Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2016 Pazartesi

64'ün Şifresi: Ranieri ve Güneş


Tüm taraftarlık duygularından öte, futbol sonuç odaklı bir oyundur. 22 kişinin sahada oynadığı bu spor oyununda, tüm değişkenliklerden fazla sonuçla, yani maç skoruyla ilgilenilir. Ancak futbolu güzelleştiren, maç skorunun yanında daha birçok önemli detayı içinde barındırması ve bu detayların heyecan yaratmasıdır. Bu detaylar futbolla ilgili bir anı, bir duygu olabileceği gibi; tesadüfi hikayeler ve sayılar da olabilir. Tüm bunları dinledikçe, araştırdıkça bu olayların içine daha da çekilirsiniz ve futbolun aracı tutku; sizi aleviyle daha fazla yakar.
Bu yazımda temel konumuz 64 rakamı… Ancak bu bir galibiyet, şampiyonluk veya futbolun herhangi bir bölümüyle ilgili rakam değil… Burada 64, yaşı ilgilendiriyor. Bu 64 hikayesinin ise iki kahramanı var: Şenol Güneş ve Claudio Ranieri! Bu yıl 64 yaşında olan iki deneyimli çalıştırıcı, daha önce pek çok kulüp çalıştırmış; lakin mutlu sona ulaşamamıştı. Ancak 2015-2016 sezonunda işler değişti ve iki teknik adam da kariyerinin en üst noktasına ulaştı. 64 yaşın ikiliye açtığı bu benzerlikte, başka ortak noktalar da var.
64'te İkinci Bahar
İki teknik adam da geçmişte yaşadığı bir oyunculuk deneyimine sahip… Futbolu bıraktıktan sonra yönetme kısmına tutkuyla bağlandılar ve bu amaçları uğrunda savaştılar. Bu amaca en erken ulaşan İtalyan çalıştırıcı Claudio Ranieri oldu. Ranieri, 1986'da Vigor Lamezia'nın başına geçti ve teknik direktörlük deneyimine başladı. Şenol Güneş ise 4 yıl bekleyecekti. Yıl 1990'ı gösterdiğinde Güneş, Boluspor takımıyla ilk teknik direktörlük deneyimine imza attı.
2015-2016 sezonunda iki teknik adam da 64 yaşında görevinin başındaydı. Teknik direktörlüğe başlamasının 30. yılında dünyanın en tepe ligi olan İngiltere Premier Ligi'nde yer alırken; Leicester City'nin başındaydı. Şenol Güneş ise, artık zirveye oynamak ve eski büyüklüğünü hatırlatmak isteyen Beşiktaş'ın yeni kumandanı olmuştu. Cahit Sıtkı Tarancı'nın zamanında belirttiği yolun ikinci yarısına yaklaşan Ranieri ve Güneş, 64 yaşını dolduracakları yıl çok önemli bir rekabete girişiyordu.

Ranieri Dikiş Tutturamadı, Güneş Olduramadı
Ranieri'nin teknik direktörlük geçmişine baktığımızda; Napoli, Fiorentina, Valencia, Atletico Madrid, Chelsea, Juventus, Roma, Inter, Monaco ve Yunanistan milli takımı gibi belli klasmanın üstünde takımlar görürüz hep… Ancak İtalyan çalıştırıcının birazcık Valencia ve kıyısından Chelsea günleri hariç teknik direktörlükte vasat kaldığını görüyoruz. İtalyan çalıştırıcı öyle bir hale geldi ki, çalıştırdığı kulüplerde dikiş tutturamadı ve büyük umutlarla takımın başına getirildiği gibi büyük memnuniyetsizliklerle de takımdan hep kovulan isim oldu. Teknik direktörlük bazında onlarca felaket yaşayan Claudio Ranieri ise tüm bu gönderilmelerde asla depresyona girmedi ve hep yeniden başlangıçlar için çalıştı. Asla yüzüne gülmeyen şans, 2015-2016 sezonu sonunda İtalyan çalıştırıcının karşısına geçecek ve onunla birlikte resmen kahkaha atacaktı.
Şenol Güneş dediğimizde ise, başarısız bir kariyer göremiyoruz. O daha çok olduramayan, son anda kaçıran, şanssız antrenörlerdendi. Teknik direktörlük geçmişinde Boluspor, İstanbulspor, Antalyaspor, Sakaryaspor, Trabzonspor, FC Seoul ve Bursaspor takımlarını görüyoruz. En uzun, toplam 3 kez başına geçtiği Trabzonspor ile çalıştı. Bir türlü şampiyonluk göremese de; Şenol Güneş de birtakım alkışlanacak ve gurur duyulacak performanslar gösterdi. Örneğin Türkiye milli takımını 2002 Dünya Kupası'nda dünyanın en iyi üçüncü takımı yapması, Türk futbol tarihi açısından pamuklara sarmalanıp saklanacak bir başarıydı. Ocak 2007'de dümeni Güney Kore'ye çevirip FC Seoul ile çalışması çoğu spor otoritesi tarafından eleştirilse de, Güneş orada çok sevildi. Hepsinden önemlisi teknik direktörlüğünü burada oldukça geliştirdi ve filozof tarzının altyapısını da burada güçlendirdi. Trabzonspor ile son anda kaçan şampiyonluk, yürek burkan bir anıydı. Ertuğrul Sağlam ile yaşadığı şampiyonluk sonrası strese giren Bursaspor'u da oynattığı güzel futbolla ayağa kaldıran isim Şenol Güneş oldu. Görüldüğü üzere şanssızlık, iki teknik direktörün başka bir ortak özelliğiydi.

2016'da Kazanılan İlk Şampiyonluklar
Claudio Ranieri 2015-2016 sezonu için takımın başına getirildiğinde; pek çok spor otoritesi Leicester City'nin ligi orta sıralarda tamamlayabileceğini ve küme düşmeme savaşı vereceğini düşünüyordu. Leicester City Premier Lig'in en değerli 12. kulübüydü ve Ranieri'nin elinde de mütevazı bir kadro bulunuyordu. Kadrosuyla iyi bir uyum yakalayan ve öğrencileriyle bir aile gibi olan Claudio Ranieri, Premier Lig'e iyi bir başlangıç yaptı. Böylelikle hem kendisinin hem de oyuncuların özgüveni fazlasıyla yükseldi. Oyunculara kazanmanın ne kadar güzel olduğunu hatırlatan Ranieri, Premier Lig'in 38. haftasında 81 puanla zirvedeydi. Üstelik en yakın rakibi Arsenal'e de 5 puan fark atmıştı. Leicester City, tarihindeki ilk şampiyonluğunu yaşayıp bir peri masalı yazarken; bu masalın baş aktörlerinden biri de 64 yaşındaki Claudio Ranieri'ydi. İtalyan çalıştırıcı, kariyerinin ilk şampiyonluğunu, teknik direktörlüğünün 30. yılında elde etmiş ve İngiltere'nin zirvesine çıkmıştı.
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve ekibinin çok güvendiği bir isim olan Şenol Güneş; imza attıktan kısa bir süre sonra jet hızıyla oyuncularına etkisini göstermeye başladı. Artık yaşlanıyordu ve şampiyonluk için hiç olmadığı kadar hırslıydı. Beşiktaş'ta hücumu seven sistemi, oynattığı güzel futbol ve oyuncularını parlatmasıyla geçen bazen hüzünlü; ancak çoğunlukla mutlu ve harika bir 2015-2016 sezonu geçirdi. Beşiktaş 34 hafta sonunda Spor Toto Süper Lig'de 79 puan toplarken; toplamda 14. şampiyonluğuna ulaştı. Bu 14. şampiyonlukta Şenol Güneş'in payı çok büyüktü. O da kariyerinin ilk şampiyonluğunu, teknik direktörlüğünün 26. yılında yaşadı.

Mahrez-Vardy vs. Oğuzhan-Gomez
İki teknik adamın bir ortak noktası da bu yıl bazı oyuncuların gelişimine destek vermek ve bazı oyuncularının da kafasındaki sıkıntıları gidererek patlama yapmasına yardımcı olmaktı. Teknik direktör Claudio Ranieri, Leicester City'nin başına geçtikten sonra Riyad Mahrez'e büyük önem verdi. Ve Cezayirli futbolcuyu gerek kanatlarda gerekse ortada serbest adam rolünde değerlendirdi. Bunun sonunde Cezayirli kariyerinin en verimli sezonunu geçirdi. Leicester City'nin şampiyonluğuna büyük katkı yapan Mahrez, sezonun en iyi oyuncusu da seçildi. Sıkıntılı günler geçiren ve Leicester City'de kendisinden beklenilen patlamayı bir türlü yapamayan Jamie Vardy de "Ranieri Güveni"nden nasibini aldı. İngiliz forvet, 24 gol attığı 2015-2016 sezonunda şampiyonluğun en büyük paylarından birine sahipti. İngiltere milli takımına seçildi. Bunun dışında büyük parlayan N'golo Kante ve ikinci baharını geç yaşayan Wes Morgan da Ranieri konusunda örnek verilebilir.
Beşiktaş'ın başına geçtiğinde Şenol Güneş'in yaptığı ilk iş, Oğuzhan Özyakup'un üzerine titremek oldu. Arsenal altyapısından yetişen genç yıldız, hocasının güvenini boşa çıkarmadı. Güneş yönetiminde büyük bir gelişim gösteren yıldız, kariyerinin en verimli sezonunu geçirmiş oldu. Böylelikle hem şampiyonlukta pay sahibiydi hem de Türkiye milli takımının düzenli ilk 11 oyuncusu haline geldi. Beşiktaş'a geldiğinde geçirdiği ağır sakatlıklar nedeniyle kafasında sıkıntıları olan ve form durumu düşük haldeki Mario Gomez, Şenol Güneş yönetiminde adeta küllerinden doğdu. Mental ve fiziksel olarak kariyerinin en formda dönemine ulaşan Mario Gomez, takımı Beşiktaş şampiyonluğa ulaşırken 26 golle katkı verdi. Böylelikle gol krallığı yaşadı. Bunun yanında Almanya milli takımının bir numaralı santrforu oldu yeniden Alman yıldız… Şenol Güneş konusunda diğer örnekler olarak da Jose Sosa ve İsmail Köybaşı'nı verebiliriz.

Hem Ranieri hem Güneş yaratıcı antrenman teknikleri, fazlasıyla motive edici konuşmaları ve futbolcularıyla bir aile ortamı kurmasıyla 2015-2016 sezonunda başarıya ulaştı. 64 yaş, iki deneyimli çalıştırıcıya da ilk şampiyonlukları getirdi. Ve 64 yaşlarındayken, ülkelerinde zirveye çıktılar. Ancak önlerinde daha zor bir görev olacak. 2016-2017 sezonunda şampiyon unvanını korumak, kadroyu geliştirmek ve aynı zamanda Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olmak zorundalar… Özetle 64 yerini 65'e bırakırken; daha stresli bir sezon geçirecekler.

1 Haziran 2016 Çarşamba

Spor Toto Süper Lig 2015-2016 Sezonu Değerlendirmesi


Acısıyla tatlısıyla, sevinciyle hüznüyle, golleriyle şık hareketleriyle bir futbol sezonunu daha geride bıraktık Türkiye'de… 2015-2016 sezonu, Hasan Doğan Sezonu denilerek onore edilirken; bu yıl Spor Toto Süper Lig'de mutlu sona ulaşan ekip Beşiktaş oldu. Teknik direktör Şenol Güneş, Beşiktaş'ın üzerine bir güneş gibi doğdu ve Siyah-Beyazlılar, en yakın rakibi Fenerbahçe'yi saf dışı bırakarak 79 puanla şampiyon oldu. Bu şampiyonluk, Karakartal'ın toplamda 14. şampiyonluğu oluyordu.
Mario Gomez, Samuel Eto'o, Wesley Sneijder, Lukas Podolski, Robin Van Persie gibi önemli dünya yıldızlarının bulunduğu Spor Toto Süper Lig 2015-2016 sezonunda, sürpriz futbolcular ve sürpriz takımlar da performanslarıyla ön plana çıktı. Aşağıda değerlendirdiğim sezonun enleri, kesinlikle kendi araştırmalarım dahilinde ve futbolcuların bu yılki formuna göre yapılıyor. Neredeyse hatasız bir 11 yaptım, eleştirileriniz de olursa açığım… İsterseniz Yılın 11'i ile başlayalım…
Spor Toto Süper Lig Yılın İlk 11'i
Volkan Demirel - Fenerbahçe
Takımı son düzlükte şampiyonluğu kaybetmiş olsa da; Fenerbahçe teknik direktörü Vitor Pereira'nın sisteminde formuyla dikkat çekti. 34 yaşındaki Volkan Demirel, kariyerinin son dönemlerinde belki de en formda sezonunu geçirdi. Spor Toto Süper Lig'in 2015-2016 sezonunda Sarı-Lacivertli formayı tam 32 kez giyen deneyimli kaleci, bu süreçte kalesinde sadece 24 gol gördü. Bunun yanında, tam 17 maçta kalesini gole kapadı ve rakip takımlara geçit vermedi. Toplam 2880 dakika forma giydi. Bu performansı, takımına şampiyonluk kazandırmazken; Volkan Demirel'i ise sorgusuz sualsiz Yılın 11'inin kalecisi yaptı. Belki bir daha bu etkiyi yaratamayacak, Volkan Demirel'in 2015-2016 sezonu unutulmamalı…
Jagos Vukovic - Torku Konyaspor
Bu yıl stoperlerin ekstra performansları yüzünden; dörtlü savunmamı üç stoper orjinli isimden oluşturmak zorunda kaldım. Bu kararımda etkili olan isimlerin başında ise Torku Konyaspor'lu Jagos Vukovic geliyor. 2014 yılı kış transfer döneminde Konya'ya adım atan Vukovic, tam iki buçuk yıldır sessiz sedasız görevini yapıyor. Savunma ağırlıklı teknik direktör Aykut Kocaman'ın takımın başına geçmesiyle birlikte, bu yıl ligde gerçekleştirilen Yşil-Beyaz sürprizde baş rol oynadı. Müdahaleleri hep yerindeydi, arkadaşlarının açıklarını kapadı ve savunmada liderlik görevini üstlendi. Bununla da kalmadı, forma giydiği 32 maçta 4 gol atmayı başardı. Toplam 2880 dakika forma giydi.
Simon Kjaer - Fenerbahçe
Football Manager oyunlarından test edip aşık olduğumuz, maçlarını canlı izledikten sonra da savunmada bizi kendine hayran bırakan Simon Kjaer; 2015-2016 sezonunda Fenerbahçe'nin yaptığı en iyi transfer oldu diyebiliriz kesinlikle… Uche-Högh'lü yılların bitişinden bu yana komple bir stoper eksikliği yaşayan Fenerbahçe, bu eksikliğini Kjaer ile gidermiş oldu. İsminin okunuşu Türk spor medyasında fazlasıyla tartışıldı, ancak sahadaki kalitesi ve sahada verdiği güven herkesin birlik olduğu noktaydı. Ligue 1 gibi sert bir ligde Lille takımında fazlasıyla deneyim kazandı ve bu yıl Türkiye'de adeta üniversite eğitiminin üzerine master yaptı. Bu yıl Süper Lig'de 28 maçta forma giydi, 2 de gol kaydetti. Toplam 2498 dakika sahada kaldı. Yüksek top tekniği, geriden oyun kuruşu, adam adama becerisi, kafa toplarındaki ustalığı ve pozisyon bilgisi gibi pek çok konuda modern stoperin nasıl olacağı hakkında minik örnekler verdi.
Yalçın Ayhan - Medipol Başakşehir
Beşiktaş ile gerçekleşemeyen transferi sonrası psikolojik açıdan zor günler geçiren Yalçın Ayhan, çabuk toparlamayı bildi ve Başakşehir'in tekrardan Avrupa Ligi biletini kapmasında deneyimiyle önemli rol oynadı. Yaşı 34'e gelmesine rağmen, Başakşehir formasıyla her maç neredeyse hatasız bir futbol sergiledi ve Abdullah Avcı için önemli bir sigorta oldu. 2015-2016 sezonunda ligin tüm maçlarında forma giyme başarısı gösterdi. 34 yaşındaki stoper, ayrıca bu sezon kariyerinin en golcü yılını da geçirmiş oldu. Toplam 3030 dakika forma giydi. Yalçın Ayhan forma giydiği 34 maçta 6 gol ve 3 asistlik katkısıyla takımına hayat verdi. Bu performansı sonrası, çoğu spor otoritesi, onun milli takımla Fransa'ya gitmesini bile savundu. Belki Fatih Hoca'dan aradığı şansı bulamadı ve Abdullah Avcı kendisine fazlasıyla güveniyor.
Eren Albayrak - Çaykur Rizespor
Hikmet Karaman yönetimindeki Çaykur Rizespor'un bu yılki vasat futboluna rağmen; Eren Albayrak'ı bundan ayrı tutmasam hata ederdim. Geçtiğimiz yıl da kadroma aldığım Eren Albayrak, 2015-2016 sezonunda da o performansının altına düşmedi ve hatta daha fazla kuvvetlendi. 25 yaşındaki sol bek, tam günümüzde aradığımız beklerden… Oyunu iki yönlü olarak da çok iyi okuyor, bunun yanında yüksek hücum özellikleriyle de ön plana çıkıyor. Bunda sol açık menşeili olmasının da payı var. Hücuma çıkmayı çok seviyor ve bunu da asistleriyle taçlandırıyor. Karadeniz ekibiyle bu yıl ligde 21 maçta forma giyebildi, 8 asist yaptı. Toplam 1649 dakika sahada kaldı. Başarılı performansının ödülünü, sezon sonunda Başakşehir'e imza atarak aldı. Abdullah Avcı yönetiminde, gelişimini merakla bekliyorum.
Atiba Hutchinson - Beşiktaş
Kanadalı orta saha oyuncusu Atiba Hutchinson, ikinci baharını kesinlikle 2013 yılında geldiği Beşiktaş'ta yaşıyor. 33 yaşındaki Kanadalı, Siyah-Beyazlı formayla geçirdiği 3 sezonda taraftarın sevgilisi olmakla kalmadı, Beşiktaş'ta adeta bir beyin, bir merkez görevi gördü. Oyunun en sıkıştığı anlarda takım arkadaşlarının Atiba'ya pas vermesi, onlar adına büyük bir rahatlama demekti. Tecrübeli ön libero sağa, sola, öne ve arkaya verdiği paslarla takımı oldukça rahatlatırdı. Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş'ta 2015-2016 sezonunda daha da ön plana çıktı. Spor Toto Süper Lig'de bu yıl tüm maçlarda forma giydi. Bunun yanında tek bir sarı kart ve kırmızı kart görmemesiyle dikkat çekti. Toplam 2161 başarılı pasıyla, orta sahada şampiyonun emniyet kemeri oldu. Yüzde 93'lük başarılı pas yüzdesi oranı yakalayarak bu alanda ligin zirvesinde yer aldı. Toplam 3004 dakika sahada kaldı. Tüm bu başarılı istatistiklerine, 2 de gol ekledi. Özellikle Başakşehir maçında 1 puanı getiren kafa golü, belki de şampiyonluk için çok büyük önem taşıdı. 2016-2017 sezonu için de hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde en büyük güvence olacak.
Oğuzhan Özyakup - Beşiktaş
Şenol Güneş'in Beşiktaş'a imza attığı andan itibaren yaptığı ilk iş Oğuzhan'ın üzerinde durmak ve onu geliştirmek oldu. Arsenal altyapısından yetişen ve 2012'de Beşiktaş'ın bünyesine katılan Oğuzhan Özyakup, Beşiktaş formasıyla kariyerinin en etkili performansını gösterdi. Oyunun hücum yönünde daha çok inisiyatif alırken; savunma yönünü de oldukça geliştirdi Şenol Güneş ile… Bu performansıyla kendisine milli takım kapılarını sonuna kadar açtırdı. Süper Lig'de 31 maçta forma giydi, 9 gol ve 7 asistlik performansıyla dikkat çekti. Toplam 2554 dakika sahada kaldı. Atiba'nın ardından ligde 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim oldu.
Edin Visca - Medipol Başakşehir
Bosna Hersek, Bosna Hersek olalı böyle bir rüzgar, böyle bir performans görmedi. Bosnalı kanat oyuncusu Edin Visca, takımı Medipol Başakşehir'in ligi 4. sırada bitirerek Avrupa Ligi'ne katılım hakkı kazanmasında doğrudan rol oynadı. İstanbul ekibi adına pek çok maçta inisiyatifi eline aldı. Hızı, tekniği, adam geçme becerisi, şutları ve son vuruş yeteneğiyle mükemmel bir yıl geçirdi. Bu yıl Spor Toto Süper Lig'de 34 maçta da forma giydi, 17 gol ve 5 asistlik performansıyla yılın en iyi futbolcularından biri oldu. Toplam 3057 dakika sahada kaldı. Onu tribünden veya ekran başından izlemek büyük bir keyif haline geldi. Sağ kulvarı adeta tırnaklarıyla kazıyarak hak etti takımımda…
Jose Sosa - Beşiktaş
Beşiktaş'ta bir türlü beklenilen patlamayı yapamayan ve 2015-2016 sezonu başlarken gidici gözüyle bakılan Jose Sosa, teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde adeta yeniden doğdu. Özellikle ligin ikinci yarısında yükselen form grafiğiyle dikkat çekti, takımının formsuz anlarında tek başına sahneye çıktı ve büyük bir cesaretle puanları takımına kazandırdı. Arjantinli orta saha, 7 gol ve 12 asistlik performansıyla Beşiktaş'ın şampiyonluğunda önemli rol oynadı. Yaptığı 12 asistle Süper Lig'de bu yıl "Asist Kralı" oldu. Oyun görüşü, pasları, duran toplardaki etkinliği gibi konularda dikkat çekti. Çıktığı 31 maçta toplam 2483 dakika sahada kaldı.
Samuel Eto'o - Antalyaspor
Kariyerinde Real Madrid, Barcelona, Inter ve Chelsea gibi önemli sayfalar olan Kamerunlu futbolcu, aslında bir vizyon projesi olarak Antalyaspor'a kazandırıldı. Yaşının 35 oluşu ve ne kadar iyi oynayabileceği gibi konularda çokça eleştirildi. Kamerunlu bitirici forvet, tüm bu eleştiriler karşısında susarak, her seferinde Antalya'da mutlu olduğunu söyleyerek ve sahadaki golleriyle cevap verdi. "Eto'o bitmiş!" denilen 35 yaşındaki Kamerunlu, Güney ekibiyle bu yıl 31 maça çıktı. Bitiriciliğiyle 20 gol ve 6 asistlik bir performans gösterdi. Eski günlerinden pek bir şey kaybetmediğini gösteren Eto'o, toplam 2747 dakika sahada kaldı. Bunun yanında, takımda liderlik rolünü de harika bir şekilde üstlendi.
Mario Gomez - Beşiktaş
Stuttgart ve Bayern Münih'te geçirdiği harika yılların ardından Fiorentina'da yaşadığı ağır sakatlıklar nedeniyle duraklama dönemine giren Mario Gomez; Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş'ta tekrar yükselişe geçti. İlk önce eskisinden daha kuvvetli bir fiziğe kavuştu, özgüvenini yükseltti ve bunun sonucunda da golleri yağmur gibi geldi. Karakartal ile Süper Lig'de bu yıl 33 maça çıktı; 26 gol ve 6 asistlik performansıyla tek başına 32 gole katkı verdi, Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en büyük rolü oynadı. Toplam 2700 dakika sahada kaldı. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı.
Yılın Teknik Direktörü: ŞENOL GÜNEŞ

2002 Dünya Kupası'nda milli takımımızla yaşadığı üçüncülük, Güney Kore'de teknik direktörlüğünü olgunlaştırması, yurda dönüşte Trabzonspor'u şahlandırarak son anda kaçırdığı şampiyonluk ve yakın geçmişte Bursaspor ile ligi alt üst edişi… Bu yıl ise Beşiktaş'ın başına geçen Şenol Güneş, Siyah-Beyazlı kulübe adeta bir güneş gibi doğdu. Kariyerindeki ilk şampiyonluğu Beşiktaş ile kazanırken; taraflı tarafsız tüm spor otoritelerinden tam not aldı. Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda tam yetkiliydi. Daha imza attığı ilk gün taraftara kendini çok sevdirdi ve iki taraf arasında mükemmel bir sevgi bağı kuruldu. Mario Gomez'i eski günlerine döndürdü ve gol kralı yarattı, Jose Sosa'ya kariyer rekorunu kırdırdı, Oğuzhan'ı elmas gibi işledi. Daha ne olsun ki, Şenol Güneş gerçekten büyük bir hoca ve Beşiktaş'ın başına gelmiş en büyük nimet… Onun bilgi,deneyim ve becerileriyle Beşiktaş, 2016-2017 sezonunda da büyük favori… Deneyimli hoca, Beşiktaş'a üçüncü yıldızı kazandıran isim olmak istiyor.
Yılın Takımı: BEŞİKTAŞ
En son 7 yıl önce, Mustafa Denizli yönetiminde şampiyon olabilen Beşiktaş; mutlu sona ulaşabilmek için 2016'ya kadar büyük bir hasret çekti. 2015-2016 sezonunda takımın başına Şenol Güneş'in takımın başına getirilmesiyle birlikte taşlar yerine oturdu ve oldukça yetenekli kadro birbiriyle kenetlendi. 79 puanla şampiyonluk ipini göğüslerlerken; ligin en iyi futbol oynayan takımı oldular. 2015-2016 sezonunda ligde rakip filelere 75 gol gönderen Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in en golcü takımı unvanını da kazandı. Ligin gol ve asist kralları da şampiyondan çıktı. Her şeyden öte Beşiktaş artık güzel futbol oynayan, hücumcu, cesur, önde basan bir takım haline geldi. Anlayacağınız, yılın takımı için tüm ibreler Beşiktaş'ı gösteriyor.
Yılın Futbolcusu: MARIO GOMEZ
Alman forvet Mario Gomez, Fiorentina'da geçirdiği kötü günlerin izlerini Beşiktaş'ta sildi. Şenol Güneş yönetimindeki Siyah-Beyazlılarda Almanya günlerinden bile daha iyi bir fiziğe ulaştı. Bu durum da onun gol yollarındaki formunu direkt olarak etkiledi. Beşiktaş 2015-2016 sezonunda toplamda 14. şampiyonluğuna koşarken; Mario Gomez de 26 golü ve 6 asistiyle en büyük katkıyı verdi. Bu attığı 26 golle birlikte sezonun gol kralı unvanını da elde etti. Beşiktaş'ın en fazla gol atan yabancı futbolcusu oldu. Bu performansıyla Almanya milli takımının kapıları da ona açıldı. 33 numaralı formasıyla Türkiye'de geçirdiği 1 yılda, taraftarın sevgilisi oldu. Şimdi her Beşiktaşlı, onun takımda kalması için her gün dua ediyor.
Yılın Çıkışı: CENK TOSUN-SİNAN GÜMÜŞ
Cenk Tosun, 2015-2016 sezonunda Avrupa'nın önemli futbolcularını geride bıraktı ve oyuna sonradan girip en çok katkı veren futbolcu olarak zirvede yer aldı. Genç forvet, sonradan oyuna dahil olduğu maçlarda 5 gol atıp 4 de asist yaparak Beşiktaş'a hayat veren isim oldu. Başakşehir karşısında takımı canlandırması, Akhisar maçında 1 puanı getiren golü, Galatasaray derbisinde Gomez'e yaptığı asistle şampiyonlukta önemli rol oynadı. Ligde 29 maçta forma giydi, toplamda 693 dakika sahada kaldı. Bu performansıyla, Türkiye milli takımının da birinci santrforu haline geldi. Şenol Güneş etkisiyle, harika bir çıkış yaptı.

Ancak Türkiye, Galatasaray formasıyla da başka bir çıkış gördü. Genç futbolcu Sinan Gümüş, Galatasaray U-21 takımında golleriyle yaptığı çıkışı as takımda da sürdürdü. Hızı, çalımları, tekniği ve gelişmiş bitiriciliğiyle dikkat çeken genç futbolcu, az forma şansı bulsa bile taraftarın sevgilisi olmayı başardı. Gelecek sezon için de Galatasaray kadrosunda önemli bir yere sahip… O yüzden Cenk Tosun, aslında "Yılın Çıkışı" ödülünü Sinan Gümüş ile paylaşıyor. Bu paylaşımı yapmasaydım, Sinan'a büyük haksızlık etmiş olurdum.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Beşiktaş 2015-2016 Sezonu Şampiyonluk Sözlüğü


Şenol Güneş yönetiminde ligin en iyi futbol oynayan takımı olan Beşiktaş, 2015-2016 Spor Toto Süper Ligi Hasan Doğan Sezonu'nda Fenerbahçe'nin önünde zirvede yer alan takım oldu. Siyah-Beyazlılar, toplamda 14. şampiyonluğunu elde ederek büyük bir mutluluk yaşadı. Bu mutluluğun Nisan 2016 yılında açılan yeni evleri Vodafone Arena'da olması ise belki de dünyanın en anlamlı, en duygusal hareketiydi.
Beşiktaş'ın 2015-2016 futbol sezonundaki şampiyonluğunu anlatan A'dan Z'ye bir sözlük düzenledim. Şenol Güneş'ten Fikret Orman'a, Beşiktaşlı futbolculardan rakip takımlara ve Vodafone Arena'dan çeşitli futbol istatistiklerine kadar çok farklı bilgiler edinebileceksiniz.
Akhisar Belediye
Ligin ilk yarısının 13. haftasında Cihat Arslan yönetimindeki Akhisar Belediye ile karşılaşan Beşiktaş; kötü oynamamasına rağmen iç sahada 2-0'lık mağlubiyet yaşamıştı. Teknik kadro ve futbolcular, o maçtan sonra oturup takkelerini önüne koydu ve ardından 5 maçlık bir galibiyet serisi yakalayarak liderliği bırakmadı. Ligin ikinci yarısında da Akhisar deplasmanına konuk olan Beşiktaş, Hugo Rodallega'yı durduramamış ve Cenk Tosun'un son dakikalarda attığı golle 3-3 berabere kalmıştı. Bundan da önemlisi, Akhisarlı Soner'in direkten dönen topu, Siyah-Beyazlı takımın şampiyonluğu için belki de bir dönüm noktasıydı. Bu maçın ardından da 3 maçlık galibiyet serisiyle çıkışa geçerek şampiyon oldu Beşiktaş…
Barcelona'vari Pas Oyunu
Teknik direktör Şenol Güneş'in geldiği günden itibaren Beşiktaş'a aşıladığı sistem… Siyah-Beyazlıları pek çok maçta pas düzenine önem veren bir takım olarak gördük. Oğuzhan ve Sosa'nın başını çektiği pas düzeninde ayağa ve hızlı paslarla çokçabuk rakip kaleye ulaştılar ve sonuca etki eden pozisyonlar yakaladılar. Bize de izlemesi güzel, Barcelona'vari mini bir tiki-taka futbolu görmek düştü.
Cenk Tosun
Beşiktaş'ta Mario Gomez ligin gol kralı oldu; ancak Alman futbolcu kadar dikkat çeken bir isim de Cenk Tosun'du. Cenk Tosun, 2015-2016 sezonunda Avrupa'nın önemli futbolcularını geride bıraktı ve oyuna sonradan girip en çok katkı veren futbolcu olarak zirvede yer aldı. Genç forvet, sonradan oyuna dahil olduğu maçlarda 5 gol atıp 4 de asist yaparak Beşiktaş'a hayat veren isim oldu. Başakşehir karşısında takımı canlandırması, Akhisar maçında 1 puanı getiren golü, Galatasaray derbisinde Gomez'e yaptığı asistle şampiyonlukta önemli rol oynadı.
Derbiler
Son yıllarda "derbi fakiri" olarak nitelendirilen Beşiktaş, Şenol Güneş ile bu alanda da büyük bir çıkış yakaladı. Fenerbahçe'ya karşı iç sahada kazanan Siyah-Beyazlılar, deplasmanda rakibine mağlup oldu. Galatasaray'a karşı iki maçta ise da galip geldiler ve 3'er puan aldılar. Böylelikle 4 derbi müsabakasında 3 galibiyet alarak 9 puan topladılar, bu alanda da başarılarını gösterdiler.
En İyi Dış Saha Takımı
Şampiyon Beşiktaş, ligin en iyi dış saha karnesine sahip takım olarak da başarılarına bir halka ekledi. Siyah-Beyazlılar dış sahada gerçekleştirdikleri 17 mücadelede 11 galibiyet ve 3 beraberlik alarak 36 puan topladı. Bu alanda en yakın rakipleri Fenerbahçe'ye de 7 puanlık bir üstünlük kurdular.
Fikret Orman
Beşiktaş'a gönül vermiş taraftarların son yıllarda başına gelen en güzel şey… Fikret Orman, 2012 yılında Beşiktaş'ın başkanı oldu ve bu yıldan itibaren Siyah-Beyazlılar için mali açıdan kara bulutlar dağılmaya başladı. Önce "Feda" diyen Başkan Fikret Orman, ardından düşük bonservis bedeli harcamaya dikkat etti. "Feda"nın bitişinin ardından Fikret Orman'ın yoğun çabaları sonucunda Beşiktaş, "hep alan" döneminden çıktı ve "Sat-Al" çağına girdi. Böylelikle Siyah-Beyazlı kulüp, bonservis bedellerinden de kar etmeye başladı. Fikret Orman, son büyük hamlesini ise; Vodafone Arena projesiyle yaptı. Siyah-Beyazlılara gönül vermiş herkes için Türkiye'nin en görkemli ve tek akıllı stadının yapımında gecesini gündüzüne katan Fikret Orman, 2016 Nisan'ından itibaren Beşiktaş'a çok önemli bir gelir kapısı sağlamış oldu. Özetle Fikret Orman, çilingir hamleleriyle Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda önemli rol oynadı.
Golcülük
Şenol Güneş, 2015-2016 sezonu için takımın başına geçmesiyle birlikte, sihirli değneğini gol konusunda da Beşiktaş'a değdirdi. Son yıllarda Spor Toto Süper Lig'de gol sayısı bakımından rakiplerinin gerisinde kalan Beşiktaş, Şenol Güneş'in gelişiyle büyük bir değişim yaşadı. 2015-2016 sezonunda ligde rakip filelere 75 gol gönderen Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in en golcü takımı da oldu. Bu gollerin toplam 2.88 katını atan Mario Gomez ise, golcülüğü ve bitiriciliğiyle ön plana çıkan isimdi.
Atiba Hutchinson
Kanadalı orta saha, Beşiktaş'ta pamuklara sarılıp saklanılması gereken bir yıl daha geçirdi. Hutchinson, 2015-2016 sezonunun 34 maçında da forma giyen isim olurken; teknik direktör Şenol Güneş O'na gözü kapalı güvendi. Hutchinson, ligin her maçında forma giyerken bırakın kırmızı kartı, sarı kart bile görmeyerek dikkat çekti. Toplam 2161 başarılı pasıyla, orta sahada şampiyonun emniyet kemeri oldu. Yüzde 93'lük başarılı pas yüzdesi oranı yakalayarak, bu alanda ligin zirvesinde yer aldı. Tüm bu başarılı istatistiklerine, 2 de gol ekledi Kanadalı… Özellikle Başakşehir maçında 1 puanı getiren kafa golü, belki de şampiyonluk için çok büyük önem taşıdı. Çatışmaları başlatan Atiba Hutchinson, şampiyonlukta önemli rol oynadığı gibi gelecek yıl da Siyah-Beyazlılar için hayati öneme sahip olacak.
Izdıraplı Haftalar
Beşiktaş, şampiyonluğunun yanında ilginç bir istatistiğe de imza atarak gizemli yönünü gösterdi. Siyah-Beyazlılar, ligin birinci ve ikinci yarısında aynı haftalarda puan kaybederek dikkat çekti. İlk yarının 2. haftasında Trabzonspor'a kaybeden Beşiktaş, ikinci yarının 2. haftasında Başakşehir ile berabere kaldı. İlk yarının 5. haftasında Gençlerbirliği ile berabere kalırlarken; ikinci yarının 5. haftasında Fenerbahçe'ye 2-0 mağlup oldular. İlk yarının 10. haftasında Kasımpaşa ile puanları paylaşırlarken; ikinci yarının 10. haftasında Kasımpaşa mağlubiyeti yaşadılar. İlk yarının 13. haftasında iç sahada Akhisar'a mağlup olurlarken; ikinci yarının 13. haftasında Akhisar ile bu sefer berabere kaldılar. Beşiktaş şampiyonluğa ulaştı; ancak bu ızdıraplı haftalar gizemini koruyor.
İsabetli Şut Yüzdesi
Beşiktaş 2015-2016 sezonunda rakip filelere 505 şut çekti. Bu şutların 207'si kaleye isabet etti. Bu bilgiler ışığında, Siyah-Beyazlılar yüzde 42'lik bir isabetli şut yüzdesi yakaladı ve bu alanda da ligin liderliğini elinde tuttu.
Jose Sosa
"30 yaşına geldi, artık performansı pek randımanlı olmaz!" ortak yorumlarıyla sezona başlayan Jose Sosa, teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde adeta bir başkalaşım yaşadı. Ülkesinden teklifler alan ve buna rağmen Beşiktaş'ta kalan Arjantinli, 7 gol ve 12 asistlik performansıyla Beşiktaş'ın şampiyonluğunda baş rol oynayan bir isim oldu. Özellikle ligin ikinci yarısında vites arttırarak dikkat çekti. Yaptığı 12 asistle Süper Lig'de bu yıl "Asist Kralı" oldu.
Kasımpaşa
Şampiyon Beşiktaş'ın Akhisar gibi ligde sıkıntı yaşadığı ve 5 puan kaybettiği bir diğer takım da Kasımpaşa oldu. Rıza Çalımbay, Beşiktaş'i iyi analiz etmişti ve Siyah-Beyazlılara her iki maçta da sıkıntı yaşattı. Beşiktaş, ligin ilk yarısında Kasımpaşa'ya yenilirken; ikinci yarıda ise berabere kalmıştı. Bu iki maçtan da dersler çıkarak Beşiktaşlılar, puan kayıplarının ardından galibiyet serileri yakalayarak liderlikten vazgeçmedi. Ve büyük resimde mutlu sonu gördüler.
Şampiyonlar Ligi
Beşiktaş'ın tam 7 yıllık bir sürenin ardından yeniden katılacağı Avrupa mecrası… 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak tamamlayan Beşiktaş, 2016-2017 yılında Şampiyonlar Ligi'nde yer alacak ve direkt olarak grup aşamasından başlayacak. En son 2009-2010 yılında Devler Ligi'nde yer alan Siyah-Beyazlılar, gelecek yıl Avrupa için de iddialı bir kadro kurmaya hazırlanıyor. Tüm bunlara ek olarak Karakartal, 2016-2017 sezonunda hatırı sayılır bir Şampiyonlar Ligi gelirini de kasasına koyacak. Fenerbahçe ön eleme turunda elenirse, Beşiktaş'ın geliri daha da artacak.
Mario Gomez


Şair Orhan Veli Kanık'ın "Rakı şişesinde balık olabilsem.." dizelerini bu yıl Beşiktaş kariyerinde gerçekleştiren ve dibe vurmuşluktan zirveye yükselen forvet… Uzun ve ciddi sakatlık dönemlerinin ardından Karakartal'da golcülüğünü hatırladı Alman yıldız… Chacha şarkısıyla İstanbul'u inletti, yüz binler adını haykırdı. Spor Toto Süper Lig'de kaydettiği 26 gol ile Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en fazla katkısı olan isimdi. Bu performansıyla Beşiktaş'ın en çok gol atan yabancı futbolcu unvanını eline geçirdi. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı. 
Oğuzhan Özyakup
Slaven Bilic yönetiminde geçtiğimiz yıl daha defansif kalan ve genellikle ikinci yarılarda oyundan çıkan Oğuzhan beklediği değeri göremedi. Başına geçtiği takımda genç oyuncuları parlatmasıyla ünlenen Şenol Güneş, Beşiktaş'a geldiği ilk günden bu yana Oğuzhan Özyakup'un üzerinde durdu. Onu zihinsel olarak sürekli geliştirip yakın ilişki kurarken; oyunun savunma yönü kadar hücum yönünde de gelişmesini sağladı. Oğuzhan da bir elmas gibi parıldayarak Türkiye'deki en etkili sezonunu geçirdi. Şampiyonluğa 9 gol ve 7 asistlik performansıyla katkıda bulundu. Bu performansıyla Türkiye milli takımının ilk 11 oyuncularından biri oldu. Atiba'nın ardından 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim de Oğuzhan… Sezon genelinde 68 kilit pas yaparak bu alanda da rekor kırdı.
Kolej Öğrencileri Havası
Karakartal'da bu kolej öğrencileri havasının temeli Olcay ve Oğuzhan'ın gelişiyle birlikte atıldı. Ardından bu isimlere Kerim Frei destek verdi. Gökhan Töre ve ardından Cenk Tosun derken; Siyah-Beyazlılar oldukça genç ve arkadaşlık bağları kuvvetli bir takım haline geldi. Toplam 3 yılda takımda oluşturulan bu kolej öğrencileri havası, bu yıl da 14. şampiyonluğu getirdi.
Portekiz Realitesi
Avrupa Ligi'nde aynı grupta yer aldıkları Sporting Lizbon'dan bahsediyoruz. Grubun son maçında Beşiktaş Sporting Lizbon'dan beraberlik dahi alsa gruptan çıkıyordu. Öne de geçtiler, ancak 15 dakika içinde 3 gol yiyerek darmadağın oldular. Bu kaybın ardından Avrupa Ligi'nde grup aşamasında elendiler. Soyunma odasında bu maçın kritiğini yaparlarken; "Bu maç bize hayırlı gelecek. Göreceksiniz, belki de sezon sonunda bizi şampiyon yapacak." sesleri birden yükseldi. Avrupa Ligi'nden elenerek durumun realitesinin farkına vardılar ve Spor Toto Süper Lig'de mutlu son için tükenmek bilmeyen bir inançla, güçlerinin son damlasına dek mücadele verdiler. Portekizde yaşadıkları realite, gerçekten de onlara şampiyonluk getirdi.
Rahat ve akıllı
Beşiktaşlı futbolcuların bu yılki ruh hali… Siyah-Beyazlılar genç ağırlıklı bir kadro oluşturmuş olsa da; tüm genç oyuncular 14. şampiyonlukta müthiş bir karakter örneği gösterdi. Yaşlarından çok daha olgun, daha inançlı, daha karakterli, sabırlı ve akıllı bir futbol ortaya koydular. Ricardo Quaresma'nın ikinci kez geldiği Beşiktaş'ta patlama yapması ve az süre almamasını dert etmemesi de akıllanmasının bir ürünüydü. Kaleci Tolga Zengin, sezon boyunca yaptığı hataların ardından akıllı ve karakterli yapısıyla önemli kurtarışlar yapan bir kaptana dönüştü. Cenk Tosun, akıllı ve rahat davranarak yedek kalmayı sorun etmedi. Beşiktaşlı futbolcular, orta sahada Atiba gibi bir sigorta varken oldukça rahat oynadı. Bunlar sadece en küçük örnekler… Beşiktaş'ın bu sezonki şampiyonluğunda rahatlılık ve akıllılık ön plandaydı.
Sponsor Desteği
Beşiktaş, 2015-2016 futbol sezonunda Kalde, Beko ve en önemlisi de Vodafone gibi sponsorlarının desteğiyle oldukça güçlü durdu. Özellikle Vodafone hem forma sponsorluğu hem de stat ismi sponsorluğuyla Siyah-Beyazlılara hem maddi hem manevi açıdan önemli katkı yaptı. Vodafone Arena'nın yapımında da yardımda bulunan Vodafone markası, Türkiye'nin tek akıllı stadının internet altyapısında da önemli çalışmalar yaptı. Böylelikle ortaya iki taraf için de "Win-Win" durumu ortaya çıktı. Beşiktaş-Vodafone ortaklığının daha nice başarılar getirmesi dileğiyle…
Şenol Güneş
2002 Dünya Kupası'nda milli takımımızla yaşadığı üçüncülük, Güney Kore'de teknik direktörlüğünü olgunlaştırması, yurda dönüşte Trabzonspor'u şahlandırarak son anda kaçırdığı şampiyonluk ve yakın geçmişte Bursaspor ile ligi alt üst edişi… Bu yıl ise Beşiktaş'ın başına geçen Şenol Güneş, Siyah-Beyazlı kulübe adeta bir güneş gibi doğdu. Kariyerindeki ilk şampiyonluğu Beşiktaş ile kazanırken; taraflı tarafsız tüm spor otoritelerinden tam not aldı. Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda tam yetkiliydi. Daha imza attığı ilk gün taraftara kendini çok sevdirdi ve iki taraf arasında mükemmel bir sevgi bağı kuruldu. Mario Gomez'i eski günlerine döndürdü ve gol kralı yarattı, Jose Sosa'ya kariyer rekorunu kırdırdı, Oğuzhan'ı elmas gibi işledi. Daha ne olsun ki, Şenol Güneş gerçekten büyük bir hoca ve Beşiktaş'ın başına gelmiş büyük bir nimet…
Erdal Torunoğulları
Beşiktaş kulübünde Dış İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Fikret Orman'ın ekibinde en çok güvendiği kişilerden… Mario Gomez'in gelişi başta olmak üzere pek çok transferde önemli rol oynadı. Pazarlığı iyi bilmesi nedeniyle kulüplere zor zamanlar yaşattı ve genelde istediğini aldı. Bunun yanında oyuncu satışlarından gelir elde edilmesinde de baş roldeydi. Şampiyonluğa yan rollerden katkısı olan bir isimdi.
Uzun İnce Bir Yol
Evden ayrı geçen tam 1066 gün… Evden uzakta oynanan 66 maç… Gezilen 6 ayrı stat… Vodafone Arena'ya kavuşana kadar, Beşiktaş ev hasretini bu rakamlarla çekti. Adeta uzun ince bir yol çizdi kendine… Kah Ankara'da, kah Konya'da çoğunlukla da İStanbul'da farklı statlarda buldular kendilerini… Bu hikayenin sonu mutlu noktalandı. Beşiktaş hem evine dönerek Vodafone Arena'ya kavuştu hem de kendi stadında 14. şampiyonluğunu doyasıya kutladı.
Üç Bilinmeyenli Stoper Denklemi
Sezona Ersen-Rhodolfo tandemiyle başlamıştı Beşiktaş… İkili arada hatalar yapsa da iyi anlaşıyorlardı. Ancak önce Rhodolfo'nun sezonu kapatması, sonra da Ersan'ın Çin'e gidişiyle Bşiktaş stoper bölgesinde kriz yaşadı, üç bilinmeyenli denklemi yaşadı. Devre arasında Alexis ve Marcelo transfer edilerek bu sıkıntı bir nebze aşılsa da; bu bölgede sezonun genelinde zaman zaman Necip Uysal ve Tosic de forma giydi. Üç bilinmeyenli denklem, kiralık gelen Marcelo'nun yürekli futboluyla çözüldü.
Vodafone Arena
Beşiktaş'ın 41.903 kişilik yeni mabedi… Bu yıl Nisan ayında kapılarını açtı ve Siyah-Beyazlılara gönül verenlere merhaba dedi. En yüksek teknolojiyle inşa edildi. Türkiye'nin tek akıllı stadyumu ve Türkiye'nin hibrit çim kullanılan stadyumu olması özellikleriyle dikkat çekiyor. Yeni evlerinde 3'te 3 yaptılar ve taraftar baskısını rakiplerine tamamen hissettirdiler. He eve dönmenin özlemini hem de 14. şampiyonluğu kutlayarak Beşiktaş Vodafone Arena'da çifte mutluluk yaşadı.
Yedi sezon
Beşiktaş!ın 14. şampiyonluğuna ulaşması için son şampiyonluğundan bugüne geçen yıl sayısı… En son şampiyonluğunu Mustafa Denizli yönetiminde 7 yıl önce yaşayan Beşiktaş, 2015-2016 sezonunda Şenol Güneş önderliğinde mutlu sona ulaştı. 7 yıllık sürenin ardından hem şampiyonluğun hem de gelecek yıl direkt olarak Şampiyonlar Ligi'ne katılacak olmanın verdiği çifte mutluluğu yaşadılar.
Zamanlama

Gençlerbirliği deplasmanında Gökhan Töre'nin bireyselliği, iç sahadaki Kasımpaşa maçında Oğuzhan'ın sazı eline alışı, hemen ardından şampiyonluk yolunda oldukça önemli olan Oğuzhan'ın şık son dakika golü… Başakşehir deplasmanında Cenk Tosun'un ateşlediği geri dönüş… Ve Akhisar deplasmanında Cenk Tosun'un son dakika golüyle son derece önemli 1 puanı kazanmaları… Zamanlama, bu yıl Beşiktaş'ın şampiyonluğunda oldukça kilit bir kelimeydi. Kırılma anlarında iyi işler yapan Beşiktaş, zamanlamayı lehinde kullandı ve şampiyonluğa ulaşmasını bildi.
BONUS


29 Şubat 2016 Pazartesi

Kusursuz Fırtına Fener: 2-0!


Ülkece yeni adetimiz önemli derbileri Pazartesi'ne çekmek… Özellikle 2015-2016 futbol sezonunda bolca örneğini gördük. Aslında böyle yaparak derbiye olan ilgiyi azaltmaya ve Pazar günlerinin o büyülü takım ruhunu biz futbolseverlerden almaya çalışıyorlar. Buna rağmen Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı hınca hınç doluydu. Güzel havayı da fırsat bilen sarı-lacivertli renklere gönül vermiş taraftarlar soluğu Saraçoğlu'nda aldı. Stadda bayram havası hakimdi ve Fenerbahçeliler kendilerine oldukça güveniyordu. Fenerbahçe için alınacak galibiyet, şampiyonluk umuduna tutunma ve şampiyonluk yarışının tekrar başlaması anlamına geliyordu. Beşiktaş ise yenilmediği ve hatta kazayla bir galibiyet çıkarabildiği takdirde büyük bir rahatlama yaşayacağının bilincindeydi. Nitekim Siyah-Beyazlılar daha Trabzonspor ile erteleme maçı oynayacaktı ve bir galibiyet veya beraberlikle rakibi ile puan farkı 5 ile 7 arasında değişecekti. Derbi öncesi iki takımın kafaları bu şekildeydi.

Ev sahibinde teknik direktör Vitor Pereira, Beşiktaş'a özel hazırlanmıştı. Haftaiçindeki Lokomotiv Moskova maçından sonra 4 isim kesik yedi. Rusya'da sahada olan Fabiano, Hasan Ali, Ozan ve Nani'nin yerlerine Volkan Demirel, Caner, Diego ve Alper Potuk forma giyiyordu. Volkan-Gökhan Gönül-Bruno Alves-Kjaer-Caner-Mehmet Topal-Josef-Diego-Alper-Volkan Şen-Van Persie dizilimiyle; top rakipteyken 4-5-1, kendilerindeyken de 4-3-3 şeklinde her zamanki sistemiyle sahadaydı Fenerbahçe… Beşiktaş'ta ise Gökhan Töre yedek kalmış, yerine Ricardo Quaresma forma giyiyordu. Tolga-Beck-Alexis-Marcelo-İsmail-Atiba-Oğuzhan-Sosa-Olcay-Quaresma-Mario Gomez düzeniyle ve 4-2-3-1 taktiğiyle sahaya çıkacaktı Beşiktaş… Maç başlamadan önce Fenerbahçe kağıt üzerinde favori görünüyordu. Teknik direktör Vitor Pereira'nın da son haftalarda takımın yükselen formuna ek olarak oyuncularına mutlaka yapmasını emredeceği bazı noktalar vardı:

1-)Mario Gomez'e, yoğun Kjaer markajıyla top aldırmayacaksın!

2-)Beşiktaş'ın yumuşak karnı stoperlerine her şartta önde baskı kuracaksın!

3-)Sosa ve Oğuzhan'ın pas yollarını tıkayacaksın!

4-)Atiba'nın üçüncü bölgeyle olan pas yolunu kapatacaksın!

5-)Orta alanda üstünlüğü eline geçirip Siyah-Beyazlıların oyun alanını daraltacaksın!

Bu 5 nokta belki size basit gelebilir; fakat Fenerbahçe, bu 5 maddeyi de 90 dakika boyunca kusursuzca uyguladı ve rahat bir galibiyet almasını bildi. Pereira, dersine çalışan bir hoca olduğunu bir kez daha gösterirken; Beşiktaş'ı takım olarak A'dan Z'ye çok iyi analiz etmişlerdi.

Fenerbahçe'den yoğun baskı!

İlk yarıyı başlatan düdük ile birlikte, sanki Fenerbahçe fırtınası da başlamıştı.. Henüz 3. dakikada gole ulaşmasını bildi Sarı-Lacivertliler… Caner, kullandığı serbest vuruşta daha önce çalıştıkları üzere topu Volkan Şen'e çıkardı. Beşiktaş savunması uyurken; Volkan Şen düzgün ve etkili şutuyla Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı sevince boğdu: 1-0! Erken golün de etkisiyle Fenerbahçe ilk yarı boyunca etkili futbolunu sürdürdü. Orta sahada rakibine ezici bir üstünlük kurdu, önde baskıyı iyi becerdi ve dikine bir oyun tarzıyla Beşiktaş kalesine her gelişinde tehlikeli anlar yarattı. 22 ve 24. dakikalarda Fenerbahçe'nin Volkan Şen ile gerçekleştirdiği tehlikeli ataklarda, Beşiktaş'ı önce Allah sonra da kaleci Tolga Zengin korudu. Dakikalar 26'yı gösterdiğinde; Beşiktaş ilk yarıdaki tek ve en ciddi atağını gerçekleştirdi. Mario Gomez'in mükemmel pasıyla buluşan Ricardo Quaresma topu ilginç bir şekilde auta yolladı. 32'de Diego kaleci Tolga ile bire bir kaldı, Brezilyalı'nın şutunda İsmail kafayla uzaklaştırabildi. 33'te günün başarılı ismi Kjaer'in kafası Tolga'da kaldı. 39'da ise Quaresma'nın estetik şutunu, kaleci Volkan Demirel daha fazla bir estetiklikle kurtarınca; devreye ev sahibi Fenerbahçe'nin 1-0'lık üstünlüğüyle girildi.


İlk yarının yıldızı, tamamen Fenerbahçe'ydi. Sarı-Lacivertliler ilk 45 dakikadaki yoğun baskısı ve ezici üstünlüğüyle rahat bir maç çıkarmasını bildi. Fenerbahçe'nin ilk 45 dakikada sergilediği futbolu, onlar için sezonun en iyi futbolu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle sağ kanat başlayan ve hem sağ hem de solda mekik dokuyan Volkan Şen, Beşiktaş'ın fişini çeken isim oldu. Sarı-Lacivertliler; ilk yarıda Volkan ile Olcay-İsmail, Alper ile de Quaresma-Beck'li kanatları koridora çevirdi ve hallaç pamuğu gibi salladı attı.

60'tan Sonra Tekrar Fenerbahçe

Beşiktaş'ta teknik direktör Şenol Güneş, sahada adeta yürüyen ruhsuz Olcay Şahan'ı oyundan çıkarıp Gökhan Töre'yi sokarak başladı ikinci yarıya… Belki de maç başlamadan yapması gereken şey buydu. Siyah-Beyazlılar, geride olmanın getirdiği psikolojiyle ikinci yarının ilk 15 dakikası topa daha fazla sahip olan taraftı. 48'de Gökhan'ın oyuna girişiyle biraz canlanan Sosa'nın şutu auta gitti. 51'de günün Beşiktaş adına en başarılı ismi Marcelo'nun kafası az farkla dışarı çıktı. Dakikalar 56'yı gösterdiğinde Beşiktaş maç içindeki en tehlikeli atağını yakaladı; ancak önce Mario Gomez, sonra da İsmail'in şutlarında Volkan Demirel'i mağlup etmeyi başaramadı. Bu dakikadan sonra Beşiktaş oyundan iyice düşen taraftı. Fenerbahçe ise 15 dakikalık bir aktif dinlenmeyle kendine geldi ve 60'tan sonra oyunun kontrolünü eline alarak ilk yarıdaki kimliğine döndü. Yine orta sahayı tamamen ele geçirdiler. Pereira, Nani ve Ozan hamleleriyle takımına direnç kazandırdı.

İstediği pozisyonları bir türlü değerlendiremeyen Fenerbahçe, daha da fazla yüklendi rakip kaleye… Ve dakikalar 82'yi gösterdiğinde Beşiktaşlı stoper Alexis'in de büyük katkılarıyla (!) istediğini aldı. Alexis'in hatasıyla topu kapan Ozan, sol taraftan ceza sahası içine hızla girdi ve topu bomboş durumdaki Nani'ye çıkardı. Nani'de hayatının en kolay golünü atarak Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı iyice bayram yerine çevirdi: 2-0! Bu dakikanın ardından maçı etkileyecek başka bir pozisyon yaşanmayınca; maç Fenerbahçe'nin 2-0'lık üstünlüğüyle sona erdi. Sarı-Lacivertliler, 90 dakika boyunca hak ettikleri bir 3 puan aldılar ve kusursuz bir performans ortaya koydular. Alınan bu 3 puanla birlikte, bir maçı eksik Beşiktaş'ın 2 puan önünde yeniden liderliğe yükseldiler. Beşiktaş ise, sezonun ikinci yarısındaki düşüşüne devam ederken saç ve baş yoldurmayı da sürdürdü.



Alper+Volkan=VOLTRAN

Fenerbahçe'de bu galibiyette teknik direktör Vitor Pereira'nın yazının başında anlattığım o 5 maddelik uygulamasının yanında; Alper Potuk ve Volkan Şen'in oynadıkları ekstra futbol önemli rol oynadı. Alper ve Volkan, 90 dakika boyunca Beşiktaş kanatlarını koridor yaptı. Bir sağdan, bir soldan geldiler ve her gelişleri de tehlikeli bir atağa dönüştü. Bu ikili, Fenerbahçe'nin şu sisteminde yerlerinin banko olduğunu bu gece bir kez daha kanıtladı tüm dosta düşmana… Sadece ikisi, adeta gerçek bir Voltran oluşturdu bu maçta... Volkan Şen, attığı golle de maçın yıldızı olurken; Alper Potuk da bitmeyen enerjisi ve akıllı futboluyla göz kamaştırdı. Oyuna girdikten sonra Ozan'ın pozitif katkısını da unutmamak gerek… Genç futbolcu, yavaş yavaş Bursa günlerine döneceğinin sinyalini veriyor belki…

Fenerbahçe'de 7 aydır "Fernandao mu Van Persie mi?" tartışmaları bitmek bilmiyor. Neredeyse her gün, spor basınında bu konuyla ilgili bir haber görüyoruz. Kamuoyu bu konuyla uyurken; bence Fenerbahçe için asıl sorulması gereken soru şudur: "Alper mi Nani mi?" Tamam Nani, bu yıl Fenerbahçe'nin en golcü 3. futbolcusu olabilir; lakin Alper gibi bir katkıyı asla veremedi takımına… Alper, canla başla çalışıyor ve sonradan girdiği maçlarda bile takımına büyük katkı veriyor. Derbide de Volkan ile birlikte Beşiktaş'ı çökerten isimdi. Vitor Pereira ve yardımcılarının asıl düşünmesi gereken konu Nani-Alper tercihleri olmalı Fernandao-Van Persie değil… Hoş Van Persie büyük umutlarla transfer edilmişti, bugün de gördük Türkiye kariyerinde yatışa devam ediyor (!) Kendisini hiç sevmememe rağmen; Volkan Demirel'in yükselen performansı da göz ardı edilmemeli… Kariyerinin son yıllarına yaklaşan deneyimli kaleci bu yıl çıkışta bir performans gösteriyor. Fatih Terim Hoca, EURO 2016 maceramız için mutlaka onu hesaba katmalı! Teknik direktörlüğünü bir türlü sevemediğim Vitor Pereira'ya da büyük bir tebrik yollamamız gerekiyor. Beşiktaş'ı iyi ezberleyen ve daha maça çıkmadan kafasında maçı galip bitiren isimdi.


Beşiktaş'a baktığımızda; her felaketten iyi bir sonuç çıkaracaksak, burda da çıkaralım… Devre arasında Hannover'den kiralanan Marcelo, Siyah-Beyazlılar adına sahada kalan tek isimdi bugün… Doğru hamleleriyle savunmada güven veren isim, adeta bir emniyet sibobu oldu. Yeldeğirmenleriyle mücadeleye giren Don Kişöt misali tek başına sahadaydı bugün ve Fenerbahçe adına farkın daha da açılmasını engelleyen isimdi. Performansını giderek yükseltiyor. Bana göre bonservisi sezon sonunda mutlaka alınmalı… Mario Gomez de hırsıyla dikkat çekti; ancak takım oynamayınca, ona da top gelmedi. Bu iki isim dışında kalan herkes ise rezaletti, direkt çöpe atabilirsiniz. Yıllardır La Liga deneyimi olan Alexis, Türkiye'ye alışamamış olacak; geldiğinden beri vasatın da altında bir futbol ortaya koyuyor. Bugün yaptığı hata, La Liga görmüş bir stoper için kabul edilemez. Böyle giderse, sezon sonunda kendi sonunu da hazırlar. Hatta teknik direktör Şenol Güneş bile, her zamanki performansının oldukça gerisindeydi. Bu derbide, onca yıl sonra ilk defa Beşiktaş'ı ve Şenol Güneş hocayı bu kadar çaresiz, bu kadar ezik gördüm. Siya-Beyazlılara bu sezonun en kötü futbolu gerçekten yakışmadı. Oğuzhan, Gökhan Töre, Olcay, Quaresma gibi isimlerin yerlere düşen performansı toplanmadıkça, işleri gerçekten çok zor olacak. Kaldı ki bu futbolla şampiyonluk için de pek umut vermiyorlar.

Son sözü de hakem Cüneyt Çakır hakkında söyleyelim. Maçın genelinde tarafsız ve iyi bir yönetim ortaya koymaya çalıştı. Ancak çok ciddi 2 hatası bulunuyordu. Deneyimli hakemimiz, daha ilk yarıda Beşiktaş'tan Beck'i, Fenerbahçe'den de Caner Erkin'i kırmızı kart göstererek oyunun dışına çıkarmalıydı. Ancak yapamadı ve böylelikle kontrolünü büyük ölçüde kaybetti. Derbinin ikinci yarısına Beck ve Caner'in çıkmaması gerekiyordu. Olmadı, kırmızıyı çıkaramadı ve önemli bir hata yaptı Cüneyt Çakır… Türkiye'nin en iyi hakeminin durumu buysa eğer, gelin siz görün lütfen Türkiye'de hakemlik mesleğinin halini…