ÇekCumhuriyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÇekCumhuriyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2015 Cumartesi

Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral!


Bursaspor, sadece 1 şampiyonluk yaşamasına rağmen; önemli forvetleri küresel futbol piyasasına sunmakta sıkıntı yaşamıyor. Bu isim bazen altyapıdan yetişen bir isim olabilirken; bazen de kariyeri sekteye uğramış dünyaca önemli isimler olabiliyor. Yeşil-Beyazlılarda geçtiğimiz yıllardan bu yana bir Okan Yılmaz örneği unutulmamalı... Bu yıl Manchester City'e giden altyapıdaki gol makinesi Enes Ünal en yeni örneklerden.... Sochaux'da kendini gösterip bu performansının üzerine Bursaspor'da koyan Cedric Bakambu'nun Villarreal'e gidişi başka bir örnek... Bu gibi örnekler saymakla bitmez; ancak şu sonuç çıkarılıyor ki, Bursaspor tarihinde hep önemli golcü yeteneklere sahip oldu.

2014-2015 sezonunda Şenol Güneş yönetimindeki Bursaspor'da, Fernandao 21 gol attı ve ligin gol kralı olarak dikkat çekti. 30 yaşına merdiven dayayan Brezilyalı forvet, kendisinden beklenilen çıkışı Brezilya'da yapamamış ve şans yüzüne Bursaspor'da gülmüştü. Bursaspor'lu scout'ların en başarılı projelerinin başında gelen Fernandao, bu başarısıyla Fenerbahçe'ye transfer oldu. Bursaspor'un eli değmiş bir forvet daha tarihe yazıldı.

Tabii ki gidenin yerine yenisi gelir. Belki eskisinin yerini tutmaz, belki de yeni isim çok daha iyi olur ve eskiyi bir çırpıda unutturur. Bu, hayatın her alanında önemli bir kuraldır. Bursaspor'da da gidenin yerine yenisi geldi: Tomas Necid! Slavia Prag altyapısının dünya futboluna bir hediyesi olan Çek golcü, Jablonec'de kötü bir kiralık dönem geçirmesinin ardından takımına geri döndü. Bu geri dönüşle birlikte ilk 11 şansı yakalayan Necid, Slavia Prag döneminde 54 maça çıktı, 16 gol ve 3 asist ile oynadı. Bu performans, Rus ekibi CSKA Moskova'nın dikkatini çekmeye yetti ve onu transfer etti.

CSKA Moskova'ya transfer olduğu ilk zamanlar, gerek ilk 11'de gerekse yedekten girerek istediği şansları bulan Çek golcü, golleriyle kumaşını ispatladı ve orada benim de son derece doğruladığım "Katil" lakabını aldı. Ancak futbolun sahne ışıkları, sonsuza dek üzerinizde durmazdı, Necid'de de durmadı. Çek golcü, hem yaşadığı ağır sakatlıklar hem de Fildişi Sahil'li Seydou Doumbia'nın gösterdiği performansla yavaş yavaş gözden düştü. Önce bir yıl PAOK ve ardından da Slavia Prag formalarını kiralık olarak giydi. Yaşadığı ağır sakatıkların ardından golleriyle hayata dönmeyi başardı. 2014'te Rus ekibine geri döndüğünde, CSKA Moskova onu kadroda düşünmediğini kesin bir dille bildirdi. Böylelikle Çek santrfor için Rusya dönemi 108 maç, 28 gol ve 8 asist ile kapanmış oldu.

Zwolle'de güneş yeniden doğuyor

Tam bu esnada Hollanda Eredivisie'de atılım yapmak ve kalıcı olmak isteyen Zwolle devreye giriyor. İlk önce bir yıl onu kiralıyor, ardından 2015'te ise bonservisini alıyor. Zwolle'de eski bitirici ve hırslı performansına tekrardan ulaşan Necid, takımının Eredivisie'de yukarılara oynamasında ve Hollanda Kupası'nı kazanmasında fayda sağlıyor o yıl.. Hollanda ekibindeki performansıyla, kendiine o sahne ışıklarını tekrar yaktırıyor. Zwolle ile 33 maça çıkan Necid, 14 gol ve 4 asistlik bir performans sergiliyor. Ancak Zwolle'ün yapılanma problemleri nedeniyle ikinci yılında bonservisiyle geldiği Zwolle'de mutsuz oluyor ve sözleşmesini feshediyor.

CSKA Moskova günlerinde dikkatle izlediğim Tomas Necid; sakatlıklar, forma şansı bulamayışı ve kiralık gönderilişlerini asla kafaya takmıyor. O hep çalışıp daha iyi dönmek istiyor. Bu kafa yapısı sayesinde Zwolle ile tekrar ayağa kalkıyor. Bu 6 aylık performansı, Bursaspor scout'larının dikkatini çekiyor ve "Katil", Bursa semalarına uçuyor.

Fernandao'yu aratmayacak

2015 yaz transfer döneminde Fernandao'nun gidişiyle sarsılan Bursa taraftarlarının yüzünü Tomas Necid transferi güldürüyor. Necid, sakatlığı nedeniyle ligin ilk 3 haftasında oynayamıyor; ancak antrenmanlarla birlikte uyum sorununu çok çabuk atlatıyor. Zihin yapısı da buna oldukça müsait hep... Necid'in takıma geç katılışı, Bursa'yı hücum performansı anlamında oldukça etkiliyor. O yokken üç haftada 1 gol bulabilen Bursaspor, onun gelişiyle 4 haftada 9 gol bulmayı beceriyor. Üstelik bu 9 golün 6'sı, Tomas Necid imzası taşıyor.

Yeşil-Beyazlı formayı ilk olarak dördüncü haftada Gençlerbirliği maçında sırtına geçiren Necid, oyuna sonradan girerek 13 dakika sonra ligdeki ilk golünü atıyor. Ardından bir sonraki hafta Fenerbahçe deplasmanında takımı yenilse de, Çek santrfor bitiriciliğini konuşturup ligdeki 2. golünü atmayı başarıyor. Bir sonraki hafta Bursaspor evinde Eskişehir'i yenerken; açılışı Necid yapıyor ve 3. golüne ulaşıyor. Asıl patlama ise, yedinci haftada Çaykur Rize deplasmanında yaşanıyor. Tomas Necid tek başına sahne alıyor ve birbirinden güzel 3 gol atarak maçın yıldızı oluyordu. Spotlar, Türkiye kariyerinde sadece onun için yanıyordu.

Tomas Necid ne CSKA Moskova, ne PAOK, ne de Zwolle kariyerine bu kadar golcü başlayamamıştı. Şu anda Spor Toto Süper Lig'de 4 maçta 6 golü bulunuyor. "Katil" için gol atmak çocuk oyuncağı... Türkiye'nin forvetlerde çok göremediği bir bitiriciliğe de sahip... Ağır bir sakatlık yaşamadığı takdirde performansının üzerine hep koyacak ve hüzünlü Fernandao kasidesinin ardından Necid methiyesini başlatacaktır. Futbolun sahne ışıklarının uzun zaman üzerinde olması dileğiyle Tomas Necid...

10 Ekim 2015 Cumartesi

Karanlık günde "altın" 3 puan


Aslında maça konsantre olabilmek zordu bugün... Ankara canımızı yaktı, nefesimizi kesti. Bu hain saldırının sorumlusunu çok da uzakta aramamak gerek; ancak bu saldırının bugün milli heyecanın önüne geçtiği gerçek.... Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar diliyorum.

Gelelim milli maça... EURO 2016'ya direkt olarak katılmayı garantileyen Çek Cumhuriyeti, yedek ağırlıklı bir kadro ile sahadaydı. Teknik direktör Vrba, büyük turnuva öncesi tüm oyuncularını süzüyor; kimi yanına alacağına karar vermek istiyordu. Türkiye kadrosunda ise aslında Arda forvette ve sistem değişik veya Umut'u bekliyordum. Cenk Tosun'u görünce ise tatlı bir şaşkınlık oldu. Milli Takımlar Sorumlusu Fatih Terim'in kadro konusunda egolarından kurtulmuş olması beni mutlu etti. Savunma ve orta saha kurgusu da bozulmazken; sadece sağ kanatta Hollanda maçındaki gibi Oğuzhan yer aldı ve Gökhan Töre bu maçta da kızağa çekildi. 

Milli takımda sadece Burak Yılmaz'a bağımlı kalmak, o olmadığında da Umut Bulut'a katlanmak gerçekten sinir bozucuydu. Cenk Tosun, gelecek günler için iyi bir hamle... Nitekim ilk yarıda Milli takımımız iyi oynamasa da; ileride Cenk-Oğuzhan ikilisinin Beşiktaş'taki o kolej takımı havasını ülke takımına taşıdıklarını gördük. Şener Özbayraklı ve Caner Erkin'de iki-üç haftadır devam eden bariz bir form düşüklüğü vardı. Bunu çoğumuz arkadaş sohbetlerinde hep dile getirdi. Bu iki yıldız, ilk yarıda da vasatı aşamadı. Ozan Tufan da vasatı aşamayanlardandı. Arda Turan'ın ise liderliğini yansıtamadığını gördük. Halbuki Barcelona'nın cezası nedeniyle maç eksiği fazla olan Arda Kaptan'a en çok ihtiyacımız olduğu zamanlar....

İlk yarı, isabetli şutu olmayan bir ilk yarıydı. Çek Cumhuriyeti topa daha çok sahip olan ve daha çok atak oynayan taraftı. Takım halinde savunmaya ve hücuma destek verdiler. Turnuvayı garantileseler bile sistemlerinden ödün vermemeleri, tebriği hak ediyor. Çekler adına ilk yarının en çok parlayan ismi Pavel Kaderabek'ti. Football Manager hastası olarak 2 sene önce bizzat kendim bulup çıkardığım Kaderabek, reel futbol yaşamında ise beklenen patlamayı geçtiğimiz yıl yaptı. İşte o Kaderabek, maçta ilk yarının en etkili ismiydi. Ofansif bir bek olarak görevini fazlasıyla yaptı. Çekler'in hücuma çıktığı hemen hemen her topta, mutlaka bir Kaderabek etkisi vardı. Bu arada maçın başlarında Cenk'in golünde ofsayt kararının doğru olduğunu söylemeyi unutmayalım.

Rüzgarı tersine çevirdik

İkinci yarıya da Çek Cumhuriyeti daha iyi başlayan taraftı. Ev sahibi Dockal ile maçın ilk isabetli şutunu da buldu, Volkan başarılıydı. Öte yandan Milli takımımız, devre arasında Fatih Terim'den azar yemişçesine topla oynama konusunda daha etkiliydi. Özellikle 52. dakikadan itibaren direncini giderek arttırarak ataklarını çoğalttı. Bunun karşılığını da penaltı golüyle aldı. Çek Cumhuriyeti ceza sahası içinde Serdar Aziz çekilince, hakem penaltı noktasını gösterdi. Topun başındaki Selçuk İnan topu ve kaleciyi farklı yönlere göndererek Türkiye'yi 1-0 öne geçirdi. Selçuk, Milli takım formasıyla 7. golünü atmış oldu. Ardından Cenk, yerini Volkan Şen'e bıraktı. Böylelikle maç başında beklediğim üzere Arda merkeze geçmiş oldu. Ve Volkan'ın girişiyle Türkiye daha da canlandı. Sol kanatta Volkan ile bulduğumuz net şans, auta çıktı.Volkan'ın arzulu oyunu, Türkiye'nin üçüncü bölgede daha fazla kalmasını sağladı, önemli bir artı oldu. 

Çek Cumhuriyeti'nin iyice oyundan düşmesiyle Türkiye kontrolü eline aldı. Bu bölümde Arda ve Volkan'ın inisiyatif alışı oyun görüşümüzü rahatlattı.Böylelikle ikinci golü bulduk. Arda'nın milimetrik pasında 79'da topla buluşan Hakan Çalhanoğlu, düzgün bir vuruşla skoru 2-0'a getirdi. Bu golde, Arda'nın o özlediğimiz lider özelliğini de görmüş olduk. 

Özellikle ilk yarıdaki futbolu çoğu kişi için kötü olabilir; ancak ben Türkiye'nin bu gece tam da oynamak zorunda olduğu gibi oynadığını düşünüyorum. İlk yarıda topun arkasına geçilerek rakip tartıldı. İkinci yarıda ise, rahat rakibi karşısında dizginleri eline alarak şansını aradı ve 52-75 arası 23 dakikalık bölüm buna yetti. Zaten Türkiye'nin karakteri bu: "hedef maçlarımızı her zaman iyi oynuyoruz!" 2-0 galibiyetle birlikte alınan 3 puan; bu kötü günde bir nebze olsun nefes aldırdı. Salı günü Konya'da şölen havasında bir maç oynayacağız garantilemiş İzlanda ile... Üstelik 1 puan alma lüksümüz de olacak. Play-Off'lar için kapının eşiğinden girmek üzereyiz.