Jose Sosa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jose Sosa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2016 Çarşamba

Spor Toto Süper Lig 2015-2016 Sezonu Değerlendirmesi


Acısıyla tatlısıyla, sevinciyle hüznüyle, golleriyle şık hareketleriyle bir futbol sezonunu daha geride bıraktık Türkiye'de… 2015-2016 sezonu, Hasan Doğan Sezonu denilerek onore edilirken; bu yıl Spor Toto Süper Lig'de mutlu sona ulaşan ekip Beşiktaş oldu. Teknik direktör Şenol Güneş, Beşiktaş'ın üzerine bir güneş gibi doğdu ve Siyah-Beyazlılar, en yakın rakibi Fenerbahçe'yi saf dışı bırakarak 79 puanla şampiyon oldu. Bu şampiyonluk, Karakartal'ın toplamda 14. şampiyonluğu oluyordu.
Mario Gomez, Samuel Eto'o, Wesley Sneijder, Lukas Podolski, Robin Van Persie gibi önemli dünya yıldızlarının bulunduğu Spor Toto Süper Lig 2015-2016 sezonunda, sürpriz futbolcular ve sürpriz takımlar da performanslarıyla ön plana çıktı. Aşağıda değerlendirdiğim sezonun enleri, kesinlikle kendi araştırmalarım dahilinde ve futbolcuların bu yılki formuna göre yapılıyor. Neredeyse hatasız bir 11 yaptım, eleştirileriniz de olursa açığım… İsterseniz Yılın 11'i ile başlayalım…
Spor Toto Süper Lig Yılın İlk 11'i
Volkan Demirel - Fenerbahçe
Takımı son düzlükte şampiyonluğu kaybetmiş olsa da; Fenerbahçe teknik direktörü Vitor Pereira'nın sisteminde formuyla dikkat çekti. 34 yaşındaki Volkan Demirel, kariyerinin son dönemlerinde belki de en formda sezonunu geçirdi. Spor Toto Süper Lig'in 2015-2016 sezonunda Sarı-Lacivertli formayı tam 32 kez giyen deneyimli kaleci, bu süreçte kalesinde sadece 24 gol gördü. Bunun yanında, tam 17 maçta kalesini gole kapadı ve rakip takımlara geçit vermedi. Toplam 2880 dakika forma giydi. Bu performansı, takımına şampiyonluk kazandırmazken; Volkan Demirel'i ise sorgusuz sualsiz Yılın 11'inin kalecisi yaptı. Belki bir daha bu etkiyi yaratamayacak, Volkan Demirel'in 2015-2016 sezonu unutulmamalı…
Jagos Vukovic - Torku Konyaspor
Bu yıl stoperlerin ekstra performansları yüzünden; dörtlü savunmamı üç stoper orjinli isimden oluşturmak zorunda kaldım. Bu kararımda etkili olan isimlerin başında ise Torku Konyaspor'lu Jagos Vukovic geliyor. 2014 yılı kış transfer döneminde Konya'ya adım atan Vukovic, tam iki buçuk yıldır sessiz sedasız görevini yapıyor. Savunma ağırlıklı teknik direktör Aykut Kocaman'ın takımın başına geçmesiyle birlikte, bu yıl ligde gerçekleştirilen Yşil-Beyaz sürprizde baş rol oynadı. Müdahaleleri hep yerindeydi, arkadaşlarının açıklarını kapadı ve savunmada liderlik görevini üstlendi. Bununla da kalmadı, forma giydiği 32 maçta 4 gol atmayı başardı. Toplam 2880 dakika forma giydi.
Simon Kjaer - Fenerbahçe
Football Manager oyunlarından test edip aşık olduğumuz, maçlarını canlı izledikten sonra da savunmada bizi kendine hayran bırakan Simon Kjaer; 2015-2016 sezonunda Fenerbahçe'nin yaptığı en iyi transfer oldu diyebiliriz kesinlikle… Uche-Högh'lü yılların bitişinden bu yana komple bir stoper eksikliği yaşayan Fenerbahçe, bu eksikliğini Kjaer ile gidermiş oldu. İsminin okunuşu Türk spor medyasında fazlasıyla tartışıldı, ancak sahadaki kalitesi ve sahada verdiği güven herkesin birlik olduğu noktaydı. Ligue 1 gibi sert bir ligde Lille takımında fazlasıyla deneyim kazandı ve bu yıl Türkiye'de adeta üniversite eğitiminin üzerine master yaptı. Bu yıl Süper Lig'de 28 maçta forma giydi, 2 de gol kaydetti. Toplam 2498 dakika sahada kaldı. Yüksek top tekniği, geriden oyun kuruşu, adam adama becerisi, kafa toplarındaki ustalığı ve pozisyon bilgisi gibi pek çok konuda modern stoperin nasıl olacağı hakkında minik örnekler verdi.
Yalçın Ayhan - Medipol Başakşehir
Beşiktaş ile gerçekleşemeyen transferi sonrası psikolojik açıdan zor günler geçiren Yalçın Ayhan, çabuk toparlamayı bildi ve Başakşehir'in tekrardan Avrupa Ligi biletini kapmasında deneyimiyle önemli rol oynadı. Yaşı 34'e gelmesine rağmen, Başakşehir formasıyla her maç neredeyse hatasız bir futbol sergiledi ve Abdullah Avcı için önemli bir sigorta oldu. 2015-2016 sezonunda ligin tüm maçlarında forma giyme başarısı gösterdi. 34 yaşındaki stoper, ayrıca bu sezon kariyerinin en golcü yılını da geçirmiş oldu. Toplam 3030 dakika forma giydi. Yalçın Ayhan forma giydiği 34 maçta 6 gol ve 3 asistlik katkısıyla takımına hayat verdi. Bu performansı sonrası, çoğu spor otoritesi, onun milli takımla Fransa'ya gitmesini bile savundu. Belki Fatih Hoca'dan aradığı şansı bulamadı ve Abdullah Avcı kendisine fazlasıyla güveniyor.
Eren Albayrak - Çaykur Rizespor
Hikmet Karaman yönetimindeki Çaykur Rizespor'un bu yılki vasat futboluna rağmen; Eren Albayrak'ı bundan ayrı tutmasam hata ederdim. Geçtiğimiz yıl da kadroma aldığım Eren Albayrak, 2015-2016 sezonunda da o performansının altına düşmedi ve hatta daha fazla kuvvetlendi. 25 yaşındaki sol bek, tam günümüzde aradığımız beklerden… Oyunu iki yönlü olarak da çok iyi okuyor, bunun yanında yüksek hücum özellikleriyle de ön plana çıkıyor. Bunda sol açık menşeili olmasının da payı var. Hücuma çıkmayı çok seviyor ve bunu da asistleriyle taçlandırıyor. Karadeniz ekibiyle bu yıl ligde 21 maçta forma giyebildi, 8 asist yaptı. Toplam 1649 dakika sahada kaldı. Başarılı performansının ödülünü, sezon sonunda Başakşehir'e imza atarak aldı. Abdullah Avcı yönetiminde, gelişimini merakla bekliyorum.
Atiba Hutchinson - Beşiktaş
Kanadalı orta saha oyuncusu Atiba Hutchinson, ikinci baharını kesinlikle 2013 yılında geldiği Beşiktaş'ta yaşıyor. 33 yaşındaki Kanadalı, Siyah-Beyazlı formayla geçirdiği 3 sezonda taraftarın sevgilisi olmakla kalmadı, Beşiktaş'ta adeta bir beyin, bir merkez görevi gördü. Oyunun en sıkıştığı anlarda takım arkadaşlarının Atiba'ya pas vermesi, onlar adına büyük bir rahatlama demekti. Tecrübeli ön libero sağa, sola, öne ve arkaya verdiği paslarla takımı oldukça rahatlatırdı. Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş'ta 2015-2016 sezonunda daha da ön plana çıktı. Spor Toto Süper Lig'de bu yıl tüm maçlarda forma giydi. Bunun yanında tek bir sarı kart ve kırmızı kart görmemesiyle dikkat çekti. Toplam 2161 başarılı pasıyla, orta sahada şampiyonun emniyet kemeri oldu. Yüzde 93'lük başarılı pas yüzdesi oranı yakalayarak bu alanda ligin zirvesinde yer aldı. Toplam 3004 dakika sahada kaldı. Tüm bu başarılı istatistiklerine, 2 de gol ekledi. Özellikle Başakşehir maçında 1 puanı getiren kafa golü, belki de şampiyonluk için çok büyük önem taşıdı. 2016-2017 sezonu için de hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde en büyük güvence olacak.
Oğuzhan Özyakup - Beşiktaş
Şenol Güneş'in Beşiktaş'a imza attığı andan itibaren yaptığı ilk iş Oğuzhan'ın üzerinde durmak ve onu geliştirmek oldu. Arsenal altyapısından yetişen ve 2012'de Beşiktaş'ın bünyesine katılan Oğuzhan Özyakup, Beşiktaş formasıyla kariyerinin en etkili performansını gösterdi. Oyunun hücum yönünde daha çok inisiyatif alırken; savunma yönünü de oldukça geliştirdi Şenol Güneş ile… Bu performansıyla kendisine milli takım kapılarını sonuna kadar açtırdı. Süper Lig'de 31 maçta forma giydi, 9 gol ve 7 asistlik performansıyla dikkat çekti. Toplam 2554 dakika sahada kaldı. Atiba'nın ardından ligde 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim oldu.
Edin Visca - Medipol Başakşehir
Bosna Hersek, Bosna Hersek olalı böyle bir rüzgar, böyle bir performans görmedi. Bosnalı kanat oyuncusu Edin Visca, takımı Medipol Başakşehir'in ligi 4. sırada bitirerek Avrupa Ligi'ne katılım hakkı kazanmasında doğrudan rol oynadı. İstanbul ekibi adına pek çok maçta inisiyatifi eline aldı. Hızı, tekniği, adam geçme becerisi, şutları ve son vuruş yeteneğiyle mükemmel bir yıl geçirdi. Bu yıl Spor Toto Süper Lig'de 34 maçta da forma giydi, 17 gol ve 5 asistlik performansıyla yılın en iyi futbolcularından biri oldu. Toplam 3057 dakika sahada kaldı. Onu tribünden veya ekran başından izlemek büyük bir keyif haline geldi. Sağ kulvarı adeta tırnaklarıyla kazıyarak hak etti takımımda…
Jose Sosa - Beşiktaş
Beşiktaş'ta bir türlü beklenilen patlamayı yapamayan ve 2015-2016 sezonu başlarken gidici gözüyle bakılan Jose Sosa, teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde adeta yeniden doğdu. Özellikle ligin ikinci yarısında yükselen form grafiğiyle dikkat çekti, takımının formsuz anlarında tek başına sahneye çıktı ve büyük bir cesaretle puanları takımına kazandırdı. Arjantinli orta saha, 7 gol ve 12 asistlik performansıyla Beşiktaş'ın şampiyonluğunda önemli rol oynadı. Yaptığı 12 asistle Süper Lig'de bu yıl "Asist Kralı" oldu. Oyun görüşü, pasları, duran toplardaki etkinliği gibi konularda dikkat çekti. Çıktığı 31 maçta toplam 2483 dakika sahada kaldı.
Samuel Eto'o - Antalyaspor
Kariyerinde Real Madrid, Barcelona, Inter ve Chelsea gibi önemli sayfalar olan Kamerunlu futbolcu, aslında bir vizyon projesi olarak Antalyaspor'a kazandırıldı. Yaşının 35 oluşu ve ne kadar iyi oynayabileceği gibi konularda çokça eleştirildi. Kamerunlu bitirici forvet, tüm bu eleştiriler karşısında susarak, her seferinde Antalya'da mutlu olduğunu söyleyerek ve sahadaki golleriyle cevap verdi. "Eto'o bitmiş!" denilen 35 yaşındaki Kamerunlu, Güney ekibiyle bu yıl 31 maça çıktı. Bitiriciliğiyle 20 gol ve 6 asistlik bir performans gösterdi. Eski günlerinden pek bir şey kaybetmediğini gösteren Eto'o, toplam 2747 dakika sahada kaldı. Bunun yanında, takımda liderlik rolünü de harika bir şekilde üstlendi.
Mario Gomez - Beşiktaş
Stuttgart ve Bayern Münih'te geçirdiği harika yılların ardından Fiorentina'da yaşadığı ağır sakatlıklar nedeniyle duraklama dönemine giren Mario Gomez; Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş'ta tekrar yükselişe geçti. İlk önce eskisinden daha kuvvetli bir fiziğe kavuştu, özgüvenini yükseltti ve bunun sonucunda da golleri yağmur gibi geldi. Karakartal ile Süper Lig'de bu yıl 33 maça çıktı; 26 gol ve 6 asistlik performansıyla tek başına 32 gole katkı verdi, Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en büyük rolü oynadı. Toplam 2700 dakika sahada kaldı. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı.
Yılın Teknik Direktörü: ŞENOL GÜNEŞ

2002 Dünya Kupası'nda milli takımımızla yaşadığı üçüncülük, Güney Kore'de teknik direktörlüğünü olgunlaştırması, yurda dönüşte Trabzonspor'u şahlandırarak son anda kaçırdığı şampiyonluk ve yakın geçmişte Bursaspor ile ligi alt üst edişi… Bu yıl ise Beşiktaş'ın başına geçen Şenol Güneş, Siyah-Beyazlı kulübe adeta bir güneş gibi doğdu. Kariyerindeki ilk şampiyonluğu Beşiktaş ile kazanırken; taraflı tarafsız tüm spor otoritelerinden tam not aldı. Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda tam yetkiliydi. Daha imza attığı ilk gün taraftara kendini çok sevdirdi ve iki taraf arasında mükemmel bir sevgi bağı kuruldu. Mario Gomez'i eski günlerine döndürdü ve gol kralı yarattı, Jose Sosa'ya kariyer rekorunu kırdırdı, Oğuzhan'ı elmas gibi işledi. Daha ne olsun ki, Şenol Güneş gerçekten büyük bir hoca ve Beşiktaş'ın başına gelmiş en büyük nimet… Onun bilgi,deneyim ve becerileriyle Beşiktaş, 2016-2017 sezonunda da büyük favori… Deneyimli hoca, Beşiktaş'a üçüncü yıldızı kazandıran isim olmak istiyor.
Yılın Takımı: BEŞİKTAŞ
En son 7 yıl önce, Mustafa Denizli yönetiminde şampiyon olabilen Beşiktaş; mutlu sona ulaşabilmek için 2016'ya kadar büyük bir hasret çekti. 2015-2016 sezonunda takımın başına Şenol Güneş'in takımın başına getirilmesiyle birlikte taşlar yerine oturdu ve oldukça yetenekli kadro birbiriyle kenetlendi. 79 puanla şampiyonluk ipini göğüslerlerken; ligin en iyi futbol oynayan takımı oldular. 2015-2016 sezonunda ligde rakip filelere 75 gol gönderen Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in en golcü takımı unvanını da kazandı. Ligin gol ve asist kralları da şampiyondan çıktı. Her şeyden öte Beşiktaş artık güzel futbol oynayan, hücumcu, cesur, önde basan bir takım haline geldi. Anlayacağınız, yılın takımı için tüm ibreler Beşiktaş'ı gösteriyor.
Yılın Futbolcusu: MARIO GOMEZ
Alman forvet Mario Gomez, Fiorentina'da geçirdiği kötü günlerin izlerini Beşiktaş'ta sildi. Şenol Güneş yönetimindeki Siyah-Beyazlılarda Almanya günlerinden bile daha iyi bir fiziğe ulaştı. Bu durum da onun gol yollarındaki formunu direkt olarak etkiledi. Beşiktaş 2015-2016 sezonunda toplamda 14. şampiyonluğuna koşarken; Mario Gomez de 26 golü ve 6 asistiyle en büyük katkıyı verdi. Bu attığı 26 golle birlikte sezonun gol kralı unvanını da elde etti. Beşiktaş'ın en fazla gol atan yabancı futbolcusu oldu. Bu performansıyla Almanya milli takımının kapıları da ona açıldı. 33 numaralı formasıyla Türkiye'de geçirdiği 1 yılda, taraftarın sevgilisi oldu. Şimdi her Beşiktaşlı, onun takımda kalması için her gün dua ediyor.
Yılın Çıkışı: CENK TOSUN-SİNAN GÜMÜŞ
Cenk Tosun, 2015-2016 sezonunda Avrupa'nın önemli futbolcularını geride bıraktı ve oyuna sonradan girip en çok katkı veren futbolcu olarak zirvede yer aldı. Genç forvet, sonradan oyuna dahil olduğu maçlarda 5 gol atıp 4 de asist yaparak Beşiktaş'a hayat veren isim oldu. Başakşehir karşısında takımı canlandırması, Akhisar maçında 1 puanı getiren golü, Galatasaray derbisinde Gomez'e yaptığı asistle şampiyonlukta önemli rol oynadı. Ligde 29 maçta forma giydi, toplamda 693 dakika sahada kaldı. Bu performansıyla, Türkiye milli takımının da birinci santrforu haline geldi. Şenol Güneş etkisiyle, harika bir çıkış yaptı.

Ancak Türkiye, Galatasaray formasıyla da başka bir çıkış gördü. Genç futbolcu Sinan Gümüş, Galatasaray U-21 takımında golleriyle yaptığı çıkışı as takımda da sürdürdü. Hızı, çalımları, tekniği ve gelişmiş bitiriciliğiyle dikkat çeken genç futbolcu, az forma şansı bulsa bile taraftarın sevgilisi olmayı başardı. Gelecek sezon için de Galatasaray kadrosunda önemli bir yere sahip… O yüzden Cenk Tosun, aslında "Yılın Çıkışı" ödülünü Sinan Gümüş ile paylaşıyor. Bu paylaşımı yapmasaydım, Sinan'a büyük haksızlık etmiş olurdum.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Beşiktaş 2015-2016 Sezonu Şampiyonluk Sözlüğü


Şenol Güneş yönetiminde ligin en iyi futbol oynayan takımı olan Beşiktaş, 2015-2016 Spor Toto Süper Ligi Hasan Doğan Sezonu'nda Fenerbahçe'nin önünde zirvede yer alan takım oldu. Siyah-Beyazlılar, toplamda 14. şampiyonluğunu elde ederek büyük bir mutluluk yaşadı. Bu mutluluğun Nisan 2016 yılında açılan yeni evleri Vodafone Arena'da olması ise belki de dünyanın en anlamlı, en duygusal hareketiydi.
Beşiktaş'ın 2015-2016 futbol sezonundaki şampiyonluğunu anlatan A'dan Z'ye bir sözlük düzenledim. Şenol Güneş'ten Fikret Orman'a, Beşiktaşlı futbolculardan rakip takımlara ve Vodafone Arena'dan çeşitli futbol istatistiklerine kadar çok farklı bilgiler edinebileceksiniz.
Akhisar Belediye
Ligin ilk yarısının 13. haftasında Cihat Arslan yönetimindeki Akhisar Belediye ile karşılaşan Beşiktaş; kötü oynamamasına rağmen iç sahada 2-0'lık mağlubiyet yaşamıştı. Teknik kadro ve futbolcular, o maçtan sonra oturup takkelerini önüne koydu ve ardından 5 maçlık bir galibiyet serisi yakalayarak liderliği bırakmadı. Ligin ikinci yarısında da Akhisar deplasmanına konuk olan Beşiktaş, Hugo Rodallega'yı durduramamış ve Cenk Tosun'un son dakikalarda attığı golle 3-3 berabere kalmıştı. Bundan da önemlisi, Akhisarlı Soner'in direkten dönen topu, Siyah-Beyazlı takımın şampiyonluğu için belki de bir dönüm noktasıydı. Bu maçın ardından da 3 maçlık galibiyet serisiyle çıkışa geçerek şampiyon oldu Beşiktaş…
Barcelona'vari Pas Oyunu
Teknik direktör Şenol Güneş'in geldiği günden itibaren Beşiktaş'a aşıladığı sistem… Siyah-Beyazlıları pek çok maçta pas düzenine önem veren bir takım olarak gördük. Oğuzhan ve Sosa'nın başını çektiği pas düzeninde ayağa ve hızlı paslarla çokçabuk rakip kaleye ulaştılar ve sonuca etki eden pozisyonlar yakaladılar. Bize de izlemesi güzel, Barcelona'vari mini bir tiki-taka futbolu görmek düştü.
Cenk Tosun
Beşiktaş'ta Mario Gomez ligin gol kralı oldu; ancak Alman futbolcu kadar dikkat çeken bir isim de Cenk Tosun'du. Cenk Tosun, 2015-2016 sezonunda Avrupa'nın önemli futbolcularını geride bıraktı ve oyuna sonradan girip en çok katkı veren futbolcu olarak zirvede yer aldı. Genç forvet, sonradan oyuna dahil olduğu maçlarda 5 gol atıp 4 de asist yaparak Beşiktaş'a hayat veren isim oldu. Başakşehir karşısında takımı canlandırması, Akhisar maçında 1 puanı getiren golü, Galatasaray derbisinde Gomez'e yaptığı asistle şampiyonlukta önemli rol oynadı.
Derbiler
Son yıllarda "derbi fakiri" olarak nitelendirilen Beşiktaş, Şenol Güneş ile bu alanda da büyük bir çıkış yakaladı. Fenerbahçe'ya karşı iç sahada kazanan Siyah-Beyazlılar, deplasmanda rakibine mağlup oldu. Galatasaray'a karşı iki maçta ise da galip geldiler ve 3'er puan aldılar. Böylelikle 4 derbi müsabakasında 3 galibiyet alarak 9 puan topladılar, bu alanda da başarılarını gösterdiler.
En İyi Dış Saha Takımı
Şampiyon Beşiktaş, ligin en iyi dış saha karnesine sahip takım olarak da başarılarına bir halka ekledi. Siyah-Beyazlılar dış sahada gerçekleştirdikleri 17 mücadelede 11 galibiyet ve 3 beraberlik alarak 36 puan topladı. Bu alanda en yakın rakipleri Fenerbahçe'ye de 7 puanlık bir üstünlük kurdular.
Fikret Orman
Beşiktaş'a gönül vermiş taraftarların son yıllarda başına gelen en güzel şey… Fikret Orman, 2012 yılında Beşiktaş'ın başkanı oldu ve bu yıldan itibaren Siyah-Beyazlılar için mali açıdan kara bulutlar dağılmaya başladı. Önce "Feda" diyen Başkan Fikret Orman, ardından düşük bonservis bedeli harcamaya dikkat etti. "Feda"nın bitişinin ardından Fikret Orman'ın yoğun çabaları sonucunda Beşiktaş, "hep alan" döneminden çıktı ve "Sat-Al" çağına girdi. Böylelikle Siyah-Beyazlı kulüp, bonservis bedellerinden de kar etmeye başladı. Fikret Orman, son büyük hamlesini ise; Vodafone Arena projesiyle yaptı. Siyah-Beyazlılara gönül vermiş herkes için Türkiye'nin en görkemli ve tek akıllı stadının yapımında gecesini gündüzüne katan Fikret Orman, 2016 Nisan'ından itibaren Beşiktaş'a çok önemli bir gelir kapısı sağlamış oldu. Özetle Fikret Orman, çilingir hamleleriyle Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda önemli rol oynadı.
Golcülük
Şenol Güneş, 2015-2016 sezonu için takımın başına geçmesiyle birlikte, sihirli değneğini gol konusunda da Beşiktaş'a değdirdi. Son yıllarda Spor Toto Süper Lig'de gol sayısı bakımından rakiplerinin gerisinde kalan Beşiktaş, Şenol Güneş'in gelişiyle büyük bir değişim yaşadı. 2015-2016 sezonunda ligde rakip filelere 75 gol gönderen Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in en golcü takımı da oldu. Bu gollerin toplam 2.88 katını atan Mario Gomez ise, golcülüğü ve bitiriciliğiyle ön plana çıkan isimdi.
Atiba Hutchinson
Kanadalı orta saha, Beşiktaş'ta pamuklara sarılıp saklanılması gereken bir yıl daha geçirdi. Hutchinson, 2015-2016 sezonunun 34 maçında da forma giyen isim olurken; teknik direktör Şenol Güneş O'na gözü kapalı güvendi. Hutchinson, ligin her maçında forma giyerken bırakın kırmızı kartı, sarı kart bile görmeyerek dikkat çekti. Toplam 2161 başarılı pasıyla, orta sahada şampiyonun emniyet kemeri oldu. Yüzde 93'lük başarılı pas yüzdesi oranı yakalayarak, bu alanda ligin zirvesinde yer aldı. Tüm bu başarılı istatistiklerine, 2 de gol ekledi Kanadalı… Özellikle Başakşehir maçında 1 puanı getiren kafa golü, belki de şampiyonluk için çok büyük önem taşıdı. Çatışmaları başlatan Atiba Hutchinson, şampiyonlukta önemli rol oynadığı gibi gelecek yıl da Siyah-Beyazlılar için hayati öneme sahip olacak.
Izdıraplı Haftalar
Beşiktaş, şampiyonluğunun yanında ilginç bir istatistiğe de imza atarak gizemli yönünü gösterdi. Siyah-Beyazlılar, ligin birinci ve ikinci yarısında aynı haftalarda puan kaybederek dikkat çekti. İlk yarının 2. haftasında Trabzonspor'a kaybeden Beşiktaş, ikinci yarının 2. haftasında Başakşehir ile berabere kaldı. İlk yarının 5. haftasında Gençlerbirliği ile berabere kalırlarken; ikinci yarının 5. haftasında Fenerbahçe'ye 2-0 mağlup oldular. İlk yarının 10. haftasında Kasımpaşa ile puanları paylaşırlarken; ikinci yarının 10. haftasında Kasımpaşa mağlubiyeti yaşadılar. İlk yarının 13. haftasında iç sahada Akhisar'a mağlup olurlarken; ikinci yarının 13. haftasında Akhisar ile bu sefer berabere kaldılar. Beşiktaş şampiyonluğa ulaştı; ancak bu ızdıraplı haftalar gizemini koruyor.
İsabetli Şut Yüzdesi
Beşiktaş 2015-2016 sezonunda rakip filelere 505 şut çekti. Bu şutların 207'si kaleye isabet etti. Bu bilgiler ışığında, Siyah-Beyazlılar yüzde 42'lik bir isabetli şut yüzdesi yakaladı ve bu alanda da ligin liderliğini elinde tuttu.
Jose Sosa
"30 yaşına geldi, artık performansı pek randımanlı olmaz!" ortak yorumlarıyla sezona başlayan Jose Sosa, teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde adeta bir başkalaşım yaşadı. Ülkesinden teklifler alan ve buna rağmen Beşiktaş'ta kalan Arjantinli, 7 gol ve 12 asistlik performansıyla Beşiktaş'ın şampiyonluğunda baş rol oynayan bir isim oldu. Özellikle ligin ikinci yarısında vites arttırarak dikkat çekti. Yaptığı 12 asistle Süper Lig'de bu yıl "Asist Kralı" oldu.
Kasımpaşa
Şampiyon Beşiktaş'ın Akhisar gibi ligde sıkıntı yaşadığı ve 5 puan kaybettiği bir diğer takım da Kasımpaşa oldu. Rıza Çalımbay, Beşiktaş'i iyi analiz etmişti ve Siyah-Beyazlılara her iki maçta da sıkıntı yaşattı. Beşiktaş, ligin ilk yarısında Kasımpaşa'ya yenilirken; ikinci yarıda ise berabere kalmıştı. Bu iki maçtan da dersler çıkarak Beşiktaşlılar, puan kayıplarının ardından galibiyet serileri yakalayarak liderlikten vazgeçmedi. Ve büyük resimde mutlu sonu gördüler.
Şampiyonlar Ligi
Beşiktaş'ın tam 7 yıllık bir sürenin ardından yeniden katılacağı Avrupa mecrası… 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak tamamlayan Beşiktaş, 2016-2017 yılında Şampiyonlar Ligi'nde yer alacak ve direkt olarak grup aşamasından başlayacak. En son 2009-2010 yılında Devler Ligi'nde yer alan Siyah-Beyazlılar, gelecek yıl Avrupa için de iddialı bir kadro kurmaya hazırlanıyor. Tüm bunlara ek olarak Karakartal, 2016-2017 sezonunda hatırı sayılır bir Şampiyonlar Ligi gelirini de kasasına koyacak. Fenerbahçe ön eleme turunda elenirse, Beşiktaş'ın geliri daha da artacak.
Mario Gomez


Şair Orhan Veli Kanık'ın "Rakı şişesinde balık olabilsem.." dizelerini bu yıl Beşiktaş kariyerinde gerçekleştiren ve dibe vurmuşluktan zirveye yükselen forvet… Uzun ve ciddi sakatlık dönemlerinin ardından Karakartal'da golcülüğünü hatırladı Alman yıldız… Chacha şarkısıyla İstanbul'u inletti, yüz binler adını haykırdı. Spor Toto Süper Lig'de kaydettiği 26 gol ile Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en fazla katkısı olan isimdi. Bu performansıyla Beşiktaş'ın en çok gol atan yabancı futbolcu unvanını eline geçirdi. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı. 
Oğuzhan Özyakup
Slaven Bilic yönetiminde geçtiğimiz yıl daha defansif kalan ve genellikle ikinci yarılarda oyundan çıkan Oğuzhan beklediği değeri göremedi. Başına geçtiği takımda genç oyuncuları parlatmasıyla ünlenen Şenol Güneş, Beşiktaş'a geldiği ilk günden bu yana Oğuzhan Özyakup'un üzerinde durdu. Onu zihinsel olarak sürekli geliştirip yakın ilişki kurarken; oyunun savunma yönü kadar hücum yönünde de gelişmesini sağladı. Oğuzhan da bir elmas gibi parıldayarak Türkiye'deki en etkili sezonunu geçirdi. Şampiyonluğa 9 gol ve 7 asistlik performansıyla katkıda bulundu. Bu performansıyla Türkiye milli takımının ilk 11 oyuncularından biri oldu. Atiba'nın ardından 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim de Oğuzhan… Sezon genelinde 68 kilit pas yaparak bu alanda da rekor kırdı.
Kolej Öğrencileri Havası
Karakartal'da bu kolej öğrencileri havasının temeli Olcay ve Oğuzhan'ın gelişiyle birlikte atıldı. Ardından bu isimlere Kerim Frei destek verdi. Gökhan Töre ve ardından Cenk Tosun derken; Siyah-Beyazlılar oldukça genç ve arkadaşlık bağları kuvvetli bir takım haline geldi. Toplam 3 yılda takımda oluşturulan bu kolej öğrencileri havası, bu yıl da 14. şampiyonluğu getirdi.
Portekiz Realitesi
Avrupa Ligi'nde aynı grupta yer aldıkları Sporting Lizbon'dan bahsediyoruz. Grubun son maçında Beşiktaş Sporting Lizbon'dan beraberlik dahi alsa gruptan çıkıyordu. Öne de geçtiler, ancak 15 dakika içinde 3 gol yiyerek darmadağın oldular. Bu kaybın ardından Avrupa Ligi'nde grup aşamasında elendiler. Soyunma odasında bu maçın kritiğini yaparlarken; "Bu maç bize hayırlı gelecek. Göreceksiniz, belki de sezon sonunda bizi şampiyon yapacak." sesleri birden yükseldi. Avrupa Ligi'nden elenerek durumun realitesinin farkına vardılar ve Spor Toto Süper Lig'de mutlu son için tükenmek bilmeyen bir inançla, güçlerinin son damlasına dek mücadele verdiler. Portekizde yaşadıkları realite, gerçekten de onlara şampiyonluk getirdi.
Rahat ve akıllı
Beşiktaşlı futbolcuların bu yılki ruh hali… Siyah-Beyazlılar genç ağırlıklı bir kadro oluşturmuş olsa da; tüm genç oyuncular 14. şampiyonlukta müthiş bir karakter örneği gösterdi. Yaşlarından çok daha olgun, daha inançlı, daha karakterli, sabırlı ve akıllı bir futbol ortaya koydular. Ricardo Quaresma'nın ikinci kez geldiği Beşiktaş'ta patlama yapması ve az süre almamasını dert etmemesi de akıllanmasının bir ürünüydü. Kaleci Tolga Zengin, sezon boyunca yaptığı hataların ardından akıllı ve karakterli yapısıyla önemli kurtarışlar yapan bir kaptana dönüştü. Cenk Tosun, akıllı ve rahat davranarak yedek kalmayı sorun etmedi. Beşiktaşlı futbolcular, orta sahada Atiba gibi bir sigorta varken oldukça rahat oynadı. Bunlar sadece en küçük örnekler… Beşiktaş'ın bu sezonki şampiyonluğunda rahatlılık ve akıllılık ön plandaydı.
Sponsor Desteği
Beşiktaş, 2015-2016 futbol sezonunda Kalde, Beko ve en önemlisi de Vodafone gibi sponsorlarının desteğiyle oldukça güçlü durdu. Özellikle Vodafone hem forma sponsorluğu hem de stat ismi sponsorluğuyla Siyah-Beyazlılara hem maddi hem manevi açıdan önemli katkı yaptı. Vodafone Arena'nın yapımında da yardımda bulunan Vodafone markası, Türkiye'nin tek akıllı stadının internet altyapısında da önemli çalışmalar yaptı. Böylelikle ortaya iki taraf için de "Win-Win" durumu ortaya çıktı. Beşiktaş-Vodafone ortaklığının daha nice başarılar getirmesi dileğiyle…
Şenol Güneş
2002 Dünya Kupası'nda milli takımımızla yaşadığı üçüncülük, Güney Kore'de teknik direktörlüğünü olgunlaştırması, yurda dönüşte Trabzonspor'u şahlandırarak son anda kaçırdığı şampiyonluk ve yakın geçmişte Bursaspor ile ligi alt üst edişi… Bu yıl ise Beşiktaş'ın başına geçen Şenol Güneş, Siyah-Beyazlı kulübe adeta bir güneş gibi doğdu. Kariyerindeki ilk şampiyonluğu Beşiktaş ile kazanırken; taraflı tarafsız tüm spor otoritelerinden tam not aldı. Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda tam yetkiliydi. Daha imza attığı ilk gün taraftara kendini çok sevdirdi ve iki taraf arasında mükemmel bir sevgi bağı kuruldu. Mario Gomez'i eski günlerine döndürdü ve gol kralı yarattı, Jose Sosa'ya kariyer rekorunu kırdırdı, Oğuzhan'ı elmas gibi işledi. Daha ne olsun ki, Şenol Güneş gerçekten büyük bir hoca ve Beşiktaş'ın başına gelmiş büyük bir nimet…
Erdal Torunoğulları
Beşiktaş kulübünde Dış İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Fikret Orman'ın ekibinde en çok güvendiği kişilerden… Mario Gomez'in gelişi başta olmak üzere pek çok transferde önemli rol oynadı. Pazarlığı iyi bilmesi nedeniyle kulüplere zor zamanlar yaşattı ve genelde istediğini aldı. Bunun yanında oyuncu satışlarından gelir elde edilmesinde de baş roldeydi. Şampiyonluğa yan rollerden katkısı olan bir isimdi.
Uzun İnce Bir Yol
Evden ayrı geçen tam 1066 gün… Evden uzakta oynanan 66 maç… Gezilen 6 ayrı stat… Vodafone Arena'ya kavuşana kadar, Beşiktaş ev hasretini bu rakamlarla çekti. Adeta uzun ince bir yol çizdi kendine… Kah Ankara'da, kah Konya'da çoğunlukla da İStanbul'da farklı statlarda buldular kendilerini… Bu hikayenin sonu mutlu noktalandı. Beşiktaş hem evine dönerek Vodafone Arena'ya kavuştu hem de kendi stadında 14. şampiyonluğunu doyasıya kutladı.
Üç Bilinmeyenli Stoper Denklemi
Sezona Ersen-Rhodolfo tandemiyle başlamıştı Beşiktaş… İkili arada hatalar yapsa da iyi anlaşıyorlardı. Ancak önce Rhodolfo'nun sezonu kapatması, sonra da Ersan'ın Çin'e gidişiyle Bşiktaş stoper bölgesinde kriz yaşadı, üç bilinmeyenli denklemi yaşadı. Devre arasında Alexis ve Marcelo transfer edilerek bu sıkıntı bir nebze aşılsa da; bu bölgede sezonun genelinde zaman zaman Necip Uysal ve Tosic de forma giydi. Üç bilinmeyenli denklem, kiralık gelen Marcelo'nun yürekli futboluyla çözüldü.
Vodafone Arena
Beşiktaş'ın 41.903 kişilik yeni mabedi… Bu yıl Nisan ayında kapılarını açtı ve Siyah-Beyazlılara gönül verenlere merhaba dedi. En yüksek teknolojiyle inşa edildi. Türkiye'nin tek akıllı stadyumu ve Türkiye'nin hibrit çim kullanılan stadyumu olması özellikleriyle dikkat çekiyor. Yeni evlerinde 3'te 3 yaptılar ve taraftar baskısını rakiplerine tamamen hissettirdiler. He eve dönmenin özlemini hem de 14. şampiyonluğu kutlayarak Beşiktaş Vodafone Arena'da çifte mutluluk yaşadı.
Yedi sezon
Beşiktaş!ın 14. şampiyonluğuna ulaşması için son şampiyonluğundan bugüne geçen yıl sayısı… En son şampiyonluğunu Mustafa Denizli yönetiminde 7 yıl önce yaşayan Beşiktaş, 2015-2016 sezonunda Şenol Güneş önderliğinde mutlu sona ulaştı. 7 yıllık sürenin ardından hem şampiyonluğun hem de gelecek yıl direkt olarak Şampiyonlar Ligi'ne katılacak olmanın verdiği çifte mutluluğu yaşadılar.
Zamanlama

Gençlerbirliği deplasmanında Gökhan Töre'nin bireyselliği, iç sahadaki Kasımpaşa maçında Oğuzhan'ın sazı eline alışı, hemen ardından şampiyonluk yolunda oldukça önemli olan Oğuzhan'ın şık son dakika golü… Başakşehir deplasmanında Cenk Tosun'un ateşlediği geri dönüş… Ve Akhisar deplasmanında Cenk Tosun'un son dakika golüyle son derece önemli 1 puanı kazanmaları… Zamanlama, bu yıl Beşiktaş'ın şampiyonluğunda oldukça kilit bir kelimeydi. Kırılma anlarında iyi işler yapan Beşiktaş, zamanlamayı lehinde kullandı ve şampiyonluğa ulaşmasını bildi.
BONUS


29 Şubat 2016 Pazartesi

Kusursuz Fırtına Fener: 2-0!


Ülkece yeni adetimiz önemli derbileri Pazartesi'ne çekmek… Özellikle 2015-2016 futbol sezonunda bolca örneğini gördük. Aslında böyle yaparak derbiye olan ilgiyi azaltmaya ve Pazar günlerinin o büyülü takım ruhunu biz futbolseverlerden almaya çalışıyorlar. Buna rağmen Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı hınca hınç doluydu. Güzel havayı da fırsat bilen sarı-lacivertli renklere gönül vermiş taraftarlar soluğu Saraçoğlu'nda aldı. Stadda bayram havası hakimdi ve Fenerbahçeliler kendilerine oldukça güveniyordu. Fenerbahçe için alınacak galibiyet, şampiyonluk umuduna tutunma ve şampiyonluk yarışının tekrar başlaması anlamına geliyordu. Beşiktaş ise yenilmediği ve hatta kazayla bir galibiyet çıkarabildiği takdirde büyük bir rahatlama yaşayacağının bilincindeydi. Nitekim Siyah-Beyazlılar daha Trabzonspor ile erteleme maçı oynayacaktı ve bir galibiyet veya beraberlikle rakibi ile puan farkı 5 ile 7 arasında değişecekti. Derbi öncesi iki takımın kafaları bu şekildeydi.

Ev sahibinde teknik direktör Vitor Pereira, Beşiktaş'a özel hazırlanmıştı. Haftaiçindeki Lokomotiv Moskova maçından sonra 4 isim kesik yedi. Rusya'da sahada olan Fabiano, Hasan Ali, Ozan ve Nani'nin yerlerine Volkan Demirel, Caner, Diego ve Alper Potuk forma giyiyordu. Volkan-Gökhan Gönül-Bruno Alves-Kjaer-Caner-Mehmet Topal-Josef-Diego-Alper-Volkan Şen-Van Persie dizilimiyle; top rakipteyken 4-5-1, kendilerindeyken de 4-3-3 şeklinde her zamanki sistemiyle sahadaydı Fenerbahçe… Beşiktaş'ta ise Gökhan Töre yedek kalmış, yerine Ricardo Quaresma forma giyiyordu. Tolga-Beck-Alexis-Marcelo-İsmail-Atiba-Oğuzhan-Sosa-Olcay-Quaresma-Mario Gomez düzeniyle ve 4-2-3-1 taktiğiyle sahaya çıkacaktı Beşiktaş… Maç başlamadan önce Fenerbahçe kağıt üzerinde favori görünüyordu. Teknik direktör Vitor Pereira'nın da son haftalarda takımın yükselen formuna ek olarak oyuncularına mutlaka yapmasını emredeceği bazı noktalar vardı:

1-)Mario Gomez'e, yoğun Kjaer markajıyla top aldırmayacaksın!

2-)Beşiktaş'ın yumuşak karnı stoperlerine her şartta önde baskı kuracaksın!

3-)Sosa ve Oğuzhan'ın pas yollarını tıkayacaksın!

4-)Atiba'nın üçüncü bölgeyle olan pas yolunu kapatacaksın!

5-)Orta alanda üstünlüğü eline geçirip Siyah-Beyazlıların oyun alanını daraltacaksın!

Bu 5 nokta belki size basit gelebilir; fakat Fenerbahçe, bu 5 maddeyi de 90 dakika boyunca kusursuzca uyguladı ve rahat bir galibiyet almasını bildi. Pereira, dersine çalışan bir hoca olduğunu bir kez daha gösterirken; Beşiktaş'ı takım olarak A'dan Z'ye çok iyi analiz etmişlerdi.

Fenerbahçe'den yoğun baskı!

İlk yarıyı başlatan düdük ile birlikte, sanki Fenerbahçe fırtınası da başlamıştı.. Henüz 3. dakikada gole ulaşmasını bildi Sarı-Lacivertliler… Caner, kullandığı serbest vuruşta daha önce çalıştıkları üzere topu Volkan Şen'e çıkardı. Beşiktaş savunması uyurken; Volkan Şen düzgün ve etkili şutuyla Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı sevince boğdu: 1-0! Erken golün de etkisiyle Fenerbahçe ilk yarı boyunca etkili futbolunu sürdürdü. Orta sahada rakibine ezici bir üstünlük kurdu, önde baskıyı iyi becerdi ve dikine bir oyun tarzıyla Beşiktaş kalesine her gelişinde tehlikeli anlar yarattı. 22 ve 24. dakikalarda Fenerbahçe'nin Volkan Şen ile gerçekleştirdiği tehlikeli ataklarda, Beşiktaş'ı önce Allah sonra da kaleci Tolga Zengin korudu. Dakikalar 26'yı gösterdiğinde; Beşiktaş ilk yarıdaki tek ve en ciddi atağını gerçekleştirdi. Mario Gomez'in mükemmel pasıyla buluşan Ricardo Quaresma topu ilginç bir şekilde auta yolladı. 32'de Diego kaleci Tolga ile bire bir kaldı, Brezilyalı'nın şutunda İsmail kafayla uzaklaştırabildi. 33'te günün başarılı ismi Kjaer'in kafası Tolga'da kaldı. 39'da ise Quaresma'nın estetik şutunu, kaleci Volkan Demirel daha fazla bir estetiklikle kurtarınca; devreye ev sahibi Fenerbahçe'nin 1-0'lık üstünlüğüyle girildi.


İlk yarının yıldızı, tamamen Fenerbahçe'ydi. Sarı-Lacivertliler ilk 45 dakikadaki yoğun baskısı ve ezici üstünlüğüyle rahat bir maç çıkarmasını bildi. Fenerbahçe'nin ilk 45 dakikada sergilediği futbolu, onlar için sezonun en iyi futbolu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle sağ kanat başlayan ve hem sağ hem de solda mekik dokuyan Volkan Şen, Beşiktaş'ın fişini çeken isim oldu. Sarı-Lacivertliler; ilk yarıda Volkan ile Olcay-İsmail, Alper ile de Quaresma-Beck'li kanatları koridora çevirdi ve hallaç pamuğu gibi salladı attı.

60'tan Sonra Tekrar Fenerbahçe

Beşiktaş'ta teknik direktör Şenol Güneş, sahada adeta yürüyen ruhsuz Olcay Şahan'ı oyundan çıkarıp Gökhan Töre'yi sokarak başladı ikinci yarıya… Belki de maç başlamadan yapması gereken şey buydu. Siyah-Beyazlılar, geride olmanın getirdiği psikolojiyle ikinci yarının ilk 15 dakikası topa daha fazla sahip olan taraftı. 48'de Gökhan'ın oyuna girişiyle biraz canlanan Sosa'nın şutu auta gitti. 51'de günün Beşiktaş adına en başarılı ismi Marcelo'nun kafası az farkla dışarı çıktı. Dakikalar 56'yı gösterdiğinde Beşiktaş maç içindeki en tehlikeli atağını yakaladı; ancak önce Mario Gomez, sonra da İsmail'in şutlarında Volkan Demirel'i mağlup etmeyi başaramadı. Bu dakikadan sonra Beşiktaş oyundan iyice düşen taraftı. Fenerbahçe ise 15 dakikalık bir aktif dinlenmeyle kendine geldi ve 60'tan sonra oyunun kontrolünü eline alarak ilk yarıdaki kimliğine döndü. Yine orta sahayı tamamen ele geçirdiler. Pereira, Nani ve Ozan hamleleriyle takımına direnç kazandırdı.

İstediği pozisyonları bir türlü değerlendiremeyen Fenerbahçe, daha da fazla yüklendi rakip kaleye… Ve dakikalar 82'yi gösterdiğinde Beşiktaşlı stoper Alexis'in de büyük katkılarıyla (!) istediğini aldı. Alexis'in hatasıyla topu kapan Ozan, sol taraftan ceza sahası içine hızla girdi ve topu bomboş durumdaki Nani'ye çıkardı. Nani'de hayatının en kolay golünü atarak Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı iyice bayram yerine çevirdi: 2-0! Bu dakikanın ardından maçı etkileyecek başka bir pozisyon yaşanmayınca; maç Fenerbahçe'nin 2-0'lık üstünlüğüyle sona erdi. Sarı-Lacivertliler, 90 dakika boyunca hak ettikleri bir 3 puan aldılar ve kusursuz bir performans ortaya koydular. Alınan bu 3 puanla birlikte, bir maçı eksik Beşiktaş'ın 2 puan önünde yeniden liderliğe yükseldiler. Beşiktaş ise, sezonun ikinci yarısındaki düşüşüne devam ederken saç ve baş yoldurmayı da sürdürdü.



Alper+Volkan=VOLTRAN

Fenerbahçe'de bu galibiyette teknik direktör Vitor Pereira'nın yazının başında anlattığım o 5 maddelik uygulamasının yanında; Alper Potuk ve Volkan Şen'in oynadıkları ekstra futbol önemli rol oynadı. Alper ve Volkan, 90 dakika boyunca Beşiktaş kanatlarını koridor yaptı. Bir sağdan, bir soldan geldiler ve her gelişleri de tehlikeli bir atağa dönüştü. Bu ikili, Fenerbahçe'nin şu sisteminde yerlerinin banko olduğunu bu gece bir kez daha kanıtladı tüm dosta düşmana… Sadece ikisi, adeta gerçek bir Voltran oluşturdu bu maçta... Volkan Şen, attığı golle de maçın yıldızı olurken; Alper Potuk da bitmeyen enerjisi ve akıllı futboluyla göz kamaştırdı. Oyuna girdikten sonra Ozan'ın pozitif katkısını da unutmamak gerek… Genç futbolcu, yavaş yavaş Bursa günlerine döneceğinin sinyalini veriyor belki…

Fenerbahçe'de 7 aydır "Fernandao mu Van Persie mi?" tartışmaları bitmek bilmiyor. Neredeyse her gün, spor basınında bu konuyla ilgili bir haber görüyoruz. Kamuoyu bu konuyla uyurken; bence Fenerbahçe için asıl sorulması gereken soru şudur: "Alper mi Nani mi?" Tamam Nani, bu yıl Fenerbahçe'nin en golcü 3. futbolcusu olabilir; lakin Alper gibi bir katkıyı asla veremedi takımına… Alper, canla başla çalışıyor ve sonradan girdiği maçlarda bile takımına büyük katkı veriyor. Derbide de Volkan ile birlikte Beşiktaş'ı çökerten isimdi. Vitor Pereira ve yardımcılarının asıl düşünmesi gereken konu Nani-Alper tercihleri olmalı Fernandao-Van Persie değil… Hoş Van Persie büyük umutlarla transfer edilmişti, bugün de gördük Türkiye kariyerinde yatışa devam ediyor (!) Kendisini hiç sevmememe rağmen; Volkan Demirel'in yükselen performansı da göz ardı edilmemeli… Kariyerinin son yıllarına yaklaşan deneyimli kaleci bu yıl çıkışta bir performans gösteriyor. Fatih Terim Hoca, EURO 2016 maceramız için mutlaka onu hesaba katmalı! Teknik direktörlüğünü bir türlü sevemediğim Vitor Pereira'ya da büyük bir tebrik yollamamız gerekiyor. Beşiktaş'ı iyi ezberleyen ve daha maça çıkmadan kafasında maçı galip bitiren isimdi.


Beşiktaş'a baktığımızda; her felaketten iyi bir sonuç çıkaracaksak, burda da çıkaralım… Devre arasında Hannover'den kiralanan Marcelo, Siyah-Beyazlılar adına sahada kalan tek isimdi bugün… Doğru hamleleriyle savunmada güven veren isim, adeta bir emniyet sibobu oldu. Yeldeğirmenleriyle mücadeleye giren Don Kişöt misali tek başına sahadaydı bugün ve Fenerbahçe adına farkın daha da açılmasını engelleyen isimdi. Performansını giderek yükseltiyor. Bana göre bonservisi sezon sonunda mutlaka alınmalı… Mario Gomez de hırsıyla dikkat çekti; ancak takım oynamayınca, ona da top gelmedi. Bu iki isim dışında kalan herkes ise rezaletti, direkt çöpe atabilirsiniz. Yıllardır La Liga deneyimi olan Alexis, Türkiye'ye alışamamış olacak; geldiğinden beri vasatın da altında bir futbol ortaya koyuyor. Bugün yaptığı hata, La Liga görmüş bir stoper için kabul edilemez. Böyle giderse, sezon sonunda kendi sonunu da hazırlar. Hatta teknik direktör Şenol Güneş bile, her zamanki performansının oldukça gerisindeydi. Bu derbide, onca yıl sonra ilk defa Beşiktaş'ı ve Şenol Güneş hocayı bu kadar çaresiz, bu kadar ezik gördüm. Siya-Beyazlılara bu sezonun en kötü futbolu gerçekten yakışmadı. Oğuzhan, Gökhan Töre, Olcay, Quaresma gibi isimlerin yerlere düşen performansı toplanmadıkça, işleri gerçekten çok zor olacak. Kaldı ki bu futbolla şampiyonluk için de pek umut vermiyorlar.

Son sözü de hakem Cüneyt Çakır hakkında söyleyelim. Maçın genelinde tarafsız ve iyi bir yönetim ortaya koymaya çalıştı. Ancak çok ciddi 2 hatası bulunuyordu. Deneyimli hakemimiz, daha ilk yarıda Beşiktaş'tan Beck'i, Fenerbahçe'den de Caner Erkin'i kırmızı kart göstererek oyunun dışına çıkarmalıydı. Ancak yapamadı ve böylelikle kontrolünü büyük ölçüde kaybetti. Derbinin ikinci yarısına Beck ve Caner'in çıkmaması gerekiyordu. Olmadı, kırmızıyı çıkaramadı ve önemli bir hata yaptı Cüneyt Çakır… Türkiye'nin en iyi hakeminin durumu buysa eğer, gelin siz görün lütfen Türkiye'de hakemlik mesleğinin halini…

22 Şubat 2016 Pazartesi

Kartal Liderliğe Uçtu


İstanbul'da sendromlu birgün ve  iş çıkışı saati olmasına rağmen; fırsat bulanlar Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda yerini almıştı. Zemin ve ortam futbol için oldukça müsaitti. Beşiktaş için de Gençlerbirliği için de önemli bir maç olacağı zaten belliydi. Beşiktaş açısına baktığımızda, haftasonunda Fenerbahçe'nin yaptığı puan kaybıyla tüm takım heyecanlanmıştı. Bu maçta hata yapmamak demek, 3 puandan da ötesi olan liderlikti. Gençlerbirliği açısından mercek tuttuğumuzda ise, İbrahim Üzülmez ismi ön plana çıkıyordu. Bir zamanların "Deli İbrahim"i İbrahim Üzülmez, ilk kez toplam 11 sene top koşturduğu takım olan Beşiktaş'a ilk kez rakip oluyordu. Alkaralar, ayrıca, İbrahim Üzülmez takımın başına geçtiğinden bu yana 4 maçta 4 galibiyet almış ve 12 puan toplayarak güzel bir seri yakalamıştı; bu namağlup seriyi koruma amacıyla sahaya çıkacaklardı.

Beşiktaş'ta haftaiçindeki erteleme maçından daha farklı bir kadro vardı sahada haliyle… Erteleme maçında stoper oynamak zorunda kalan Necip ve Tosic'in yerine, Alexis ve cezası biten Marcelo Guedes forma giyiyordu. Kadroda yer almayan Gökhan Töre'nin yerine ise, erteleme maçında yedek kalan Olcay Şahan forma giyiyordu. Gençlerbirliği'nde ise Skulason'un yerine Doğa'yı, hafif sakatlığı bulunan Serdar Gürler yerine ise Djalma Campos'u tercih etti teknik direktör İbrahim Üzülmez… İki teknik adamın bu tercihleri altında maç başladı.

Beşiktaş, sezonun genelinde bildiğimiz tipik Şenol Güneş'in takımı baskısıyla başladı maça… Mersin İdmanyurdu'ndaki kötü görünümün aksine, bu sefer oldukça istekli bir Beşiktaş vardı Başakşehir Stadı'nda…. Önde baskı kurmayı amaçlayan Beşiktaş, bu hedefine çabuk ulaştı ve üçüncü bölgeyi domine etti. Gomez'in Hopf'ta kalan kafası ve Olcay Şahan'ın direkte patlayan kafası ile hem tribündeki hem de ekran başındaki yüz binlerce Beşiktaşlı'nın içi cız etti… Quaresma ve Sosa öndeki diğer isimlere nazaran daha diri göründüler ve topu etkili kullandılar ilk yarıda Beşiktaş adına… Mersin karşısındaki durgun futboluyla dikkat çeken Gomez, bulduğu 2 net pozisyonda topu adeta stadyumun dışına (!) nişanlanmasıyla, Siyah-Beyazlı taraftarların üzerindeki gerginlik bir hayli arttı. Gençlerbirliği'nde ise İbrahim Üzülmez, tüm hesaplarını orta sahada çok adamla bulunmak, savunmada iyi kapanmak ve gol yememek üzere yapmıştı. 4 haftadır iyi oturttuğu Uğur-Kulusic-Ahmet Çalık-Ahmet Oğuz savunmasının önüne iki sert futboldu Selçuk Şahin ve Doğa Kaya'yı emniyet sibobu olarak koymuştu. Hleb de sık sık geriye gelerek oyundan çıkana kadar bu 6'lıya destek verdi. Böyle bir planda Kırmızı-Siyahlıların ileriye top taşıması oldukça zorlaştı ve Stancu-Djalma-El Kabir'den oluşan hücum üçlüsü oldukça yalnız kaldı. İlk devrenin Gençlerbirliği'nin yarı alanında oynandığını söylemek doğru olur, Üzülmez'in ekibi, Beşiktaş'ın yoğun baskısını yalnızca 40. dakikadan itibaren uzatma ile birlikte 6 dakika kırabildi.

Cenk'ten Mükemmel Pas

Beşiktaş, ikinci yarıya da etkili başlayan ve topa sahip olan taraftı. Günün istekli isimlerinden Quaresma ve hırslı Gomez'in önderliğinde rakip kalede etkili oldular. Dakika 55'i gösterdiğinde Quaresma'nın adrese teslim yaptığı ortaya Gomez uçarak kafa vurdu; ancak top Gençlerbirliği kalecisi Hopf'ta kaldı. Şenol Güneş, oyuna ilk müdahalesini 60. dakikada yaptı ve son haftaların formsuz ismi Olcay Şahan'ı çıkararak Cenk Tosun'u sahaya sürdü. Oyuna girdiği her zaman çok başarılı işler yapan Cenk Tosun, sadece 4 dakika sonra klasını konuşturdu. Dakika 64'te Cenk Tosun, Sosa'ya çok güzel ve estetik bir ara pas attı. Sosa ceza sahasında aut çizgisine kadar yaklaştı ve uygun durumdaki Gomez'e pas verdi. Gomez de her zaman iyi bildiği işi yaptı, ilk rakibinden kurtulduktan sonra yaptığı düzgün ve sert vuruşla topu ağlarla buluşturdu: 1-0!

Gençlerbirliği, maçtaki en tehlikeli atağına 69. dakikada ulaştı. Uğur Çiftçi'nin soldan ortaladığı topa El Kabir dokundu; ancak top auta çıktı. Mağlup durumdaki Gençlerbirliği, son 22 dakikada topu rakip yarı alana taşıma konusunda oldukça istekli bir hal aldı. Bu pozisyondan kısa bir süre sonra Uğur'un şutu, maçta direğe çarpan ikinci top oldu. Uzatma dakikalarında da Sosa'nın şutunu Hopf kurtarınca; karşılaşma Beşiktaş'ın 1-0'lık üstünlüğüyle sonuçlandı.

Beşiktaş, Bu Avantajı İyi Yönetmeli

Beşiktaş, bu galibiyetiyle Mersin maçının ardından üst üste ikinci kez 1-0'lık skorla kazanmış oldu. Şampiyonluk haftalarında güzel oyundan çok kazanma alışkanlığının ön plana çıktığı için, Beşiktaş'ın bu iki maçı galip bitirmesi Siyah-Beyazlılar adına oldukça önemliydi. Gençlerbirliği karşısında alınan galibiyetle Beşiktaş, bir maçı eksik halde 51 puanla liderliğe yükselmiş oldu. Haftaya konuk olacağı Şükrü Saraçoğlu deplasmanı öncesi de Fenerbahçe'ye psikolojik bir avantaj sağlamış oldu. Takımın başında Bilic olsa, Siyah-Beyazlılar'ın mutlaka derbiyi kaybedeceğini düşünürdük; fakat Beşiktaş, artık teknik direktörü Şenol Güneş'le derbileri daha etkili oynuyor. Siyah-Beyazlılar eğer haftaya Fenerbahçe'yi yenerse iki takım arasındaki puan farkı 4'e çıkacak. Siyah-Beyazlılar, son kalan eksik maçında Trabzonspor'u da yenerse; puan farkı birden 7'ye zıplamış olacak. Bu da şampiyonluk yolundaki rakip Fenerbahçe'ye karşı ciddi bir üstünlük verecektir. Bu yüzden Beşiktaş'ın önünde çok çok iyi yönetilmesi gereken ciddi bir süreç var. Bu yüzden oyuncuların mental açıdan rahat olması için psikolojik danışman bile tutsa yeridir Beşiktaş…


Beşiktaş'ta Olcay Şahan'ın ligin ikinci yarasındaki vasat performansı dikkat çekiyor. Özellikle geçen hafta Mersin karşısında dökülen Olcay, Gençlerbirliği karşısında da oldukça vasattı. Oğuzhan Özyakup da ligin ilk yarısında gösterdiği etkili performansı sahaya yansıtamıyor. Bir takım şampiyonluk yolunda kaza yaşamak istemiyorsa, performansı düşen oyuncuları mutlaka kenara çekmeli. Şenol Hoca'nın Oğuzhan ve Olcay ile acilen konuşması gerekiyor. Kalesinde önemli bir tehlike yaşamamasına rağmen; Tolga Zengin'in ligin ilk devresine göre vites arttırdığını görüyoruz, bunda tabii ki Boyko'nun transferi büyük rol oynadı. Alexis için henüz net bir karar veremedim; fakat Hannover'den kiralanan Marcelo Guedes tam bir görev adamı… Daha da önemlisi takıma gelir gelmez uyum sağladı ve savunmada oldukça sağlam kaldı. Rhodolfo'nun yokluğunda, böyle bir isim oldukça önemli… Mutlaka Beşiktaş scout ekibinin eleğinden geçmiştir, bu yüzden bir tebrik de Beşiktaş scout ekibine göndermemiz gerekiyor. İbrahim Üzülmez'li Gençlerbirliği ise, gerçekten iyi yolda…. Takımdaki motivasyon ve arkadaşlık ortamı üst düzey… İbrahim Üzülmez de ilk ciddi antrenörlük sınavında bence oldukça iyi iş çıkarıyor. Aman dilimizi ısıralım, Başkan İlhan Cavcav ile ters düşmesin!

6 Aralık 2015 Pazar

Kayseri'de Kartal Uçuşu


Kayseri Kadir Has Stadyumu'nda soğuk bir hava karşıladı bizi… Tribünler de bu soğuk havadan nasibini aldı ve oldukça boş kaldı. 5 haftadır mağlubiyet yüzü görmeyen ve bu serisini sürdürmek isteyen Kayserispor, geçtiğimiz hafta Akhisar'a karşı aldığı mağlubiyetle şaşırtan ve çabuk toparlanmak isteyen Beşiktaş'ı ağırladı. Teknik direktör Tolunay Kafkas, Bursaspor karşısında galibiyet alan ilk 11'de küçük değişiklikler alma yolunu seçti. Savunma dörtlüsü aynı kalırken; ön liberoda Mjailovic'in yerine Furkan Özçal sahadaydı. Deniz Türüç'ün de tekrar ilk 11'e dönmesiyle Biseswar ofansif orta saha, Oğulcan da sol açık olarak forma giydi. Forvette ise Derley vardı. Sarı-Kırmızılar, 4-2-3-1 taktiğiyle sahadaydı. Beşiktaş ise, haftalardır ezberlenen 4-2-3-1 sistemi ve oyuncu grubuyla sahadaydı. Teknik direktör Şenol Güneş, stoperde yine Tosic'i tercih etti. Ön liberoda Oğuzhan'ın cezalı olması sebebiyle Atiba'nın partneri Necip Uysal oldu. Quaresma'nın cezasında ise Gökhan Töre ilk 11 e döndü. Özetle, iki taraf da istikrarlı 11'ine küçük makyajlar yapmıştı.

Maçın start düdüğüyle birlikte hızlı başlayan taraf Beşiktaş oldu. Konuk ekip, ilk 15 dakikalık bölümde istediği gibi ataklar da gerçekleştirebildi. Şenol Güneş yönetiminde bu deplasmanda yine hızlı hücumları tercih ettiler. Dakikalar 12'yi gösterdiğinde Beşiktaş hızlı hücumunda günün etkili isimlerinden Jose Sosa topu ceza sahası içindeki Mario Gomez'e aktardı. Mario Gomez önce Kayacan, sonra da Zeki'den sıyrılarak boş kaleye topu gönderdi: 1-0! Şenol Güneş'in haftaiçindeki terapisi Alman golcüye yaramıştı, Gomez golle döndü. Tolunay Kafkas yönetiminde her zaman ilk olarak savunmayı düşünen ev sahibi ise, golden sonraşoku çabuk atlattı ve agresif bir futbol ortaya koydu. İkinci bölümde daha fazla topa sahip olurlarken; golü de çabuk buldular. Dakika 17'de Oğulcan Çağlayan'ın asistinde, Beşiktaş savunması Biseswar'ı unuttu. Deneyimli orta sahaya ise topa sadece dokunmak kaldı. Top, Tolga'nın müdahalesi olmadan ağlarla buluştu ve maça eşitlik geldi: 1-1! Maça eşitlik geldikten sonra, daha çok orta saha ağırlıklı bir futbol oynandığını gördük. Kayserispor savunmayı elden bırakmayan futbol anlayışına geri dönerken; konuk ekibe de alan daraltması uygulamaya başladı.

1-1'den sonra dakika 36'ya kadar Kayserispor Oğulcan, Biseswar ve Derley önderliğinde ataklar geliştirdi; ancak gole ulaşamadı. Ev sahibi 27. dakikada Mabiala'nın kafasında da Beşiktaş kalecisi Tolga'yı geçemedi. "Atamayana atarlar!" kuralı bu noktadan sonra yine devreye girdi. Beşiktaş, 40. dakikada sol köşeye yakın bir noktadan serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Jose Sosa, direkt olarak kaleye sert bir şut yolladı. Kayseri kalecisi Kayacan'ın kontrol edemediği top filelerle buluştu ve Beşiktaş 2-1'lik üstünlüğü yakaladı. Bu golden sonra skoru değiştirecek bir atak yaşanmayınca, takımlar devreye 2-1'lik Beşiktaş üstünlüğüyle girdi.

Sonuç Değişmedi

İkinci yarıya daha iyi başlangıç yapan taraf Beşiktaş'ı. Dakikalar 75'i gösterene kadar oyunun kontrolünü ellerinde bulundurdular ve girdikleri pozisyonları gole çeviremediler.İkinci 45'te, Beşiktaş ilk tehlikeli atağını Olcay Şahan'la gerçekleşti, Olcay kaleci Kayacan'ı geçemedi. 51'de Kayserispor savunmadan topu çıkaramadan Sosa kaptı ve Gomez'e pas verdi. Mario Gomez müsait durumda şut vurmak yerine tekrar Sosa'ya pas verince, Siyah-Beyazlılar üçüncü golden oldu. 60'ta Atiba müthiş bir gayretle topu kazandıktan sonra Gökhan Töre'ye pas verdi. Gökhan'ın şutunu kaleci Kayacan çeldi. İkinci yarıda oyuna giren Kerim Frei, 74'te kendi pozisyonunu kendisi yarattı. Sağ çaprazdan ceza sahası içine girip vurdu, top yan ağlarda kaldı. Son 15 dakikalık bölümde ise, ev sahibi Kayserispor'un baskısını izledik; Beşiktaş kalesinde zor anlar yaşadı. 80'de Diego Lopes'in sert şutunu kaleci Tolga kornere çeldi. Sarı-Kırmızılılar, Yakubu ile yakaladığı iki net pozisyonu da değerlendiremedi. Hal böyle olunca, sonuç değişmedi ve maç ilk yarıdaki skorla 2-1 sonuçlandı. Mario Gomez ve Sosa'nın golleriyle kazanan Beşiktaş, kriz anından bir galibiyetle çabuk çıktı. Çok kritik Sporting Lizbon ve Galatasaray maçları öncesi büyük moral depoladı.

Kayserispor, bugün aslında 5 haftadır devam eden iyi ve dirençli futbolunu ortaya koydu. Tolunay Kafkas, savunmaya olduğu kadar hücuma da önem verdi. Sarı-Kırmızılılarda Oğulcan Çağlayan, Diego Biseswar ve Furkan Özçal futbollarıyla göze batan isimler olurken; Ömer Bayram da hücuma verdiği katkıyla alkış aldı. Bu oyun tarzları bozulmadığı ve hücumda daha fazla çeşitlilik ile yaratıcılık fırsatları bulduğu takdirde sezon sonu mutlaka ligde kalacaklardır. Beşiktaş'ta ise, kafaların daha çok Sporting Lizbon ve Galatasaray maçında olduğunu sezinledim. Siyah-Beyazlılar ilk yarının ilk 15, ikinci yarınınsa ilk 30 dakikasında baskın bir futbol ortaya koydu. Gökhan Töre, dingin görüntüsünü atarak tebrikleri hak eden bir performans sergiledi. Necip, Atiba, Mario Gomez ve Jose Sosa Beşiktaş'ta günün en başarılı isimleriydi. 1 gol ve 1 asistlik performansıyla Jose Sosa, sonunda kendini hatırlattı ve maçın yıldızı oldu. Jeneriklik skoruyla, bana göre haftanın golünü de atmış oldu. Hep söylüyorum; Şenol Güneş, Spor Toto Süper Lig'de ezberlenen bir Beşiktaş yarattı bu sene… Sistem, kimlerin oynayacakları ve hatta maç içinde kimin girip kimin çıkacağı bile belli… Bu yüzden belirli maçlarda sıkıntı yaşayabilirler; ancak asla kötü oynamıyorlar.Özellikle ikinci devredeki ilk yarım saatlik futbollarıyla, Galatasaray'a zorluk çıkarabileceklerini düşünüyorum.