MarioGomez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MarioGomez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2015 Pazartesi

Hücum Pres Kartal'ı


İstanbul'daki rüzgarlı ve soğuk havaya rağmen; siyah-beyazlı taraftarlar, takımı Beşiktaş'ı Bşaakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda yalnız bırakmadı. Liderliğini pekiştirmek isteyen ve Galatasaray'ın puan kaybetmesiyle birlikte rakibiyle olan puan farkını 7'ye çıkarmak isteyen Beşiktaş; Okan Buruk yönetiminde alacağı puanlarla toparlanmak isteyen Medicana Sivasspor'u konuk etti. Beşiktaş teknik direktörü Şenol Güneş, sahaya yine Beşiktaş'ın bilindik ve alışılmış sistemini sürdü. İstikrar, uzun zamandır Karakartal'da olmayan bir özellikti, deneyimli çalıştırıcı Şenol Güneş de Beşiktaş'a bu özelliği getirdi. Siyah-beyazlılarda İsmail, formuyla yine sol bekte sahadaydı. Gökhan Töre'nin yokluğunda ise solda Quaresma ve sağda Olcay forma giydi. Okan Buruk'un Medicana Sivasspor'u ise, 4-2-3-1 düzeniyle sahadaydı. Okan Hoca, Beşiktaş'ın orta sahadaki etkinliğini bitirebilmek adına; Taouil-Adem-Hakan üçlüsüyle oldukça defansif bir üçlü çıkardı. Eneramo, eski takımı Beşiktaş'a karşı ileri uçta yer aldı.

Bu bilgilerin gölgesinde, maç başladı. Beşiktaş, her zamanki gibi başlangıç düdüğünden itibaren kontrolü eline aldı ve rakibi boğdu. İlk 14 dakika top daha çok Beşiktaş'ta olurken; Siyah-Beyazlılar, hücum pres ile Sivasspor'a nefes aldırmadı. İlk tehlikeli ataklarına da 6'da ulaştılar. Sivasspor kalecisi Setkus'un ikramını, Mario Gomez değerlendiremedi. Ardından Olcay ve Sosa ile de iki yüzde yüzlük pozisyonu kaçırdılar. 15'ten sonra Medicana Sivasspor toparlanır gibi oldu. Üçüncü bölgede daha etkili bir futbol ortaya koydular. Konuk ekibin yıldız ismi Aatif, iki net şutuyla kaleci Tolga Zengin'i geçemedi. Dakikalar 30'u gösterdiğinde, Beşiktaş yine topu eline geçirdi ve sahadaki kontrolünü arttırdı. 35'te Eneramo'nun kaçırdığı net fırsat, Sivassporlu taraftarlara saç baş yoldurdu. Beşiktaş, Sivasspor'un birinci bölgedeki kalabalık yapısı nedeniyle kilidi açmakta zorlanırken; imdada 44'te Atiba yetişti. Sivassporlu Adem Koçak, ceza sahası içinde Atiba'yı itti ve Hakem Hüseyin Göçek tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. Topun başına geçen Mario Gomez, top ve kaleciyi farklı köşelere göndererek Beşiktaş'ı 1-0 öne geçirdi. Takımlar, bu skorla soyunma odasına girdi.

Kartal kontrolü bırakmadı

Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda ikinci 45'in şifresini; Medicana Sivasspor'un savunmadan çıkarken kaptırdığı toplar ve Beşiktaş'ın orta sahayı kontrol altına alarak hücum pres hamleleri oluşturdu. Bu sayede Beşiktaş, oyunu rakip kaleye yıktı ve rahat bir 45 dakika geçirdi. Konuk ekipte Mehdi Taouil'in de oyundan koptuğu gözlemlendi. Orta saha oyuncusu ikinci yarıda 4 net top kaptırdı ve dördü de Sivasspor kalesine tehlikeli pozisyon olarak döndü. Siyah-Beyazlıların bu baskısıyla, Sivasspor ileriye top taşımakta oldukça zorlandı. Ev sahibi, ikinci yarıdaki ilk tehlikeli atağını 54'te gerçekleştirdi. Ricardo Quaresma kazandığı topu Mario Gomez'e aktardı. Alman forvetin vuruşunda, Sivasspor kalecisi Setkus başarılıydı. Etkisiz Olcay'ın yerine Kerim Frei'nin de girmesiyle, Beşiktaş 70'ten sonra Kerim-Oğuzhan işbirliğinde etkili oldu. Uzatma dakikalarında ise orta sahadan topu getiren Oğuzhan, Gomez'in yerine oyuna giren Cenk Tosun ile verkaç yaptı. Oğuzhan, verkacın ardından topu yaptığı düzgün bir vuruşla ağlarla buluşturdu ve maçın skorunu belirledi: 2-0!


Beşiktaş, 2-0'lık galibiyetle, Fenerbahçe'ye geçici olarak devrettiği liderliği geri aldı. Siyah-Beyazlılar, istekli oyunuyla dikkat çekerken; ligde son 2 haftadır devam eden kötü futbola da son verdiler. Lider, sorunlar yaşayan rakibi Galatasaray'la arasındaki puan farkını 7'ye çıkarmış oldu. Beşiktaş'ı bu maçta hücum presi, orta sahadaki yapısı ve ofansif bekler İsmail ile Beck'in hücuma katkıları nedeniyle tebrik etmemiz gerekiyor. Sahadaki 11 futbolcu, hatta yedek kulübesi bile çok iştahlıydı bugün ev sahibinde… Okan Buruk'lu Medicana Sivasspor içinse, bu maç tabii ki ölçü olamaz; ancak Kırmızı-Beyazlılar bugün ikinci ve üçüncü bölgeye top taşımakta bir hayli zorlandı. Ayrıca bu bölgelerde net bir şekilde yaratıcı oyuncu eksikliği de yaşıyorlar.

31 Ekim 2015 Cumartesi

İnatla Gelen Beraberlik


Başakşehir'de önemli bir taraftar topluluğu vardı bu akşam… 21:45 gibi ulaşım açısından kötü bir saat insanları etkilememiş ve siyah-beyaz sevgisi, tüm "statsızlık" sorununa rağmen; Fatih Terim Stadı'nı doldurmuştu. Şenol Güneş'in hafta başındaki çağrıları işe yaramış gibiydi, liderin güzel futbolunu izlemek isteyen yaklaşık 17 bin kişi vardı tribünlerde… Ligin en çok gol atan takımının, ligin en az gol yiyen takımını ağırlaması açısından da ilginç bir müsabaka futbolseverleri bekliyordu. Şenol Güneş, takipçilerinin kazandığı haftada puan kaybı yaşamamak hedefindeyken; Rıza Çalımbay'da savunma ağırlıklı futbolu sürdürerek Beşiktaş'a karşı sürpriz yapma amacındaydı. Ev sahibinde Şenol Güneş, cezalı Ersan Gülüm'ün yerine sonunda Alexander Milosevic'i düşünmüş ve İsveçli'ye şans vermişti. Yaz döneminde İsveç ümit milli takımıyla harika bir U21 turnuvası geçiren Milosevic, takımda mutlaka düşünülmesi gereken isimlerden… Kasımpaşa teknik direktörü Rıza Çalımbay ise; Bozhikov'un yerine sakatlığı geçen Omeruo'ya stoperde görev verdi. Scarione'nin yerine defansif özellikli Hakan Arslan ve Del Valle yerine de Adem Büyük, konuk ekibin diğer değişiklikleriydi.

İlk yarıya Beşiktaş etkisiz ataklarıyla başlarken; Kasımpaşa ise savunma güvenliğini elden bırakmamıştı. İlk 20 dakikanın bu şekilde geçmesinin ardından konuk ekip golü buldu. Beşiktaş defansında Milosevic'ten seken topta, Tunay Torun'a çok iyi bir pas çıkardı. Son haftaların formda golcüsü Eren Derdiyok da sert bir şutla kaleci Tolga'yı mağlup etti ve Kasımpaşa 1-0 öne geçti. Beşiktaş, golle birlikte şok yaşasa da bunu çabuk kırdı ve hemen beraberlik golünü buldu. Soldan kullanılan kornerde, Kasımpaşa kalecisi Isaksson topu uzaklaştıramayınca, Rhodolfo dokundu ve durum 1-1 oldu. Dakikalar 40'ı gösterdiğinde ise, Kasımpaşa adına Ryan Donk sahnedeydi. Yaklaşık 28 metreden çok sert bir şut çıkardı ve köşeye giden top kaleci Tolga hamle yapmayınca gol oldu. Bu golle 2-1'i yakalayan Kasımpaşa, ilk yarının bitiş düdüğüyle birlikte soyunma odasına 2-1 galip girdi. Kasımpaşa ilk yarı için son 25 dakikalık bölümde etkili bir futbol ortaya koyarken; ev sahibi Beşiktaş ise üçüncü bölgede çok verimsizdi. Gomez bir şeyler yapmak istiyor; ancak takım arkadaşları ona destek vermiyordu.

Sosa ve Gökhan hareket getirdi

İlk yarıdaki futboldan memnun olmayan Beşiktaş teknik direktörü Şenol Güneş, ikinci yarıya değişikliklerle başladı. Necip-Sosa ve Quaresma-Gökhan Töre değişiklikleriyle birlikte Beşiktaş, ikinci yarıda daha etkili olan taraftı. Kasımpaşa geriye çekilirken; Beşiktaş oyunun kontrolünü eline aldı. Bunun sonucunda da beraberlik golünü çabuk buldu. Sosa'nın orta sahada yerden uzun pasını iyi değerlendiren Mario Gomez ceza sahası içine girdi ve sert şutla durumu 2-2'ye getirdi. Ligdeki 8. sayısını kaydeden Panzer, fiziksel ve mental anlamda ligin nen formda forveti olduğunu bir kez daha kanıtladı. Beraberliğin ardından Beşiktaş, oyunu tam anlamıyla rakip kaleye yıksa da; golü bulan yine konuk ekip oldu. Kasımpaşa, belki de ikinci yarıdaki tek kontrasında, gole uzandı. Savunmada Rhodolfo-Milosevic ikilisinin anlaşmazlığında; yine Milosevic'in sektirdiği topta; günün başarılı isimlerinden Andre Castro, Eren Derdiyok'a şık bir pas attı. Eren de risksiz bir vuruşla takımını 3-2 öne geçirirken maçtaki ikinci golünü kaydetti. Yaşadığı ağır sakatlıktan sonra formda bir dönüş yapan Eren Derdiyok, beşinci maçında 4. golünü kaydetmiş oldu.

Golden sonra Şenol Güneş son kozunu stoper Milosevic'i çıkarıp forvet Cenk'i oyuna sürerek yaparken; Rıza Çalımbay'dan ise art arda defansif oyuncu değişiklikleri geldi. Mağlup duruma düşüşünün ardından yine oyunu rakip kaleye yıkan Beşiktaş, aradığı teselliye uzatma dakikalarında ulaştı. Donk'un eline çarpan top sonrasında Cüneyt Çakır, tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. Gerçekten, pozisyon net bir şekilde penaltıydı. Aksini iddia edenler, kendi takımları elle gol atarken; ses etmeyen insanlar tamamen… Topun başına geçen Oğuzhan Özyakup, top ve kaleciyi farklı köşelere gönderince durum 3-3'e geldi. Son dakikalar da orta saha mücadelesi şeklinde geçince; Beşiktaş iç sahada önemli 2 puan kaybetmiş oldu.

Soru işareti Tolga

Beşiktaş'ın liderliğe oturuşunda çıkışta performansıyla katkıda bulunan Tolga Zengin, bugün sahanın en kötülerindendi Siyah-Beyazlılar adına… Yediği üç golde de hamle yapabilecek en az 1-2'sini kurtarabilecek durumdaydı. O ise ya ağır kaldı ya da hamle yapmamayı tercih etti. Tipik "bir ay iyi gidip, iki ay mental anlamda sorunlar yaşayan Tolga" performansını sergiledi bu gece… Beşiktaş, hedeflerini yukarıya koyduysa Tolga ile bunları başarabilmesi çok zor. Eskiden Cordoba, Asper örneklerini gördüğümüz gibi, kaleye yabancı ve deneyimli bir isim transfer edilmeli.. Bunun için de listemde kesinlikle 2 isim var. Birincisi, Cech'in transfer edilişi sonrası Arsenal'de formayı unutan David Ospina… Uygun bir bedelle alınabilirse, Beşiktaş için ideal bir kaleci… İkinci isim ise, PSG'da mutsuz görünen Salvatore Sirigu! Deneyimli İtalyan, alınabilirse tecrübesiyle Beşiktaş'a avantaj sağlayacaktır. Çok beklemeden, devre arasında tüm şartlar zorlanarak bu iki isimden biri kadroya katılmalıdır. Siyah-Beyazlılar için bir eleştirim de savunmaya… Ev sahibinde savunma, bazı günler çabuk dağılıyor, çok top sektiriyor ve pozisyonunu çabuk kaybedebiliyor. Bugün de onlardan biriydi. Bu savunma hattı, ilerisi için iyi sinyaller vermedi. Uygun bedelli yabancı bir stoper veya anlaşama zemini sağlanarak yapılacak bir Serdar Aziz hamlesi, devre arasında Beşiktaş'ın işini kolaylaştırabilir.Savunma ile orta saha arasındaki yer yer ortaya çıkan kargaşa da Vei ve Tolgay'ın dönüşüyle ortadan kalkacaktır.

Beiktaş'ın bugün ilginç bir futbol oynadığını da unutmayalım… Siyah-Beyazlılar, galibiyet için skor ararken; çok silik bir oyun ortaya koydu bu gece… Tam tersine, beraberlik golü aradığı dakikalarda ise, günün en iyi futbolunu oynadılar. Ev sahibi adına, böyle bir ters orantı vardı bu gece…


Gelelim Kasımpaşa'ya… Öncelikle Nantes'tan transfer edilen Fransız sol bek Olivier Veigneau, ligimize inanılmaz formsuz başladı. Hatalarda devam eden formsuz performansını bu hafta da sürdürdü. Rıza Çalımbay ona 72 dakika nasıl dayanabildi, gerçekten çok şaşırdım. Bu vasatın altında performansıyla 30 yaşındaki sol bekin ve Kasımpaşa'nın sol kanadının işi hiç kolay değil… Son 2 hafta, onlar için bu konuda büyük bir uyarı oldu. Diğer bir konu ise, Kasımpaşa'nın sanki 1970'lerdeymiş gibi oynadığı sıkıcı futbol… İstanbul ekibi, yine oynatmamak üzerine sahadaydı ve özellikle ikinci yarıda sanki futbolla hiç alakası yoktu. Mourinho tabiriyle otobüs çektiler ve tüm topları ileriye veya taca şişirdiler. Zaten bu şekilde topla oynama oranları çok düştü. Rıza Çalımbay'ı çok severim; ancak bu sistem Kasımpaşa'ya hiç yakışmıyor. Futbol, sahada oynanan rekabetli oyunla güzel; rakibi oynatmayarak ve kapanarak değil…

26 Ekim 2015 Pazartesi

Stat Açılışı Beşiktaş’tan


Öncelikle Antalya Arena’dan bahsetmek gerekiyor. Antalyaspor yönetimini ve stadda emeği geçenleri tebrik etmemiz lazım… Kırmızı-Beyazlıların yeni stadının kapasitesi 33 bin kişilik olarak dikkat çekiyor. Bu stat için Antalyaspor’lulara 12 bin kombine ve 31 bin civarında Passolig taraftar kartı satışı yapılmış. Yani, Kırmızı-Beyazlı taraftarlar bu stadı dolduracak gibi görünüyor. Ancak Beşiktaş maçında, biletlerin pahalılığı el yakmadı da değil… Antalya Arena, akıllı bir stat oluşuyla ve kendi enerjisini kendisinin üretişiyle rakiplerinden ayrılıyor. 16 bin metrekarelik çatısının 12 bin metrekareyi kapsayan alanında kurulan panellerle, günde 7 bin KW enerji üretiliyor. Antalya Arena, bu özelliği ile Türkiye’de ilk dünyada da sayılı statlardan biri olma özelliğini taşıyor. Bu gibi projelerin 2016’dan itibaren diğer Türk takımlarına da nasip olması en büyük dileğimiz… Ancak Antalya Arena’nın çimlerindeki problemleri de görmezden gelemeyiz.
Dönelim maça… Antalyaspor’da yeni stadın heyecanı vardı. Cezalı teknik direktör Yusuf Şimşek, Bursaspor maçındaki kadroyu korurken; sadece cezası biten Lazarevic, Diarra’nın yerine ilk 11’deydi. Beşiktaş’ta ise, grip salgını Şenol Güneş’in planlarını değiştirmişti. Sosa ve Gökhan Töre’nin grip salgını nedeniyle kadro dışı kalışıyla Şenol Güneş, Atiba’nın yanına Necip’i monte ederken; Oğuzhan’ı ise ofansif orta sahaya çekti. Quaresma ilk 11’deki yerini kaybetmezken; Gökhan Töre’nin yerine Olcay Şahan formasına kavuştu. Bu durumlar altında, maç başladı. Beşiktaş arkada Necip’in oluşu ve Oğuzhan’ın önde topu tutması sebebiyle kısa sürede topla çabuk oynayan taraf oldu. Antalyaspor ise Emrah ve Eto’o önderliğinde rakip kaleyi yokladı. Beşiktaş, daha önceki maçlarda olduğu gibi rakip kaleye yüklenirken; ofans oyuncularına Atiba, Necip, Beck ve İsmail bile eşlik etti. Bu futbolcular, Şenol Güneş’in artık takıma ezberlettiği sistemde 90 dakikayı çift yönlü olarak oynadı. Bu avantajını kullanan Beşiktaş, bir karambol anında Necip’in düzgün vuruşuyla durumu 1-0’a geçirdi. Golün ardından inisiyatifi kısa bir süre üstüne alan ev sahibi Antalyaspor, 1-0’dan sonraki 10 dakikalık bölümde oyunu rakip kaleye yığdı ve Eto’o’nun çok şık golüyle durumu 1-1’e getirdi.
1-1’den sonra oyunun üstünlüğünü ele geçiren yine Beşiktaş oldu. Siyah-Beyazlılar golden hemen 6 dakika sonra Quaresma’nın katkısı ve usta ayak Mario Gomez’in dokunuşuyla 2-1’i yakaladı. Bu golle birlikte, bana göre Beşiktaş, Antalyaspor’u hem sistem hem de moral anlamında çökertmiş oldu. Siyah-Beyazlılar 2-1’den sonra girdiği pozisyonlarda cömert davranınca, maçın ilk yarısına aynı skorla önde girdi.
İkinci yarıda şık asistler
İkinci yarıda Yusuf Şimşek, aksayan takımına Emre Akbaba ve Serdar Özkan hamlelerini yapsa da dikiş tutmadı. İkinci yarıya da üstün başlayan Beşiktaş, 15 dakikalık bir aktif dinlenmenin ardından şova başladı. Sağ kanatta topla buluşan Beck, ceza sahasına yerden ortaladı. Kalenin hemen yakınında bulunan Mario Gomez’e dokunmak kaldı ve durum 3-1’e geldi. Beck’in asisti haftanın en güzel hareketleri arasında yer alırken; Siyah-Beyazlı formayla gol attığı zaman çifter çifter atan Mario Gomez, ligde 8. golüne ulaştı. Golden sonra durmayan Beşiktaş, sol tarafta Oğuzhan’la verkaç yapıp ceza sahasına giren Olcay Şahan’ın M’bolhi’nin sağından filelere gönderdiği topla 4-1’i yakaladı. Bu dakikadan sonra Antalyaspor Serdar Özkan önderliğinde pozisyonlar bulsa da kaleci Tolga’yı geçemedi. Son sözü ise sol kanatta Kerim Frei’nin güzel asistine sert bir vuruş yapan Cenk Tosun söyledi. Beşiktaş rakibini 5-1 ile bozguna uğratırken; takipçileri Fenerbahçe ve Galatasaray ile puan farkını 4’e çıkarmış oldu.
Şenol Güneş ve öğrencileri için şu an her şey yolunda ve günlük güneşlik gidiyor. Sistem oturmuş ve Şenol Güneş oyuncularıyla önemli bir bağ yakalamış görünüyor. Ve Beşiktaş, yeni stat açma-kapama maçlarını bekliyor. Daha önce Ali Sami Yen Stadı’nın kapanış maçında Galatasaray’ı 2-1 mağlup eden Beşiktaş, İnönü Stadyumu’nun kapanış maçında ise Fenerbahçe’yi 3-2 ile geçmeyi başarmıştı. Siyah-Beyazlılar, dün de Antalya Arena’nın açılış mücadelesinde farklı kazanarak geleneği bozmamış oldu.

18 Ekim 2015 Pazar

Beşiktaş'ı Quaresma Kanatlandırdı


Lider, EURO 2016 son hafta mücadelelerinin ardından lige geri dönüşü Çaykur Rize maçı ile yapıyordu. Haftaya oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesi Şenol Güneş ve öğrencilerinin hedefi mutlak galibiyetti. 'Zulümpiyat' Atatürk Olimpiyat Stadyumu'ndan kurtulmuş olmak da başka bir artıydı. Beşiktaş'ın "Beşiktaş" gibi başlayacağını düşünüyordu herkes... Ancak karşılarında ligin dirençli ekibi Rize'nin, Hikmet Karaman'ın Rize'sinin olduğu unutulmamalıydı. 

Beşiktaş'ta iki isim dikkat çekti kadroda... Quaresma yerini Olcay Şahan'a bırakmıştı. Sol bekte ise Tosic'in yerine İsmail Köybaşı yer aldı.  Çaykur Rizespor'da ise, tek sürpriz Murat Duruer'di. Teknik direktör Hikmet Karaman, Beşiktaş'ın orta alandaki dominasyonunu kırmak için böyle bir hamle düşünmüştü. İlk yarının başlangıcından itibaren Beşiktaş pas oyunu ile birlikte toplu hücumu benimserken; Karadeniz ekibi de hızlı hücumların peşindeydi. İlk yarı itibariyle hangi sistem tuttu dersek, Hikmet Karaman'ın Rize'sini ön plana çıkarmalıyız. Çaykur Rizespor ofansif bekler Eren ve Koray'ın getirdiği toplarla, Kweuke ve Deniz Kadah önderliğinde etkili oldu ilk yarıda hızlı hücumlarla... Deniz Kadah'ın kafa vuruşunun üst direğe çarpışı, Rize'nin en tehlikeli atağıydı. Beşiktaş'ta Gökhan Töre ve Gomez hattı ilk yarıda fazla çalışmadı. Bu ikiliden biri topu ne zaman alsa, iki Rizespor'lu futbolcu hemen başlarına dikildi ve rahatça hamle yapmalarına izin vermedi. Öte yandan sağ bek Andreas Beck, oyunun hücum anlamında kullandığı 19 pasın 17'sinde isabet sağlayarak ilk yarıda Kartal adına göz doldurdu. 

Beşiktaş'ta Oğuzhan sessiz kalıp; Gomez ve Gökhan Töre de markajdan dolayı etkilerini gösteremeyince, ilk yarıda sazı eline Jose Sosa aldı. Arjantinli, ikinci bölgeden üçüncü bölgeye top taşıyarak, üçüncü bölgede arkadaşlarına gollük pozisyonlar hazırlayarak Siyah-Beyazlıların ilk yarıdaki en çalışkan ismi oldu. Beşiktaş, en tehlikeli atağını da Jose Sosa'nın ceza sahası dışından sert şutuyla yakaladı. Bir de İsmail'in kornere giden vuruşu vardı. İsmail demişken; tecrübeli sol bekin sakatlıktan sonra bir türlü istenilen düzeye gelemediği görüldü. İlk 45 dakikada, geriye koşmakta zorlandı ve pozisyonunu kaybettiği anlar oldu. İlk yarıda dikkat çeken başka bir olgu ise, Rizespor'un toplu ve topsuz oyundaki taktiğiydi. Çaykur Rizespor, top kendisindeyken geniş alanda oynuyor ve hızlı hücumları kolluyordu. Top Beşiktaş'a geçtiğinde ise Hikmet Karaman'ın öğrencileri, bir anda alan daraltması uyguluyor ve Beşiktaş'ın pas yollarını oldukça daraltıyordu. İlk sistemde Kweuke ve Deniz Kadah, ikinci sistemde ise Robin Yalçın ve Makiadi oldukça etkiliydi. 

Şenol Güneş Neşteri Vurdu

İlk yarıda işlerin istediği gibi gitmediğini anlayan Şenol Güneş, hatasından çabuk döndü ve son haftaların formsuz isimlerinden Olcay'ı çıkarıp Ricardo Quaresma'yı oyuna aldı. Bu değişiklik, takımını kanatlandırmak, ileride daha fazla top tutmasını sağlamak ve direkt skora gitmek amaçlıydı. Bu değişikliğin yanında Gökhan Töre-Cenk Tosun değişikliği de gerekiyordu aynı dakikada; ancak Beşiktaş'ın teknik patronu, beklediğimiz ikinci hamleyi yapmadı ve formsuz Gökhan'a düzelmesi için şans tanıdı. İkinci yarıda Çaykur Rizespor, yorgunluk hissetmeye başladı ve her geçen dakika geriye çekildi. Bu durum Beşiktaş'ın daha fazla topla oynamasına ve rakip yarı alanda daha fazla zaman geçirmesine olanak sağladı. Sakatlanan Robin Yalçın'ın da oyundan çıkışı, orta alanda Oğuzhan'ın biraz daha rahatlamasına neden oldu. Siyah-Beyazlılarda Mario Gomez bile tüm markaja rağmen ikinci yarı daha bir istekliydi.

Bu Quaresma etkisi ve istekli futbolun sonucunda; Beşiktaş golü buldu. Ricardo Quaresma'nın şık golü, birçok açıdan Beşiktaş'a hayat verdi. Bu gol Portekizli yıldızın kendisine gelmesini ve üzerindeki stresi atmasını sağladı. Bu gol, Quaresma'nın taraftarlarla bağını kuvvetlendirdi ve yine Portekizli'nin özgüvenini yükseltti. Ayrıca bu şık gol, Beşiktaş'ın silik futbola rağmen 3 puan kazanmasını sağladı. Ve Portekizli yıldız, maçın yıldızı olmayı da performansıyla hak etti. Şenol Güneş, bir kez daha oyuna direkt müdahalesiyle kalitesini ispatlamıştı. Golün ardından Rizespor ileri çıkmakta iyice zorlanırken; Beşiktaş daha rahat top dolaştırmaya ve pozisyonlar bulmaya başladı. Yorulan Siyah-Beyazlı orta saha, Necip'in oyuna girişiyle tazelendi. İlerleyen dakikalarda skora etki edecek başka pozisyon olmayınca Beşiktaş 1-0 kazanarak 3 puanı cebine koydu. Ve haftaya en ciddi iki rakibinin oynayacağı derbiyi keyifle beklemeye başladı.

Alper Ulusoy Göz Doldurdu

Sözü son olarak maçın hakemi Alper Ulusoy'a getireyim. Alper Ulusoy, bana göre Cüneyt Çakır ve Fırat Aydınus'tan sonra Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi hakemlerden... Kendinden emin duruşu ve sağlam karakteriyle gelecek için önemli bir potansiyeli var. Beşiktaş-Çaykur Rizespor maçında da doğru kararlarıyla ve adil yönetimiyle tam not aldı. Ona en içten tebriklerimi sunuyorum. Daha sadece 34 yaşında ve bu sağlam karakterli yapısıyla daha cebine koyacağı pek çok başarı bekliyor onu...

10 Eylül 2015 Perşembe

Mario Gomez: Yıldız Kayması Mı Yoksa Parlaması Mı?


Futbolcuların genel karakteridir bu... Doğarlar, yükselirler, parlarlar, alçalma başlar ve son aşama olan düşüş ya da kayma gelir. Özellikle dünyanın en büyük beş liginde, futbolcular bu hazin skalayı daha sert geçişlerle yaşıyor. Yükseliş ve parlama dönemleri uzun sürdüğü gibi, düşüş dönemlerinde geçişleri çok daha sert ve acılı olabiliyor. Önce yıldız oldukları takımlarında forma süreleri azalıyorya da geçirdikleri ağır sakatlıklardan sonra bir türlü form yakalayamıyorlar. Bunun sonucu, dünyanın en iyi beş liginden daha aşağı liglere düşmek oluyor. Son yıllarda, yıldızı kayan futbolcuların tercih ettiği ülkelerin başında Türkiye, Amerika MLS, Katar ve Arap ülkeleri geliyor; biraz da Rusya...

Almanların usta golcüsü Mario Gomez de bu modaya uydu ve uzun görüşmelerin ardından Beşiktaş'ın yolunu tuttu. Özgeçmişinde Bayern Münih ve Stuttgart'ta attığı golleri barındıran Gomez; aynı özgeçmişte iki önemli sakatlığa da sahip... Zaten Türk spor otoritelerinin de en büyük çekincesi, Gomez'in Fiorentina'da yaşadığı ve biri 7 biri de 5 ay süren sakatlıkları oldu. En önemli nokta, bu iki sakatlığın ayrı yerlerden oluşuydu. Bu yüzden büyük umutlarla transfer edildiği Fiorentina'da fazla forma şansı bulamadı. Yine büyük umutlarla geldiği ve taraftarın sevgilisi olacağı Beşiktaş'ta; Bundesliga günlerinden esintiler mi yaşatacak yoksa yıldız kayması devam mı edecek sezon sonunda göreceğiz. Ancak Gomez'in Beşikta antrenmanlarında çok hırslı ve istekli olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Stuttgart'ta Parladı

Ulm'un genç takımında oynarken; 2001 yılında Stuttgart'ın U17 takımına transfer olan Mario Gomez, burada yapılı fiziği ve üstünlüğüyle dikkat çekti ve kısa sürede U19 takımının yolunu tuttu. 2 senelik bu maceranın ardından, Stuttgart II takımına geçti ve profesyonel olma şansını burada yakaladı. Bu serüveninde, toplam 35 gol atarken dikkatleri de üzerine çekiyordu. 2003'ten beri orada ara ara fırsat bulsa da; 2005'te Stuttgart'ın A takımının üzerine titremesiyle as takıma geçti ve Bundesliga deneyimi yaşamaya başladı. Ertesi yıl, 2006-2007 sezonunda Stuttgart, tarihinin en iyi futbolunu sergileyerek şampiyon olurken; Mario Gomez de 25 maçta forma giyiyor ve 14 gol-7 asistlik performansıyla şampiyonlukta önemli bir rol oynuyordu. Ve o yıl, Bundesliga'nın en iyi futbolcusu da seçiliyordu. Bu yükseliş dönemiydi.

Stuttgart formasıyla toplamda 156 maça çıkan Mario Gomez, 87 gol ve 24 asistle kalitesini kanıtladı. 2009 yılında Bayern Münih, onun için Stuttgart'a 35 Milyon Euro ödüyordu.

Bayern'de Kazanılmadık Kupa Bırakmadı

2009'da Bayern Münih'e gelen Mario Gomez, o yıl, Bundesliga'nın en pahalı futbolcusu unvanını da eline alıyordu. İlk yalında bir uyum süreci geçirirken; esas patlamayı ikinci yılında yaptı. Bayern Münih, 2010 yılından itibaren Almanya futbolunda tekrar üstünlüğü eline almaya başladığında; Gomez de golleriyle takımına katkı verdi. 2010-2011 sezonunda, 28 gol kaydederken; Bundesliga'nın gol kralı oldu. 2011-2012 sezonunda ise forma giydiği 52 resmi maçta, rakip file bekçilerini 41 kez mağlup etti ve o dönem için kırılması zor bir istatistik yakaladı.

Gomez; Bayern ile Bundesliga, Şampiyonlar Ligi ve Almanya Kupası gibi tüm kupaları kaldırma başarısı da yakaladı. Bavyera ekibinin formasını sırtına geçirdiği dört sezonda, her 103 dakikada bir gol atma sevinci yaşadı. 174 kez giydiği Bayern Münih formasıyla 113 gol ve 26 asistlik bir performans sergiliyordu. Gomez, parlama dönemine girmişti.

Fiorentina=Sakatlık

Tarihler 2013 yazını gösterdiğinde, Gomez, 15.5 Milyon karşılığında Fiorentina takımına transfer oldu. Burada çok iyi karşılandı. Gomez'in aranan kan olduğu ve Fiorentina'yı eski şaşaalı günlerine döndürülebileceği konuşuluyordu. İşler pek umulduğu gibi gitmedi. Uğursuzluklar, Mario Gomez'in yakasına yapıştı. 1.89 cm boyundaki Alman, Fiorentina'daki iki sezonu boyunca sakatlıklarla boğuştu. İki ayrı yerinde 7 ay ve 5 ay futboldan uzak kaldığı 2 sakatlık yaşadı. İlk sakatlığının ardından rehabilitasyon süreci iyi gitse ve form tutmaya başlasa da; hemen ardından gelen ikinci sakatlık moralleri bozdu. Gomez, düşüş sürecine geçiyordu.

Geçtiğimiz ay ise, Fiorentina; Gomez'in maaşını ödeyemeyeceği için onu gözden çıkardı. Devreye Beşiktaş girdi ve uzun süren görüşmeler sonucunda masada akıllı durarak Almanların golcüsünü renklerine bağladı. Artık onu Kartal olarak Türkiye'de izleyebileceğiz. Yalnız şu unutulmamalı ki, Gomez Türkiye'ye gelirken; son 6 sezonda 5 büyük ligde şutlarını gole çevirme oranı en yüksek 4. futbolcu(50) unvanıyla geliyordu. Yani sakatlıklar onu derinden sarsmıştı; ancak hem yaşı 30'du hem de yeniden ayağa kalkabilecek gücü fazlasıyla vardı. O yüzden ateşli taraftar grubuyla kendisini gaza getirebileceği ve iyi kazanabileceği Beşiktaş'ı seçti.

Beşiktaş kısmına geçmeden önce; Mario Gomez'in Almanya milli takımının formasını her yaş kategorisinde giydiğini hatırlatalım. Almanya A Milli takımıyla ise 59 maça çıkarken; 26 gol atma başarısını gösterdi. Son yıllarda büyük başarılar yaşayan Almanya Milli takımının da Fiorentina'ya gidene kadar bir parçasıydı.

Kartal, Ayağa Kaldırır Mı?

Mario Gomez, bu yaz yaşadığı başarılar ve ağır sakatlıkların gölgesinde Beşiktaş'ın yolunu tuttu. Yazının başında belirttiğim gibi, düşmeye başlayan yıldızların seçtiği yolu seçti. Rotası Türkiye'ydi. Burada oldukça iyi karşılandı ve moral kazandı. Antrenmandaki hırslı ve istekli çalışmalarıyla futbolseverler adına gelecek için umut verse de; aynı katkıyı henüz çıktığı 3 Süper Lig karşılaşmasında verebilmiş değil... Tabii ki lig uzun maraton, mutlaka onun da sazı eline alacağı zamanlar gelecektir. Tabii ki aksini düşünebilirsiniz; ancak ben Mario Gomez vakasında bir yıldız kayması değil, tekrardan bir yıldız PARLAMASI yaşanacağını düşünüyorum. Bu görüşümün açıklaması hemen aşağıda:

  1. İnatçı ve hırslı yapısı: Mario Gomez, hem golcülüğü hem de karakteriyle tipik bir Alman... Bitiriciliği ve hava topları da oldukça gelişmiş. Fiorentina döneminde yaşadığı ağır sakatlıkların üstesinden hırsı ve inatçılığı ile gelmeyi bildi. Beşiktaş ile yeni bir başlangıç yaptı. Avrupa'nın beş büyük ligine ve Almanya Teknik Direktörü Joachim Löw'e kanıtlayacağı şeyler var. 
  2. Beşiktaş'ın oyun sistemi: Şenol Güneş, Beşiktaş'a Bursaspor'dayken başarıya ulaştığı taktiği kurguluyor. İlk üç haftada, bazı sıkıntılar ve kopmalar olsa da bu taktiği uyguladı. Burada sağdan ve soldan ortalar gelecek, bekler hücuma katılacak. Tüm toplar uzun boylu bir pivot forvette toplanacak. Onun indirdiği toplara ve açtığı alanlara hemen takım arkadaşları koşacak. Geçen yıl Bursaspor'da bu görevi Fernandao yapıyordu. Şimdi ise Beşiktaş'ta işinin ehli Mario Gomez var. Bu bakımdan takımın sistemi de Gomez'e çok uygun ve uyum sürecini atlattıktan sonra gollerine başlar.
  3. Şenol Güneş faktörü: Şenol Güneş, antrenörlüğü boyunca yıldızlardan ve genç isimlerden çok iyi yararlanmış ve onların performansını yüzde 200'e çıkartabilmiş bir isim... Geçen sezonki Bursaspor'dan Fernandao'yu, Volkan'ı, Şener'i, Ozan'ı ve Emre'yi hatırlayın. Bu "Güneş"ten Mario Gomez de nasibini alabilir ve ilerleyen sezonda küçük çaplı bir patlama yapabilir. Şenol Güneş'in antrenmanlarda onun üzerine titrediğini düşünürsek, hiç de zor değil...