gol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2016 Çarşamba

Patron Forvette Çıldırdı: Atletico Madrid


Futbol adlı kitleleri birleştiren, sevincine ve hüznüne ortak eden küresel sporda, forvetler mevki olarak büyük önem taşır. Çünkü gol demek, genellikle forvet demektir. Forvetler, takımın gol yükünü çeken futbolculardır. Takım iyi gittiğinde de, kötü gittiğinde de genellikle hedefte olumlu veya olumsuz forvetler olurlar. Taraftarların bestelerinde de küfürlü sözlerinde de forvetler mutlaka yer alır. Takım oyunuyla bütünleşip sezonu gol kralı olarak tamamlayabildikleri gibi, tüm sezonu karavana da geçirebilirler. Özetle bir takımın şampiyonluk yarışında attıkları goller ve arkadaşlarına hazırladıkları pozisyonlarla birincil derecede rol oynar forvetler…

İspanya La Liga'da şampiyonluk yaşamış, Avrupa Ligi şampiyonluğu yaşamış, Şampiyonlar Ligi'nde final görmüş Atletico Madrid gibi güzide bir kulüpten de dünyaca ünlü forvetler geçti. Bazıları başkent ekibine geldiğinde zaten ünlüydü, bazıları ise Atletico forması ile ün kazanarak taraftarın sevgilisi oldu. Christian Vieri ile başlayan furyada, Atletico Madrid forvet alıp satarak önemli karlar elde etti. Christian Vieri, Jimmy Floyd Hasseilbaink, Fernando Torres, Sergio Agüero, Radamel Falcao, Diego Costa, Mario Mandzukic ve Jackson Martinez gibi isimler; başka limanlara demir alırken Atletico Madrid'e oldukça fazla kazandırdılar. Bu sürece birlikte bakmamız gerekirse…

Vieri ile Başlayan Dalga

Atletico Madrid'teki forvet sirkülasyonunun İtalyan forvet Christian Vieri ile start verdiğini söylemek yanlış olmaz. Atletico Madrid onu 1991 yılında 15 Milyon Euro karşılığında Juventus'tan transfer etmişti. Vieri, 1997-1998 sezonunda La Liga'da kariyerinin en başarılı performanslarından birini geçirdi. Toplamda 24 gol kaydederek İspanya'da gol krallığı yaşadı. Ancak gerek uyum problemi, gerekse vatan özlemiyle İspanya ikliminde fazla yapamadı ve bir sezonun ardından İtalya'ya geri döndü. Lazio, 1997-1998 sezonunda Christian Vieri'yi 25 Milyon Euro karşılığında transfer etti. Atletico Madrid, İtalyan forvetin transferinden daha 1998 yılında 10 Milyon Euro kar etmiş oldu böylelikle… Belki de kulüp bazında böyle bir politika geliştirebildikleri için, farkına vardıkları için, Atletico Madrid'in Lazio'ya teşekkür etmesi gerekiyor.

Hasselbaink'in getirdiği Hollanda Rüzgarları

Jimmy Floyd Hasselbaink, 90'lı yılların sonundan itibaren önemli çıkış yapmış bir forvetti. Leeds United ile gösterdiği performansın ardından Atletico Madrid'in dikkatini çekti. Bu dikkat çekiminin ardından, 1999 yılında Jimmy Floyd Hasselbaink, 16 Milyon Euro karşılığında Atletico Madrid'in yolunu tuttu. Hollandalı forvet, La Liga'da toplam 34 maçta forma giydi ve 24 gol kaydetti. Gol yollarındaki bu etkin yüzdesiyle, Atletico Madrid küme düşmesine rağmen Hasselbaink gol kralı oldu. İspanyol ekibi, küme düştüğü için sezon sonunda Hasselbaink'i 22.5 Milyon Euro karşılığında Chelsea'ye sattı. Böylelikle, Hollandalı futbolcudan da 6.5 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Kulüpte Efsaneleşmiş Bir İsim: Fernando Torres


2001-2007 yılları arasında futboluyla Atletico Madrid'te parlayan İspanyol forvet, "El Nino" lakabını burada aldı ve performansıyla taraftarların gözünde efsaneleşti. Takımının Segunda Divison'da mücadele ettiği yıllarda parlayan Fernando Torres, çok kısa bir sürede ilk 11'in vazgeçilmez ismi oldu. 7 yıllık sürede Atletico Madrid formasıyla 214 maça çıktı, 82 gol kaydetti. Ada ekipleri bu forvete kayıtsız kalamadı ve Liverpool, 2007 yazında Fernando Torres'i 38 Milyon Euro karşısında transfer etti. Atletico Madrid, altyapısından çıkardığı ve hiçbir bonservis bedeli ödemediği Torres'ten tam 38 Milyon Euro kar etmeyi başardı. Bu transferiyle Atletico'lu taraftarları üzen Torres, 2015 yılında tekrar eski kulübüne geri dönmüş oldu. Halen Atletico Madrid forması giyiyor.

Arjantin Güneşi Madrid'de Doğdu


2006 yılında, Arjantin'in Independiente kulübünden 18 yaşındaki bir genç transfer edildi ve ona ödenen 21.7 Milyon Euro bonservis bedeliyle de kulüp rekorları kırıldı. Agüero 18 yaşındaki deneyimsiz haliyle kulüpten içeri girdiğinde, kimse onun günümüzdeki gol makinesi haline döneceğini tahmin etmiyordu. Sergio Agüero, ilk sezonunda Torres'in varlığı nedeniyle az forma şansı bulsa da; 2007'den itibaren Torres'in takımdan ayrılmasıyla ilk 11 için değişmez bir hale geldi. Madrid ekibinde 5 sezon forma giydi. 175 maça çıktı ve 74 gol kaydetme başarısını gösterdi. Atletico Madrid'in bir başka forveti daha Ada ekiplerinin dikkatini çekti ve 2011 yılında Manchester City, bonservisine 40 Milyon Euro ödeyerek Sergio Agüero'yu transfer etti. Atletico Madrid, Arjantinli forvetin satışından 18 Milyon Euro kar etmeyi başardı.

Madrid, Kolombiya Ateşine Kayıtsız Kalamadı


2011 yılında Agüero'nun ve ardından da Forlan'ın takımdan ayrılışıyla birlikte Atletico Madrid, forvetsiz kalmıştı. Bunun yanında oyuncu satışlarından iyi bir gelir elde etmişlerdi ve bunu forvet transferine aktarmak istiyorlardı. Radara, son yıllarda Porto forması ile harikalar yaratan ve gol rekorları kıran Kolombiyalı forvet Radamel Falcao takıldı. Uzun uğraşların ardından 2011 yaz döneminde Falcao, 40 Milyon Euro karşılığında kadroya katıldı. İspanya'da 2 verimli sezon geçirdiğini söylemek doğru olur. Bu iki yıl boyunca Atletico Madrid formasıyla 68 maça çıktı, rakip filelere 52 gol gönderdi. 2013 yaz transfer döneminde ise zengin sahibiyle Monaco, Falcao'yu transfer etmek istedi. Monaco, İspanyol kulübüne 60 Milyon Euro ödedi ve Falcao, geçirdiği iki güzel sezonun ardından Monaco'nun yolunu tuttu. Atletico Madrid de Falcao'dan 20 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Costa'nın Dönüşü Muhteşem Oldu

Aslında 2007-2008 döneminde 600 bin Euro bedelle Atletico Madrid'e transfer edilen Diego Costa, uzun süre bekleneni veremedi. Sırasıyla Celta Vigo, Albacete, Real Valladolid ve Rayo Vallecano'da dört sezon kiralık oynadı. Falcao'nun takımdan ayrılmasıyla birlikte, Atletico Madrid bu sefer forvet transferi yapmadı ve Vallecano'dan kiralık dönen Diego Costa'ya güvendi. Diego Costa da bu sefer daha güçlüydü ve teknik direktör Diego Simeone'nin sisteminde parıldadı. Özellikle 2013-2014 sezonu onun için mükemmel geçti. Diego Costa, Atletico formasıyla 133 maça çıktı ve 64 gol kaydetti. Onun bu başarısına ise, Chelsea kayıtsız kalamadı. 2014 yazında, Diego Costa, 38 Milyon Euro bedelle Chelsea'nin yolunu tuttu. Atletico Madrid, bu transferle Diego Costa'dan yaklaşık 37 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Mandzukic'te Açık, 2 Milyon Euro

Diego Costa'nın Chelsea'ye transferiyle forvet pozisyonunda boşluk yaşayan Atletico Madrid, hemen çalışmalara başladı. Bayern Münih'te vadesini dolduran Mario Mandzukic'e 21 Milyon karşılığında kırmızı-beyazlı formayı giydirdiler. Atletico Madrid ile 43 maça çıkan Mandzukic, toplam 20 gol atarken; Atletico Madrid'in forvet boşluğunu dolduramadı. Bunun üzerine 2014-2015 sezonu sonunda, 19 Milyon Euro karşılığında Juventus'a satıldı. Bir başarısızlık olarak nitelense de, Mandzukic'in satışından yalnızca 2 Milyon Euro zarar ettiler. Kazandıkları transfer karının yanında hiçbir şey…

Zarar demişken; Atletico Madrid, zamanında Mateja Kezman ve Diego Forlan'ın satışlarından da zarar etmişti. 21 Milyon Euro'ya alınan Forlan 10 Milyon Euro'ya, 9 Milyon Euro'ya alınan Kezman ise 7 Milyon Euro'ya satılmıştı. Böylelikle bu iki başarısız transferden 13 Milyon Euro'luk bir zarar ortaya çıktı. Mandzukic'i de bu ikiliye eklediğimizde, yalnızca 15 Milyon Euro'luk bir zarar oluşuyor.

Martinez Bekleneni Veremedi


Mandzukic'i 2015 yaz döneminde Juventus'a gönderen Atletico Madrid, yerine Porto'da golleriyle dikkat çeken Jackson Martinez'i getirdi. 2015'in yaz döneminde gerçekleşen transferle Madrid ekibi, Porto'ya 35 Milyon Euro bonservis bedeli ödedi. Büyük umutlarla transfer edilen ve taraftarların büyük ümitler bağladığı Kolombiyalı forvet, başkent ekibinde asla bekleneni veremedi. Atletico Madrid formasıyla toplam 22 maça çıkan Jackson Martinez, yalnızca 3 gol kaydedebildi. Bunun üzerine Atletico Madrid, 2016 kış transfer döneminde Çin pazarına atıldı ve 42 Milyon Euro karşılığında Jackson Martinez'i Guangzhou Evergrande'ye sattı. Kolombiyalının satışından 7 Milyon Euro'luk bir gelir elde edildi.

Bu 8 ismin transfer ediliş ve satılışında, toplam 136.5 Milyon Euro'luk bir kar etti Atletico Madrid…. Yukarıda bahsedilen 15 Milyon Euro transfer zararını da düştüğümüzde, elimizde 121.5 Milyon Euro kalıyor. Bu fiyat, günümüzde İspanya, İngiltere, Almanya gibi liglerde mücadele eden zirve altı takımların sezonluk bütçelerine denk geliyor, hatta çoğunu geçiyor. Ayrıca Spor Toto Süper Lig'deki dört büyük kulübümüzün bütçesinden daha fazla oluşuyla da dikkat çekiyor. Bize de Atletico Madrid'in Vieri'yle başlattığı bu "Al-Sat" dönemini tebrik atmaktan başka bir şey düşmüyor.

Sıradaki Hedef Griezmann mı?


Bir forvet oyuncusu değil aslolarak; ancak Diego Simeone onu 2015-2016 sezonunda forvet olarak da kullanmaya başladı. Gerek çift forvette, gerekse tek forvet olarak başarılı bir performans gösteriyor. 2014 yazında Real Sociedad'tan transfer edilen Antoine Griezmann'dan başkası değil bahsettiğim… 1991 doğumlu Fransız futbolcu, sol açık olarak ve artık forvette de forma giyiyor. Son 2 yıldır, Atletico Madrid'in en dikkat çekici futbolcusu olarak göze çarpıyor. 2 sezonda şu ana kadar Atletico Madrid ile 94 maça çıktı ve 49 gol kaydetme başarısını gösterdi. Bu performansı, bitiriciliği ve etkili futboluyla şimdiden dünyanın dev kulüplerinin ilgisini çekmeye başladı.


Bu performansını devam ettirmesi halinde ve EURO 2016'da da vitrin yapmasının etkisiyle, Griezmann'ın Atletico Madrid için sıradaki satış hedefi olacağı görüşündeyim. Futbol topu gerçekten ayağına çok yakışıyor. Hızıyla, çabukluğuyla, bitiriciliğiyle, geniş oyun görüşü ve sert şutlarıyla komple bir futbolcu. Zamanında 30 Milyon Euro karşılığında transfer edilmişti; şimdi Atletico Madrid Griezmann'ı satması durumunda, en az 70-80 Milyon Euro isteyecektir. Bu da Atletico Madrid kulübü için yeni kar hedefi demek…

19 Şubat 2016 Cuma

Modern Zamanların İngiliz Peri Masalı: Jamie Vardy


Bugünlerde Leicester City forması ile İngiltere Premier Lig'de fırtınalar estiren Jamie Vardy'nin öyküsü, aslında tam bir peri masalı… İnsanın gerçekten isteyince, çok çalışınca ve hayali için doğru zamanı bekleyince neler yapabileceğinin en büyük göstergesi… 2003 yılında Sheffield Wednesday altyapısı ile başlayan futbol kariyeri, çeşitli duraksamalar geçirse de 2016 yılında İngiltere'nin zirvesinde devam ediyor. Bugünlerde yaşam öyküsü bir film olarak çekilen Jamie Vardy, bu başarıya çok çalışarak ve bekleyerek ulaştı.

Sheffield doğumlu Jamie Vardy, futbola yine aynı şehir takımlarından Sheffield Wednesday'in altyapısında başladı. Ancak hayat, ona ilk çelmesini daha 16 yaşında taktı ve kulübü onu fiziken yetersiz bularak 16 yaşında serbest bıraktı. Hayallerimizi gerçekleştirmek için çıktığımız yolda, hayat birçoğumuzun önüne taşlar koyar ve işleri zorlaştırır. Radikal kararlar almamızı sağlar. Bunu genç yaşında tecrübe eden Vardy,  hayalleri için büyük bir olgunluk gösterdi ve oturup düşündü. O dönem İngiltere 4. Lig takımlarından gelen teklifler vardı. Hayatında griye yer vermeyen ve sadece siyah ile beyazı olan Jamie Vardy, önce geçimini sağlamak için bir karbonfiber fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Bir yandan da Stocksbridge adlı amatör takımda futbol oynamaya devam etti. Formasını her giydiğinde, sahada harikalar yaratıyordu.  2010 yılında İngiltere Konferans Ligi (5. Lig'e tekabül eder) ekiplerinden Halifax, Jamie Vardy'i transfer etti. O sezon, golleri ve futboluyla pek çok maçta yıldızlaştı; pek şans verilmeyen Halifax'i ligde tutmayı başardı. Bir yıl sonra, Fleetwood Town'ın dikkatini çekti ve 35 bin Sterlin karşılığında bir transfer daha gerçekleştirdi. Yükselişe geçen performansını burada da sürdürdü ve kulübünü tarihinde ilk kez profesyonel bir lige çıkaran isim oldu.


Alt liglerdeki bu başarısı, o dönemde İngiltere Championship'te (2. Lig'e tekabül eder) mücadele eden Leicester City ve o yıl takımı çalıştıran Nigel Pearson'un gözünden kaçmadı. Takvimler Temmuz 2012'yi gösterdiğinde Jamie Vardy, 1.24 Milyon Sterlin'lik bonservis bedeliyle Leicester City'e imza attı. Bu rakam, İngiltere futbol ligleri tarihinde amatör bir ligden futbolcu transfer etmek için ödenen en yüksek bonservis bedeliydi. Takip eden sezonda Leicester City, İngiltere Premier Lig'e yükselmeye hak kazanırken; Jamie Vardy'de Leicester taraftarlarının oyladığı ankette sezonun en değerli oyuncusu seçiliyordu. 2013-2014 sezonunda Leicester formasıyla pek başarılı bir sezon geçiremezken; kendisinden beklenilen çıkışı 2014-2015 sezonunda yakaladı ve golleriyle tüm dünyaya adından söz ettirmeye başladı.

"Hayattan Zevk Alıyorum"

Jamie Vardy, yaşadıklarından asla şikayet etmeyen bir karaktere sahip… Verdiği röportajlarda, her fırsatta "Hayattan çok zevk alıyorum. Günümüzde, zorlu antrenman seviyelerinden yakınan futbolcuları da garip karşılıyorum. Bulunduğum noktaya gerçekten çok çalışarak geldim" tarzında açıklamalarıyla yakaladığı şansın farkında… Şans, ona hala gülüyor. Takvim yaprakları 28 Kasım 2015'i gösterdiğinde; Jamie Vardy'li Leicester City, Manchester United karşısındaydı. Vardy, maçın henüz 14. dakikasında golünü attı ve çok önemli bir rekor kırdı. İngiltere Premier Lig'de üst üste 11 maçta gol atarak, Ruud Van Nistelrooy'un 10 maçlık rekorunu da tarihe gömdü. Üstelik üst üste 11. golünü attığı maçın, Nistelrooy'un efsaneleştiği Manchester United'a denk gelmesi de kaderin tatlı bir cilvesiydi.

2015-2016 sezonunda Leicester City, apayrı bir rüyanın peşinden gidip şampiyonluk yolunda mücadele ederken; Jamie Vardy de Şubat ayına 18 golle girdi ve gol krallığında ilk sırada yer alıyor. İngiltere milli takımında da devamlı şans bulmaya başladı. Vardy, canını dişine taktı ve hayatın daha 16 yaşında önüne koyduğu taşı un ufak etmesini bildi. Her türlü zorluk karşısında yakınmayarak ve elindeki şartlar doğrultusunda çok çalışarak karşılığını fazlasıyla aldı. Bugün, Leicester'ı tutan çocukların sırtında "Vardy" yazılı formaları görmek, karşılığını fazlasıyla aldığını gösteriyor. Leicester ve İngiltere milli takımıyla halen gerçekleştireceği hedefleri var ve hala 16 yaşındaki o çalışma azmine sahip…


Bazılarımız doğuştan şanslı başlar hayatına ve genellikle öyle de sürür gider. Fakat bazen; hayat, çeşitli zorluklar yaratarak veya hayallerimizin  önüne engeller çıkararak bizden Jamie Vardy'ler yaratır. Hikayemizin kahramanı, tek başına ve tırnaklarıyla kazıyarak bugün dünyaca ünlü ve filmi çekilen bir futbol idolü haline geldi. Kendi peri masalını tek başına yarattı. Darısı hayattaki tüm Jamie Vardy'lerin başına…

17 Ekim 2015 Cumartesi

Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral!


Bursaspor, sadece 1 şampiyonluk yaşamasına rağmen; önemli forvetleri küresel futbol piyasasına sunmakta sıkıntı yaşamıyor. Bu isim bazen altyapıdan yetişen bir isim olabilirken; bazen de kariyeri sekteye uğramış dünyaca önemli isimler olabiliyor. Yeşil-Beyazlılarda geçtiğimiz yıllardan bu yana bir Okan Yılmaz örneği unutulmamalı... Bu yıl Manchester City'e giden altyapıdaki gol makinesi Enes Ünal en yeni örneklerden.... Sochaux'da kendini gösterip bu performansının üzerine Bursaspor'da koyan Cedric Bakambu'nun Villarreal'e gidişi başka bir örnek... Bu gibi örnekler saymakla bitmez; ancak şu sonuç çıkarılıyor ki, Bursaspor tarihinde hep önemli golcü yeteneklere sahip oldu.

2014-2015 sezonunda Şenol Güneş yönetimindeki Bursaspor'da, Fernandao 21 gol attı ve ligin gol kralı olarak dikkat çekti. 30 yaşına merdiven dayayan Brezilyalı forvet, kendisinden beklenilen çıkışı Brezilya'da yapamamış ve şans yüzüne Bursaspor'da gülmüştü. Bursaspor'lu scout'ların en başarılı projelerinin başında gelen Fernandao, bu başarısıyla Fenerbahçe'ye transfer oldu. Bursaspor'un eli değmiş bir forvet daha tarihe yazıldı.

Tabii ki gidenin yerine yenisi gelir. Belki eskisinin yerini tutmaz, belki de yeni isim çok daha iyi olur ve eskiyi bir çırpıda unutturur. Bu, hayatın her alanında önemli bir kuraldır. Bursaspor'da da gidenin yerine yenisi geldi: Tomas Necid! Slavia Prag altyapısının dünya futboluna bir hediyesi olan Çek golcü, Jablonec'de kötü bir kiralık dönem geçirmesinin ardından takımına geri döndü. Bu geri dönüşle birlikte ilk 11 şansı yakalayan Necid, Slavia Prag döneminde 54 maça çıktı, 16 gol ve 3 asist ile oynadı. Bu performans, Rus ekibi CSKA Moskova'nın dikkatini çekmeye yetti ve onu transfer etti.

CSKA Moskova'ya transfer olduğu ilk zamanlar, gerek ilk 11'de gerekse yedekten girerek istediği şansları bulan Çek golcü, golleriyle kumaşını ispatladı ve orada benim de son derece doğruladığım "Katil" lakabını aldı. Ancak futbolun sahne ışıkları, sonsuza dek üzerinizde durmazdı, Necid'de de durmadı. Çek golcü, hem yaşadığı ağır sakatlıklar hem de Fildişi Sahil'li Seydou Doumbia'nın gösterdiği performansla yavaş yavaş gözden düştü. Önce bir yıl PAOK ve ardından da Slavia Prag formalarını kiralık olarak giydi. Yaşadığı ağır sakatıkların ardından golleriyle hayata dönmeyi başardı. 2014'te Rus ekibine geri döndüğünde, CSKA Moskova onu kadroda düşünmediğini kesin bir dille bildirdi. Böylelikle Çek santrfor için Rusya dönemi 108 maç, 28 gol ve 8 asist ile kapanmış oldu.

Zwolle'de güneş yeniden doğuyor

Tam bu esnada Hollanda Eredivisie'de atılım yapmak ve kalıcı olmak isteyen Zwolle devreye giriyor. İlk önce bir yıl onu kiralıyor, ardından 2015'te ise bonservisini alıyor. Zwolle'de eski bitirici ve hırslı performansına tekrardan ulaşan Necid, takımının Eredivisie'de yukarılara oynamasında ve Hollanda Kupası'nı kazanmasında fayda sağlıyor o yıl.. Hollanda ekibindeki performansıyla, kendiine o sahne ışıklarını tekrar yaktırıyor. Zwolle ile 33 maça çıkan Necid, 14 gol ve 4 asistlik bir performans sergiliyor. Ancak Zwolle'ün yapılanma problemleri nedeniyle ikinci yılında bonservisiyle geldiği Zwolle'de mutsuz oluyor ve sözleşmesini feshediyor.

CSKA Moskova günlerinde dikkatle izlediğim Tomas Necid; sakatlıklar, forma şansı bulamayışı ve kiralık gönderilişlerini asla kafaya takmıyor. O hep çalışıp daha iyi dönmek istiyor. Bu kafa yapısı sayesinde Zwolle ile tekrar ayağa kalkıyor. Bu 6 aylık performansı, Bursaspor scout'larının dikkatini çekiyor ve "Katil", Bursa semalarına uçuyor.

Fernandao'yu aratmayacak

2015 yaz transfer döneminde Fernandao'nun gidişiyle sarsılan Bursa taraftarlarının yüzünü Tomas Necid transferi güldürüyor. Necid, sakatlığı nedeniyle ligin ilk 3 haftasında oynayamıyor; ancak antrenmanlarla birlikte uyum sorununu çok çabuk atlatıyor. Zihin yapısı da buna oldukça müsait hep... Necid'in takıma geç katılışı, Bursa'yı hücum performansı anlamında oldukça etkiliyor. O yokken üç haftada 1 gol bulabilen Bursaspor, onun gelişiyle 4 haftada 9 gol bulmayı beceriyor. Üstelik bu 9 golün 6'sı, Tomas Necid imzası taşıyor.

Yeşil-Beyazlı formayı ilk olarak dördüncü haftada Gençlerbirliği maçında sırtına geçiren Necid, oyuna sonradan girerek 13 dakika sonra ligdeki ilk golünü atıyor. Ardından bir sonraki hafta Fenerbahçe deplasmanında takımı yenilse de, Çek santrfor bitiriciliğini konuşturup ligdeki 2. golünü atmayı başarıyor. Bir sonraki hafta Bursaspor evinde Eskişehir'i yenerken; açılışı Necid yapıyor ve 3. golüne ulaşıyor. Asıl patlama ise, yedinci haftada Çaykur Rize deplasmanında yaşanıyor. Tomas Necid tek başına sahne alıyor ve birbirinden güzel 3 gol atarak maçın yıldızı oluyordu. Spotlar, Türkiye kariyerinde sadece onun için yanıyordu.

Tomas Necid ne CSKA Moskova, ne PAOK, ne de Zwolle kariyerine bu kadar golcü başlayamamıştı. Şu anda Spor Toto Süper Lig'de 4 maçta 6 golü bulunuyor. "Katil" için gol atmak çocuk oyuncağı... Türkiye'nin forvetlerde çok göremediği bir bitiriciliğe de sahip... Ağır bir sakatlık yaşamadığı takdirde performansının üzerine hep koyacak ve hüzünlü Fernandao kasidesinin ardından Necid methiyesini başlatacaktır. Futbolun sahne ışıklarının uzun zaman üzerinde olması dileğiyle Tomas Necid...