Volkan Demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Volkan Demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2016 Çarşamba

Spor Toto Süper Lig 2015-2016 Sezonu Değerlendirmesi


Acısıyla tatlısıyla, sevinciyle hüznüyle, golleriyle şık hareketleriyle bir futbol sezonunu daha geride bıraktık Türkiye'de… 2015-2016 sezonu, Hasan Doğan Sezonu denilerek onore edilirken; bu yıl Spor Toto Süper Lig'de mutlu sona ulaşan ekip Beşiktaş oldu. Teknik direktör Şenol Güneş, Beşiktaş'ın üzerine bir güneş gibi doğdu ve Siyah-Beyazlılar, en yakın rakibi Fenerbahçe'yi saf dışı bırakarak 79 puanla şampiyon oldu. Bu şampiyonluk, Karakartal'ın toplamda 14. şampiyonluğu oluyordu.
Mario Gomez, Samuel Eto'o, Wesley Sneijder, Lukas Podolski, Robin Van Persie gibi önemli dünya yıldızlarının bulunduğu Spor Toto Süper Lig 2015-2016 sezonunda, sürpriz futbolcular ve sürpriz takımlar da performanslarıyla ön plana çıktı. Aşağıda değerlendirdiğim sezonun enleri, kesinlikle kendi araştırmalarım dahilinde ve futbolcuların bu yılki formuna göre yapılıyor. Neredeyse hatasız bir 11 yaptım, eleştirileriniz de olursa açığım… İsterseniz Yılın 11'i ile başlayalım…
Spor Toto Süper Lig Yılın İlk 11'i
Volkan Demirel - Fenerbahçe
Takımı son düzlükte şampiyonluğu kaybetmiş olsa da; Fenerbahçe teknik direktörü Vitor Pereira'nın sisteminde formuyla dikkat çekti. 34 yaşındaki Volkan Demirel, kariyerinin son dönemlerinde belki de en formda sezonunu geçirdi. Spor Toto Süper Lig'in 2015-2016 sezonunda Sarı-Lacivertli formayı tam 32 kez giyen deneyimli kaleci, bu süreçte kalesinde sadece 24 gol gördü. Bunun yanında, tam 17 maçta kalesini gole kapadı ve rakip takımlara geçit vermedi. Toplam 2880 dakika forma giydi. Bu performansı, takımına şampiyonluk kazandırmazken; Volkan Demirel'i ise sorgusuz sualsiz Yılın 11'inin kalecisi yaptı. Belki bir daha bu etkiyi yaratamayacak, Volkan Demirel'in 2015-2016 sezonu unutulmamalı…
Jagos Vukovic - Torku Konyaspor
Bu yıl stoperlerin ekstra performansları yüzünden; dörtlü savunmamı üç stoper orjinli isimden oluşturmak zorunda kaldım. Bu kararımda etkili olan isimlerin başında ise Torku Konyaspor'lu Jagos Vukovic geliyor. 2014 yılı kış transfer döneminde Konya'ya adım atan Vukovic, tam iki buçuk yıldır sessiz sedasız görevini yapıyor. Savunma ağırlıklı teknik direktör Aykut Kocaman'ın takımın başına geçmesiyle birlikte, bu yıl ligde gerçekleştirilen Yşil-Beyaz sürprizde baş rol oynadı. Müdahaleleri hep yerindeydi, arkadaşlarının açıklarını kapadı ve savunmada liderlik görevini üstlendi. Bununla da kalmadı, forma giydiği 32 maçta 4 gol atmayı başardı. Toplam 2880 dakika forma giydi.
Simon Kjaer - Fenerbahçe
Football Manager oyunlarından test edip aşık olduğumuz, maçlarını canlı izledikten sonra da savunmada bizi kendine hayran bırakan Simon Kjaer; 2015-2016 sezonunda Fenerbahçe'nin yaptığı en iyi transfer oldu diyebiliriz kesinlikle… Uche-Högh'lü yılların bitişinden bu yana komple bir stoper eksikliği yaşayan Fenerbahçe, bu eksikliğini Kjaer ile gidermiş oldu. İsminin okunuşu Türk spor medyasında fazlasıyla tartışıldı, ancak sahadaki kalitesi ve sahada verdiği güven herkesin birlik olduğu noktaydı. Ligue 1 gibi sert bir ligde Lille takımında fazlasıyla deneyim kazandı ve bu yıl Türkiye'de adeta üniversite eğitiminin üzerine master yaptı. Bu yıl Süper Lig'de 28 maçta forma giydi, 2 de gol kaydetti. Toplam 2498 dakika sahada kaldı. Yüksek top tekniği, geriden oyun kuruşu, adam adama becerisi, kafa toplarındaki ustalığı ve pozisyon bilgisi gibi pek çok konuda modern stoperin nasıl olacağı hakkında minik örnekler verdi.
Yalçın Ayhan - Medipol Başakşehir
Beşiktaş ile gerçekleşemeyen transferi sonrası psikolojik açıdan zor günler geçiren Yalçın Ayhan, çabuk toparlamayı bildi ve Başakşehir'in tekrardan Avrupa Ligi biletini kapmasında deneyimiyle önemli rol oynadı. Yaşı 34'e gelmesine rağmen, Başakşehir formasıyla her maç neredeyse hatasız bir futbol sergiledi ve Abdullah Avcı için önemli bir sigorta oldu. 2015-2016 sezonunda ligin tüm maçlarında forma giyme başarısı gösterdi. 34 yaşındaki stoper, ayrıca bu sezon kariyerinin en golcü yılını da geçirmiş oldu. Toplam 3030 dakika forma giydi. Yalçın Ayhan forma giydiği 34 maçta 6 gol ve 3 asistlik katkısıyla takımına hayat verdi. Bu performansı sonrası, çoğu spor otoritesi, onun milli takımla Fransa'ya gitmesini bile savundu. Belki Fatih Hoca'dan aradığı şansı bulamadı ve Abdullah Avcı kendisine fazlasıyla güveniyor.
Eren Albayrak - Çaykur Rizespor
Hikmet Karaman yönetimindeki Çaykur Rizespor'un bu yılki vasat futboluna rağmen; Eren Albayrak'ı bundan ayrı tutmasam hata ederdim. Geçtiğimiz yıl da kadroma aldığım Eren Albayrak, 2015-2016 sezonunda da o performansının altına düşmedi ve hatta daha fazla kuvvetlendi. 25 yaşındaki sol bek, tam günümüzde aradığımız beklerden… Oyunu iki yönlü olarak da çok iyi okuyor, bunun yanında yüksek hücum özellikleriyle de ön plana çıkıyor. Bunda sol açık menşeili olmasının da payı var. Hücuma çıkmayı çok seviyor ve bunu da asistleriyle taçlandırıyor. Karadeniz ekibiyle bu yıl ligde 21 maçta forma giyebildi, 8 asist yaptı. Toplam 1649 dakika sahada kaldı. Başarılı performansının ödülünü, sezon sonunda Başakşehir'e imza atarak aldı. Abdullah Avcı yönetiminde, gelişimini merakla bekliyorum.
Atiba Hutchinson - Beşiktaş
Kanadalı orta saha oyuncusu Atiba Hutchinson, ikinci baharını kesinlikle 2013 yılında geldiği Beşiktaş'ta yaşıyor. 33 yaşındaki Kanadalı, Siyah-Beyazlı formayla geçirdiği 3 sezonda taraftarın sevgilisi olmakla kalmadı, Beşiktaş'ta adeta bir beyin, bir merkez görevi gördü. Oyunun en sıkıştığı anlarda takım arkadaşlarının Atiba'ya pas vermesi, onlar adına büyük bir rahatlama demekti. Tecrübeli ön libero sağa, sola, öne ve arkaya verdiği paslarla takımı oldukça rahatlatırdı. Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş'ta 2015-2016 sezonunda daha da ön plana çıktı. Spor Toto Süper Lig'de bu yıl tüm maçlarda forma giydi. Bunun yanında tek bir sarı kart ve kırmızı kart görmemesiyle dikkat çekti. Toplam 2161 başarılı pasıyla, orta sahada şampiyonun emniyet kemeri oldu. Yüzde 93'lük başarılı pas yüzdesi oranı yakalayarak bu alanda ligin zirvesinde yer aldı. Toplam 3004 dakika sahada kaldı. Tüm bu başarılı istatistiklerine, 2 de gol ekledi. Özellikle Başakşehir maçında 1 puanı getiren kafa golü, belki de şampiyonluk için çok büyük önem taşıdı. 2016-2017 sezonu için de hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde en büyük güvence olacak.
Oğuzhan Özyakup - Beşiktaş
Şenol Güneş'in Beşiktaş'a imza attığı andan itibaren yaptığı ilk iş Oğuzhan'ın üzerinde durmak ve onu geliştirmek oldu. Arsenal altyapısından yetişen ve 2012'de Beşiktaş'ın bünyesine katılan Oğuzhan Özyakup, Beşiktaş formasıyla kariyerinin en etkili performansını gösterdi. Oyunun hücum yönünde daha çok inisiyatif alırken; savunma yönünü de oldukça geliştirdi Şenol Güneş ile… Bu performansıyla kendisine milli takım kapılarını sonuna kadar açtırdı. Süper Lig'de 31 maçta forma giydi, 9 gol ve 7 asistlik performansıyla dikkat çekti. Toplam 2554 dakika sahada kaldı. Atiba'nın ardından ligde 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim oldu.
Edin Visca - Medipol Başakşehir
Bosna Hersek, Bosna Hersek olalı böyle bir rüzgar, böyle bir performans görmedi. Bosnalı kanat oyuncusu Edin Visca, takımı Medipol Başakşehir'in ligi 4. sırada bitirerek Avrupa Ligi'ne katılım hakkı kazanmasında doğrudan rol oynadı. İstanbul ekibi adına pek çok maçta inisiyatifi eline aldı. Hızı, tekniği, adam geçme becerisi, şutları ve son vuruş yeteneğiyle mükemmel bir yıl geçirdi. Bu yıl Spor Toto Süper Lig'de 34 maçta da forma giydi, 17 gol ve 5 asistlik performansıyla yılın en iyi futbolcularından biri oldu. Toplam 3057 dakika sahada kaldı. Onu tribünden veya ekran başından izlemek büyük bir keyif haline geldi. Sağ kulvarı adeta tırnaklarıyla kazıyarak hak etti takımımda…
Jose Sosa - Beşiktaş
Beşiktaş'ta bir türlü beklenilen patlamayı yapamayan ve 2015-2016 sezonu başlarken gidici gözüyle bakılan Jose Sosa, teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde adeta yeniden doğdu. Özellikle ligin ikinci yarısında yükselen form grafiğiyle dikkat çekti, takımının formsuz anlarında tek başına sahneye çıktı ve büyük bir cesaretle puanları takımına kazandırdı. Arjantinli orta saha, 7 gol ve 12 asistlik performansıyla Beşiktaş'ın şampiyonluğunda önemli rol oynadı. Yaptığı 12 asistle Süper Lig'de bu yıl "Asist Kralı" oldu. Oyun görüşü, pasları, duran toplardaki etkinliği gibi konularda dikkat çekti. Çıktığı 31 maçta toplam 2483 dakika sahada kaldı.
Samuel Eto'o - Antalyaspor
Kariyerinde Real Madrid, Barcelona, Inter ve Chelsea gibi önemli sayfalar olan Kamerunlu futbolcu, aslında bir vizyon projesi olarak Antalyaspor'a kazandırıldı. Yaşının 35 oluşu ve ne kadar iyi oynayabileceği gibi konularda çokça eleştirildi. Kamerunlu bitirici forvet, tüm bu eleştiriler karşısında susarak, her seferinde Antalya'da mutlu olduğunu söyleyerek ve sahadaki golleriyle cevap verdi. "Eto'o bitmiş!" denilen 35 yaşındaki Kamerunlu, Güney ekibiyle bu yıl 31 maça çıktı. Bitiriciliğiyle 20 gol ve 6 asistlik bir performans gösterdi. Eski günlerinden pek bir şey kaybetmediğini gösteren Eto'o, toplam 2747 dakika sahada kaldı. Bunun yanında, takımda liderlik rolünü de harika bir şekilde üstlendi.
Mario Gomez - Beşiktaş
Stuttgart ve Bayern Münih'te geçirdiği harika yılların ardından Fiorentina'da yaşadığı ağır sakatlıklar nedeniyle duraklama dönemine giren Mario Gomez; Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş'ta tekrar yükselişe geçti. İlk önce eskisinden daha kuvvetli bir fiziğe kavuştu, özgüvenini yükseltti ve bunun sonucunda da golleri yağmur gibi geldi. Karakartal ile Süper Lig'de bu yıl 33 maça çıktı; 26 gol ve 6 asistlik performansıyla tek başına 32 gole katkı verdi, Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en büyük rolü oynadı. Toplam 2700 dakika sahada kaldı. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı.
Yılın Teknik Direktörü: ŞENOL GÜNEŞ

2002 Dünya Kupası'nda milli takımımızla yaşadığı üçüncülük, Güney Kore'de teknik direktörlüğünü olgunlaştırması, yurda dönüşte Trabzonspor'u şahlandırarak son anda kaçırdığı şampiyonluk ve yakın geçmişte Bursaspor ile ligi alt üst edişi… Bu yıl ise Beşiktaş'ın başına geçen Şenol Güneş, Siyah-Beyazlı kulübe adeta bir güneş gibi doğdu. Kariyerindeki ilk şampiyonluğu Beşiktaş ile kazanırken; taraflı tarafsız tüm spor otoritelerinden tam not aldı. Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda tam yetkiliydi. Daha imza attığı ilk gün taraftara kendini çok sevdirdi ve iki taraf arasında mükemmel bir sevgi bağı kuruldu. Mario Gomez'i eski günlerine döndürdü ve gol kralı yarattı, Jose Sosa'ya kariyer rekorunu kırdırdı, Oğuzhan'ı elmas gibi işledi. Daha ne olsun ki, Şenol Güneş gerçekten büyük bir hoca ve Beşiktaş'ın başına gelmiş en büyük nimet… Onun bilgi,deneyim ve becerileriyle Beşiktaş, 2016-2017 sezonunda da büyük favori… Deneyimli hoca, Beşiktaş'a üçüncü yıldızı kazandıran isim olmak istiyor.
Yılın Takımı: BEŞİKTAŞ
En son 7 yıl önce, Mustafa Denizli yönetiminde şampiyon olabilen Beşiktaş; mutlu sona ulaşabilmek için 2016'ya kadar büyük bir hasret çekti. 2015-2016 sezonunda takımın başına Şenol Güneş'in takımın başına getirilmesiyle birlikte taşlar yerine oturdu ve oldukça yetenekli kadro birbiriyle kenetlendi. 79 puanla şampiyonluk ipini göğüslerlerken; ligin en iyi futbol oynayan takımı oldular. 2015-2016 sezonunda ligde rakip filelere 75 gol gönderen Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in en golcü takımı unvanını da kazandı. Ligin gol ve asist kralları da şampiyondan çıktı. Her şeyden öte Beşiktaş artık güzel futbol oynayan, hücumcu, cesur, önde basan bir takım haline geldi. Anlayacağınız, yılın takımı için tüm ibreler Beşiktaş'ı gösteriyor.
Yılın Futbolcusu: MARIO GOMEZ
Alman forvet Mario Gomez, Fiorentina'da geçirdiği kötü günlerin izlerini Beşiktaş'ta sildi. Şenol Güneş yönetimindeki Siyah-Beyazlılarda Almanya günlerinden bile daha iyi bir fiziğe ulaştı. Bu durum da onun gol yollarındaki formunu direkt olarak etkiledi. Beşiktaş 2015-2016 sezonunda toplamda 14. şampiyonluğuna koşarken; Mario Gomez de 26 golü ve 6 asistiyle en büyük katkıyı verdi. Bu attığı 26 golle birlikte sezonun gol kralı unvanını da elde etti. Beşiktaş'ın en fazla gol atan yabancı futbolcusu oldu. Bu performansıyla Almanya milli takımının kapıları da ona açıldı. 33 numaralı formasıyla Türkiye'de geçirdiği 1 yılda, taraftarın sevgilisi oldu. Şimdi her Beşiktaşlı, onun takımda kalması için her gün dua ediyor.
Yılın Çıkışı: CENK TOSUN-SİNAN GÜMÜŞ
Cenk Tosun, 2015-2016 sezonunda Avrupa'nın önemli futbolcularını geride bıraktı ve oyuna sonradan girip en çok katkı veren futbolcu olarak zirvede yer aldı. Genç forvet, sonradan oyuna dahil olduğu maçlarda 5 gol atıp 4 de asist yaparak Beşiktaş'a hayat veren isim oldu. Başakşehir karşısında takımı canlandırması, Akhisar maçında 1 puanı getiren golü, Galatasaray derbisinde Gomez'e yaptığı asistle şampiyonlukta önemli rol oynadı. Ligde 29 maçta forma giydi, toplamda 693 dakika sahada kaldı. Bu performansıyla, Türkiye milli takımının da birinci santrforu haline geldi. Şenol Güneş etkisiyle, harika bir çıkış yaptı.

Ancak Türkiye, Galatasaray formasıyla da başka bir çıkış gördü. Genç futbolcu Sinan Gümüş, Galatasaray U-21 takımında golleriyle yaptığı çıkışı as takımda da sürdürdü. Hızı, çalımları, tekniği ve gelişmiş bitiriciliğiyle dikkat çeken genç futbolcu, az forma şansı bulsa bile taraftarın sevgilisi olmayı başardı. Gelecek sezon için de Galatasaray kadrosunda önemli bir yere sahip… O yüzden Cenk Tosun, aslında "Yılın Çıkışı" ödülünü Sinan Gümüş ile paylaşıyor. Bu paylaşımı yapmasaydım, Sinan'a büyük haksızlık etmiş olurdum.

29 Şubat 2016 Pazartesi

Kusursuz Fırtına Fener: 2-0!


Ülkece yeni adetimiz önemli derbileri Pazartesi'ne çekmek… Özellikle 2015-2016 futbol sezonunda bolca örneğini gördük. Aslında böyle yaparak derbiye olan ilgiyi azaltmaya ve Pazar günlerinin o büyülü takım ruhunu biz futbolseverlerden almaya çalışıyorlar. Buna rağmen Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı hınca hınç doluydu. Güzel havayı da fırsat bilen sarı-lacivertli renklere gönül vermiş taraftarlar soluğu Saraçoğlu'nda aldı. Stadda bayram havası hakimdi ve Fenerbahçeliler kendilerine oldukça güveniyordu. Fenerbahçe için alınacak galibiyet, şampiyonluk umuduna tutunma ve şampiyonluk yarışının tekrar başlaması anlamına geliyordu. Beşiktaş ise yenilmediği ve hatta kazayla bir galibiyet çıkarabildiği takdirde büyük bir rahatlama yaşayacağının bilincindeydi. Nitekim Siyah-Beyazlılar daha Trabzonspor ile erteleme maçı oynayacaktı ve bir galibiyet veya beraberlikle rakibi ile puan farkı 5 ile 7 arasında değişecekti. Derbi öncesi iki takımın kafaları bu şekildeydi.

Ev sahibinde teknik direktör Vitor Pereira, Beşiktaş'a özel hazırlanmıştı. Haftaiçindeki Lokomotiv Moskova maçından sonra 4 isim kesik yedi. Rusya'da sahada olan Fabiano, Hasan Ali, Ozan ve Nani'nin yerlerine Volkan Demirel, Caner, Diego ve Alper Potuk forma giyiyordu. Volkan-Gökhan Gönül-Bruno Alves-Kjaer-Caner-Mehmet Topal-Josef-Diego-Alper-Volkan Şen-Van Persie dizilimiyle; top rakipteyken 4-5-1, kendilerindeyken de 4-3-3 şeklinde her zamanki sistemiyle sahadaydı Fenerbahçe… Beşiktaş'ta ise Gökhan Töre yedek kalmış, yerine Ricardo Quaresma forma giyiyordu. Tolga-Beck-Alexis-Marcelo-İsmail-Atiba-Oğuzhan-Sosa-Olcay-Quaresma-Mario Gomez düzeniyle ve 4-2-3-1 taktiğiyle sahaya çıkacaktı Beşiktaş… Maç başlamadan önce Fenerbahçe kağıt üzerinde favori görünüyordu. Teknik direktör Vitor Pereira'nın da son haftalarda takımın yükselen formuna ek olarak oyuncularına mutlaka yapmasını emredeceği bazı noktalar vardı:

1-)Mario Gomez'e, yoğun Kjaer markajıyla top aldırmayacaksın!

2-)Beşiktaş'ın yumuşak karnı stoperlerine her şartta önde baskı kuracaksın!

3-)Sosa ve Oğuzhan'ın pas yollarını tıkayacaksın!

4-)Atiba'nın üçüncü bölgeyle olan pas yolunu kapatacaksın!

5-)Orta alanda üstünlüğü eline geçirip Siyah-Beyazlıların oyun alanını daraltacaksın!

Bu 5 nokta belki size basit gelebilir; fakat Fenerbahçe, bu 5 maddeyi de 90 dakika boyunca kusursuzca uyguladı ve rahat bir galibiyet almasını bildi. Pereira, dersine çalışan bir hoca olduğunu bir kez daha gösterirken; Beşiktaş'ı takım olarak A'dan Z'ye çok iyi analiz etmişlerdi.

Fenerbahçe'den yoğun baskı!

İlk yarıyı başlatan düdük ile birlikte, sanki Fenerbahçe fırtınası da başlamıştı.. Henüz 3. dakikada gole ulaşmasını bildi Sarı-Lacivertliler… Caner, kullandığı serbest vuruşta daha önce çalıştıkları üzere topu Volkan Şen'e çıkardı. Beşiktaş savunması uyurken; Volkan Şen düzgün ve etkili şutuyla Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı sevince boğdu: 1-0! Erken golün de etkisiyle Fenerbahçe ilk yarı boyunca etkili futbolunu sürdürdü. Orta sahada rakibine ezici bir üstünlük kurdu, önde baskıyı iyi becerdi ve dikine bir oyun tarzıyla Beşiktaş kalesine her gelişinde tehlikeli anlar yarattı. 22 ve 24. dakikalarda Fenerbahçe'nin Volkan Şen ile gerçekleştirdiği tehlikeli ataklarda, Beşiktaş'ı önce Allah sonra da kaleci Tolga Zengin korudu. Dakikalar 26'yı gösterdiğinde; Beşiktaş ilk yarıdaki tek ve en ciddi atağını gerçekleştirdi. Mario Gomez'in mükemmel pasıyla buluşan Ricardo Quaresma topu ilginç bir şekilde auta yolladı. 32'de Diego kaleci Tolga ile bire bir kaldı, Brezilyalı'nın şutunda İsmail kafayla uzaklaştırabildi. 33'te günün başarılı ismi Kjaer'in kafası Tolga'da kaldı. 39'da ise Quaresma'nın estetik şutunu, kaleci Volkan Demirel daha fazla bir estetiklikle kurtarınca; devreye ev sahibi Fenerbahçe'nin 1-0'lık üstünlüğüyle girildi.


İlk yarının yıldızı, tamamen Fenerbahçe'ydi. Sarı-Lacivertliler ilk 45 dakikadaki yoğun baskısı ve ezici üstünlüğüyle rahat bir maç çıkarmasını bildi. Fenerbahçe'nin ilk 45 dakikada sergilediği futbolu, onlar için sezonun en iyi futbolu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle sağ kanat başlayan ve hem sağ hem de solda mekik dokuyan Volkan Şen, Beşiktaş'ın fişini çeken isim oldu. Sarı-Lacivertliler; ilk yarıda Volkan ile Olcay-İsmail, Alper ile de Quaresma-Beck'li kanatları koridora çevirdi ve hallaç pamuğu gibi salladı attı.

60'tan Sonra Tekrar Fenerbahçe

Beşiktaş'ta teknik direktör Şenol Güneş, sahada adeta yürüyen ruhsuz Olcay Şahan'ı oyundan çıkarıp Gökhan Töre'yi sokarak başladı ikinci yarıya… Belki de maç başlamadan yapması gereken şey buydu. Siyah-Beyazlılar, geride olmanın getirdiği psikolojiyle ikinci yarının ilk 15 dakikası topa daha fazla sahip olan taraftı. 48'de Gökhan'ın oyuna girişiyle biraz canlanan Sosa'nın şutu auta gitti. 51'de günün Beşiktaş adına en başarılı ismi Marcelo'nun kafası az farkla dışarı çıktı. Dakikalar 56'yı gösterdiğinde Beşiktaş maç içindeki en tehlikeli atağını yakaladı; ancak önce Mario Gomez, sonra da İsmail'in şutlarında Volkan Demirel'i mağlup etmeyi başaramadı. Bu dakikadan sonra Beşiktaş oyundan iyice düşen taraftı. Fenerbahçe ise 15 dakikalık bir aktif dinlenmeyle kendine geldi ve 60'tan sonra oyunun kontrolünü eline alarak ilk yarıdaki kimliğine döndü. Yine orta sahayı tamamen ele geçirdiler. Pereira, Nani ve Ozan hamleleriyle takımına direnç kazandırdı.

İstediği pozisyonları bir türlü değerlendiremeyen Fenerbahçe, daha da fazla yüklendi rakip kaleye… Ve dakikalar 82'yi gösterdiğinde Beşiktaşlı stoper Alexis'in de büyük katkılarıyla (!) istediğini aldı. Alexis'in hatasıyla topu kapan Ozan, sol taraftan ceza sahası içine hızla girdi ve topu bomboş durumdaki Nani'ye çıkardı. Nani'de hayatının en kolay golünü atarak Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı iyice bayram yerine çevirdi: 2-0! Bu dakikanın ardından maçı etkileyecek başka bir pozisyon yaşanmayınca; maç Fenerbahçe'nin 2-0'lık üstünlüğüyle sona erdi. Sarı-Lacivertliler, 90 dakika boyunca hak ettikleri bir 3 puan aldılar ve kusursuz bir performans ortaya koydular. Alınan bu 3 puanla birlikte, bir maçı eksik Beşiktaş'ın 2 puan önünde yeniden liderliğe yükseldiler. Beşiktaş ise, sezonun ikinci yarısındaki düşüşüne devam ederken saç ve baş yoldurmayı da sürdürdü.



Alper+Volkan=VOLTRAN

Fenerbahçe'de bu galibiyette teknik direktör Vitor Pereira'nın yazının başında anlattığım o 5 maddelik uygulamasının yanında; Alper Potuk ve Volkan Şen'in oynadıkları ekstra futbol önemli rol oynadı. Alper ve Volkan, 90 dakika boyunca Beşiktaş kanatlarını koridor yaptı. Bir sağdan, bir soldan geldiler ve her gelişleri de tehlikeli bir atağa dönüştü. Bu ikili, Fenerbahçe'nin şu sisteminde yerlerinin banko olduğunu bu gece bir kez daha kanıtladı tüm dosta düşmana… Sadece ikisi, adeta gerçek bir Voltran oluşturdu bu maçta... Volkan Şen, attığı golle de maçın yıldızı olurken; Alper Potuk da bitmeyen enerjisi ve akıllı futboluyla göz kamaştırdı. Oyuna girdikten sonra Ozan'ın pozitif katkısını da unutmamak gerek… Genç futbolcu, yavaş yavaş Bursa günlerine döneceğinin sinyalini veriyor belki…

Fenerbahçe'de 7 aydır "Fernandao mu Van Persie mi?" tartışmaları bitmek bilmiyor. Neredeyse her gün, spor basınında bu konuyla ilgili bir haber görüyoruz. Kamuoyu bu konuyla uyurken; bence Fenerbahçe için asıl sorulması gereken soru şudur: "Alper mi Nani mi?" Tamam Nani, bu yıl Fenerbahçe'nin en golcü 3. futbolcusu olabilir; lakin Alper gibi bir katkıyı asla veremedi takımına… Alper, canla başla çalışıyor ve sonradan girdiği maçlarda bile takımına büyük katkı veriyor. Derbide de Volkan ile birlikte Beşiktaş'ı çökerten isimdi. Vitor Pereira ve yardımcılarının asıl düşünmesi gereken konu Nani-Alper tercihleri olmalı Fernandao-Van Persie değil… Hoş Van Persie büyük umutlarla transfer edilmişti, bugün de gördük Türkiye kariyerinde yatışa devam ediyor (!) Kendisini hiç sevmememe rağmen; Volkan Demirel'in yükselen performansı da göz ardı edilmemeli… Kariyerinin son yıllarına yaklaşan deneyimli kaleci bu yıl çıkışta bir performans gösteriyor. Fatih Terim Hoca, EURO 2016 maceramız için mutlaka onu hesaba katmalı! Teknik direktörlüğünü bir türlü sevemediğim Vitor Pereira'ya da büyük bir tebrik yollamamız gerekiyor. Beşiktaş'ı iyi ezberleyen ve daha maça çıkmadan kafasında maçı galip bitiren isimdi.


Beşiktaş'a baktığımızda; her felaketten iyi bir sonuç çıkaracaksak, burda da çıkaralım… Devre arasında Hannover'den kiralanan Marcelo, Siyah-Beyazlılar adına sahada kalan tek isimdi bugün… Doğru hamleleriyle savunmada güven veren isim, adeta bir emniyet sibobu oldu. Yeldeğirmenleriyle mücadeleye giren Don Kişöt misali tek başına sahadaydı bugün ve Fenerbahçe adına farkın daha da açılmasını engelleyen isimdi. Performansını giderek yükseltiyor. Bana göre bonservisi sezon sonunda mutlaka alınmalı… Mario Gomez de hırsıyla dikkat çekti; ancak takım oynamayınca, ona da top gelmedi. Bu iki isim dışında kalan herkes ise rezaletti, direkt çöpe atabilirsiniz. Yıllardır La Liga deneyimi olan Alexis, Türkiye'ye alışamamış olacak; geldiğinden beri vasatın da altında bir futbol ortaya koyuyor. Bugün yaptığı hata, La Liga görmüş bir stoper için kabul edilemez. Böyle giderse, sezon sonunda kendi sonunu da hazırlar. Hatta teknik direktör Şenol Güneş bile, her zamanki performansının oldukça gerisindeydi. Bu derbide, onca yıl sonra ilk defa Beşiktaş'ı ve Şenol Güneş hocayı bu kadar çaresiz, bu kadar ezik gördüm. Siya-Beyazlılara bu sezonun en kötü futbolu gerçekten yakışmadı. Oğuzhan, Gökhan Töre, Olcay, Quaresma gibi isimlerin yerlere düşen performansı toplanmadıkça, işleri gerçekten çok zor olacak. Kaldı ki bu futbolla şampiyonluk için de pek umut vermiyorlar.

Son sözü de hakem Cüneyt Çakır hakkında söyleyelim. Maçın genelinde tarafsız ve iyi bir yönetim ortaya koymaya çalıştı. Ancak çok ciddi 2 hatası bulunuyordu. Deneyimli hakemimiz, daha ilk yarıda Beşiktaş'tan Beck'i, Fenerbahçe'den de Caner Erkin'i kırmızı kart göstererek oyunun dışına çıkarmalıydı. Ancak yapamadı ve böylelikle kontrolünü büyük ölçüde kaybetti. Derbinin ikinci yarısına Beck ve Caner'in çıkmaması gerekiyordu. Olmadı, kırmızıyı çıkaramadı ve önemli bir hata yaptı Cüneyt Çakır… Türkiye'nin en iyi hakeminin durumu buysa eğer, gelin siz görün lütfen Türkiye'de hakemlik mesleğinin halini…

14 Aralık 2015 Pazartesi

Zirveye 'Nani'k


Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı'ndaki atmosfer, neredeyse bayram yeri gibiydi. Sarı-Lacivertli taraftarlar, soğuk hava dinlemeden takımlarına duydukları aşkla stadı doldurmuştu. Soğuk hava dinlemeyerek, sarı ve lacivertin sıcak kollarına bırakmışlardı kendini… Böyle bir atmosferde gerçekleştirilecek karşılaşmada; Vitor Pereira yönetimindeki Fenerbahçe'nin hedefi, mutlak 3 puandı. Ezeli rakiplerinin karşılaşacağı haftada 3 puan alarak onları strese sürüklemek istiyorlardı.  Abdullah Avcı yönetimindeki Medipol Başakşehir ise, son 6 yıldır yenildiği bu deplasmanda en azından 1 puan alabilme amacıyla gelmişti. Ev sahibi Fenerbahçe'de Celtic maçı 11'inden değişiklikler vardı. Takımın tek eksiği Meireles olurken; Celtic maçında kırmızı kart gören Diego ve ilk 11'deki yerini haftalar önce Fernandao'ya kaptıran Robin Van Persie yedek soyundu. Portekizli hoca, kalede Volkan Demirel'e şans verirken; defans hattını Caner-Kjaer-Alves-Gökhan Gönül'den kurdu. Orta alan Mehmet Topal- Josef- Ozan-Alper-Nani'den oluşurken; forvette ise Fernandao yer aldı. Başakşehir'de ise tek eksik, cezalı olan Bekir İrtegün'dü. Avcı, onun yokluğunda stopere Mahmut'u çekti. Volkan Babacan kalede yer alırken; savunma hattı Uğur-Yalçın-Mahmut Tekdemir-Alpaslan, orta saha hattı Emre-Badji-Visca-Mossoro-Doka'dan oluşurken, forvette ise Mehmet Batdal yer aldı.

İlk yarıyı başlatan düdükle birlikte; sahada oldukça temkinli bir futbol gördük. Fenerbahçe, topa daha çok sahip olup çok pas yapmayı amaçladı. Sarı-Lacivertliler, gol için yüklense de rakip savunmayı aşmakta zorlandı. Abdullah Avcı yönetimindeki Başakşehir, ilk 45'te savunmada ayaklarını yere oldukça sağlam basarken; rakibe fazla pozisyon vermedi. Fenerbahçe, ilk atağını 13'te gerçekleştirirken; Ozan'ın şutu auta gitti. Ozan Tufan, ilk yarıda Fenerbahçe'nin en istekli ve dinamik ismi olarak görüldü. Ev sahibi, en tehlikeli atağını 29'ds gerçekleştirdi. Nani'nin aşırtmasını, Başakşehir stoperi Yalçın Ayhan son anda kalenin önünden çıkardı. Fenerbahçe'de Fernandao ise, istediği pozisyonları pek yakalayamadı; bunda Yalçın ve Mahmut'un Brezilyalı'ya yakın oynayarak, ona nefes aldırmamasının rolü büyüktü. Başakşehir ise, ilk yarıda üçüncü bölgede tehlikeli ataklar yaratmakta zorlandı. İlk yarıda daha çok savunmaya konsantre oldular ve hücumcuların da geri dönüşüyle takım savunması uyguladılar. Orta saha mücadelesi şeklinde geçen ilk 45 dakikada, 0-0'lık beraberlik vardı ve takımlar soyunma odasına golsüz eşitlikle girdi.

Yalnız ilk yarının sonlarına doğru Başakşehir futbolcusu Badji'nin hareketini görmezden gelmemek mümkün değil… Cüneyt Çakır, bana göre verdiği kararda hatalıydı. Badji,daha ilk yarıda kırmızı kartı hak ediyordu. Ve bu tavırları, ilk yarıda olmasa bile ikinci yarıda atılacağının sinyallerini veriyordu. Ancak o sinyalleri, hepimizin aksine bir tek Başakşehir çalıştırıcısı Abdullah Avcı alamadı.

Avcı Böyle İstedi

Ev sahibi Fenerbahçe, ikinci yarıya baskıyla başladı. İkinci yarı boyunca da topun kontrolü onlardaydı ancak skor bulmakta zorlandılar. 49'da Caner Erkin'in sert şutu, bu baskının habercisiydi; ancak Volkan Babacan kalesinde başarılıydı. Vitor Pereira, maç kazanmak için son hamlelerini yaptı ve Ozan ile Fernandao'nun yerine Diego ile Robin Van Persie'yi sahaya sürdü. Bu esnada Fernandao'nun verdiği tepki ise oldukça gereksizdi. Başakşehir, ikinci yarıda da çok cılız ataklar gerçekleştirirken; maç boyunca en tehlikeli atağını 66'da yakaladı. 66'da Alpaslan'dan pası alan Mehmet Batdal, ceza sahası içinde sert vurdu;ancak Volkan Demirel başarılıydı. İlk yarıda atılması gereken Başakşehirli futbolcu Badji, 68'de çift sarı karttan kırmızı kart görerek oyundan atıldı ve konuk ekibi 10 kişi eksik bıraktı. Oyundan atılacağı izlenimini daha ilk yarıda veren Badji'yi ikinci yarıda oyundan alamayan Abdullah Avcı'yı bu durumun tek sorumlusu olarak görüyorum. Ve bu hareketiyle, spor otoritelerinin kafasında büyük bir soru işareti uyandıracağını düşünüyorum !! 68 dakika boyunca dirençli giden bir takım, bir teknik direktörün büyük hatasıyla ancak bu kadar bozulabilirdi; Başakşehir de 10 kişi kaldıktan sonra sahadaki tüm istikrarını kaybetti.

Kırmızı kart ardından kullanılan serbest vuruşta, Fenerbahçe Gökhan Gönül ile gole yaklaşsa da top auta gitti. Son 20 dakikalık bölüme girilirken Fenerbahçe oyunu iyice rakip kaleye yıktı. Önce Markovic'in şık hareketlerle ceza sahasına girişi taraftarı ayaklandırdı. Ardından müjdeyi ise 84'te Nani verdi. Fenerbahçe'nin Portekizli yıldızı, sol taraftan ceza sahası içine şık hareketlerle girdi ve beklenmedik anda sert şutunu çıkardı. Top filelerle buluşurken; Fenerbahçe de 1-0'lık üstünlüğü yakaladı. Karşılaşmada skoru değiştirebilecek başka bir tehlike yaşanmayınca, Fenerbahçe 1-0 kazanmayı başardı. Sarı-Lacivertliler, bu sezon toplam yedinci kez 1-0 kazanmış oldu. Konuk ekip Medipol Başakşehir ise, yedinci sezonunda da Kadıköy deplasmanında kaybetti.


Fenerbahçe, galibiyetine rağmen iyi bir futbol ortaya koyamadı. 90 dakikada oynadıkları futbol, galibiyet için yeterli değildi. Sezon başından beri teknik direktör Vitor Pereira ile her maçta seyircileri uyutan bir futbolları mevcut… Bu sıkıcı futbol, nereye kadar gidecek tam bir muamma… Öte yandan bugün Simon Kjaer, transferinden bu yana en iyi futbollarından birini ortaya koydu. Gökhan Gönül, istekli futbolunu da sürdürdü. Bu konuda Gökhan  için Sarı-Lacivertliler Şener Özbayraklı'ya teşekkür etmeliler. Gökhan, Şener'in varlığı ve formayı kaybetme korkusu yüzünden ilk defa çok sıkı çalışmış oldu ve bu sezon ilk defa bu kadar formda göründü. Nani de attığı şık golle dikkat çeken isimlerdendi. Başakşehir'de ise, savunma anlayışı hakim olduğundan; stoperler Yalçın ve Mahmut'un başarılı bir futbol ortaya koyduklarını söyleyebiliriz. Ancak maçın en büyük hatasını ise Badji'yi oyundan almayarak Abdullah Avcı'nın yaptığını söylemeliyiz. Nasıl Fenerbahçe galibiyeti hak etmediyse, Abdullah Avcı'ya da bu hatası yakışmadı.