Ngolo Kante etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ngolo Kante etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2016 Cuma

EURO 2016'ya Damga Vuracak 56 Oyuncu Bölüm II


10 Haziran tarihinde başlayıp 10 Temmuz'da sona erecek futbol şöleni olan 2016 Avrupa Şampiyonası, Fransa'da sahne alacak. Fransa'da bulunmaya hak kazanmış ve şampiyona biletini elde etmiş 24 takım; birbirinden rekabetli, birbirinden heyecanlı ve riskli müsabakalara çıkacaklar. A, B, C, D, E ve F gruplarında takımlar dörderli bir şekilde mücadele edecek. Biliyorsunuz ki bu yıl değişen format gereği takım sayısı 24'e çıkmış ve grup aşamasının bitişi ile çeyrek final arasına bir "Son 16 Turu" eklenmişti.
Her turnuva, futbol açısından görsel bir şölendir. Ve her turnuva, farklı futbol olaylarını tribündeki veya ekran başındaki futbolseverlere taşır. Bu futbol olaylarında, çoğunlukla turnuvaya damga vuran futbolcular baş rol oynarlar. Her Dünya Kupası gibi, her Avrupa Şampiyonası da kendi yıldızlarını ortaya çıkarır. Cristiano Ronaldo, Thomas Müller, Manuel Neuer, Wayne Rooney, Andres Iniesta, Luka Modric, Marek Hamsik, Gianluigi Buffon ve daha birçok en bilindik ismin bu listede olmamasının nedeni, bu tarz isimlerin zaten daha önceki dünya turnuvalarında bir şeyler başarmış ve kendilerini kanıtlamış olması… Listemde tabii ki Zlatan Ibrahimovic, Gareth Bale veya Robert Lewandowski gibi isimler bulunuyor. Bu isimlerin yer almasının nedeni, hepsinin kendi başlığında yer alıyor.
Futbolseverler için tamamen adil bir şekilde EURO 2016'ya damga vurması beklenen 56 yıldızı çıkardım ve analiz ettim. Bu yıldızların içinde gençler olduğu kadar, bazı deneyimli isimler de yer alıyor. Fransa'da yaşayacağımız futbol şöleni ve izleyeceğimiz toplam 51 maç öncesi turnuvada iz bırakabilecek 56 oyuncu karşınızda… Yazının ikinci bölümünde, 28-1 sıralamasındaki futbolculara yakından bakacağız.
28-) Emre Mor - Türkiye
Nordsjaelland altyapısından çıkan ve profesyonel olarak as takımda oynamaya başlayan Emre Mor'u, Fatih Terim ve kurmayları uzun uğraşlar sonucunda Türkiye milli takımına kazandırmayı başardı. 18 yaşındaki genç isim, orta sahanın her iki kanadında da forma giyebiliyor. Hazırlık maçlarında aldığı kısa süreye rağmen yaptıklarıyla gönüllerde taht kurdu. Hızlanması, çabukluğu, dribblingleri, top sürüşü, tekniği ve oyun görüşü konusunda yaşından fazlasıyla olgun bir futbolcu olarak dikkat çekiyor. Saha içine baktığınızda 2 dakikada yaptıklarıyla sizi heyecanlandırabilecek bir isim… Turnuva başlamadan önce Borussia Dortmund'a transfer oldu ve başarısının ödülünü aldı. Bu yıl Nordsjaelland formasıyla 13 maça çıkarken 2 gol attı ve 2 asist yaptı. Fatih Terim'in kulübedeki önemli gücü olacakken; bence ilk 11 oynaması bile gerekiyor. 18 yaşındaki genç isme ihtiyacımız var.
27-) Romelu Lukaku - Belçika
Chelsea altyapısından çıkarak profesyonel olan; ancak bir türlü Chelsea'de değer göremeyen Romelu Lukaku, golcülüğünü Everton'da konuşturdu ve adından söz ettirdi. Dev kulüplerin transfer listesinde yer alan Belçikalı forvet, bu sezon Everton ile 46 maça çıktı, 25 gol-7 asistlik performansıyla dikkat çekti. 23 yaşındaki Belçikalı fiziği, hava toplarındaki etkinliği, bitiriciliği ve son vuruşlarıyla öne çıkıyor. Belçika'nın turnuvadaki yükselişinde tabelayı değiştiricek isim olarak ön plana çıkacaktır.
26-) David Alaba - Avusturya
Austria Wien altyapısından Bayern U19 takımına kazandırılan Alaba, önce rezerv takım ve ardından Bayern Münih as takımında kendisini fazlasıyla gösterme şansı buldu. 23 yaşındaki sol bek, Bayern Münih'te adı tahtaya yazılan ilk isimlerden olmayı başarırken; Guardiola yönetiminde ve Avusturya milli takımında üstlendiği görev nedeniyle orta sahada da görev yapmaya başladı. Ayaklarına fazlasıyla hakim, gelişmiş bir pas tekniğine sahip ve olanağı olduğunda hücuma destek vermeyi seviyor. Bu yıl Bayern Münih ile 46 maça çıktı, 2 gol ve 4 asistlik bir katkı yaptı. Turnuva'da Avusturya'nın en önemli ismi olarak takımıyla bir üst tura çıkmaya çalışacak. Onu Avusturya adına oyun kurarken ve hücum organizasyonlarında baş rolde göreceğiz.
25-) Granit Xhaka - İsviçre
Basel altyapısının dünya futboluna bir armağanı olan Granit Xhaka, Temmuz 2012'de Borussia Mönchengladbach'ın yolunu tutmuştu. Burada geçirdiği üç yıl boyunca takımın değişmez isimlerinden olan İsviçreli orta saha, istikrarlı performansıyla da her geçen sezon üstüne koymuştu. Oyun kurucu ve iki yönlü orta saha görevlerini başarıyla yerine getiriyor. Oldukça yüksek bir pas yüzdesine de sahip ve oyunun hücum yönünde kendisini geliştirmeye devam ediyor. Başarısının ödülünü 45 Milyon Euro bonservis bedeliyle Arsenal'e transfer olarak aldı. Mönchengladbach ile bu sezon 36 maça çıkarken 3 gol ve 2 asist ile oynadı. Turnuvada İsviçre adına sigorta görevi görecek.
24-) William Carvalho - Portekiz
Sporting Lizbon altyapısında yetişen ve geçirdiği kiralık dönemlerin ardından 2013'te as takımda şans bulmaya başlayan Carvalho, özellikle son 2 sezonda yaptığı patlamayla tüm dünyanın konuştuğu bir isim haline geldi. Defansif özellikleri ağır bassa da iki yönlü oyunu odern futbolun gerektirdikleri gibi başarıyla oynuyor. Fiziği giderek güçleniyor ve artık sağlam basıyor. Çok yakın zamanda önemli bir transfer yapacaktır. Bu sezon Sporting Lizbon ile 36 maça çıktı, 3 gol ve 3 asist ile oynadı. Bu turnuvada, Portekiz orta sahasını çekip çeviren isim olacaktır.
23-) Leroy Sane- Almanya 
Onun için ne denilebilir ki… Alman futbolunun son dönemdeki altyapı harikalarından… Orta sahanın iki kanadında da forma giyebiliyor. Hızı, çabukluğu, kıvraklığı ve oyun zekasıyla dikkat çekiyor. Tekniği her geçen gün daha da gelişiyor. Son vuruş ve bitiricilik konusundaysa, kendisini geliştirmesi gerekiyor. Schalke altyapısından çıkarak profesyonel oldu. Ruhr ekibinde bu yıl istediği şansı rahat bir şekilde buldu. Takımıyla 42 maça çıkarken 9 gol attı ve 7 asist yaptı. Turnuvada teknik direktör Löw'den şans bekleyecek olan 20 yaşındaki Alman futbolcu, istediği süreleri bulursa işleri değiştirecektir.
22-) Oğuzhan Özyakup - Türkiye
Arsenal altyapısından yetişen ve 2012'de Beşiktaş'ın bünyesine katılan Oğuzhan Özyakup, 2015-2016 sezonunda Beşiktaş formasıyla kariyerinin en etkili performansını gösterdi. Oyunun hücum yönünde daha çok inisiyatif alırken; savunma yönünü de oldukça geliştirdi Şenol Güneş ile… Bu performansıyla kendisine milli takım kapılarını sonuna kadar açtırdı. Süper Lig'de 31 maçta forma giydi, 9 gol ve 7 asistlik performansıyla dikkat çekti. Ligde Atiba'nın ardından ligde 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim oldu. Turnuvada ilk 11'imizin göz kamaştıracak isimlerinden olacak, beklentimiz büyük…
21-) Arkadiusz Milik - Polonya
Rozwoj Katowice altyapısından yetişen ve kısa bir Gornik Zabrze macerasının ardından kendini göstererek kapağı Bayer Leverkusen'e atan Arkadiusz Milik, Bundesliga ekibinde bir türlü aradığı dakikaları bulamadı. Ajax onu 2014'te kiraladı ve 1 yıl sonra da bonseervisini aldı. 22 yaşındaki Polonyalı forvet, Ajax formasıyla kendini buldu ve değerini hatırlattı. Bitiriciliği, golü adeta koklayan yapısı, tekniği ve hızı ile dikkat çeken Polonyalı, kısa sürede Ajax'ın değişmez isimlerinden biri haline geldi. Bu sezon Ajax formasıyla 42 maça çıktı ve 24 gol-12 asistlik mükemmel performansıyla göz kamaştırdı. Şampiyonada Lewandowski ile iyi uyumunu sürdürerek adından fazlasıyla söz ettirecektir.
20-) Hakan Çalhanoglu - Türkiye
Karlsruhe altyapısında adından söz ettirdikten sonra Hamburg'a transfer olan Hakan, burada da kısa sürede mükemmel bir performans ortaya koydu. Ona kayıtsız kalamayan Leverkusen, 2014'ün yaz aylarında transfer teklifiyle kapısını çaldı. Bayer Leverkusen ile geçen 2 senede tekniği, pasları, duran toplardaki başarısı ve son vuruşlarıyla dikkat çekti. Hepsinden önemlisi Bundesliga ekibinin saha içindeki lideri, orgenerali oldu. Leverkusen ile bu yıl 46 maça çıktı, 8 gol-11 asistlik bir performans sergiledi. Şampiyonada Fatih Terim'in gözbebeklerinden olacak. Özellikle duran toplarda ve uzaktan şutlarında etkisini gösterecektir.
19-) Héctor Bellerín - İspanya
Barcelona altyapısının dünya futboluna kazandırdığı bir sağ bek olan Hector Bellerin, 2011'de Arsenal'in dikkatini çekti ve Arsenal U18 kadrosu için transfer edildi. Burada yükselişini sürdüren İspanyol sağ bek, arada kiralık Watford dönemi geçirdi ve 2014-2015 sezonundan itibaren Arsenal kadrosunda yer almaya başladı. Kendinden beklenilen patlamayı ise bu yıl yaptı genç isim… Arsenal formasını toplamda 44 kez giydi, 1 gol ve 8 asist ile oynadı. Hızı, ortaları ve çabukluğuyla dikkat çekti. Hücümü seven 21 yaşındaki sağ bek, 2015-2016 sezonunda Arsenal'in en fazla çıkış yapan isimlerindendi. Bu formda performansıyla da turnuvada şans bulursa, İspanya'yı kanatlandıran isim olabilir.
18-) Alessandro Florenzi - İtalya
Roma altyapısından yetişen ve başarılı performansıyla kısa sürede Roma'nın temel futbolcularından olan Florenzi; sağ bek, sağ açık ve orta sahanın ortasında forma giyebiliyor. Her bölgede de elinden gelenin en iyisini yapıyor. Oldukça estetik bir stili var. Bunun yanında çabukluğu, futbol zekası, pasları ve asist potansiyeliyle dikkat çekiyor. Bu yıl Roma formasıyla 42 maça çıktı v 8 gol-4 asistlik bir performans sergiledi. Vasat İtalya kadrosunun, turnuvada en çok parlayan ve fark yaratan ismi olacağını düşünüyorum.
17-) Thibaut Courtois - Belçika 
Onun için ne söylense az… Son yıllarda dikkat çeken, tam anlamıyla komple bir kaleci… Çabukluğu, refleksleri, bire birdeki başarısı ve kuvvetli ayaklarıyla dikkat çeken bir kaleci… Geriden oyun kurma konusunda da kendisini geliştiriyor. Bu yılki ortalama performansının sebebi Chelsea'nin rezalet oluşuydu. Maviler ile çıktığı 30 maçta kalesinde 38 gol gördü. Turnuvada, Belçika'nın yükselişinde tuttuklarıyla baş rol oynayabilir.
16-) Gareth Bale - Galler
Real Madrid'in süpersonik yıldızı, milli takımıyla ilk kez böylesine büyük bir turnuvaya katıldığı için ve daha milli takımıyla kanıtlayacağı çok şey olduğu için bu listede… Real Madrid ile bu sezon kariyerinin en verimli yılını geçirdi. Başkent ekibiyle toplam 31 maça çıkarken; 19 gol ve 15 asistlik performansıyla mükemmel bir iş ortaya çıkardı. Galler'in hedef adamı, hem futbolu hem de skora katkı yapmasıyla Galler'i B Grubu'nun sürpriz takımı yapmaya çalışacak.
15-) Julian Weigl - Almanya
Yaz döneminde Bundesliga 2 ekibi 1860 Münih'ten gelerek hiç beklemeden Bundesliga'nın en güçlü ekiplerinden Borussia Dortmund'un orta sahasında banko oynamak… Bu tam da Weigl'lık bir iş… 20 yaşındaki ön libero yüksek özgüveni, pas yeteneği, geriden oyun kurması ve mücadeleci karakteriyle dikkat çekerken 2015-2016 sezonunda Borussia Dortmund formasıyla ışıldadı. Takımıyla tam 51 maça çıkarken; yalnızca 1 asist yapabildi. Dikkat çekici performansıyla Löw tarafından milli takıma davet edildi. Şans verilirse, turnuvadakilere de olgun futbolu ve özgüveniyle kendini hayran bırakacak.
14-) Eric Dier - İngiltere
2011 yılında Sporting Lizbon altyapısından çıkan Eric Dier, burada as takıma kadar yükseldi ve başarılı bir performans ortaya koyarak dev kulüplerin dikkatini çekti. Transfer yarışını Temmuz 2014'te kazanan Tottenham oldu. İngiliz futbolcu, Ada'daki ilk yılında fazla etki gösteremezken; ligde 28 maçta forma giydi toplam 2 gol-2 asist ile oynadı. Teknik direktör Mauro Pochettino ona oldukça güveniyordu, stoper özellikleri ağır basan Dier'i aldı ve 2015-2016 sezonu için orta sahaya ön libero olarak monte etti. 22 yaşındaki İngiliz futbolcu da bu yıl Premier Lig'de mükemmel bir patlama yaptı. Takımı Tottenham uzun süre şampiyonluk yarışı verirken; Dier Tottenham ile toplamda 51 maça çıktı, 4 gol ve 2 asistle oynadı. Bu performansıyla Alli ile iyi bir ikili oluşturdu ve İngiltere milli takımına da seçildi. EURO 2016'da İngiliz taraftarların ve benim, ondan beklentimiz büyük…
13-) Arda Turan - Türkiye
EURO 2008'deki performansıyla dikkat çeken Kaptan, kaldığı yerden devam edecek ve Türkiye'yi yeni başarılara götürmek üzere çaba harcayacak. Barcelona ile umduğu gibi bir sezon geçiremese de milli maç havası her zaman farklıdır ve bunu daha turnuvanın ilk maçında göreceğimizi düşünüyoruz. Teknik direktör Fatih Terim'in saha içindeki gözü, kulağı olacak. Pas yeteneği, oyun görüşü, tekniği ve duran toplardaki becerisiyle milli takımımızda fark yaratan isim olacak. Barcelona'nın gelecek sezon onu takımda tutması haberiyle de iyice morallendi. Barcelona ile bu sezon 25 maça çıktı, 2 gol-4 asistlik bir performans gösterdi.
12-) Kevin De Bruyne - Belçika
Genk altyapısından yetişen ve Belçika futbolunun son yıllarda Hazard ile birlikte yetiştirdiği en önemli yıldızlardan olan Kevin De Bruyne, başarısız Chelsea dönemi sonrası imza attığı Wolfsburg'da kısa sürede çıkışına başladı. 24 yaşındaki Belçikalı ofansif orta saha oyuncusu, serbest oyuncu rolünü başarıyla üstlenirken; gelişmiş liderlik vasıflarıyla da dikkat çekiyor. Oldukça kıvrak, geniş bir oyun görüşüne sahip, çabuk ve tam bir asist makinesi… Manchester City formasıyla bu yıl 45 maça çıktı, 17 gol-16 asist gibi önemli bir performans ortaya koydu. Turnuvada daha fazla sorumluluk almasını ve Eden Hazard'tan daha fazla katkı vermesini bekliyorum.
11-) Nolito - İspanya
Barcelona altyapısından yetişen Nolito, Granada ve Benfica derken oldukça geç patlama yapan isimlerden… 2013 yılında transfer olduğu Celta Vigo ile son 3 senedir mükemmele yakın bir performans ortaya koydu. 29 yaşındaki sol kanat oyuncusu tekniği ve güçlü fiziğinin yanında bitiriciliği ve son vuruşlarıyla da dikkat çekiyor. Bu yıl La Liga'da Celta Vigo formasını 29 kez giydi, 12 gol ve 7 asist ile oynadı. Şampiyonada vasat İspanya kadrosunun formuyla önemli parçalarından biri olacak. Hem asist gem de gol konusunda üst düzey katkı bekliyorum.
10-) Robert Lewandowski - Polonya
Onu anlatmak için aslında sadece "gol" dememiz yeter. Znicz Pruszkow takımında profesyonel olan Lewandowski attığı gollerle Lech Poznan ve Borussia Dortmund derken kısa sürede Bayern Münih'e kadar yükseldi. Dünyanın en teknik, en bitirici ve en estetik forvetlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Son vuruşlar konusunda da oldukça başarılı… Bu sezon Bavyera ekibiyle 51 maça çıkan 27 yaşındaki forvet, 42 gol-7 asistlik muazzam bir performans ortaya koydu. Avrupa Şampiyonası'nda Polonya adına onun performansı hayati öneme sahip…
9-) N'Golo Kante - Fransa 
2014-2015 sezonunda Caen'de gösterdiği performansla Leicester City teknik direktörü Claudio Ranieri'nin radarına takılan N'Golo Kante, kısa süre sonra 2015-2016 sezonu öncesi 9 Milyon Euro bonservis bedeliyle Ada ekibine transfer oldu. Ranieri önderliğinde şampiyon olan takımda yalnızca 1 maç kaçırdı, geri kalan 37 maçta hep ilk 11'deydi. 1 gol ve 4 asistlik performansının yanında hiç cezalı duruma da düşmeyerek takımının dinamosu oldu. Oyunun hem savunma hem hücum yönünü okuyarak Ranieri'nin ellerinde iki yönlü bir orta sahaya dönüştü. Bu performansıyla hem Fransa milli takımında ilk 11'de oynamaya başladı hem de İngiltere'de Yılın 11'ine seçildi. Turnuvada Fransa orta sahasının temel yapı taşlarından olacak
8-) Jamie Vardy - İngiltere
Vardy, 2012 yılında 1.2 Milyon Sterlin karşılığında Leicester City'e transfer oldu. İlk sezonlarında takımda fazla etkili olamazken; kendisinden beklenilen asıl patlamayı 29 yaşına girdiği 2015-2016 sezonunda yapabildi. Takımı Leicester City bu yıl şampiyonluğa koşarken, ileri uçtaki Jamie Vardy buna 24 gol ve 8 asistlik performansıyla katkı vermeyi başardı. Bunun yanında Premier Lig'de üst üste 11 maçta da gol attıve bu formuyla yeni rekorun sahibi oldu. İngiltere milli takımında da ilk kez bu yıl forma giymeye başladı. Şampiyonada ileri uçtaki partneri Kane ile birlikte çok canlar yakabilir.
7-) Zlatan Ibrahimovic - İsveç 
34 yaşındaki forvet, yüksek ihtimalle son turnuvası olduğundan ve PSG ile oldukça formda bir sezon geçirdiği için listemde yer alıyor. Kariyerini anlatmaya tabii ki sayfalar yetmez, geçmişi goller ve başarılarla dolu. Yaptığı savunma sanatını futboluyla birleştirerek ortaya estetik hareketler çıkartıyor. Hava toplarındaki etkisi, fizik gücü ve bitiriciliği de tartışılmaz. Bu yıl Ligue 1'de PSG ile son sezonunu yaşarken yine şampiyonluk kazandı. 2015-2016 sezonunda PSG ile 51 maça çıktı, 50 gol-9 asistlik performansıyla muazzam bir katkı yaptı. Turnuvada İsveç'in en güven duyduğu ve rakipler için en korkulu isim olacak.
6-) Alvaro Morata - İspanya
Real Madrid altyapısında yetişen; başkent ekibinde kalitesini göstermesine rağmen yeterli forma şansını bulamayan Morata, 2014 yazında Juventus'un yolunu tuttu. Burada yıpratıcı Serie A deneyimini yaşayarak futbolunu daha da geliştiren Morata, parlamaya devam etti. Hızı, top kontrolü, fiziği, gelişmekte olan bitiriciliği ve son vuruşlarıyla dikkat çeken bir isim oldu. 23 yaşındaki İspanyol forvet bu yıl Juventus işe şampiyon olurken toplamda 47 maça çıktı, 12 gol attı ve 12 asist yaptı. Şampiyonada İspanya forvetinde tek adam olacak ve artan formuyla Boğalar'ı sırtlamaya çalışacak.
5-) Mario Gomez - Almanya
Uzun ve ciddi sakatlık dönemlerinin ardından Beşiktaş'ta golcülüğünü hatırladı Alman yıldız… Spor Toto Süper Lig'de kaydettiği 26 gol ile Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en fazla katkısı olan isimdi. Bu performansıyla Beşiktaş'ın en çok gol atan yabancı futbolcu unvanını eline geçirdi. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı. Löw'ün elini güçlendiren Alman forvet, yeterli süreyi bulabilirse bu formuyla gol krallığına bile aday olabilir.
4-) Harry Kane - İngiltere
Tottenham altyapısından yetişen Harry Kane, tecrübe kazanması için yaşadığı kiralık dönemlerin ardından kulübe bir döndü, tam döndü. Son iki yıldır hem futbolunda hem de fiziğinde inanılmaz bir form grafiği yakalayan İngiliz forvet patlama yaptı. Ayaklarının hakimiyeti, güçlü fiziği, sert şutları, pozisyon bilgisi ve bitiriciliği ile öne çıktı. Tottenham ile bu yıl 50 maça çıktı, 28 gol atarken 2 de asist yaptı. Ligde attığı 25 gol, onu Premier Lig'in gol kralı yapmaya yetti. Bu performansıyla İngiltere milli takımında da banko yer almaya başladı. Şampiyonada teknik direktör Roy Hodgson'un elindeki en güçlü silah olacak. 22 yaşındaki futbolcu, bana göre turnuvanın gol krallığına da aday…
3-) Paul Pogba - Fransa
Manchester United altyapısının biz futbolseverlere büyük bir armağanı olan Paul Pogba, Ada ekibinde aradığını bulamayınca kendisine değer veren Juventus'a transfer oldu. Burada özellikle son 3 sezondur gösterdiği evrimle hem Juventus'un en önemli futbolcusu oldu hem de adını tüm dünyaya yazdırdı. Oyun görüşü, tekniği, pas yüzdesi, güçlü fiziği, oyunu iki yönlü oynayışı, dikine oyun anlayışının gelişmesi gibi yönlerle dünyanın en önemli orta saha oyuncularından biri olarak görülüyor. Bu yıl Juventus ile toplam 49 maça çıkarken; 10 gol attı ve 16 asist yaptı. Evlerinde düzenlenen şampiyonada formuyla Fransa'nın kumandanı olmasını bekliyorum. Turnuvaya damga vuracaktır.
2-) Dele Alli - İngiltere
2013 yılında profesyonel olan ve Milton Keynes Dons'un dünya futboluna armağan ettiği Dele Alli, kısa sürede tüm İngiliz scoutların dikkatini çekti. Başarıya ulaşan Tottenham oldu ve 2 yıl içinde Dele Alli ile sözleşme imzaladı. Alli sezonu MK Dons'ta tamamladı. Takımıyla 44 maça çıkarken; 16 gol ve 11 asistle bir orta saha oyuncusu olarak mükemmel bir istatistik yakaladı. Sezon sonunda oldukça özgüvenli bir şekilde Tottenham'a döndü ve 2015-2016 sezonunda teknik direktör Pochettino'nun kadrodaki temel taşlarından oldu. Arjantinli çalıştırıcının elinde daha da kuvvetlenen ve elmas gibi parıldayan Alli, Pochettino faktörü sayesinde oyunun savunma yönünde de kendisini geliştirdi. Bu sezon Tottenham ile 46 maça çıktı, 10 gol-11 asistlik performansıyla dikkat çekti.
1-) Antoine Griezmann - Fransa
Real Sociedad altyapısından çıkan Griezmann, burada gösterdiği performansla Atletico Madrid'in dikkatini çekti ve 2014 yazında teknik direktör Simeone'nin flaş transferi oldu. Başkent ekibinde geçirdiği 2 yıllık sürede, Diego Simeone'nın kanatları altında kendisini oldukça geliştirdi. Hızı, dribblingleri, hızlanma kuvveti, kıvraklığı, bitiriciliği ve tekniğiyle La Liga'daki çoğu futbolcuyu geride bıraktı. Bu yıl Atletico Madrid formasıyla 54 maça çıktı, 32 gol atarken 7 de asist yaptı. Fransa eğer bu şampiyonada mutlu sona ulaşırsa, 25 yaşındaki Fransız'ın katkısı üst düzey olacak. Simeone ile forvette oynamaya da alışan Griezmann'ı sık sık ileri uçta görebiliriz. EURO 2016'nın önemli gol kralı adaylarından…

7 Haziran 2016 Salı

Premier Lig'in Arka Planında Kalanlar


İngiltere Premier Ligi'nin 2015-2016 sezonunda, bir peri masalına tanık oldu. Küme düşmeme mücadelesi verir denilen Leicester City, sezonu şampiyon tamamlayarak kulüp tarihinde bir ilke imza attı. Teknik direktör Claudio Ranieri mütevazı oyuncu grubuyla bunu başarırken; bize de futbol konusunda umut etmenin önemini bir kez daha hatırlattı. Şampiyon Leicester'in yanında Arsenal ve Tottenham gibi takımların önemli performansı takdire şayandı. Manchester City, Manchester United, Liverpool ve Chelsea gibi önemli takımlar da fazlasıyla sönük kaldı.
Bu yıl Premier Lig'de performansıyla birçok futbolcu ön plana çıktı. Şampiyon Leicester City'de Jamie Vardy ve Riyad Mahrez ikilisi performansıyla bu grubun başını çekiyor. Arsenal'de Alexis Sanchez ve Mesut Özil; Tottenham'da Harry Kane; Manchester City'de Sergio Agüero ve Sterling ve daha onlarca fazlası… Ancak bu göz önündeki performansların yanında, arka planda kalan; fakat mutlaka söz edilmesi gereken performanslar da izledik. Bu isimlerin gösterdiği gelişim de futbolseverler için oldukça önemliydi. İşte bu 11 isim, karşınızda…
N'Golo Kante - Leicester City
2014-2015 sezonunda Caen'de gösterdiği performansla Leicester City teknik direktörü Claudio Ranieri'nin radarına takılan N'Golo Kante, kısa süre sonra 2015-2016 sezonu öncesi 9 Milyon Euro bonservis bedeliyle Ada ekibine transfer oldu. Ranieri önderliğinde şampiyon olan takımda yalnızca 1 maç kaçırdı, geri kalan 37 maçta hep ilk 11'deydi. 1 gol ve 4 asistlik performansının yanında hiç cezalı duruma da düşmeyerek takımının dinamosu oldu. Oyunun hem savunma hem hücum yönünü okuyarak Ranieri'nin ellerinde iki yönlü bir orta sahaya dönüştü. Bu performansıyla hem Fransa milli takımında ilk 11'de oynamaya başladı hem de İngiltere'de Yılın 11'ine seçildi. Değeri 9 Milyon Euro'dan 25 Milyon Euro'lara kadar çıktı. Leicester belki Vardy ve Mahrez ile daha ön plana çıktı; ancak Kante'nin de unutulmaması gerekiyor.
Hector Bellerin - Arsenal
Barcelona altyapısının dünya futboluna kazandırdığı bir sağ bek olan Hector Bellerin, 2011'de Arsenal'in dikkatini çekti ve Arsenal U18 kadrosu için transfer edildi. Burada yükselişini sürdüren İspanyol sağ bek, arada kiralık Watford dönemi geçirdi ve 2014-2015 sezonundan itibaren Arsenal kadrosunda yer almaya başladı. Kendinden beklenilen patlamayı ise bu yıl yaptı genç isim… Arsenal formasını toplamda 44 kez giydi, 1 gol ve 8 asist ile oynadı. Hızı, ortaları ve çabukluğuyla dikkat çekti. Hücümü seven 21 yaşındaki sağ bek, 2015-2016 sezonunda Arsenal'in en fazla çıkış yapan isimlerindendi.
Eric Dier - Tottenham
2011 yılında Sporting Lizbon altyapısından çıkan Eric Dier, burada as takıma kadar yükseldi ve başarılı bir performans ortaya koyarak dev kulüplerin dikkatini çekti. Transfer yarışını Temmuz 2014'te kazanan Tottenham oldu. İngiliz futbolcu, Ada'daki ilk yılında fazla etki gösteremezken; ligde 28 maçta forma giydi toplam 2 gol-2 asist ile oynadı. Teknik direktör Mauro Pochettino ona oldukça güveniyordu, stoper özellikleri ağır basan Dier'i aldı ve 2015-2016 sezonu için orta sahaya ön libero olarak monte etti. 22 yaşındaki İngiliz futbolcu da bu yıl Premier Lig'de mükemmel bir patlama yaptı. Takımı Tottenham uzun süre şampiyonluk yarışı verirken; Dier Tottenham ile toplamda 51 maça çıktı, 4 gol ve 2 asistle oynadı. Bu performansıyla Alli ile iyi bir ikili oluşturdu ve İngiltere milli takımına da seçildi. İngiliz taraftarların ve benim, ondan beklentimiz büyük…
Dele Alli - Tottenham
2013 yılında profesyonel olan ve Milton Keynes Dons'un dünya futboluna armağan ettiği Dele Alli, kısa sürede tüm İngiliz scoutların dikkatini çekti. Başarıya ulaşan Tottenham oldu ve 2 yıl içinde Dele Alli ile sözleşme imzaladı. Alli sezonu MK Dons'ta tamamladı. Takımıyla 44 maça çıkarken; 16 gol ve 11 asistle bir orta saha oyuncusu olarak mükemmel bir istatistik yakaladı. Sezon sonunda oldukça özgüvenli bir şekilde Tottenham'a döndü ve 2015-2016 sezonunda teknik direktör Pochettino'nun kadrodaki temel taşlarından oldu. Arjantinli çalıştırıcının elinde daha da kuvvetlenen ve elmas gibi parıldayan Alli, Pochettino faktörü sayesinde oyunun savunma yönünde de kendisini geliştirdi. Son dönemde oldukça dikkat çekn iki yönlü orta sahalardan oldu.
Marcus Rashford - Manchester United
Daha sadece 1997 doğumlu genç bir forvetten bahsediyoruz. Sezon ortasında Manchester United hücum hattında sıkıntılar yaşarken; Rashford sahneye çıktı. Her gittiği takımda gençlere verdiği değerle dikkat çeken Louis Van Gaal'in yeni elmasıydı. Çıktığı ilk maçında Avrupa Ligi'nde attığı 2 golle tüm ışıkları üzerine çekti 18 yaşındaki bu genç forvet… Ardından Premier Lig'deki ilk maçında da gole ulaştı ve ligde gol atan en genç isimlerden biri olmayı başardı. Kırmızı Şeytanların formasıyla bu yıl toplam 14 maça çıkan Rashford, 7 gol ve 2 asistlik performansıyla göz kamaştırdı. Bunun sonucunda sözleşmesi uzatıldı ve Roy Hodgson tarafından İngiltere milli takımının 23 kişilik EURO 2016 kadrosuna dahil edildi. Bu da yetmedi, İngiltere  formasını giydiği ilk maçta da golünü atmayı başardı. Artık yeni teknik direktörü Jose Mourinho olacak ve genç yıldızdan beklentileri bir hayli fazla…
Aaron Cresswell - West Ham United
2008 yılında Tranmere U18 takımından Tranmere Rovers takımına yükselerek profesyonel olan Cresswell, 2011 yılında Ipswich'e geçti. Burada özellikle fizik ve güç olarak kendini çok geliştiren İngiliz sol bek, 2014 Temmuz'unda West Ham'a transfer olarak hayallerini gerçekleştiriyordu. İlk sezonunda ligin tüm maçlarında forma giyerek önemli bir istikrar yakaladı, 2 gol atarken 4 de asist yaptı. 2015-2016 sezonunda takımın teknik direktörü Slaven Bilic'in de vazgeçilmezi olan 26 yaşındaki İngiliz, ligde yalnızca bir maç kaçırdı. Toplamda 47 kez forma giyerken 2 gol-4 asistlik performansıyla dikkat çekti. Modern futbolun gereklilikleriyle hücum yönünü de oldukça geliştirdi, ortaları da dikkat çekiyor. Belki bu yıl çok üste çıkamadı, ancak performansı asla görmezden gelinemez.
Roberto Firmino - Liverpool
41 Milyon Euro gibi rekor bir bonservis bedeliyle 2015-2016 sezonu öncesi transfer edilen Roberto Firmino için, en başında beklentiler kuşkuluydu. Ancak Brezilyalı orta saha sezon boyunca şans bulduğunda elinden gelenin en iyisini yaptı ve takımın hayati damarlarından birini oluşturdu. Ofansif orta saha oyuncusu, forma giydiğinde serbest adam rolünü çok iyi üstlendi. Bazen ortada, bazen kanattaydı ve Liverpool'a eksik olan o yaratıcılığı biraz olsun kazandırmayı başardı. Takım için hayal kırıklığı bir sezon olsa da; Roberto Firmino 44 maça çıktı, 11 gol ve 11 asistlik bir performans gösterdi. Liverpool belki Avrupa potası dışında kaldı; ancak 24 yaşındaki futbolcunun performansı arka perdede kalanlar arasında oldukça değerli…
Ruben Loftus-Cheek - Chelsea
Chelsea altyapısının dünya futboluna kazandırdığı ve 2014 yılında profesyonel olan Loftus-Cheek, stiliyle bize Michael Ballack'ı anımsatıyor. Oyunun savunma yönünü iyi yaptığı gibi; hızlı ayakları, kıvraklığı ve anlık düşünebilme yetisiyle hücumda da iyi işler çıkarabiliyor. Modern futbolun gerektirdiği gibi orta sahada iki yönlü oyuncu rolünü başarıyla üstleniyor. Hep ilk 11'de yer almasa da bu yıl kendisini spor otoritesine kanıtlayabildi ve kumaşını tüm futbol severlere gösterdi. Jamaika asıllı İngiliz futbolcu, Chelsea formasını bu sezon 17 kez terletti, 3 gol ve 3 asistle oynadı. 20 yaşındaki orta saha, çok yakında Chelsea ve İngiltere takımlarının önemli bir değişmezi haline gelecek. Kesinlikle arka planda kalan ancak bahsedilmesi gereken bir performans gösterdi kendisi… 2016-2017 sezonunda belki de Antonio Conte ile savaşa girip istediği şansları bulabilir.
Odion Ighalo - Watford
Udinese'nin geniş scout ağının son yıllardaki bir sonucu olan Odion Ighalo, Udinese-Granada arası geçen kariyerinin ardından 2014 yılında kendini Watford'ta buldu. O sezon 20 gol kaydetti ve takımının Premier Lig'e çıkmasında önemli rol oynadı. Nijeryalı forvet, gol yollarındaki ustalığını 2015-2016 sezonunda da konuşturdu. Watford sezonu orta sıralarda bitirip küme düşmeyerek başarılı sayılabilecek bir performans gösterirken; Ighalo da 37 maça çıktı. Bu süreçte 16 gol ve 5 asist ile oynayan 26 yaşındaki forvet, sezonun arka planda kalan; ancak unutulmaması gereken bir işe imza attı. Gelecek yıl, Watford yin O'na fazlasıyla güveniyor.
Matt Ritchie - Bournemouth
Portsmouth takımında profesyonel olan ve daha sonraki dönemlerini Notts County ve Swindon'da kiralık olarak geçiren Matt Ritchie, 2013 yılında Watford'a transfer oldu. Orta dereceli bir ilk yılın ardından, çıkışına 2014-2015 sezonunda başladı. Championship'te o sezon 46 maça çıkan Ritchie, 15 gol ve 17 asistlik performansıyla tam 32 gole doğrudan katkı yaptı. Watford o yıl Premier Lig'e yükselirken; bu başarıda payı büyüktü. Premier Lig serüveni de Bournemouth için çetindi; ancak Howe yönetimindeki Bournemouth, mütevazı kadrosuna rağmen ligde kalmayı başardı. 26 yaşındaki İskoç da bu yıl 37 maça çıktı, 4 gol-6 asistlik bir performans gösterdi. Son 2 yıldaki yükselişiyle İskoçya milli takımının değişmez taşlarından biri oldu. Ritchie, Bournemouth'un ligde kalışında oynadıkları futbolla arka planda; ancak bahsedilmeden de geçilemez.
Georginio Wijnaldum - Newcastle United
Feyenoord ile profesyonel olan ve PSV performansıyla tanınan Wijnaldum, özel bir sezon geçirdi istatistik açısından. Kulübü Newcastle United 2015-2016 dönemi sonunda küme düşse de bu kötü sonun olmaması için sahada direnen tek bir isim vardı. Bu da Georginio'dan başkası değildi. Hollandalı futbolcu, bu yıl ligin tüm maçlarında forma giydi. Bu süreçte 11 gol kaydederken 5 de asist yaptı. Oynadığı futbolla tribündekileri heyecanlandırsa da; tek başına kötü sona ancak dayanabildi. Newcastle küme düşmesine rağmen; Wijnaldum'un arka planda kalan performansı konuşulmaya değerdi.

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Leicester City'de Şampiyonluğun Anahtarları


Premier Lig'de dev rakiplerinin bütçe olarak en az 4 kat gerisinde yola çıkan Leicester City, İtalyan çalıştırıcı Claudio Ranieri önderliğinde tam bir takım olarak mutlu sona ulaştı ve 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak bitirdi. Kulüp tarihinde ilk defa böylesine büyük bir başarı yakalayan Leicester City, Taylandlı zengin iş adamının kulübü satın alışının 6. yılında şampiyonluk yaşamasını bildi. Rakiplerinden yaklaşık 4 kat daha az bir bütçeyle bunu başaran Tilkiler, bize paradan daha önemli mutlululukların olduğunu da gösterdi. Yayın gelirleri, transfer ücretleri, maç biletleri gibi konularla iyice endüstriyel bir hal alan İngiltere Premier Ligi'nde, bu kadar az bir bütçeyle büyük bir devrim yaptılar.
Bu devrimde tabii ki hoca Claudio Ranieri ve tüm futbolcular, önemli rol oynadı. Ancak bazı isimler var ki, bu yıl performansını yüzde 200'e çıkardı ve elinden gelenin fazlasını da yaptı. Sezonu İngiltere Şampiyonu olarak tamamlayan City'de Vardy, Mahrez, Kante, Schmeichel ve Morgan gibi isimler daha etkin bir performans gösterdi. Örneğin Vardy-Mahrez ortaklığı Leicester City'e 57 gol kazandırdı. Vardy ve Mahrez, bu performansıyla 20 takımlı Premier Lig'in 14 ekibinden daha fazla gol attıkları anlamına geliyordu. Özetle bu ikili, 14 Premier Lig takımına değerdi. İkili, Leicester City'nin şampiyon olurken kaydettiği 64 golün 57'sinde aktif olarak yer aldı. Bu kilit performanslar, Leicester City'i adım adım zirveye taşıdı.

Jamie Vardy


Futbolda dikişi çok geç tutturabilen bir isim Jamie Vardy… Gençliğinden bu yana futbolda oldukça yetenekli bir isimdi; ancak bir türlü tam görülemedi ve böylelikle de istikrar yakalayamadı. Stocksbridge adlı amatör İngiliz takımında forma giyerken; bir yandan da karbon fiber fabrikasında çalışmaya başladı. Amatör kulüpteki performansı, bir sezon sonra Konferans Ligi takımlarından Halifax'in dikkatini çekti. Burada da golleriyle dikkat çekti ve 1 yıl sonra Fleetwood'un yolunu tuttu. Fleetwood'ta bir sezonda golleriyle yıldızlaştı ve 2012 yılında 1.2 Milyon Sterlin karşılığında Leicester City'e transfer oldu. İlk sezonlarında takımda fazla etkili olamazken; kendisinden beklenilen asıl patlamayı 29 yaşına girdiği 2015-2016 sezonunda yapabildi. Takımı Leicester City bu yıl şampiyonluğa koşarken, ileri uçtaki Jamie Vardy buna 24 gol ve 8 asistlik performansıyla katkı veriyordu. Bunun yanında Premier Lig'de üst üste 11 maçta da gol atmayı başardı ve bu formuyla yeni rekorun sahibi oldu. İngiltere milli takımında da ilk kez bu yıl forma giymeye başladı. İngiliz spor yazarları tarafından "Yılın Futbolcusu" ödülüne layık görülürken; Premier Lig Yılın 11'inde de kendine yer buldu. Şu anda değerini 1.2 Milyon Sterlin'den 25 Milyon Euro'ya katladı.

Riyad Mahrez


Cezayirli futbolcu, 2013-2014 sezonunun devre arasında sadece 400 bin Euro bonservis bedeliyle Le Havre'den Leicester City'e transfer edildi. Fransa'da kısa sürede gösterdiği performansla Leicester scoutlarının dikkatini çekmeyi başardı. Teknik direktör Nigel Pearson yönetiminde takımda kendini tam gösteremeyen Mahrez; 2015-2016 sezonu öncesi Claudio Ranieri'nin gelişiyle yıldızını parlattı ve kusursuz bir performans gösterdi. Ranieri, ilk iş olarak ona kanatlarda serbestlik ve inisiyatif hakkı tanıdı. Cezayirli yıldız da kanatlarda görev almasına rağmen içe kat eden oyuncu rolünü de sezon boyunca başarıyla üstlendi. Güçlü vuruşları, hızı, sağlam ayakları ve duran toplardaki etkisiyle dikkat çekti. 17 gol ve 11 asistlik performansıyla şampiyonluk yolunda belirleyici isimlerden oldu. İngiltere Profesyonel Futbolcular Birliği tarafından "Yılın Futbolcusu" seçildi ve İngiltere'de Yılın 11'inde yer aldı. Değerini 400 bin Euro'dan 25 Milyon Euro'lara kadar çıkararak tam 500'e katladı.

Kasper Schmeichel


Hepimizin bildiği gibi O, Manchester United efsanesi Peter Schmeichel'in oğlu… Yolun başında istediği çıkışı pek yakalayamasa da kendisini Manchester City'de buldu. Burada yalnızca 3 maça çıkınca, işler ters gitmeye başladı. 2009'da Notts County'nin ardından 2010'da Leeds United'in yolunu tuttu. Leeds'te kendisini göstermeye başlayan ve yıldızlaşan Danimarkalı kaleci, bir yıl sonra Leeds United onu Leicester City'e sattığında çok üzüldüğünü ve hayal kırıklığı yaşadığını belirtmişti. Danimarkalı, 2015-2016 sezonunda Leicester formasıyla 36 maça çıktı ve kalesinde 34 gol gördü. Toplamda da 15 maçta kalesini gole kapatmayı başardı. Kaledeki bu emin duruşuyla, şampiyonluk yolunda pay sahibi oldu. 1.6 Milyon Sterlin'lik bonservis değerini, şu an 15 Milyon Euro'ya çıkardı. Geriye dönüp baktığımızda, kim Schmeichel'in hala hayal kırıklığı yaşadığını düşünebilir?

N'Golo Kante


Boulogne takımında profesyonel olan ve orta sahadaki dirençli yapısıyla tanınan Kante, kısa sürede o sırada Ligue 2'de olan Caen'in dikkatini çekti. 2013-2014 sezonu öncesi Caen'e transfer oldu ve o sezon Caen'in Ligue 1'e çıkışında orta sahadaki müthiş katkısıyla dikkat çekti. Caen ile bir sezon da Ligue 1 deneyimi yaşayan Kante, asıl olgunluğuna burada elişti. Savunma ağırlıklı bir futbolcuyken; oyunun ofans yönüne de katkı yapmaya başladı. 2014-2015 sezonunda 2 gol ve 5 asistlik performansıyla Ranieri'nin süzgecine takıldı. Ve yaz transfer döneminde 9 Milyon euro karşılığında Leicester City'nin yolunu tuttu. Ranieri önderliğinde şampiyon olan takımda yalnızca 1 maç kaçırdı, geri kalanında hep ilk 11'deydi. 1 gol ve 4 asistlik performansının yanında hiç cezalı duruma da düşmeyerek takımının dinamosu oldu. Oyunun hen savunma hem hücum yönünü okuyarak Ranieri'nin ellerinde iki yönlü bir orta sahaya dönüştü. Bu performansıyla hem Fransa milli takımında oynamaya başladı hem de İngiltere'de Yılın 11'ine seçildi. Değeri 9 Milyon Euro'dan 25 Milyon Euro'lara kadar çıktı.

Wes Morgan


Nottingham Forest formasıyla profesyonel olan Wes Morgan için; futbol tanrısı pek adil davranmadı. Jamaika asıllı İngiliz futbolcu, Notts County'de serbest bırakıldıktan sonra moralini oldukça bozdu. Bu durumdan o kadar yıldı ki bir ara futbolu bırakıp kurslarına gittiği muhasebeciliği meslek haline getirmeyi düşündü. ancak kısa zaman sonra Nottingham Forest onu keşfetti ve muhasebecilik hayallerinden Leicester City'de şampiyonluğa geçiş yapacağı evreye gelindi. 2012'de 1.1 Milyon Sterlin karşılığında Leicester City'e transfer oldu ve burada kaptanlığa kadar yükseldi. Bu sezon özellikle ligin son bölümünde attığı kritiklerle şampiyonluğu takımında tuttu. İlerleyen yaşına rağmen Leicester savunmasında üstlendiği görevle ikinci baharını yaşıyor. Piyasa değerini de 4 Milyon Euro'ya kadar çıkardı.


10 Mayıs 2016 Salı

Yel Değirmenlerine Karşı İnanmış Don Kişot'lar: Leicester City


Futbol denilen küresel sporda şampiyonluk, oldukça kutsal bir başarıdır. Gücü ve yıllık planlaması yeten her takım, sezona şampiyonluk hayaliyle başlar ve bu yolda ilerler. Her şampiyonluk, takımlar için bir hikaye barındırır. Şüphesiz ki, Leicester City'nin bu sezon başardığı; uzun süre unutulmayacak ve nesilden nesile aktarılacak bir hikaye… Cervantes'in yazdığı o ünlü hikayede yel değirmenleri İngiltere'nin büyük bütçeli ve en büyük kulüpleri, Don Kişot ise Leicester City oluyor. Yel değirmenlere karşı istikrarlarını bozmadan ve artan bir özgüvenle karşı koydu bu sezon Premier Lig'de Leicester City…

Chelsea'li Hazard'ın, Tottenham ağlarına bıraktığı beraberlik golüyle; İngiltere'de inanılmaz bir sezon geride kaldı. Claudio Ranieri ile yola çıkan, transfer bütçeleri rakiplerinden 4 kat geride olan Leicester City; İngiltere Premier Lig'de 2015-2016 sezonunun şampiyonu oldu. Tilkiler bu müthiş başarıyı, sezon başında kimse onlara şans vermezken yakaladı üstelik ve yıllarca unutulmayacak bir olayın öznesi oldular. Daha önceki kulüplerinde elle tutulur bir başarısı olmayan İtalyan çalıştırıcı Claudio Ranieri; kendi sistemini takıma uygulamakla başladı ve zamanında sudan ucuza bonservis bedelleriyle alınan Mahrez, Vardy ve Kante'nin önderliğinde teknik direktörlük kariyerinin ilk şampiyonluğunu yaşamış oldu.


Pearson'dan Ranieri'ye

Nigel Pearson yönetiminde Championship'te oldukça iyi işler başaran Leicester City, 2014-2015 sezonu öncesi Premier Lig'in yolunu tuttu. Aynı sezon Le Havre'den yalnızca 400 bin Euro'ya transfer edilen Riyah Mahrez ve 1 yıl önce Fleetwood'tan 1.2 Milyon Sterlin karşılığında takıma katılan Jamie Vardy ile aslında fitili Premier Lig'e yükseldikleri gün ellerine aldılar. Tek eksikleri bunu ateşleyebilecek bir isimdi, bunun için bir yıl bekleyeceklerdi. İngiltere'nin en üst seviyesinde tutunmak oldukça zordur. Tilkiler de Premier Lig'de 2014-2015 sezonunun ilk yarısında oldukça zorlandı ve alt sıralardan kurtulamadı. Asıl beklenilen çıkışı sezonun bitimine son 10 maç kala gösterdiler ve yenilmesi zor bir ekip olarak lige tutundular. 41 puana ulaşarak sezonu 14. sırada bitirdiler. İşte fitilin ateşlenme kısmı, yaz döneminde devreye girdi. Kulübün Taylandlı sahibi milyarder işadamı Vichai Srivaddhanaprabha, performansından memnun kalmadığı Nigel Pearson'un görevine sorgusuz sualsiz son verdi ve yerine daha önce görev yaptığı takımlardan başarı gösteremeden kovulan İtalyan teknik adam Claudio Ranieri'yi getirdi.

2015-2016 sezonu için, transferde toplam 50 Milyon Euro harcadılar. Bu rakam aynı yıl transfer çalışmaları yapan Manchester City ve Chelsea'nin 4, Manchester United'in 3 ve Liverpool'un 2 kat gerisindeydi. Paranın aslında her zaman başarıyı getirmediği konusunda en iyi örneği verdiler aslında bize… Vardy, Mahrez ve Schmeichel'li kadroya, yapılan transferlerin yalnızca 3'ü ilk 11'de daha düzenli forma şansı bulabildi: Huth, Okazaki ve Kante… Mütevazi bir kadroyla devlerin arasında sezona başlayan Leicester City, Premier Lig'in ilk altı haftasında üç galibiyet ve üç beraberlik ile namağlup bir seri oluşturdu. Yedinci haftada rakipleri Arsenal'di. Topçular'dan 5-2'lik bir mağlubiyet alan Leicester City sezonun ilk sarsıntısını aldı. Ancak yıkılmamak için sarsıntının üzerinde durmamaları gerekiyordu.


Norwich Galibiyetiyle Çıkış Başladı

Bir sonraki hafta evlerinde Norwich'i ağırladılar. Ranieri'nin çalışmaları işe yaramıştı ve Tilkiler 2-1 kazanarak 10 haftalık bir yenilmezlik serisi başlattılar. Bu süreçte Manchester United'ten 1, Everton ve Chelsea karşılaşmalarından 3'er puan alarak devre arası yaklaşırken; spor otoritelerinin kafasına "Acaba mı?" tereddütünü yavaş yavaş soktular. Ardından Liverpool'a mağlup olup Manchester City ve Bournemouth'tan 1'er puan çıkararak sezonun ikinci yarısına düşüşte bir giriş yaptılar. Teknik direktör Ranieri ve takımın Huth, Schmeichel ve Morgan gibi tecrübeli futbolcularının devreye girmesiyle takım bir kez daha kenetlendi. Sonraki 5 haftada aldıkları 4 galibiyet ve 1 beraberlikle tekrar zirveye tutundular. Bu mini seride Tottenham, Manchester City ve Liverpool'a karşı alınan galibiyetler, kendilerine olan güvenlerini bir hayli yükseltti. Arsene Wenger öğrencilerinden sezonun ikinci şakasını 2-1'lik mağlubiyetle alan Leicester City futbolcuları için artık şapkayı önlerine koyup düşünme zamanıydı. Sezon başında kimse onlara şans vermezken liderlik koltuğunda oturuyorlardı ve bunu korumak kendilerinin elindeydi. O günün ardından sözler alındı ve Leicester City, bir 10 maçlık yenilmezlik serisi daha başlattı.

Bu seride 7 galibiyet ve 3 beraberlik ile 24 puan topladılar ve ligin bitimine 2 hafta kala en yakın rakipleri Tottenham'ın 7 puan önünde kulüp tarihinin ilk şampiyonluğunu kazandılar. Ligde ilk olarak 13. haftada yükseldikleri liderliği, bir daha kimseye bırakmadılar. Gelecek sezon için de şampiyonluk gelirleri, yayın hakları, Şampiyonlar Ligi gelirleri ile birlikte toplam 300 Milyon Pound'luk bir gelirin sahibi olacaklar. Borçları yok denecek kadar az olan bu kulübün kasasına, kendilerini geliştirmeleri için muazzam bir miktar girmiş olacak.

Sezon boyunca fikstür sıkışıklığı ve yorgunluk yaşamamaları da en büyük artıları oldu. İngiltere Lig Kupası ve FA Kupası'ndan erken elenmeleri sayesinde tüm konsantrasyonlarını lige verdiler. Tilkiler, haftada 1 maç yaparak fikstürlerinin avantajını kullandılar. Zaman zaman 2-3 gün izin yaparak tüm kadro, fiziksel ve ruhsal olaran dinç kaldı. Ancak şampiyonlukta kilit rol oynayan en büyük nokta, Claudio Ranieri'nin açık fikirli olması ve başarısız Yunanistan macerasından sonra bile kendini geliştirmekten vazgeçmemesi olarak açıklanabilir. İtalyan hoca, Leicester görevini kabul etmeden önce verdiği bir röportajda "Gelişen futbolda her zaman açık fikirliyim. Kendimi geliştirmekten korkmuyorum. Örneğin fırsat bulabildiğim her zaman Almanya'ya uçuyorum. Jurgen Klopp ve Pep Guardiola'yı yakından takip ediyorum. Maçlarını, antrenman tekniklerini analiz ediyorum. Bunu yapabilirseniz gelişen ve büyüyen futbolda ayakta kalabilirsiniz, açık fikirli olmaktan korkmayın" özetini yaparak başarıya ve değişime olan hırsını niteliyor. Antrenmanlarda dilinden düşürmediği "din-don din-don" hayali ziliyle enerji düşüklüğünü engelliyor ve motivasyonu üst düzeyde tutuyor. Her zaman oyuncularının gözlerinin içine bakarak konuşuyor. Bunun yanında, tesislere kolunun altında gazetesiyle geliyor ve takımdakilere basının onlar hakkında yazdıkları olumsuz değerlendirmeleri gülerek ve dalga geçerek okuyor.

Ranieri, Leicester City'de sağlam, boşluk vermeyen ve presleriyle birlikte rakiplerine karşı oldukça agresif olan bir savunma hattı yaratıyor. Takıma bu özelliği, kendi İtalyan karakterinden katıyor. Almanya'da öğrendiklerini ise, takımının ikinci ve üçüncü bölgesine ekliyor. Kontra atakları seven, hücuma oldukça hızlı çıkan ve dört-beş pasta dahi golü bulan bir Leicester City izlememiz, Ranieri'nin Almanya'dan öğrendiklerini yansıtıyor. Leicester City'nin Premier Lig'de en düşük pas yüzdelerinden birine sahip olması, başarıyla oynadıkları bu hızlı geçiş oyununa en iyi örnek aslında… Ranieri, Klopp ve Guardiola'dan öğrendiklerini kendi süzgecinden geçirerek şampiyon bir Leicester City yaratmayı başarıyor. Bunun yanında kadroda yer verdikleri 11 yerli oyuncuyla da İngiltere Premier Lig'in en üst sırasında yer aldılar. Yani Ranieri; yerli oyuncuların fazlalığı ve kalitesinin de şampiyonlukta kilit rol oynadıklarının farkında…


Vardy, Mahrez, Kante…

127 Milyon Euro'luk piyasa değeriyle İngiltere Premier Lig'in en değerli takımı olan Leicester City, tam bir takım halinde şampiyonluğa ulaşsa da; bu başarıda öne çıkan bazı isimler mevcut… 2015-2016 sezonunda Premier Lig'de müthiş bir istikrar tutturan Vardy, rakip filelere gönderdiği 24 gol ile Tilkiler'in en golcü ismi olmayı başardı. Premier Lig'de üst üste 11 maçta gol atma rekorunu da kırdı. Bu performansıyla birlikte 29 yaşında İngiltere milli takımının da formasını giymeye başladı. İngiliz spor yazarları tarafından "Yılın Futbolcusu" ödülüne layık görülürken; Premier Lig Yılın 11'inde de kendine yer buldu. 1.2 Milyon Sterlin'e transfer edilirken, şu an değerini 22 Milyon Euro'ya çıkardı.
Riyad Mahrez de 17 gol ve 11 asistlik performansıyla şampiyonluğa en büyük katkıyı verenlerden… Le Havre'den yalnızca 400 bin Euro karşılığında transfer edilen Cezayirli futbolcu, Mavi-Beyazlı ekipte inisiyatifi eline alarak mükemmel bir sezon geçirdi. Bu performansıyla Avrupa devlerinin transfer listesine girerken; İngiltere Profesyonel Futbolcular Birliği tarafından da "Yılın Futbolcusu" seçildi ve Yılın 11'inde yer aldı. Bonservis bedeli 20 Milyon Euro'ları geçerken; değerini tam 500'e katlamayı başardı. Bu yıl Caen'den 9 Milyon Euro karşılığında transfer edilen N'Golo Kante, Leicester orta sahasının değişmezi oldu. Premier Lig'de en fazla ikili mücadeleye giren, en fazla ikili mücadeleleyi kazanan ve topa en fazla müdahale eden isim unvanlarını kazandı. Leicester City'nin şampiyonluğunda aktif rol oynarken; Fransa milli takımına da seçilmeye ve forma şansı bulmaya başladı. Takımın tutanı olan Kasper Schmeichel da bu sezon babasını hatırlatan bir performans gösterdi. 36 maçta kalesinde yalnızca 34 gol görürken; bu sezon toplam 15 maçta kalesini gole kapamayı başardı.


Böyle bir şampiyonluktu onlarınki… Hiç düşünmeden İngiltere'nin yel değirmenleriyle mücadeleye girdiler ve bir an olsun özgüvenlerini kaybetmediler. Peri masalının ilk bölümünü tamamlayarak, futbol tutkunlarının damağında güzel bir tat bıraktılar. Bu tadın vemasalın anlamlanabilmesi için 2016-2017 sezonunda da hem lig hem de Şampiyonlar Ligi'nde bir şeyler başarmaları gerekiyor. Söz sırası da Gary Lineker'e geliyor. Televizyonda spor yorumculuğu yapan Lineker, bir programında "Leicester City bu sezon şampiyon olursa, gelecek senenin ilk programını iç çamaşırlarıyla sunacağım" demişti. Mavi-Beyazlı futbolcu ve taraftarlar, artık eski efsanevi futbolcunun sözünü tutmasını bekliyor. 

Bu şampiyonluğa giderken kimler nasıl gol atmış? Hangi futbolcular nasıl katkı vermiş takımına? Bunu merak ediyorsanız, cevap videoda saklı