüyorum. Yönetim, stad yapılana kadar tüm maçların zülumpiyat (!) Olimpiyat Stadı'nda oynanacağını açıkladı. Yeni sezon öncesi, takıma katılan isimler Fiorentina'dan Mario Gomez, Porto'dan Ricardo Quaresma, Gremio'dan Rhodolfo, Hoffenheim'den Beck ve Gençlerbirliği'nden Tosic oldu. Demba Ba, Atınç Nukan, Sivok ve Holosko ise takımdan gönderildi. Kiralık sözleşmesi biten Ömer Şişmanoğlu Beşiktaş'a geri döndü. 


Mario Gomez golleri izleyip biraz daha heyecanlanalım:


Trabzonspor

Önce Ersun Yanal'ın ayrılışı, sonra Shota'nın takımın başına getirilişi, ardından Onur kavgası ve Rabotnicki'ye elenip Avrupa Ligi'ne veda etmek... Tüm bunlar, Trabzonspor'un bir kaos ortamında lige başlayacağının işareti... Transferler Shota'nın istekleriyle Sportif Direktör Süleyman Hurma tarafından yönetilse de; Bordo-Mavililerin halen daha stoper ve sağ açık konusunda eksikleri görülüyor. Shota "Ferguson gibi olacağım!" dese de Trabzonspor için yeni sezonda işler umulduğu gibi gitmeyebilir. Hull'dan N'Doye, Sevilla'dan Mbia, Lazio'dan Cavanda, Alkmaar'dan Esteban, Kayserispor'dan Okay ve Alper takıma katılan yeni isimler oldu. Waris, Gökhan Karadeniz, Caner, Abdülkadir, Kadir, Belkalem ve Hakan takımdan ayrılan isimler oldular. 


Bursaspor

Bursaspor için 2015-2016 sezonu çok riskli başlıyor. Öncelikle teknik direktör Şenol Güneş, Bursaspor'un yolunu tuttu. Ardından takımın iskeletini oluşturan Ozan Tufan, Şener, Fernandao, Belluschi takımdan ayrıldı. Böyle bir kaos ortamında başladı Timsahlar yeni sezon hazırlıklarına... Takım, daha önce Bursaspor'u tarihinde ilk kez şampiyon yapan Ertuğrul Sağlam'a yeniden emanet edildi. Yukarıda saydığım isimlere ek olarak Enes, Civelli ve Batuhan Altıntaş da takımdan ayrıldı. Yeşil-Beyazlılar birçok isimle anlaştı. Öncelikle Josue tekrar kiralandı. Zwolle'den Necid, Hoffenheim'den Advincula, Parma'dan Jorquera, Shkendija'dan Berisha, Beşiktaş'tan Sivok, Fenerbahçe'den Mert, Galatasaray'dan Dany, Karabükspor'dan Erdem, Deportivo'dan Cuenca, Club Brugge'den De Sutter ve Standard Liege'den Bia takıma katıldı. Dinamo Moskova'dan Dzudszak'ın da takıma katılacağı belirtiliyor. Bu transferlerle birlikte Süper Kupa'da da gördük ki, Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u daha defansif ve Şenol Güneş Bursa'sından çok daha az yaratıcı bir takım kimliğinde olacak. Yapılan yeni transferlerin uyumu, defansif futbol ve takımın oturması derken Yeşil-Beyazlı taraftarları ecel terleri dökeceği günler bekliyor.


Takımın yeni forveti Necid'den bir dal alalım:



Medipol Başakşehir

Geçtiğimiz sezon Abdullah Avcı yönetiminde ligi 4. bitiren Başakşehir, Avrupa Ligi'nde mücadele etme hakkı kazanmıştı.Alkmaar'a elenerek Avrupa'ya çabuk veda ettiler. Özellikle savunmalarıyla ilerisi için bir umut vermediler. Geçtiğimiz sezonun en iyi savunmacılarından biri olan Epureanu'nun ilk yarıyı kapatması, onları fazlasıyla zorlayacak. Özetle, geçen yıl kadar defansif bir takım olamayacaklar, daha çok gol yiyeceklerini düşünüyorum. Fenerbahçe'den Emre ve Bekir, Split'ten Cikalleshi, FC Heart'tan Musa ve Kayseri Erciyes'ten Cenk Ahmet takıma katılan isimler oldu. Tayfun, Rızvan ve Tom ise takımdan ayrıldı. Abdullah Avcı, yeni sezonda hücum bölgesinde Perbet'yi daha çok düşünmeli.. Fransız golcü, bu ligde önemli işler yapabilecek kalitede...


Kasımpaşa

Kasımpaşa da teknik direktör değiştirdi ve takımın başına Mersin İY'den tanıdığımız Rıza Çalımbay'ı getirdi. Rıza Hoca önderliğinde değişik bir yaz transfer dönemi geçirdiler. Gelen isimler pek dikkat çekmese de; gidenler Kasımpaşa'ya önemli bir kayıp yaşatabilir. Ancak Rıza Hoca'nın başında olduğu takımların hem sistem hem de oyunculara yapılan fiziksel-mental takviyelerle sezona hep iyi başladığı gerçeği de önümüzde... Litex'ten Bozhikov, Galatasaray'dan Aydın Yılmaz, Chelsea'den kiralık Omeruo, Kayserispor'dan Abdullah, Gaziantepspor'dan Eray, Bahia'dan Titi, Gençlerbirliği'nden Ramazan, Sivasspor'dan kiralık olarak Hakan Arslan ve Rio Ave'den kiralık olarak Del Valle transfer edildi. Babel, Özer, Aytaç, Barış, İlhan, Sancak, Alpaslan ve Viudez ise takımdan ayrıldı.


Kasımpaşa'nın yeni hücum gücü Del Valle'ye bir göz atalım:


Eskişehirspor

Michael Skibbe ile yoluna devam eden Eskişehirspor, yeni sezon öncesi ihtiyacı olan mevkilere transfer yapma yoluna gitti. Önemli isimler takıma kazandırılırken; defans ve orta saha anlamında biraz yetersiz kaldıkları hissediliyor. Sezon öncesi hazırlık kamplarında ve TSYD kupasında iyi sinyaller vermediler. Skibbe'nin Es-Es'i yine zorlu takımlara sürpriz yapmaya ve sezon sonu orta sıralarda tutunmaya çalışacak. Akhisar'dan Gekaz, Çaykur Rizespor'dan Engin Bekdemir, Ankaragücü'nden Aytaç, Qarabag'dan Muarem, Karabükspor'dan Emre, Kayseri Erciyes'ten Anıl Karaer, Grasshoppers'tan Ben Khalifa, Nueva'dan Defederico ve Standard Liege'den kiralık olarak Alpaslan transfer edildi. Ergün, Serdar Özkan, Sissoko, Diego, Hürriyet ve Mori ise takımdan ayrıldı.



Gençlerbirliği

Gençlerbirliği, yeni sezon öncesi teknik direktör değiştirme modasına uydu ve takımın patronu olarak İskoçya liginden başka pek tecrübesi olmayan Stuart Baxter'i takımın başına getirdi. Bu seçim orta şekerli olarak gözükse de; eğer tutarsa, çokça bahsedilecektir. Yaz transfer dönemi piyasasında bir hayli aktiftiler. Tosic'i kaybetmeleri onlar için dezavantaj oldu; ancak Uğur Çiftçi, o açığı fazlasıyla kapatacaktır. Sağ bek eksikleri ciddi olarak görülüyor. Hazırlık kampında başarılı maçlar çıkardılar ve kondisyon anlamında formda gözüktüler. Özellikle El Kabir oldukça formdaydı, bu formunu sürdürmesi halinde sezon sonu Gençlerbirliği'nde kalmayacaktır. AIK'ten Dimitriadis, Odense'den Spelmann, Hacken'den Atta, Steau Bükreş'ten Latovlevici, Zulte Waregem'den Skulason ve Hammarby'den Hopf transfer edilen isimler oldu. Tosic, Özgür, Ramazan, Antal, Hakan, Petrovic, Gosso, Ekigho, Hleb, Sedat ve Nizamettin takımdan ayrıldı.


Çaykur Rizespor

Hikmet Karaman ile yoluna devam eden Karadeniz ekibi, transfer döneminde fazla aktif değildi. Geçen sezonun başarılı kadrosunda, ihtiyacı olan yerlere takviye yapma yoluna gittiler. Yapılan transfer önderliğinde, daha ofansif bir Rize izleyeceğimizi düşünüyorum. Gol yollarında zorlanmayacaklardır. Hazırlık maçlarında da bunu gözlemledi. Takıma öncelikli olarak Kortrijk'den forvet Teddy Chevalier kazandırılarak önemli bir iş yapıldı. Chevalier, bitiriciliği ile Spor Toto Süper Lig'in dikkat çeken yıldızlarından olacaktır. Jagellonia'dan Tuszynski ve Dzalamidze, Ankaragücü'nden Gökhan, Karabükspor'dan Ahmet İlhan, Stuttgart'tan Robin Yalçın, Paok'tan Itandje, Kayseri Erciyes'ten Diakhate ve Boye, Akhisar'dan Mehmet Akyüz ve Al-Shorta'dan Durgham takıma kazandırılan diğer isimler... Ali Adnan, Engin, Giray, Sezer, Serkan, Oğuzhan, Cenk ve Aykut gibi isimler de takımdan ayrıldı.


Chevalier'den bir demet sunayım size:


Sivasspor

Sergen Yalçın önderliğinde lige devam eden Sivasspor, transfer sezonunda fazla aktif değildi. Bütçeleri doğrultusunda düşük bonservis bedelli isimlere yöneldiler. Sergen Yalçın, iddialı açıklamalarıyla hedeflerini belirtiyor; ancak ellerindeki kadro bunu başaracak mı hep birlikte göreceğiz. Hazırlık kamplarında pek isi sinyaller vermediler. Ludogorets'ten transfer edilen Abalo, fark yaratacak bir isim ve Sivasspor'un gol yollarında etkili olacaktır. Karabük'ten Hakan, Erkan ve Yiğit, Kerkyra'dan Setkus, Erciyesspor'dan Orhan ve Fenerbahçe'den Beykan takıma kazandırılan diğer isimler. Kadir, Utaka, Cihan, Abdurrahman, Uğur ve Hakan ise takımdan ayrıldı.


Abalo'yu bir izleyelim mi?:


Osmanlıspor

PTT 1. Lig'den yükselerek bu sezon Süper Lig'de mücadele etmeye hak kazanan Osmanlıspor, takımın patron koltuğuna Mustafa Reşit Akçay'ı oturttu. Hazırlık maçlarında diri ve formda bir görüntü verdiler. Akçay'ın transfer raporları doğrultusunda listedeki isimleri kadrolarına kattılar. Bodo'dan NDiaye, Astra'dan Seto, Fenerbahçe'den Webo, Boluspor'dan Ömer, Benfica'dan Artur, Udinese'den kiralık olarak Torje, Gençlerbirliği'nden Hakan, Ruzemberok'tan Sapara, Konya'dan Mehmet Güven, Karabük'ten Musa, Rio Ave'den Pinto, Hajduk'tan Vrsajevic ve Atletigo MG'den Patric transfer edildi. Ragıp, Ercüment, Ahmet, Muhammet Reis, Dilaver, Caner ve Mehmet Yıldız takımdan ayrılan isimler oldu. Soro'nun durumu da belirsizliğini koruyor.


Torje, her takım için büyük bir güç:


Kayserispor

Türkiye'nin en genç teknik direktörü Cüneyt Dumlupınar yönetiminde geçtiğimiz sezon Spor Toto Süper Lig'de mücadele etmeye hak kazanan Kayserispor, ilk iş olarak Cüneyt Dumlupınar'ı büyük bir ayıpla görevden aldı ve takımın başına Tolunay Kafkas'ı getirdi. Tolunay Kafkas, geldiği gibi yarım kalmış işlerinin olduğunu belirtti ve hazırlıklara başladı. Hazırlık maçlarından gördüğüm kadarıyla yeni sezonda daha dikine ve daha agresif bir Kayserispor izleyeceğiz. Okan ve Alper gibi önemli gençleri kaybetmeleri onlar adına bir dezavantaj... Nobre, Bobo, Abdullah Durak, Anıl, Mehmet Eren, Cemil, Çağlar, Serkan, Serdar, Yener, Sereno ve Murat Akın takımdan ayrılan diğer isimler oldu. Benfica'dan iki kiralık Diego Lopes ve Derley, Galatasaray'dan kiralık olarak Furkan, Go Ahead'den Deniz Türüç, Trabzon'dan iki kiralık Zeki ve Mustafa Akbaş, Karabükspor'dan Abdülaziz, Mabiala ve Sow takıma katılan isimler oldu. Özellikle Deniz Türüç, Spor Toto Süper Lig'de kalitesini fazlasıyla ispatlayabilecek bir genç..


Antalyaspor

Teknik Direktör Yusuf Şimşek önderliğinde play-off'lar sonucu Spor Toto Süper Lig'e yükselen Antalyaspor, yine Yusuf Şimşek ile yoluna devam ediyor. Başkan Gültekin Gencer sayesinde flaş transferlere imza atarlarken; Eto'o'nun tam olarak hazır olmadığı gözüktü. Ayrıca hazırlık maçlarında pek de iyi sinyaller vermediler. Hedefleri küme düşmemek olacak. Kaleci ve savunma anlamında transferlere ihtiyaçları var. Samuel Eto'o'yu renklerine bağlayarak sansasyonel bir transfere imza attılar. Zeljeznicar'dan Kvesic, Nürnberg'den Celustka, Eskişehir'den Serdar Özkan, Karşıyaka'dan Rıdvan, Sivasspor'dan Kadir, Chievo'dan kiralık olarak Lazarevic, Samsunspor'dan Mbilla, Coritiba'dan Chico ve Akhisar'dan Koray transfer edilen diğer isimler oldu. Boum, Adem, Mehmet Sedef, Arif, Çağrı ve Ramazan ise takımdan ayrıldı.


Torku Konyaspor

Aykut Kocaman ile uyumlu bir birliktelik yakalayan Konyaspor, Avrupa kupaları hedefi doğrultusunda deneyimli çalıştırıcı ile yoluna devam etti. Hazırlık maçlarında dirençli ve pas ağırlıklı bir futbol ortaya koydular. Transfer döneminde genellikle ucuz ve bonservisi elinde olan isimlere yöneldiler. Torje'nin yokluğunda, takımın liderliğini Meha üstlenebilir. Özellikle Bosna Hersek Ligi'nin gol kralı Bajic, yetenekleriyle Yeşil-Beyazlılar adına fark yaratan bir isim olabilir. Zejeznicar'dan Bajic, Legia Varşova'dan Dossa Junior, Rize'den Serkan, Paderborn'dan Meha, Eskişehitspor'dan Sissoko, Aue'den Selçuk, Gençlerbirliği'nden Emre Can ve Karabükspor'dan kiralık olarak Traore takıma katılan isimler oldu. Hasan Kabze, Fuchs, Barış, Kokalovic, Recep, İshak, Torje ve Mehmet gibi isimler de takımdan ayrıldı.


Yeni yetenek Meha:


Gaziantepspor

Yeni sezon öncesi mali açıdan iyi durumda bulunmayan Gaziantepspor, önemli transferler yapamadı ve kiralık ile bonservisi elinde isimlere yöneldi. Teknik direktörlüğe Mutlu Topçu getirildi. Onları bu sene defansif ağırlıklı izleyebiliriz. Bu yüzden Chico'yu kaybetmeleri kötü oldu diyebiliriz. Hazırlık karşılaşmalarında, pek hazır olmadıkları görüldü. Boluspor'dan İsmail Haktan, Antalyaspor'dan Mehmet Sedef, Galatasaray'dan kiralık olarak Alperen, Bayrampaşa'dan Süleyman, Torpedo'dan Putilo, Chapecoense'den Abuda ve Granada'dan Larsson transfer edildi. Özellikle Larsson'un hücum anlamında Kırmızı-Siyahlılara önemli katkı verecektir. Chico, Binya, Şenol, Eray, Gökhan ve Leal de takımdan ayrılan isimlerdi.


Akhisar Belediye

Akhisar, yeni sezon öncesi, geçtiğimiz sezon Balıkesirspor ile mücadele eden Cihat Arslan'ı teknik direktörlüğe getirdi. Cihat Hoca'nın etkileriyle, Akhisar sezonun güzel futbol sergileyen takımlarından biri olabilir. Yalnız Gekas ve Bilal'i kaybetmeleri büyük handikap... Bilal, saha içinde takımın en büyük yönlendiricisiydi. Gekas'sız ve Bilal'siz oynamak, Akhisar'lı futbolcular için yeni ve sancılı bir deneyim olacak. Orta sahada orta alana transfer ihtiyaçları var. Trabzon'dan Caner, Abdülkadir ve Kadir, Balıkesirspor'dan Aykut, Konya'dan Hasan Kabze, Porto'dan kiralık olarak Sami, Şanlıurfa'dan Bora, Fulham'dan Rodallega, Partizan'dan Lukac ve Karabük'ten Onur transfer edilen isimler oldu. Gekas, Yiğit, Mehmet Akyüz, Oğuz, Luan, Zokora, Koray, Sertan, Zeki ve Vaz Te ise gönderilen isimler... Rodallega ve Sami eşliğinde, Ege ekibinin yaratıcı gücü bir hayli artacak.


Mersin İdmanyurdu

Mersin için son derece olumsuz bir sezon... Getirilen transfer yasağı nedeniyle takıma takviye yapamadılar. Bunun yanında Rıza Çalımbay, yönetimle ters düşmesi sonucu takımdan ayrıldı. Takımın başına Mesut Bakkal getirildi. Nihat Şahin, Sinan, Servet, Serkan, Adem takımdan ayrılan isimler oldu. Hasan, Kudbettin ve Cemal gibi gençleri altyapıdan as kadroya dahil ettiler. Nakoulma, Khalili ve Mitrovic gibi isimleri kadroda tutmaları en büyük artıları oldu. Mesut Hoca önderliğinde bu yıl Spor Toto Süper Lig'de fazlasıyla yıpratıcı bir savaş verecekler.


8 Ağustos 2015 Cumartesi

Dört Yıldız, Üç Kupa


Türkiye'de o büyülü haftalar geldi çattı yine... Futbol ateşi yanmaya başladı. Haftaya başlayacak Spor Toto Süper Lig öncesi içimiz kıpır kıpır.. TFF Süper Kupa 2015'te Spor Toto Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası sahibi Galatasaray, Ziraat Türkie Kupası finalisti Bursaspor ile başlayacak yeni sezon öncesi kozlarını paylaştı. Karşılaşmada gülen taraf, Bursaspor'u Yasin'in golüyle 1-0 geçen Galatasaray oldu. Galatasaray, 3'te 3 yapmış da oldu. Spor Toto Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası'nın ardından TFF Süper Kupa zaferi geldi.

Ankara'da tribünde yer yer boşluk olsa da ilginin yeterli olduğunu söylemek mümkün... Dördüncü yıldız apoletini takan Galatasaray, 18 takım içerisinde en hazır takım görüntüsünü vermişti hazırlık kamplarında... İlk 11'de yeni transferlerden Podolski ve Bilal Kısa yer aldı. Podolski sol açıkta forma giyerken; Bilal Kısa da Melo'nun yerinde oynadı. Bursaspor'da, Ertuğrul Sağlam'ın gelişi ve önemli oyuncuların gidişiyle taşlar yerinden oynamıştı. Yeşil-Beyazlıların hem kadro olarak hem de oyun mantalitesi anlamında çok değiştiklerini gördük. Yeni transferlerden Mert Günok kalede, Erdem ve Sivok defansta, Jorquera ise orta sahada yer aldı. Teknik direktör Ertuğrul Sağlam, sol bekte Aziz Behich'i değerlendirirken; Emre Taşdemir'in atletik özellikleri ve hızından sol ön bölümde yararlanmak istedi. Böylelikle Sabri-Yasin kulvarını da bozacaktı. Ertuğrul Sağlam, Ozan Tufan'a sağ açık olarak görev verirken; Necid'in sakatlığı yüzünden Cedric Bakambu'yu forvete çekmişti.

Maça hızlı başlayan taraf, Galatasaray oldu. Bilal ile Selçuk oyunu kurarlarken; Sarı-Kırmızılılar özellikle Sneijder, Yasin ve Podolski ile etkili olmaya çalıştı. Yasin Öztekin ve Podolski, Bursaspor savunmasında rahatça hareket ederken; Bilal ise ön liberodan attığı etkili paslar ve oynadığı akıllı oyunla dikkat çekti. İlk 20 dakikada Galatasaraylı futbolculara geçit vermeyen Mert Günok, 21. dakikada kalesinde golü gördü. Sağ kulvarda topu önüne alan Yasin, çalımlarla içeri doğru girdi ve düzgün vuruşunda, Mert'in de tedirgin halde yakalanmasıyla Sarı Kırmızılılar 1-0 öne geçti. Bu golde Bursaspor'lu Aziz,Sivok ve Serdar'ın birbirine bakması ve Yasin'in önüne atlamamaları büyük bir defansif hataya neden oldu. Golden sonra da yüklenmeye devam eden Galatasaray, yine Yasin ve Sneijder ile etkili pozisyonlar bulmaya çalıştı. Sneijder'in gelişine güzel şutunu, aynı güzellikte çıkaran Mert, kalesinde etkiliydi. Bursaspor, ilk yarıda oyunu daha çok kendi yarı alanında kabul etti ve kaptığı toplarla hızlı hücumlar yakalamayı hesapladı. Ancak Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u şu an için aşırı defansif gözüktü. Önemli bir finalde yeşil beyazlılar, sahada 8 defansif asıllı futbolcuyla (Aziz-Sivok-Serdar-Erdem-Şamil-Jorquera-Ozan-Emre) yer aldı. Hal böyle olunca üçüncü bölgede çoğalamadılar ve rakip kalede fazla tehlike yaratamadılar. Konuk ekip için ilk yarıda tek önemli pozisyon vardı, o da Bakambu ve Ozan'ın art arda Muslera'ya takıldıkları pozisyon... Sivok'un bir golü de haklı olarak ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Galatasaray, soyunma odasına 1-0 galip giren taraf oldu. Galatasaray'da Bilal ve Yasin ilk yarıda bir adım öne çıkarken; Bursaspor'da ise Mert, Ozan ve Emre dikkat çeken isimlerdi.

İkinci yarıda takımlar risksiz oyunu tercih etti ve maç genel olarak orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Yani bu iki takımı, ikinci yarıdaki futbollarıyla değerlendiremeyiz. Bakambu ve Yasin'in karşılıklı atakları hariç ikinci devrede tehlikeli bir pozisyon olmadı. İkinci yarıda teknik direktörlerin oyuncu değişikleriyle birlikte denediği stratejiler damga vurdu. Galatasaray'da Jem Karacan, Bursaspor'da da Advincula yeni takımlarıyla ilk kez resmi bir maça çıktı. Ertuğrul Sağlam; Ozan İpek değişikliğiyle Emre'yi sol beke, Advincula değişikliği ile de Ozan'ı orta alana döndürdü. Galatasaray'da ise Emre, Jem ve Umut oyuna sırasıyla giren isimler oldu. Oyunun son bölümlerinde, Emre Çolak'ın Ozan Tufan'a istemeyerek de yaptığı sert hareket sonucu direkt kırmızı kartla oyundan atılması, finale gölge düşürdü. Direkt Ozan'ı sakatlayabilecek bir hamleydi.

Bu bölümün ardından 10 kişi kalan Galatasaray'a karşı iyice yüklenen Bursaspor, aradığı fırsatları bulamadı ve maçta gülen taraf, 1-0 ile Galatasaray oldu. Bu sonucun ardından, Galatasaray 3'te 3 yaparak Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu ile başarısını bir kez daha taçlandırdı. Bursaspor ise, Ertuğrul Sağlam'ın gelişi sonrası iyice defansif gözüktü ve ilerisi için pek güven vermedi. Yeşil-Beyazlı taraftarlara, Ertuğrul Sağlam ile birlikte tekrar kahır günlerinin geldiğini söylemek şu an için doğru bir tabir olur. Galatasaray'da Bilal Kısa ile Yasin Öztekin'in kırk yıllık Galatasaraylı gibi oynadıklarını unutmamak gerek... Bilal Melo'yu asla aratmazken; oyunun iki yönüne de katkısıyla alkışlandı. Yasin Öztekin ise, aldığı 7 numaralı formasıyla daha da kanatlanmış gözüktü. Bir olumsuzluk yaşamadığı sürece, ligimizde Galatasaray'ın en büyük silahlarından olacaktır bu sezon...

Seni çok özledik Spor Toto Süper Lig! Ama ondan da çok özlediğimiz, aç olduğumuz bir şey var: Kaliteli futbol...

26 Temmuz 2015 Pazar

Düellonun galibi Özen'in Kasımpaşa'sı



Pazar öğleni için futbol için son derece güzel bir havada, Kasımpaşa; Önder Özen ile geliştirdiği oyun mantalitesinin üzerine koymak istiyordu. Deneyimli taktisyen Önder Özen, takıma akışkan bir hücum oyunu oynatmayı planlıyordu. Bursaspor ise, Avrupa Ligi sıralaması için mücadele veriyor, Avrupa'ya gidemeyecek olmalarına rağmen Şenol Güneş önderliğinde mücadeleyi elden bırakmıyorlardı. Bu amaçsız sayılabilecek ve gelecek sezonun planlarını yapmaya şimdiden başlayan iki takım, Kasımpaşa'nın ev sahipliğinde karşı karşıya geldi. Tribünlerin durumunu görmemek olmaz.... Belli bir taraftar grubu olmasa da, bölge insanlarının ve futbolu sevenlerin Kasımpaşa tribünlerine el atması gerekiyor. Seneye belki de Önder Özen yönetiminde zirveye oynayan bir takım olacaklar; ancak bu az ilgi moral bozacak bir durum...
Gol düellosu şeklinde geçen maça gelirsek... Önder Özen, 4-4-1-1 taktiğini uygun görerek ve Scarione'yi gizli bir forvet gibi kullanarak sahadaydı. Top rakipteyken de kolaylıkla 4-5-1'e dönen bir sistem benimsemişlerdi. Önder Özen, takıma geldiği günden bugüne Scarione'ye tüm sorumluluğu vermişti ve onu serbest adam rolünde oynatıyordu. Bu durum biraz da, Önder Özen'in de teknik kadrosunda bulunduğu Fenerbahçe'nin Alex'li zamanlarına benziyor. Alex 10 numara gibi görünse de, gizli bir forvet gibi ortaya çıkarak gollerini sıralıyordu. Aynı durum önümüzdeki dönemde Scarione için geçerli olacak. Arjantinli yıldız, Önder Özen'in gelişinden bu yana toplamda 5 gol attı. Bugün de Bursa ağlarına 1 gol göndererek toplam gol sayısını 11'e çıkardı. Bursaspor'da ise savunma sıkıntısı görülüyordu. Savunmanın dağıldığı haftada, Şenol Güneş, Belluschi'yi orta sahadan savunmaya çekti ve yanında genç Ertuğrul Ersoy'a görev verdi. Bu ikili, pek uyuşamadı ve maç boyunca savunmada önemli hatalara imza attılar. Belluschi'nin boşalttığı alana da Şamil yerleşirken; Bakambu bu sefer Fernandao'yla çift forvet gibi oynuyordu. Yani Yeşil-Beyazlılar 4-4-2 benzeri bir düzen ile sahadaydı.
Kendi evindeki maça hızlı başlayan Kasımpaşa, henüz üçüncü dakikada golü buldu. Bursaspor savunmasının ağırlığını değerlendiren Scarione bomboş pozisyonda golü bularak durumu 1-0 yaptı. Golden 6 dakika sonra Fernandao, Kasımpaşa'lı İlhan'ın hatasını çok iyi değerlendirdi ve Bakambu'ya al da at dedi. Formda Fransız golcü kaçırmadı ve durumu 1-1'e getirdi. Tunay Torun'un gayretini çok iyi değerlendiren İlhan durumu 2-1'e getirdi ve hatasını affettirdi. Geriye düştükten sonra baskıyı arttıran Bursaspor, tüm takımlara ders olabilecek nitelikte bir paslaşma üçgeniyle Kasımpaşa kalesine yüklendi ve Volkan Şen, düzgün bir vuruşla 2-2'lik beraberliği sağladı. Takımlar, soyunma odasına 4 golle ve eşitlikle girdi.
İkinci yarıda Kasımpaşa, daha etkili olan tarafken; Bursaspor, oyunu rakip kaleye yıkmakta zorlanıyor gözüktü. Castro'nun şık golüne Volkan'ın daha şık ve belkide yılın gollerinden biri seçilebilecek jeneriklikte bir golle karşılık veren Bursaspor, durumu 3-3'e getiriyordu. Bu golden sonra Bakambu'nun yerine Emre'nin girişiyle hücum gücü zayıflayan Bursaspor, topu daha çok tuttu;ama hücum gücü aynı seviyede düştü. Bu durumdan cesaret alan Kasımpaşa orta alanda pres ve baskıyı arttırarak Bursaspor kalesine yüklenmeye başladı. Bursaspor savunmasının kötü gününde oluşunu değerlendiren Malki, bomboş pozisyonda topu kaleye yuvarlayarak durumu 4-3'e taşıdı. Kapanışı ise, maç skorunu tayin eden golüyle Eren Derdiyok yaptı. Türk asıllı İsviçreli yıldız, frikikten düzgün ve sert bir vuruşla takımına 2 farklı üstünlüğü getirdi ve maç böyle sonuçlandı. Eren Derdiyok'un dönüşüne ve süre alışına gerçekten çok sevindim. Spor Toto Süper Lig için kaliteli kumaşıyla önemli bir futbolcu... Gelecek sezona iyi hazırlanarak ve sakatlıktan uzak durarak Kasımpaşa'nın en önemli itici güçlerinden olacaktır.
Kasımpaşa'ya baktığımızda 3 asistle yıldızlaşan Tunay Torun, takımda lider görevini oynayarak 1 gol atan Scarione ve orta alanda sağlam calan Castro göze batan isimlerdi. Bursaspor'da ise, iki güzel gol atan Volkan Şen'e değinmek lazım... Volkan Şen, çok önemli bir futbol zekasına ve hıza sahip... Sadece bazı maçlarda bunun farkında değilmiş gibi davranıyor ve tam performansını sergileyemiyor. İstanbul'un 3 büyüğünden birinde, ikinci bir şansı kesinlikle hak ediyor. Şenol Güneş ile birlikte tekrardan Türk futboluna önemli bir katkı olarak doğdu. Bugün de çok güzel derecede iki golüyle Yeşil-Beyazlılara katkı yaptı. Gol atamasa da Fernandao, hırsıyla ve baskısıyla tam puan aldı. Bakambu, istekliliğiyle göz doldurdu. Fransız futbolcunun bir de şöyle bir özelliği var: O olmadığından veya oyundan çıktığında, takımının hücum gücünü yüzde 40-50'li oranlarda etkiliyor bana göre... Bugün de oyundan çıktığında daha net anlayabildik.

Bitirim İkili İş Başında



Bursa'da sıcak; ama yer yer esintili bir öğlende buluştu Bursaspor, yeşil-beyazlı renklere gönül veren taraftarlarıyla Bursa Atatürk Stadyumu'nda... Erken saate rağmen maça güzel bir ilgi vardı ve taraftarlar seyir açısından oldukça keyifli ve bol pozisyonlu bir maç izledi. Avrupa Ligi potası için sezonun en önemli maçlarından biriydi. UEFA'dan aldığı ceza nedeniyle gelecek sezon Avrupa kupalarına katılamayacak olan Bursaspor, buna rağmen sezon başından beri asla mücadeleyi bırakmadı. Bu arada maç öncesinde de Yeşil-Beyazlılar açısından önemli bir gelişme yaşandı. UEFA, tüm istenenleri yerine getirdiği için ve garanti verdiği için Bursaspor'a karşı yaptırımlarını yumuşatma kararı aldı. Böyle bir tebessümle sahaya çıktı Bursasporlu futbolcular, tribünlerdeki taraftarlar da bu tebessümü onlarla paylaşıyordu. Abdullah Avcı yönetimindeki Başakşehir de gösterdiği önemli performansla Avrupa Ligi için iddialı takımlar arasına katılmıştı. Bursaspor'un katılamayacak olmasından dolayı; bu maç konuk ekip için daha fazla anlam ifade ediyordu.
Abdullah Avcı, bu önemin fazlasıyla bilincinde çıkmıştı ilk yarıya... Visca, Volkan Şen'e karşı üstünlüğünü kazanmıştı. Mahmut Tekdemir ile Mossoro ise, Bursasporlu Josue ve Belluschi'ye fazla nefes aldırmamaya çalıştı. İleride Semih Şentürk'ün yokluğunda Jeremy Perbet yer aldı ve Abdullah Avcı, Fransız golcünün fırsatçılığından yararlanma yoluna gitti. Bu senaryo, ilk yarıda oldukça tuttu ve konuk ekip, 16. dakikada aslan payı Perbet'ye ait olan pozisyonda Bursaspor savunmasının hatasını değerlendirerek Mossoro ile 1-0 öne geçti. Bu golden sonra ilk yarının kalan bölümünde daha kontrollü bir futbol tercih ettiler ve duran toplar haricinde Bursaspor'a fazla pozisyon vermediler.
Bursaspor'da, Visca'ya karşı üstünlük yakalayamayan Volkan Şen, kafa olarak da sahada değil gibiydi; sanki canı oynamak istemiyordu. Belluschi ve Josue, yoğun presten kurtulduğu anlarda takımı ileriye taşımaya çalıştı ama son vuruşlarda formsuz oldukları bir devre geçirdiler. Fenerbahçe maçında yedek bekleyen Bakambu, bu hafta ilk 11'deydi ve ilk yarının istekli isimlerindendi. Fernandao ile birlikte yakın oynadılar ancak ilk yarıda beraberliği sağlayamayarak soyunma odasına yenik gittiler. İlk 45 dakikanın galibi, maç başındaki stratejisi tutan Abdullah Avcı oldu. Ancak Şenol Güneş daha hamlesini yapmamıştı ve peşin konuşmak için çok erkendi.
Yeşil-beyazlı taraftarların beklediği hamle, ikinci yarı başlamadan geldi. Bursasporlu futbolcular ikinci yarı için sahaya çıktığında Volkan Şen yer almıyordu. İlk yarıda vasat bir futbol sergileyen ve takım arkadaşı Josue ile de tartışan Volkan Şen; Şenol Güneş tarafından saha dışına alındı ve yerine Emre Taşdemir girdi. Emre Taşdemir'i her seferinde size çok beğendiğimi anlatıyorum. Günümüz ofansif bek karakterine tamamen uyuyor ve atletik özellikleriyle de ikili mücadelelerde ön plana çıkıyor. Emre'nin girişiyle birlikte, ikinci yarı Bursaspor daha da canlandı ve tek kale oynamaya başladı. İlk yarıda Başakşehir'in en iyileri Visca ve Mossoro, Emre'nin oyuna girmesiyle rahat alan bulamadı ve oyundan iyice koptu.
Sochaux'tan tanıdığımız ve oradaki fırsatçılığını Türkiye'de de konuşturan Cedric Bakambu, 49'da sahneye çıktı ve şık bir bitiricilikle takımına beraberliği getirdi. Ardından Başakşehirli Yalçın Ayhan, topa eliyle temas etti ve Bursaspor penaltı kazandı. Ligin gol kralı Fernandao, tüm hıncını ağlardan alarak durumu 2-1'e getirdi ve ligdeki gol sayısını da 13'e çıkardı. 76'da günün en istekli ismi Bakambu yine sahneye çıktı ve şansının yardımıyla kaleci Volkan Babacan'ı alt etmesini bildi, skor 3-1'e geliyordu. Abdullah Avcı artık ne yapsa boştu. 2-1 geriye düştükten sonra orta alanı kalabalıklaştırmak için yapılan Alpaslan ve Badji hamleleri, daha fazla kaybolmalarına neden oldu. Bakambu, son dakikalarda verdiği ince pasla Holmen'e alda at dedi ve skorer kimliğini hatırlayan Holmen, maçın skorunu belirledi: 4-1.
Bakambu, attığı 2 gol ve yaptığı şık 1 asist ile günün yıldızıydı. Fernandao, Belluschi, Şener Özbayraklı ve ikinci yarıda oyuna giren Emre Taşdemir de savunma ağırlıklı katkısıyla Bursaspor'un göze batan isimleri oldular. Günün etkisiz ismi Volkan Şen'de çok önemli bir futbol potansiyeli var, ama bu potansiyel; futboldan başka bir şeyi kafasına taktığında çabucak sönebiliyor. Şenol Güneş telkinleriyle yine çabuk toplayacaktır. Başakşehir'de ise farklı yenilgiye rağmen iyi oynayan isimler Mossoro, Visca ve Perbet'ydi. Ben özellikle Abdullah Avcı'nın sezon başlarında Perbet'yi yedek bırakmasını bir türlü anlayamıyordum. İspanya'da Villarreal günlerinden bilinen ve bitiriciliğiyle ligin dikkat çeken forvetlerinden olan Perbet, Spor Toto Süper Lig'e de renk katacaktır. Bence İstanbul ekibinin bir numaralı tercihi olmalı, umarım Abdullah Avcı da gelecek sezon planlarında bu durumu gözden kaçırmaz.
Ligin en az gol yiyen ekibi Başakşehir'e sadece 45 dakikada 4 gol atan Bursaspor'u kesinlikle kutlamak gerek... Şenol Güneş önderliğinde kimliklerini ve futbol felsefelerini buldular. Başakşehir ise, sezon başında böyle bir hedefi olmamasına rağmen Avrupa Ligi hedefi için bugün sahadaydı; fakat olmadı. Bursaspor gidemeyeceği için halen şansları var; ancak arkadan gelen Trabzonspor da onlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bugün Bursa'da futbol, gol, mücadele, hırs, estetik... Bunların hepsini gördük. Bursaspor'un bitirim ikilisi Fernandao ve Bakambu, çoğu maçta olduğu gibi takımlarını yine sürükledi. Bakambu, gelecek sezon bu yılki performansının üzerine kesinlikle çıkacaktır. Futbolu güzelleştiren ve insanları kendine hayran bırakan Fernandao da mutlaka Türkiye'de kalmalı... Hatta forvet sıkıntısı çektiğimiz Milli takımımız için de devşirilmeli!