Antoine Griezmann etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antoine Griezmann etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2016 Cuma

EURO 2016'ya Damga Vuracak 56 Oyuncu Bölüm II


10 Haziran tarihinde başlayıp 10 Temmuz'da sona erecek futbol şöleni olan 2016 Avrupa Şampiyonası, Fransa'da sahne alacak. Fransa'da bulunmaya hak kazanmış ve şampiyona biletini elde etmiş 24 takım; birbirinden rekabetli, birbirinden heyecanlı ve riskli müsabakalara çıkacaklar. A, B, C, D, E ve F gruplarında takımlar dörderli bir şekilde mücadele edecek. Biliyorsunuz ki bu yıl değişen format gereği takım sayısı 24'e çıkmış ve grup aşamasının bitişi ile çeyrek final arasına bir "Son 16 Turu" eklenmişti.
Her turnuva, futbol açısından görsel bir şölendir. Ve her turnuva, farklı futbol olaylarını tribündeki veya ekran başındaki futbolseverlere taşır. Bu futbol olaylarında, çoğunlukla turnuvaya damga vuran futbolcular baş rol oynarlar. Her Dünya Kupası gibi, her Avrupa Şampiyonası da kendi yıldızlarını ortaya çıkarır. Cristiano Ronaldo, Thomas Müller, Manuel Neuer, Wayne Rooney, Andres Iniesta, Luka Modric, Marek Hamsik, Gianluigi Buffon ve daha birçok en bilindik ismin bu listede olmamasının nedeni, bu tarz isimlerin zaten daha önceki dünya turnuvalarında bir şeyler başarmış ve kendilerini kanıtlamış olması… Listemde tabii ki Zlatan Ibrahimovic, Gareth Bale veya Robert Lewandowski gibi isimler bulunuyor. Bu isimlerin yer almasının nedeni, hepsinin kendi başlığında yer alıyor.
Futbolseverler için tamamen adil bir şekilde EURO 2016'ya damga vurması beklenen 56 yıldızı çıkardım ve analiz ettim. Bu yıldızların içinde gençler olduğu kadar, bazı deneyimli isimler de yer alıyor. Fransa'da yaşayacağımız futbol şöleni ve izleyeceğimiz toplam 51 maç öncesi turnuvada iz bırakabilecek 56 oyuncu karşınızda… Yazının ikinci bölümünde, 28-1 sıralamasındaki futbolculara yakından bakacağız.
28-) Emre Mor - Türkiye
Nordsjaelland altyapısından çıkan ve profesyonel olarak as takımda oynamaya başlayan Emre Mor'u, Fatih Terim ve kurmayları uzun uğraşlar sonucunda Türkiye milli takımına kazandırmayı başardı. 18 yaşındaki genç isim, orta sahanın her iki kanadında da forma giyebiliyor. Hazırlık maçlarında aldığı kısa süreye rağmen yaptıklarıyla gönüllerde taht kurdu. Hızlanması, çabukluğu, dribblingleri, top sürüşü, tekniği ve oyun görüşü konusunda yaşından fazlasıyla olgun bir futbolcu olarak dikkat çekiyor. Saha içine baktığınızda 2 dakikada yaptıklarıyla sizi heyecanlandırabilecek bir isim… Turnuva başlamadan önce Borussia Dortmund'a transfer oldu ve başarısının ödülünü aldı. Bu yıl Nordsjaelland formasıyla 13 maça çıkarken 2 gol attı ve 2 asist yaptı. Fatih Terim'in kulübedeki önemli gücü olacakken; bence ilk 11 oynaması bile gerekiyor. 18 yaşındaki genç isme ihtiyacımız var.
27-) Romelu Lukaku - Belçika
Chelsea altyapısından çıkarak profesyonel olan; ancak bir türlü Chelsea'de değer göremeyen Romelu Lukaku, golcülüğünü Everton'da konuşturdu ve adından söz ettirdi. Dev kulüplerin transfer listesinde yer alan Belçikalı forvet, bu sezon Everton ile 46 maça çıktı, 25 gol-7 asistlik performansıyla dikkat çekti. 23 yaşındaki Belçikalı fiziği, hava toplarındaki etkinliği, bitiriciliği ve son vuruşlarıyla öne çıkıyor. Belçika'nın turnuvadaki yükselişinde tabelayı değiştiricek isim olarak ön plana çıkacaktır.
26-) David Alaba - Avusturya
Austria Wien altyapısından Bayern U19 takımına kazandırılan Alaba, önce rezerv takım ve ardından Bayern Münih as takımında kendisini fazlasıyla gösterme şansı buldu. 23 yaşındaki sol bek, Bayern Münih'te adı tahtaya yazılan ilk isimlerden olmayı başarırken; Guardiola yönetiminde ve Avusturya milli takımında üstlendiği görev nedeniyle orta sahada da görev yapmaya başladı. Ayaklarına fazlasıyla hakim, gelişmiş bir pas tekniğine sahip ve olanağı olduğunda hücuma destek vermeyi seviyor. Bu yıl Bayern Münih ile 46 maça çıktı, 2 gol ve 4 asistlik bir katkı yaptı. Turnuva'da Avusturya'nın en önemli ismi olarak takımıyla bir üst tura çıkmaya çalışacak. Onu Avusturya adına oyun kurarken ve hücum organizasyonlarında baş rolde göreceğiz.
25-) Granit Xhaka - İsviçre
Basel altyapısının dünya futboluna bir armağanı olan Granit Xhaka, Temmuz 2012'de Borussia Mönchengladbach'ın yolunu tutmuştu. Burada geçirdiği üç yıl boyunca takımın değişmez isimlerinden olan İsviçreli orta saha, istikrarlı performansıyla da her geçen sezon üstüne koymuştu. Oyun kurucu ve iki yönlü orta saha görevlerini başarıyla yerine getiriyor. Oldukça yüksek bir pas yüzdesine de sahip ve oyunun hücum yönünde kendisini geliştirmeye devam ediyor. Başarısının ödülünü 45 Milyon Euro bonservis bedeliyle Arsenal'e transfer olarak aldı. Mönchengladbach ile bu sezon 36 maça çıkarken 3 gol ve 2 asist ile oynadı. Turnuvada İsviçre adına sigorta görevi görecek.
24-) William Carvalho - Portekiz
Sporting Lizbon altyapısında yetişen ve geçirdiği kiralık dönemlerin ardından 2013'te as takımda şans bulmaya başlayan Carvalho, özellikle son 2 sezonda yaptığı patlamayla tüm dünyanın konuştuğu bir isim haline geldi. Defansif özellikleri ağır bassa da iki yönlü oyunu odern futbolun gerektirdikleri gibi başarıyla oynuyor. Fiziği giderek güçleniyor ve artık sağlam basıyor. Çok yakın zamanda önemli bir transfer yapacaktır. Bu sezon Sporting Lizbon ile 36 maça çıktı, 3 gol ve 3 asist ile oynadı. Bu turnuvada, Portekiz orta sahasını çekip çeviren isim olacaktır.
23-) Leroy Sane- Almanya 
Onun için ne denilebilir ki… Alman futbolunun son dönemdeki altyapı harikalarından… Orta sahanın iki kanadında da forma giyebiliyor. Hızı, çabukluğu, kıvraklığı ve oyun zekasıyla dikkat çekiyor. Tekniği her geçen gün daha da gelişiyor. Son vuruş ve bitiricilik konusundaysa, kendisini geliştirmesi gerekiyor. Schalke altyapısından çıkarak profesyonel oldu. Ruhr ekibinde bu yıl istediği şansı rahat bir şekilde buldu. Takımıyla 42 maça çıkarken 9 gol attı ve 7 asist yaptı. Turnuvada teknik direktör Löw'den şans bekleyecek olan 20 yaşındaki Alman futbolcu, istediği süreleri bulursa işleri değiştirecektir.
22-) Oğuzhan Özyakup - Türkiye
Arsenal altyapısından yetişen ve 2012'de Beşiktaş'ın bünyesine katılan Oğuzhan Özyakup, 2015-2016 sezonunda Beşiktaş formasıyla kariyerinin en etkili performansını gösterdi. Oyunun hücum yönünde daha çok inisiyatif alırken; savunma yönünü de oldukça geliştirdi Şenol Güneş ile… Bu performansıyla kendisine milli takım kapılarını sonuna kadar açtırdı. Süper Lig'de 31 maçta forma giydi, 9 gol ve 7 asistlik performansıyla dikkat çekti. Ligde Atiba'nın ardından ligde 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim oldu. Turnuvada ilk 11'imizin göz kamaştıracak isimlerinden olacak, beklentimiz büyük…
21-) Arkadiusz Milik - Polonya
Rozwoj Katowice altyapısından yetişen ve kısa bir Gornik Zabrze macerasının ardından kendini göstererek kapağı Bayer Leverkusen'e atan Arkadiusz Milik, Bundesliga ekibinde bir türlü aradığı dakikaları bulamadı. Ajax onu 2014'te kiraladı ve 1 yıl sonra da bonseervisini aldı. 22 yaşındaki Polonyalı forvet, Ajax formasıyla kendini buldu ve değerini hatırlattı. Bitiriciliği, golü adeta koklayan yapısı, tekniği ve hızı ile dikkat çeken Polonyalı, kısa sürede Ajax'ın değişmez isimlerinden biri haline geldi. Bu sezon Ajax formasıyla 42 maça çıktı ve 24 gol-12 asistlik mükemmel performansıyla göz kamaştırdı. Şampiyonada Lewandowski ile iyi uyumunu sürdürerek adından fazlasıyla söz ettirecektir.
20-) Hakan Çalhanoglu - Türkiye
Karlsruhe altyapısında adından söz ettirdikten sonra Hamburg'a transfer olan Hakan, burada da kısa sürede mükemmel bir performans ortaya koydu. Ona kayıtsız kalamayan Leverkusen, 2014'ün yaz aylarında transfer teklifiyle kapısını çaldı. Bayer Leverkusen ile geçen 2 senede tekniği, pasları, duran toplardaki başarısı ve son vuruşlarıyla dikkat çekti. Hepsinden önemlisi Bundesliga ekibinin saha içindeki lideri, orgenerali oldu. Leverkusen ile bu yıl 46 maça çıktı, 8 gol-11 asistlik bir performans sergiledi. Şampiyonada Fatih Terim'in gözbebeklerinden olacak. Özellikle duran toplarda ve uzaktan şutlarında etkisini gösterecektir.
19-) Héctor Bellerín - İspanya
Barcelona altyapısının dünya futboluna kazandırdığı bir sağ bek olan Hector Bellerin, 2011'de Arsenal'in dikkatini çekti ve Arsenal U18 kadrosu için transfer edildi. Burada yükselişini sürdüren İspanyol sağ bek, arada kiralık Watford dönemi geçirdi ve 2014-2015 sezonundan itibaren Arsenal kadrosunda yer almaya başladı. Kendinden beklenilen patlamayı ise bu yıl yaptı genç isim… Arsenal formasını toplamda 44 kez giydi, 1 gol ve 8 asist ile oynadı. Hızı, ortaları ve çabukluğuyla dikkat çekti. Hücümü seven 21 yaşındaki sağ bek, 2015-2016 sezonunda Arsenal'in en fazla çıkış yapan isimlerindendi. Bu formda performansıyla da turnuvada şans bulursa, İspanya'yı kanatlandıran isim olabilir.
18-) Alessandro Florenzi - İtalya
Roma altyapısından yetişen ve başarılı performansıyla kısa sürede Roma'nın temel futbolcularından olan Florenzi; sağ bek, sağ açık ve orta sahanın ortasında forma giyebiliyor. Her bölgede de elinden gelenin en iyisini yapıyor. Oldukça estetik bir stili var. Bunun yanında çabukluğu, futbol zekası, pasları ve asist potansiyeliyle dikkat çekiyor. Bu yıl Roma formasıyla 42 maça çıktı v 8 gol-4 asistlik bir performans sergiledi. Vasat İtalya kadrosunun, turnuvada en çok parlayan ve fark yaratan ismi olacağını düşünüyorum.
17-) Thibaut Courtois - Belçika 
Onun için ne söylense az… Son yıllarda dikkat çeken, tam anlamıyla komple bir kaleci… Çabukluğu, refleksleri, bire birdeki başarısı ve kuvvetli ayaklarıyla dikkat çeken bir kaleci… Geriden oyun kurma konusunda da kendisini geliştiriyor. Bu yılki ortalama performansının sebebi Chelsea'nin rezalet oluşuydu. Maviler ile çıktığı 30 maçta kalesinde 38 gol gördü. Turnuvada, Belçika'nın yükselişinde tuttuklarıyla baş rol oynayabilir.
16-) Gareth Bale - Galler
Real Madrid'in süpersonik yıldızı, milli takımıyla ilk kez böylesine büyük bir turnuvaya katıldığı için ve daha milli takımıyla kanıtlayacağı çok şey olduğu için bu listede… Real Madrid ile bu sezon kariyerinin en verimli yılını geçirdi. Başkent ekibiyle toplam 31 maça çıkarken; 19 gol ve 15 asistlik performansıyla mükemmel bir iş ortaya çıkardı. Galler'in hedef adamı, hem futbolu hem de skora katkı yapmasıyla Galler'i B Grubu'nun sürpriz takımı yapmaya çalışacak.
15-) Julian Weigl - Almanya
Yaz döneminde Bundesliga 2 ekibi 1860 Münih'ten gelerek hiç beklemeden Bundesliga'nın en güçlü ekiplerinden Borussia Dortmund'un orta sahasında banko oynamak… Bu tam da Weigl'lık bir iş… 20 yaşındaki ön libero yüksek özgüveni, pas yeteneği, geriden oyun kurması ve mücadeleci karakteriyle dikkat çekerken 2015-2016 sezonunda Borussia Dortmund formasıyla ışıldadı. Takımıyla tam 51 maça çıkarken; yalnızca 1 asist yapabildi. Dikkat çekici performansıyla Löw tarafından milli takıma davet edildi. Şans verilirse, turnuvadakilere de olgun futbolu ve özgüveniyle kendini hayran bırakacak.
14-) Eric Dier - İngiltere
2011 yılında Sporting Lizbon altyapısından çıkan Eric Dier, burada as takıma kadar yükseldi ve başarılı bir performans ortaya koyarak dev kulüplerin dikkatini çekti. Transfer yarışını Temmuz 2014'te kazanan Tottenham oldu. İngiliz futbolcu, Ada'daki ilk yılında fazla etki gösteremezken; ligde 28 maçta forma giydi toplam 2 gol-2 asist ile oynadı. Teknik direktör Mauro Pochettino ona oldukça güveniyordu, stoper özellikleri ağır basan Dier'i aldı ve 2015-2016 sezonu için orta sahaya ön libero olarak monte etti. 22 yaşındaki İngiliz futbolcu da bu yıl Premier Lig'de mükemmel bir patlama yaptı. Takımı Tottenham uzun süre şampiyonluk yarışı verirken; Dier Tottenham ile toplamda 51 maça çıktı, 4 gol ve 2 asistle oynadı. Bu performansıyla Alli ile iyi bir ikili oluşturdu ve İngiltere milli takımına da seçildi. EURO 2016'da İngiliz taraftarların ve benim, ondan beklentimiz büyük…
13-) Arda Turan - Türkiye
EURO 2008'deki performansıyla dikkat çeken Kaptan, kaldığı yerden devam edecek ve Türkiye'yi yeni başarılara götürmek üzere çaba harcayacak. Barcelona ile umduğu gibi bir sezon geçiremese de milli maç havası her zaman farklıdır ve bunu daha turnuvanın ilk maçında göreceğimizi düşünüyoruz. Teknik direktör Fatih Terim'in saha içindeki gözü, kulağı olacak. Pas yeteneği, oyun görüşü, tekniği ve duran toplardaki becerisiyle milli takımımızda fark yaratan isim olacak. Barcelona'nın gelecek sezon onu takımda tutması haberiyle de iyice morallendi. Barcelona ile bu sezon 25 maça çıktı, 2 gol-4 asistlik bir performans gösterdi.
12-) Kevin De Bruyne - Belçika
Genk altyapısından yetişen ve Belçika futbolunun son yıllarda Hazard ile birlikte yetiştirdiği en önemli yıldızlardan olan Kevin De Bruyne, başarısız Chelsea dönemi sonrası imza attığı Wolfsburg'da kısa sürede çıkışına başladı. 24 yaşındaki Belçikalı ofansif orta saha oyuncusu, serbest oyuncu rolünü başarıyla üstlenirken; gelişmiş liderlik vasıflarıyla da dikkat çekiyor. Oldukça kıvrak, geniş bir oyun görüşüne sahip, çabuk ve tam bir asist makinesi… Manchester City formasıyla bu yıl 45 maça çıktı, 17 gol-16 asist gibi önemli bir performans ortaya koydu. Turnuvada daha fazla sorumluluk almasını ve Eden Hazard'tan daha fazla katkı vermesini bekliyorum.
11-) Nolito - İspanya
Barcelona altyapısından yetişen Nolito, Granada ve Benfica derken oldukça geç patlama yapan isimlerden… 2013 yılında transfer olduğu Celta Vigo ile son 3 senedir mükemmele yakın bir performans ortaya koydu. 29 yaşındaki sol kanat oyuncusu tekniği ve güçlü fiziğinin yanında bitiriciliği ve son vuruşlarıyla da dikkat çekiyor. Bu yıl La Liga'da Celta Vigo formasını 29 kez giydi, 12 gol ve 7 asist ile oynadı. Şampiyonada vasat İspanya kadrosunun formuyla önemli parçalarından biri olacak. Hem asist gem de gol konusunda üst düzey katkı bekliyorum.
10-) Robert Lewandowski - Polonya
Onu anlatmak için aslında sadece "gol" dememiz yeter. Znicz Pruszkow takımında profesyonel olan Lewandowski attığı gollerle Lech Poznan ve Borussia Dortmund derken kısa sürede Bayern Münih'e kadar yükseldi. Dünyanın en teknik, en bitirici ve en estetik forvetlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Son vuruşlar konusunda da oldukça başarılı… Bu sezon Bavyera ekibiyle 51 maça çıkan 27 yaşındaki forvet, 42 gol-7 asistlik muazzam bir performans ortaya koydu. Avrupa Şampiyonası'nda Polonya adına onun performansı hayati öneme sahip…
9-) N'Golo Kante - Fransa 
2014-2015 sezonunda Caen'de gösterdiği performansla Leicester City teknik direktörü Claudio Ranieri'nin radarına takılan N'Golo Kante, kısa süre sonra 2015-2016 sezonu öncesi 9 Milyon Euro bonservis bedeliyle Ada ekibine transfer oldu. Ranieri önderliğinde şampiyon olan takımda yalnızca 1 maç kaçırdı, geri kalan 37 maçta hep ilk 11'deydi. 1 gol ve 4 asistlik performansının yanında hiç cezalı duruma da düşmeyerek takımının dinamosu oldu. Oyunun hem savunma hem hücum yönünü okuyarak Ranieri'nin ellerinde iki yönlü bir orta sahaya dönüştü. Bu performansıyla hem Fransa milli takımında ilk 11'de oynamaya başladı hem de İngiltere'de Yılın 11'ine seçildi. Turnuvada Fransa orta sahasının temel yapı taşlarından olacak
8-) Jamie Vardy - İngiltere
Vardy, 2012 yılında 1.2 Milyon Sterlin karşılığında Leicester City'e transfer oldu. İlk sezonlarında takımda fazla etkili olamazken; kendisinden beklenilen asıl patlamayı 29 yaşına girdiği 2015-2016 sezonunda yapabildi. Takımı Leicester City bu yıl şampiyonluğa koşarken, ileri uçtaki Jamie Vardy buna 24 gol ve 8 asistlik performansıyla katkı vermeyi başardı. Bunun yanında Premier Lig'de üst üste 11 maçta da gol attıve bu formuyla yeni rekorun sahibi oldu. İngiltere milli takımında da ilk kez bu yıl forma giymeye başladı. Şampiyonada ileri uçtaki partneri Kane ile birlikte çok canlar yakabilir.
7-) Zlatan Ibrahimovic - İsveç 
34 yaşındaki forvet, yüksek ihtimalle son turnuvası olduğundan ve PSG ile oldukça formda bir sezon geçirdiği için listemde yer alıyor. Kariyerini anlatmaya tabii ki sayfalar yetmez, geçmişi goller ve başarılarla dolu. Yaptığı savunma sanatını futboluyla birleştirerek ortaya estetik hareketler çıkartıyor. Hava toplarındaki etkisi, fizik gücü ve bitiriciliği de tartışılmaz. Bu yıl Ligue 1'de PSG ile son sezonunu yaşarken yine şampiyonluk kazandı. 2015-2016 sezonunda PSG ile 51 maça çıktı, 50 gol-9 asistlik performansıyla muazzam bir katkı yaptı. Turnuvada İsveç'in en güven duyduğu ve rakipler için en korkulu isim olacak.
6-) Alvaro Morata - İspanya
Real Madrid altyapısında yetişen; başkent ekibinde kalitesini göstermesine rağmen yeterli forma şansını bulamayan Morata, 2014 yazında Juventus'un yolunu tuttu. Burada yıpratıcı Serie A deneyimini yaşayarak futbolunu daha da geliştiren Morata, parlamaya devam etti. Hızı, top kontrolü, fiziği, gelişmekte olan bitiriciliği ve son vuruşlarıyla dikkat çeken bir isim oldu. 23 yaşındaki İspanyol forvet bu yıl Juventus işe şampiyon olurken toplamda 47 maça çıktı, 12 gol attı ve 12 asist yaptı. Şampiyonada İspanya forvetinde tek adam olacak ve artan formuyla Boğalar'ı sırtlamaya çalışacak.
5-) Mario Gomez - Almanya
Uzun ve ciddi sakatlık dönemlerinin ardından Beşiktaş'ta golcülüğünü hatırladı Alman yıldız… Spor Toto Süper Lig'de kaydettiği 26 gol ile Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en fazla katkısı olan isimdi. Bu performansıyla Beşiktaş'ın en çok gol atan yabancı futbolcu unvanını eline geçirdi. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı. Löw'ün elini güçlendiren Alman forvet, yeterli süreyi bulabilirse bu formuyla gol krallığına bile aday olabilir.
4-) Harry Kane - İngiltere
Tottenham altyapısından yetişen Harry Kane, tecrübe kazanması için yaşadığı kiralık dönemlerin ardından kulübe bir döndü, tam döndü. Son iki yıldır hem futbolunda hem de fiziğinde inanılmaz bir form grafiği yakalayan İngiliz forvet patlama yaptı. Ayaklarının hakimiyeti, güçlü fiziği, sert şutları, pozisyon bilgisi ve bitiriciliği ile öne çıktı. Tottenham ile bu yıl 50 maça çıktı, 28 gol atarken 2 de asist yaptı. Ligde attığı 25 gol, onu Premier Lig'in gol kralı yapmaya yetti. Bu performansıyla İngiltere milli takımında da banko yer almaya başladı. Şampiyonada teknik direktör Roy Hodgson'un elindeki en güçlü silah olacak. 22 yaşındaki futbolcu, bana göre turnuvanın gol krallığına da aday…
3-) Paul Pogba - Fransa
Manchester United altyapısının biz futbolseverlere büyük bir armağanı olan Paul Pogba, Ada ekibinde aradığını bulamayınca kendisine değer veren Juventus'a transfer oldu. Burada özellikle son 3 sezondur gösterdiği evrimle hem Juventus'un en önemli futbolcusu oldu hem de adını tüm dünyaya yazdırdı. Oyun görüşü, tekniği, pas yüzdesi, güçlü fiziği, oyunu iki yönlü oynayışı, dikine oyun anlayışının gelişmesi gibi yönlerle dünyanın en önemli orta saha oyuncularından biri olarak görülüyor. Bu yıl Juventus ile toplam 49 maça çıkarken; 10 gol attı ve 16 asist yaptı. Evlerinde düzenlenen şampiyonada formuyla Fransa'nın kumandanı olmasını bekliyorum. Turnuvaya damga vuracaktır.
2-) Dele Alli - İngiltere
2013 yılında profesyonel olan ve Milton Keynes Dons'un dünya futboluna armağan ettiği Dele Alli, kısa sürede tüm İngiliz scoutların dikkatini çekti. Başarıya ulaşan Tottenham oldu ve 2 yıl içinde Dele Alli ile sözleşme imzaladı. Alli sezonu MK Dons'ta tamamladı. Takımıyla 44 maça çıkarken; 16 gol ve 11 asistle bir orta saha oyuncusu olarak mükemmel bir istatistik yakaladı. Sezon sonunda oldukça özgüvenli bir şekilde Tottenham'a döndü ve 2015-2016 sezonunda teknik direktör Pochettino'nun kadrodaki temel taşlarından oldu. Arjantinli çalıştırıcının elinde daha da kuvvetlenen ve elmas gibi parıldayan Alli, Pochettino faktörü sayesinde oyunun savunma yönünde de kendisini geliştirdi. Bu sezon Tottenham ile 46 maça çıktı, 10 gol-11 asistlik performansıyla dikkat çekti.
1-) Antoine Griezmann - Fransa
Real Sociedad altyapısından çıkan Griezmann, burada gösterdiği performansla Atletico Madrid'in dikkatini çekti ve 2014 yazında teknik direktör Simeone'nin flaş transferi oldu. Başkent ekibinde geçirdiği 2 yıllık sürede, Diego Simeone'nın kanatları altında kendisini oldukça geliştirdi. Hızı, dribblingleri, hızlanma kuvveti, kıvraklığı, bitiriciliği ve tekniğiyle La Liga'daki çoğu futbolcuyu geride bıraktı. Bu yıl Atletico Madrid formasıyla 54 maça çıktı, 32 gol atarken 7 de asist yaptı. Fransa eğer bu şampiyonada mutlu sona ulaşırsa, 25 yaşındaki Fransız'ın katkısı üst düzey olacak. Simeone ile forvette oynamaya da alışan Griezmann'ı sık sık ileri uçta görebiliriz. EURO 2016'nın önemli gol kralı adaylarından…

9 Haziran 2016 Perşembe

EURO 2016 A Grubu Analizi


10 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında Fransa'da gerçekleştirilecek olan EURO 2016'da; ev sahibi Fransa, A Grubu'nda sahne alıyor. Turnuvanın ilk grubu olan A Grubu'ndan Fransa, İsviçre, Romanya ve Arnavutluk yer alıyor. Ev sahibi Fransa, ev sahipliğinin ve büyüleyici kadrosunun verdiği etkileyicilikle ön plana çıkıyor. İsviçre, kadroya enjekte edilen genç jenerasyonunun varlığıyla artık gruptan çıkmak ve başarı kazanmak istiyor. Formda bir grafik çizen Romanya ise, İsviçre'ye karşı gruptan çıkmak adına önemli bir mücadele verecek. Grubun en zayıfı Arnavutluk ise, savunmadaki direncine güvenecek; ancak şansı yok denecek kadar az diyebiliriz.
Fransa

Fransa'nın kadrosu yeni gelen isimlerle birlikte öyle bir kadro oldu ki; artık Horozlar'ın her mevkisine en az 3 kaliteli isim yazabiliyoruz. Bu durum, onlar adına çok büyük bir avantaj… Ev sahibi unvanıyla bu turnuvada yer alıyorlar ve turnuvaya kadar olan zamanlarını hazırlık maçlarıyla değerlendirdiler. Son 10 hazırlık maçlarından 9'unu kazanarak formda bir grafik çizdiler, aynı zamanda rakiplerine gözdağı verdiler. Horozlar, daha önce 1984 yılında da Avrupa Şampiyonası'na ev sahipliği yapmış ve tüm maçlarını kazanarak kupaya uzanmıştı. Bu kupaya en fazla katılan ve en başarılı olan takımlar arasındalar… EURO 2000'de de şampiyonluk yaşamışlardı. Artık bu yıl evlerinde düzenlenen turnuvayı da kazanarak üçlemeyi tamamlamak istiyorlar.
Yenilenmiş bir kadroyla bu kupada ter dökecek Fransa'da Benzema ve Valbuena gibi yıldız isimler, şantaj skandalı nedeniyle artık milli takımda yer almıyor. Teknik direktör Didier Deschamps bu isimleri aramayacak bir kadro hazırladı. Gerçekten de kadrolarına baktığımızda özellikle ikinci ve üçüncü bölgede turnuvanın en iyi kadrolarından birine sahip olduklarını görüyoruz. İkinci bölgede doksan dakika pres ve direnç göstererek rakiplerine büyük bir üstünlük sağlayabilirler. Hücumda da hep en formda isimler kadroda… Ancak savunmadaki sorunlar can sıkıyor. Deschamps rakiplere kolay pozisyon verme sorununu da hallederse Fransa kusursuz olacak. Savunmada Koscielny ve Rami; orta sahada Kante, Matuidi ve Pogba; hücumda da Coman, Griezmann, Payet, Giroud ve Martial ile dikkat çekiyorlar. 4-3-3 gibi bir düzende orta saha Matuidi-Kanta-Pogba'dan oluşur; forvette ise kanatlarda Payet ile Griezmann yer alırken, Giroud ortada olabilir.
Fransa'nın kadrosu;
Kaleciler: Benoit Costil (Rennes), Hugo Lloris (Tottenham), Steve Mandanda (Marsilya)
Savunma: Lucas Digne (Roma), Patrice Evra (Juventus), Christophe Jallet (Lyon), Laurent Koscielny (Arsenal), Eliaquim Mangala (Manchester City), Samuel Umtiti (Lyon), Bacary Sagna (Manchester City), Adil Rami (Sevilla)
Orta saha: Yohan Cabaye (Crystal Palace), Morgan Schneiderlin (Manchester United), N'Golo Kante (Leicester City), Blaise Matuidi (Paris Saint Germain), Paul Pogba (Juventus), Moussa Sissoko (Newcastle United)
Forvet: Kingsley Coman (Bayern Münih), Andre-Pierre Gignac (Tigres), Olivier Giroud (Arsenal), Antoine Griezmann (Atletico Madrid), Anthony Martial (Manchester United), Dimitri Payet (West Ham United)

TAKIMIN YILDIZI: Paul Pogba
PATLAMA YAPMASI BEKLENEN İSİM: Antoine Griezmann
NOT ETMEKTE FAYDA VAR: Kingsley Coman
İsviçre
İsviçre, Avrupa Şampiyonası'nın şanssız takımlarından; katıldıkları üç turnuvada da gruptan çıkamadılar. Yeniden yapılanan ve gençleşen kadrolarıyla hedefleri gruptan çıkmak… Teknik direktörlüğünü, bir dönem Samsunspor'dan da tanıdığımız Vladimir Petkovic yapıyor. Bayrağı Hitzfield'ten devralan Petkovic, ilk iş olarak kadroyu gençleştirdi. Bu gençleştirme, onlara ofansif güç olarak döndü. Grup elemelerinde gol yollarında oldukça aktiflerdi ve pozisyona girmekte zorlanmadılar. Teknik direktör ve futbolcular, bu gençleşmenin artık yararlarına olacağını ve gruptan çıkabileceklerini düşünüyor.
Fransa'nın net favori olduğu A Grubu'nda İsviçre; Romanya ve Arnavutluk ile gruptan çıkma savaşı verecek. Petkovic'in öğrencileri, diğer iki takımın önünde gözüküyor; ancak yine de Romanya sürprizi göz ardı edilmemeli… İsviçre'nin savunma hattı, uzun boy ortalamasıyla da dikkat çekiyor. Böylelikle havadan fazla pozisyon vermeyecekleri gibi, duran toplarda da etkili oluyorlar. Savunmada Ricardo Rodriguez ve Fabian Schar; orta sahada Granit Xhaka ve Xherdan Shaqiri; forvette de Haris Seferovic, Breel Embolo ve Admir Mehmedi ön plana çıkan yıldızları… İkinci bölgede bol presli, mücadeleci bir futbol planlıyorlar. Hedefleri, kaybedilen topa anında baskı yaparak kazanmak… Üçüncü bölgede ise Seferovic, bazen etkisiz kalabiliyor; genç Embolo'nun daha çok kullanılması gerekiyor. İsviçre'nin başarılı olması; ikinci-üçüncü bölge arasındaki koordinasyonun gücüne bağlı…
İsviçre'nin kadrosu;
Kaleciler: Yann Sommer (Borussia Mönchengladbach), Roman Bürki (Borussia Dortmund), Marwin Hitz (Augsburg)
Defans: Stephan Lichtsteiner (Juventus), Nico Elvedi (Borussia Mönchengladbach), Michael Lang (Basel), Johan Djourou (Hamburg), Fabian Schar (Hoffenheim), François Moubandje (Toulouse), Ricardo Rodriguez (Wolfsburg), Steve von Bergen (Young Boys)
Orta saha: Valon Behrami (Watford), Blerim Dzemaili (Galatasaray), Gelson Fernandes (Rennes), Fabian Frei (Mainz 05), Granit Xhaka (Borussia Mönchengladbach), Xherdan Shaqiri (Stoke City), Denis Zakaria (Young Boys)
Forvetler: Breel Embolo (Basel), Haris Seferovic (Eintracht Frankfurt), Admir Mehmedi (Bayer Leverkusen), Eren Derdiyok (Kasımpaşa), Shani Tarashaj (Everton)

TAKIMIN YILDIZI: Granit Xhaka
PATLAMA YAPMASI BEKLENEN İSİM: Breel Embolo
NOT ETMEKTE FAYDA VAR: Denis Zakaria
Romanya
Tarihinde 5. kez bu turnuvaya katılacak olan Romanya; teknik direktör Anghel Iordanescu yönetiminde genç ve tecrübeli oyunculardan kurulu kadro ile Fransa'da olacak. EURO 2000'de yaşadıkları çeyrek final sürprizinin bir daha kıyısından bile geçemeyen Doğu Avrupa ekibi, Fransa ve İsviçre'nin arkasında bir mucize gerçekleştirmek için fırsat kollayacak. Şampiyona elemelerinde, gruplarında yalnızca 2 gol görerek sağlam bir defans hattı yarattılar. Romanya'nın eleme grubundaki karakteri tamamen stratejikti. Kendinden güçlü rakipler karşısında topu rakibe bırakıp sadece savunmaya konsantre oldular. Kendi ayarındaki rakipler karşısında da çok fazla hücumu düşünerek başarılı oldular. EURO 2016'da da bu karakteri sürdüreceklerdir.
Hızlı hücumları seven Romanya'nın en büyük avantajı, bulduğu pozisyonları yüksek yüzdelerle değerlendirmek… Diğer bir avantajı da sağlam savunma hatları; ancak bazen yavaş kalıp pozisyon verebiliyorlar. Savunmada Vlad Chiriches ve Razvan Rat; orta sahada Gabriel Torje ve Nicolae Stanciu; forvette ise Claudiu Keseru ve Dennis Alibec takımdaki önemli yıldızlar… Forvette eskisi gibi Stancu yine santrfor olarak değerlendirilirse, gol yollarında verimsiz kalabilirler. Grupta etkili olmak istiyorlarsa ileri uçta Keseru ve özellikle de formda Alibec'e daha fazla şans vermeleri gerekiyor.
Romanya'nın kadrosu;
Kaleci: Ciprian Tatarusanu (Fiorentina), Costel Pantilimon (Watford), Silviu Lung (Astra Giurgiu)
Defans: Cristian Sapunaru (Pandurii), Alexandru Matel (Dinamo Zagreb), Vlad Chiriches (Napoli), Valerica Gaman (Astra Giurgiu), Dragos Grigore (Al-Sailiya), Cosmin Moti (Ludogorets), Razvan Rat (Rayo Vallecano), Steliano Filip (Dinamo Bucarest)
Orta saha: Mihai Pintilii (Steaua Bucarest), Ovidiu Hoban (Hapoël Beer Sheva), Andrei Prepelita (Ludogorets), Adrian Popa (Steaua Bükreş), Gabriel Torje (Osmanlıspor), Alexandru Chipciu (Steaua Bükreş), Nicolae Stanciu (Steaua Bükreş), Lucian Sânmartean (Al Ittihad)
Forvet: Claudiu Keseru (Ludogorets), Bogdan Stancu (Gençlerbirliği), Florin Andone (Cordoba), Denis Alibec (Astra Giurgiu)

TAKIMIN YILDIZI: Gabriel Torje
PATLAMA YAPMASI BEKLENEN İSİM: Nicolae Stanciu
NOT ETMEKTE FAYDA VAR: Steliano Filip
Arnavutluk
EURO 2016'ya direkt katılma hakkı elde ederek önemli bir iş başaran Arnavutluk, milli takım tarihinde ilk defa büyük bir turnuvaya katılıyor. Teknik direktör Giovanni Blasi yönetiminde biraz kapalı kutu bir kadroyla Fransa'ya geliyorlar. Gruptaki diğer rakipleri Fransa, İsviçre ve Romanya düşünüldüğünde, gruptan çıkma ihtimalleri gerçekten bir mucize… Ancak elemelerde de bu düşünce hakimdi ve sağlam savunma hatlarıyla gruptan çıkmayı başardılar. İşleri oldukça zor. İtalyan çalıştırıcı yönetiminde grup aşamasında en az gol atan takım olmaları da turnuvada onları fazlasıyla zorlayacak bir etiket…
Teknik direktör Blasi, Arnavutluk ile sağlam ve sert bir savunma anlayışı benimsiyor. Topu rakibe bırakıp tamamen savunmaya konsantre olurlarken; bu direnci 90 dakika boyunca gösterebiliyorlar. Özetle en büyük avantajları savunma olacak. Oyunu mümkün olduğunca yavaşlatmayı seviyorlar. Savunma önündeki çift ön liberolu sistemden vazgeçilmiyor. Hücumda fazla organize olarak yer alamıyorlar ve üçüncü bölgede gösterdikleri bu verimsizlik büyük bir dezavantaj olarak hanelerine yazılıyor. Daha çok kaptıkları toplarla hızlı hücuma çıkmayı seviyorlar. Kalede Etrit Berisha; savunmada Arlind Ajeti, Lorik Cana ve Elseid Hysaj; orta sahada Ergys Kace ve Amir Abrashi; forvette de Bekim Balaj dikkat çeken isimler…
Arnavutluk'un kadrosu;
Kaleci: Etrit Berisha (Lazio), Alban Hoxha (Partizani), Orges Shehi (Skenderbeu).
Defans: Arlind Ajeti (Frosinone), Naser Aliji (Basel), Mergim Mavraj (Köln), Lorik Cana (FC Nantes), Elseid Hysaj (Napoli), Ansi Agolli (Qarabag), Frédéric Veseli (FC Lugano)
Orta Saha: Ledian Memushaj (Delfino Pescara), Ergys Kace (PAOK), Andi Lila (Janina), Migjen Basha (Como), Odise Roshi (Rijeka), Burim Kukeli (FC Zürih), Ermir Lenjani (FC Nantes), Taulant Xhaka (Basel), Amir Abrashi (Freiburg)
Forvet: Bekim Balaj (Rijeka), Sokol Cikalleshi (Başakşehir), Armando Sadiku (FC Vaduz), Shkelzen Gashi (Colorado Rapids)

TAKIMIN YILDIZI: Elseid Hysaj
PATLAMA YAPMASI BEKLENEN İSİM: Ergys Kace

NOT ETMEKTE FAYDA VAR: Taulant Xhaka

6 Nisan 2016 Çarşamba

Patron Forvette Çıldırdı: Atletico Madrid


Futbol adlı kitleleri birleştiren, sevincine ve hüznüne ortak eden küresel sporda, forvetler mevki olarak büyük önem taşır. Çünkü gol demek, genellikle forvet demektir. Forvetler, takımın gol yükünü çeken futbolculardır. Takım iyi gittiğinde de, kötü gittiğinde de genellikle hedefte olumlu veya olumsuz forvetler olurlar. Taraftarların bestelerinde de küfürlü sözlerinde de forvetler mutlaka yer alır. Takım oyunuyla bütünleşip sezonu gol kralı olarak tamamlayabildikleri gibi, tüm sezonu karavana da geçirebilirler. Özetle bir takımın şampiyonluk yarışında attıkları goller ve arkadaşlarına hazırladıkları pozisyonlarla birincil derecede rol oynar forvetler…

İspanya La Liga'da şampiyonluk yaşamış, Avrupa Ligi şampiyonluğu yaşamış, Şampiyonlar Ligi'nde final görmüş Atletico Madrid gibi güzide bir kulüpten de dünyaca ünlü forvetler geçti. Bazıları başkent ekibine geldiğinde zaten ünlüydü, bazıları ise Atletico forması ile ün kazanarak taraftarın sevgilisi oldu. Christian Vieri ile başlayan furyada, Atletico Madrid forvet alıp satarak önemli karlar elde etti. Christian Vieri, Jimmy Floyd Hasseilbaink, Fernando Torres, Sergio Agüero, Radamel Falcao, Diego Costa, Mario Mandzukic ve Jackson Martinez gibi isimler; başka limanlara demir alırken Atletico Madrid'e oldukça fazla kazandırdılar. Bu sürece birlikte bakmamız gerekirse…

Vieri ile Başlayan Dalga

Atletico Madrid'teki forvet sirkülasyonunun İtalyan forvet Christian Vieri ile start verdiğini söylemek yanlış olmaz. Atletico Madrid onu 1991 yılında 15 Milyon Euro karşılığında Juventus'tan transfer etmişti. Vieri, 1997-1998 sezonunda La Liga'da kariyerinin en başarılı performanslarından birini geçirdi. Toplamda 24 gol kaydederek İspanya'da gol krallığı yaşadı. Ancak gerek uyum problemi, gerekse vatan özlemiyle İspanya ikliminde fazla yapamadı ve bir sezonun ardından İtalya'ya geri döndü. Lazio, 1997-1998 sezonunda Christian Vieri'yi 25 Milyon Euro karşılığında transfer etti. Atletico Madrid, İtalyan forvetin transferinden daha 1998 yılında 10 Milyon Euro kar etmiş oldu böylelikle… Belki de kulüp bazında böyle bir politika geliştirebildikleri için, farkına vardıkları için, Atletico Madrid'in Lazio'ya teşekkür etmesi gerekiyor.

Hasselbaink'in getirdiği Hollanda Rüzgarları

Jimmy Floyd Hasselbaink, 90'lı yılların sonundan itibaren önemli çıkış yapmış bir forvetti. Leeds United ile gösterdiği performansın ardından Atletico Madrid'in dikkatini çekti. Bu dikkat çekiminin ardından, 1999 yılında Jimmy Floyd Hasselbaink, 16 Milyon Euro karşılığında Atletico Madrid'in yolunu tuttu. Hollandalı forvet, La Liga'da toplam 34 maçta forma giydi ve 24 gol kaydetti. Gol yollarındaki bu etkin yüzdesiyle, Atletico Madrid küme düşmesine rağmen Hasselbaink gol kralı oldu. İspanyol ekibi, küme düştüğü için sezon sonunda Hasselbaink'i 22.5 Milyon Euro karşılığında Chelsea'ye sattı. Böylelikle, Hollandalı futbolcudan da 6.5 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Kulüpte Efsaneleşmiş Bir İsim: Fernando Torres


2001-2007 yılları arasında futboluyla Atletico Madrid'te parlayan İspanyol forvet, "El Nino" lakabını burada aldı ve performansıyla taraftarların gözünde efsaneleşti. Takımının Segunda Divison'da mücadele ettiği yıllarda parlayan Fernando Torres, çok kısa bir sürede ilk 11'in vazgeçilmez ismi oldu. 7 yıllık sürede Atletico Madrid formasıyla 214 maça çıktı, 82 gol kaydetti. Ada ekipleri bu forvete kayıtsız kalamadı ve Liverpool, 2007 yazında Fernando Torres'i 38 Milyon Euro karşısında transfer etti. Atletico Madrid, altyapısından çıkardığı ve hiçbir bonservis bedeli ödemediği Torres'ten tam 38 Milyon Euro kar etmeyi başardı. Bu transferiyle Atletico'lu taraftarları üzen Torres, 2015 yılında tekrar eski kulübüne geri dönmüş oldu. Halen Atletico Madrid forması giyiyor.

Arjantin Güneşi Madrid'de Doğdu


2006 yılında, Arjantin'in Independiente kulübünden 18 yaşındaki bir genç transfer edildi ve ona ödenen 21.7 Milyon Euro bonservis bedeliyle de kulüp rekorları kırıldı. Agüero 18 yaşındaki deneyimsiz haliyle kulüpten içeri girdiğinde, kimse onun günümüzdeki gol makinesi haline döneceğini tahmin etmiyordu. Sergio Agüero, ilk sezonunda Torres'in varlığı nedeniyle az forma şansı bulsa da; 2007'den itibaren Torres'in takımdan ayrılmasıyla ilk 11 için değişmez bir hale geldi. Madrid ekibinde 5 sezon forma giydi. 175 maça çıktı ve 74 gol kaydetme başarısını gösterdi. Atletico Madrid'in bir başka forveti daha Ada ekiplerinin dikkatini çekti ve 2011 yılında Manchester City, bonservisine 40 Milyon Euro ödeyerek Sergio Agüero'yu transfer etti. Atletico Madrid, Arjantinli forvetin satışından 18 Milyon Euro kar etmeyi başardı.

Madrid, Kolombiya Ateşine Kayıtsız Kalamadı


2011 yılında Agüero'nun ve ardından da Forlan'ın takımdan ayrılışıyla birlikte Atletico Madrid, forvetsiz kalmıştı. Bunun yanında oyuncu satışlarından iyi bir gelir elde etmişlerdi ve bunu forvet transferine aktarmak istiyorlardı. Radara, son yıllarda Porto forması ile harikalar yaratan ve gol rekorları kıran Kolombiyalı forvet Radamel Falcao takıldı. Uzun uğraşların ardından 2011 yaz döneminde Falcao, 40 Milyon Euro karşılığında kadroya katıldı. İspanya'da 2 verimli sezon geçirdiğini söylemek doğru olur. Bu iki yıl boyunca Atletico Madrid formasıyla 68 maça çıktı, rakip filelere 52 gol gönderdi. 2013 yaz transfer döneminde ise zengin sahibiyle Monaco, Falcao'yu transfer etmek istedi. Monaco, İspanyol kulübüne 60 Milyon Euro ödedi ve Falcao, geçirdiği iki güzel sezonun ardından Monaco'nun yolunu tuttu. Atletico Madrid de Falcao'dan 20 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Costa'nın Dönüşü Muhteşem Oldu

Aslında 2007-2008 döneminde 600 bin Euro bedelle Atletico Madrid'e transfer edilen Diego Costa, uzun süre bekleneni veremedi. Sırasıyla Celta Vigo, Albacete, Real Valladolid ve Rayo Vallecano'da dört sezon kiralık oynadı. Falcao'nun takımdan ayrılmasıyla birlikte, Atletico Madrid bu sefer forvet transferi yapmadı ve Vallecano'dan kiralık dönen Diego Costa'ya güvendi. Diego Costa da bu sefer daha güçlüydü ve teknik direktör Diego Simeone'nin sisteminde parıldadı. Özellikle 2013-2014 sezonu onun için mükemmel geçti. Diego Costa, Atletico formasıyla 133 maça çıktı ve 64 gol kaydetti. Onun bu başarısına ise, Chelsea kayıtsız kalamadı. 2014 yazında, Diego Costa, 38 Milyon Euro bedelle Chelsea'nin yolunu tuttu. Atletico Madrid, bu transferle Diego Costa'dan yaklaşık 37 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Mandzukic'te Açık, 2 Milyon Euro

Diego Costa'nın Chelsea'ye transferiyle forvet pozisyonunda boşluk yaşayan Atletico Madrid, hemen çalışmalara başladı. Bayern Münih'te vadesini dolduran Mario Mandzukic'e 21 Milyon karşılığında kırmızı-beyazlı formayı giydirdiler. Atletico Madrid ile 43 maça çıkan Mandzukic, toplam 20 gol atarken; Atletico Madrid'in forvet boşluğunu dolduramadı. Bunun üzerine 2014-2015 sezonu sonunda, 19 Milyon Euro karşılığında Juventus'a satıldı. Bir başarısızlık olarak nitelense de, Mandzukic'in satışından yalnızca 2 Milyon Euro zarar ettiler. Kazandıkları transfer karının yanında hiçbir şey…

Zarar demişken; Atletico Madrid, zamanında Mateja Kezman ve Diego Forlan'ın satışlarından da zarar etmişti. 21 Milyon Euro'ya alınan Forlan 10 Milyon Euro'ya, 9 Milyon Euro'ya alınan Kezman ise 7 Milyon Euro'ya satılmıştı. Böylelikle bu iki başarısız transferden 13 Milyon Euro'luk bir zarar ortaya çıktı. Mandzukic'i de bu ikiliye eklediğimizde, yalnızca 15 Milyon Euro'luk bir zarar oluşuyor.

Martinez Bekleneni Veremedi


Mandzukic'i 2015 yaz döneminde Juventus'a gönderen Atletico Madrid, yerine Porto'da golleriyle dikkat çeken Jackson Martinez'i getirdi. 2015'in yaz döneminde gerçekleşen transferle Madrid ekibi, Porto'ya 35 Milyon Euro bonservis bedeli ödedi. Büyük umutlarla transfer edilen ve taraftarların büyük ümitler bağladığı Kolombiyalı forvet, başkent ekibinde asla bekleneni veremedi. Atletico Madrid formasıyla toplam 22 maça çıkan Jackson Martinez, yalnızca 3 gol kaydedebildi. Bunun üzerine Atletico Madrid, 2016 kış transfer döneminde Çin pazarına atıldı ve 42 Milyon Euro karşılığında Jackson Martinez'i Guangzhou Evergrande'ye sattı. Kolombiyalının satışından 7 Milyon Euro'luk bir gelir elde edildi.

Bu 8 ismin transfer ediliş ve satılışında, toplam 136.5 Milyon Euro'luk bir kar etti Atletico Madrid…. Yukarıda bahsedilen 15 Milyon Euro transfer zararını da düştüğümüzde, elimizde 121.5 Milyon Euro kalıyor. Bu fiyat, günümüzde İspanya, İngiltere, Almanya gibi liglerde mücadele eden zirve altı takımların sezonluk bütçelerine denk geliyor, hatta çoğunu geçiyor. Ayrıca Spor Toto Süper Lig'deki dört büyük kulübümüzün bütçesinden daha fazla oluşuyla da dikkat çekiyor. Bize de Atletico Madrid'in Vieri'yle başlattığı bu "Al-Sat" dönemini tebrik atmaktan başka bir şey düşmüyor.

Sıradaki Hedef Griezmann mı?


Bir forvet oyuncusu değil aslolarak; ancak Diego Simeone onu 2015-2016 sezonunda forvet olarak da kullanmaya başladı. Gerek çift forvette, gerekse tek forvet olarak başarılı bir performans gösteriyor. 2014 yazında Real Sociedad'tan transfer edilen Antoine Griezmann'dan başkası değil bahsettiğim… 1991 doğumlu Fransız futbolcu, sol açık olarak ve artık forvette de forma giyiyor. Son 2 yıldır, Atletico Madrid'in en dikkat çekici futbolcusu olarak göze çarpıyor. 2 sezonda şu ana kadar Atletico Madrid ile 94 maça çıktı ve 49 gol kaydetme başarısını gösterdi. Bu performansı, bitiriciliği ve etkili futboluyla şimdiden dünyanın dev kulüplerinin ilgisini çekmeye başladı.


Bu performansını devam ettirmesi halinde ve EURO 2016'da da vitrin yapmasının etkisiyle, Griezmann'ın Atletico Madrid için sıradaki satış hedefi olacağı görüşündeyim. Futbol topu gerçekten ayağına çok yakışıyor. Hızıyla, çabukluğuyla, bitiriciliğiyle, geniş oyun görüşü ve sert şutlarıyla komple bir futbolcu. Zamanında 30 Milyon Euro karşılığında transfer edilmişti; şimdi Atletico Madrid Griezmann'ı satması durumunda, en az 70-80 Milyon Euro isteyecektir. Bu da Atletico Madrid kulübü için yeni kar hedefi demek…