transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2016 Pazartesi

Saygıyı Kendisi Kazanan Adam: Mats Hummels


Küresel bir spor olarak futbol; pek çok duyguyu ve evrensel pek çok kavramı bünyesinde barındırır. Bu duygular ve kavramlar, zihnimizde futbolu anlamlandırmamızı sağlar. Böylelikle futbola gönül verecek sebepleri de kolaylıkla bulmuş oluruz. Sevinç ve hüzün futbolda yoğun olarak yaşadığımız duygular olurken; üstat yazar Simon Kuper'in de dediği gibi "Futbolun sadece futbol olmadığı" kavramının yanında, adaletlilik ve adaletsizlik kavramları da sıkça konuşulur. Mats Hummels'in durumu ise bir "saygı" hikayesi; yani futbolun içinde barındırdığı kavramlardan geliyor. Bayern Münih kulübünde profesyonel olan Hummels, Bavyera ekibinden adeta kapı dışarı edilir gibi kovuldu ve Borussia Dortmund'a aforoz edildi. Alman oyuncu, burada gösterdiği performansla dünyanın sayılı stoperlerinden biri olurken; 2016-2017 sezonundan itibaren forma giyeceği Bayern'e tekrar imza attı. Bu imza farklıydı; Hummels, büyük bir saygı kazanarak adeta Bavyera ekibine pabucunu ters giydirmişti.

Bayern ile Profesyonel Oldu

Mats Hummels, futbola Bayern Münih'in U17 takımında başladı. Burada tam bir buçuk yıl geçirdikten sonra, bir üst takım olan U19'a geçiş yaptı. Ocak 2005'te U19 takımına geçen Alman savunmacı, burada 33 maç forma giydi. Kariyerinin belki de en golcü sezonunu 11 sene önce geçiren Hummels, 33 maçta rakip fileleri tam 8 kez sarstı. Burada da emek verdiği bir buçuk senenin ardından Bayern II onu fark etti ve Temmuz 2006'da sözleşme imzalanarak profesyonel yapıldı. Bayern Münih II'de 42 maça çıkan Mats Hummels, burada 42 maçta forma giydi ve 5 gol kaydedebildi. Teknik kadronun dikkatini bir türlü çekemeyen Hummels'in Bayern Münih ile as takım kariyeri ise 2006-2007 sezonunda 1 ve 2007-2008 sezonunda 1 olmak üzere toplam 2 maçla sınırlı kaldı.


İkinci takımdayken yetenek olarak çok gelişmemiş bulunan ve biraz ağır görülen Hummels; Bayern Münih as takımıyla çıktığı iki maçta da ne taraftara ne de teknik kadroya beğendirebildi kendini… As takımda da fizik olarak yeterli görülmedi. Performansı ve fiziği hakkında acımasız yorumlar yapılan Hummels, bu ağır eleştiriler yüzünden asla üzülmedi. Onun sırrı çalışmakta saklıydı. Çok çalışacaktı, yılmayacaktı ve gelecekte varabileceği en üst noktaya varacaktı. O da öyle yaptı.

Dortmund Kanatlarının Altına Aldı

Fizik olarak yetersiz bulunan Mats Hummels'in kısa sürede gönderilmesi kararlaştırıldı. Ona kapılarını açan Bundesliga'nın bir diğer büyük ekibi Borussia Dortmund oldu. Aslında sakatlık üzücü bir durum olsa da; Dortmund'da yaşanan bir sakatlık, Hummels'in oldukça gelişmesini sağladı. Dortmund ile yeni sözleşme imzalayan Subotic önemli bir sakatlık geçirmiş ve 2008-2009 sezonunun büyük bölümünde forma giyememişti. Hummels, o dönem formayı sırtına geçirdi ve o sezon 28 maçta oynayarak adından söz ettirmeye başladı. Sarı-Siyahlıların savunma anlayışının, daha kiralıkken temel taşı oldu. Bu performansıyla birlikte kiralık sözleşmesinin bitişiyle birlikte Borussia Dortmund, Bavyera ekibinde beğenilmeyen Mats Hummels'i 4 Milyon Euro bonservis bedeliyle transfer etti.


Sonrası mı? Sonrası gayet açık… 2010-2011 ve 2011-2012 sezonlarında Jürgen Klopp yönetiminde mükemmel bir takım oyunu ve etkileyici bir futbolla kazanılan iki Bundesliga şampiyonluğu… 2012-2013 ve 2013-2014 sezonlarında kazanılan Bundesliga ikinciliği ve bu yıl yeni teknik direktörleri Thomas Tuchel'in boyunduruğundan gelen bir ikincilik daha… Bunun yanında 2012-2013 sezonunda Avrupa'nın en büyük kupası olan Şampiyonlar Ligi'nde finalist oldular. Bundesliga'da sarı bir devrim imza atan Borussia Dortmund taraftarlarına bu başarıları yaşatırken; Mats Hummels de gemisinin başındaydı. Her sezon daha çok güçlendi ve her gelen başarıyla birlikte oyununu daha da geliştirdi Hummels…Borussia Dortmund formasını tam 309 kez sırtına geçirdi, bu süreçte 25 gol attı ve 16 asist yaptı. 2009 yılında Hummels'in yaptığı Borussia Dortmund tercihi, onu günümüzde dünyanın en tepesine çıkardı. Hummels şu an oyun kontrolü, savunma bilgisi, kademe anlayışı, ayağına hakim oluşu, pas ve geriden oyun kurma yetenekleriyle tek başına "modern stoper" kavramının sözlük karşılığı oluyor günümüzde…

Milli takım kariyeri mi? 2007-2010 arası Almanya U21 takımına seçilen Mats Hummels, 21 maçta forma giyebildi. U21 kategorisine, 5 golle katkıda bulunabildi. Almanya milli futbol takımında ilk maçına ise 13 Mayıs 2010'da Malta karşısında çıktı. 46. dakikada Serdar Taşçı'nın yerine oyuna dahil olan Hummels, o tarihten itibaren milli formayı kolay kolay bırakmadı ve teknik direktör Joachim Löw'ün gözdesi oldu. Almanya'nın Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası zaferlerinde önemli rol oynadı, savunmada sigorta görevi gördü.


Hatasını Anlayan Bayern…

Mıdern stoper tanımının en büyük temsilcilerinden olan Mats Hummels, en çok geriden oyun kurma ve pas yetenekleri sayesinde Liverpool, Bayern Münih ve Manchester United gibi devlerin transfer listesine girdi. Aslında bu hikayede, Hummels-Bayern ilişkisi için "Geçti Bor'un pazarı,sür eşeğini Niğde'ye" tamlamasını düşünüyordum, ancak yanıldım. Altyapıdan yıldızlar üretmek yerine kapitalist futbol düzeninde zengin olmayı seçen Bayern, her sezon Bundesliga'nın en iyilerini transfer ederek takımda toplama geleneğini sürdürdü. Bundesliga'daki diğer 17 takım Bayern Münih'in bu dominasyonuna engel olamazken; Bavyera ekibinin bu anlayışına eklenen son halka Mats Hummels transferi oldu.


Liglerinin sona ermesinin hemen ardından Bayern Münih, fazla vakit kaybetmedi. Borussia Dortmund'un 27 yaşındaki stoperini 38 Milyon Euro bonservis bedeliyle kadrosuna kattı. Borussia Dortmund'ta efsane olan ve kaptanlığa yükselen Mats Hummels için oldukça zor bir karardı. Ancak futbol 11 kişiyle oynanan ve sonunda Borussia Dortmund'un yıldızlarının gemiyi terk ettiği bir oyundu. Hummels kaptan da gemisini terk ederek; çıkacağı son uzun yolculuk için daha büyük bir gemiyle anlaştı. Hepsinden önemlisi de zamanında apar topar bacadan kovulduğu kulübüne 2016 yılında büyük bir saygınlık kazanarak kapıdan adım atması oldu. Futbolda önemli bir ders olarak anlatılabilecek bir hikaye, aynı zamanda Hummels'in saygı kavramını tek başına nasıl kazandığının dışavurumu… 

19 Şubat 2016 Cuma

Modern Zamanların İngiliz Peri Masalı: Jamie Vardy


Bugünlerde Leicester City forması ile İngiltere Premier Lig'de fırtınalar estiren Jamie Vardy'nin öyküsü, aslında tam bir peri masalı… İnsanın gerçekten isteyince, çok çalışınca ve hayali için doğru zamanı bekleyince neler yapabileceğinin en büyük göstergesi… 2003 yılında Sheffield Wednesday altyapısı ile başlayan futbol kariyeri, çeşitli duraksamalar geçirse de 2016 yılında İngiltere'nin zirvesinde devam ediyor. Bugünlerde yaşam öyküsü bir film olarak çekilen Jamie Vardy, bu başarıya çok çalışarak ve bekleyerek ulaştı.

Sheffield doğumlu Jamie Vardy, futbola yine aynı şehir takımlarından Sheffield Wednesday'in altyapısında başladı. Ancak hayat, ona ilk çelmesini daha 16 yaşında taktı ve kulübü onu fiziken yetersiz bularak 16 yaşında serbest bıraktı. Hayallerimizi gerçekleştirmek için çıktığımız yolda, hayat birçoğumuzun önüne taşlar koyar ve işleri zorlaştırır. Radikal kararlar almamızı sağlar. Bunu genç yaşında tecrübe eden Vardy,  hayalleri için büyük bir olgunluk gösterdi ve oturup düşündü. O dönem İngiltere 4. Lig takımlarından gelen teklifler vardı. Hayatında griye yer vermeyen ve sadece siyah ile beyazı olan Jamie Vardy, önce geçimini sağlamak için bir karbonfiber fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Bir yandan da Stocksbridge adlı amatör takımda futbol oynamaya devam etti. Formasını her giydiğinde, sahada harikalar yaratıyordu.  2010 yılında İngiltere Konferans Ligi (5. Lig'e tekabül eder) ekiplerinden Halifax, Jamie Vardy'i transfer etti. O sezon, golleri ve futboluyla pek çok maçta yıldızlaştı; pek şans verilmeyen Halifax'i ligde tutmayı başardı. Bir yıl sonra, Fleetwood Town'ın dikkatini çekti ve 35 bin Sterlin karşılığında bir transfer daha gerçekleştirdi. Yükselişe geçen performansını burada da sürdürdü ve kulübünü tarihinde ilk kez profesyonel bir lige çıkaran isim oldu.


Alt liglerdeki bu başarısı, o dönemde İngiltere Championship'te (2. Lig'e tekabül eder) mücadele eden Leicester City ve o yıl takımı çalıştıran Nigel Pearson'un gözünden kaçmadı. Takvimler Temmuz 2012'yi gösterdiğinde Jamie Vardy, 1.24 Milyon Sterlin'lik bonservis bedeliyle Leicester City'e imza attı. Bu rakam, İngiltere futbol ligleri tarihinde amatör bir ligden futbolcu transfer etmek için ödenen en yüksek bonservis bedeliydi. Takip eden sezonda Leicester City, İngiltere Premier Lig'e yükselmeye hak kazanırken; Jamie Vardy'de Leicester taraftarlarının oyladığı ankette sezonun en değerli oyuncusu seçiliyordu. 2013-2014 sezonunda Leicester formasıyla pek başarılı bir sezon geçiremezken; kendisinden beklenilen çıkışı 2014-2015 sezonunda yakaladı ve golleriyle tüm dünyaya adından söz ettirmeye başladı.

"Hayattan Zevk Alıyorum"

Jamie Vardy, yaşadıklarından asla şikayet etmeyen bir karaktere sahip… Verdiği röportajlarda, her fırsatta "Hayattan çok zevk alıyorum. Günümüzde, zorlu antrenman seviyelerinden yakınan futbolcuları da garip karşılıyorum. Bulunduğum noktaya gerçekten çok çalışarak geldim" tarzında açıklamalarıyla yakaladığı şansın farkında… Şans, ona hala gülüyor. Takvim yaprakları 28 Kasım 2015'i gösterdiğinde; Jamie Vardy'li Leicester City, Manchester United karşısındaydı. Vardy, maçın henüz 14. dakikasında golünü attı ve çok önemli bir rekor kırdı. İngiltere Premier Lig'de üst üste 11 maçta gol atarak, Ruud Van Nistelrooy'un 10 maçlık rekorunu da tarihe gömdü. Üstelik üst üste 11. golünü attığı maçın, Nistelrooy'un efsaneleştiği Manchester United'a denk gelmesi de kaderin tatlı bir cilvesiydi.

2015-2016 sezonunda Leicester City, apayrı bir rüyanın peşinden gidip şampiyonluk yolunda mücadele ederken; Jamie Vardy de Şubat ayına 18 golle girdi ve gol krallığında ilk sırada yer alıyor. İngiltere milli takımında da devamlı şans bulmaya başladı. Vardy, canını dişine taktı ve hayatın daha 16 yaşında önüne koyduğu taşı un ufak etmesini bildi. Her türlü zorluk karşısında yakınmayarak ve elindeki şartlar doğrultusunda çok çalışarak karşılığını fazlasıyla aldı. Bugün, Leicester'ı tutan çocukların sırtında "Vardy" yazılı formaları görmek, karşılığını fazlasıyla aldığını gösteriyor. Leicester ve İngiltere milli takımıyla halen gerçekleştireceği hedefleri var ve hala 16 yaşındaki o çalışma azmine sahip…


Bazılarımız doğuştan şanslı başlar hayatına ve genellikle öyle de sürür gider. Fakat bazen; hayat, çeşitli zorluklar yaratarak veya hayallerimizin  önüne engeller çıkararak bizden Jamie Vardy'ler yaratır. Hikayemizin kahramanı, tek başına ve tırnaklarıyla kazıyarak bugün dünyaca ünlü ve filmi çekilen bir futbol idolü haline geldi. Kendi peri masalını tek başına yarattı. Darısı hayattaki tüm Jamie Vardy'lerin başına…

7 Ağustos 2015 Cuma

2015-2016 Sezonu Öncesi Liverpool



Kırmızılar'ın şampiyonluk özlemi bitmek bilmiyor. Brendan Rodgers'in vasat yönetiminde 2015-2016 sezonunda Premier Lig'e merhaba diyecek Liverpool, önceki 2 sezondan farklı olarak akıllı hamleleriyle dikkat çekiyor. Gerrard'ın ayağının kaydığı ve o zaman Chelsea'li Demba Ba'nın gol atarak Liverpool'u şampiyonluktan ettiği 2013-2014 sezonundan beri işler onlar için yolunda gitmiyor. Geçtiğimiz sezonu da Luis Suarez'in gidişi sonrası buhran ve teknik direktör Brendan Rodgers'in dahiyane (!) hamleleriyle geçirdiler. 2014-2015 sezonunu 6. sırada tamamlayan Merseyside'ın kırmızı yakası, bu yıl Avrupa Ligi'nde mücadele edecek.

Daha önceki bir yazımda da detaylı olarak belirttiğim transfer dahisi (!) Brendan Rodgers, aslında bu sezon beni ve tüm Liverpool taraftarını şaşırtacak anlamda iyi transferler yaptı. Benteke hamlesi, 2 yıldır beklediğimiz bir transferdi. Bogdan, kalesinde Jones'a göre ve Mignolet'in formsuz zamanlarında daha fazla katkı verebilir. İngilizlerin gelecekteki potansiyel yıldızı Joe Gomez, hem stoperde hem de bekte takımı toparlamaya çalışacak. Milner, Gerrard'ın ayrılışı sonrası; Büyük Kaptan'ın pozisyonunda gemiyi takım oyunuyla yönetmeye çalışacak. Firmino, Sterling'in ayrılış krizini atlatmak adına önemli bir hamle olarak görülürken; geçtiğimiz yıl Burnley'deki çıkışıyla dikkat çeken genç forvet Danny Ings, Liverpool'un yeni efsanelerinden biri olmak adına savaşacak. Tabii bu önemli transferlerle birlikte Brendan Rodgers, takımı nasıl yönetecek? Bu sorunun cevabı gerçekten muallak... Şu an en büyük isteğimiz, Galli hocanın maçtan maça ve maç içinde çok sistem değişikliği yapmaması... Ayrıca 4'lü defans anlayışını tekrardan benimsemesi... Çünkü yapılan yeni transferler ile birlikte, Liverpool'u şu an şahlandırabilecek tek taktik, 4-2-3-1 gibi duruyor!

Kale

Simon Mignolet, yine Liverpool'un kaleci kazağının en büyük adayı... Formda olduğu zamanlar neler yapabildiğini hepimiz iyi biliyoruz. Ancak Belçikalı kaleci Mignolet'in artık daha tedirgin olması ve performansını en az yüzde 85'lere çıkarması gerekiyor. Zira arkasında artık Jones yok... Bolton'dan sözleşmesi biten kaleci Adam Bogdan transfer edildi. Bogdan, benim her zaman Premier Lig ve Championship'te beğendiğim kalecilerden olmuştur. Mignolet'i de oldukça zorlayacaktır. Ward'ın kiraya verilişi sonrası, üçüncü kaleci olarak Liverpool altyapısının ürünü Ryan Fulton'u izleyeceğiz.

Savunma

Kırmızılar'da defans hattına Coates ve Glen Johnson'un ayrılışı ve Wisdom'un kiralık olarak verlmesi sonrası iki takviye yapıldı. Southampton forması giyen Nathaniel Clyne, Johnson'dan sonra sağ bekin yeni sahibi oldu. Liverpool'lular 4-5 yıllık arasın ardından nihayet gerçek bir bek izleyebilecek. Southampton'daki müthiş çıkışının ardından milli takıma yerleşen ve orada da sağ kulvarı kapan Clyne, Liverpool'da da formunu devam ettirecektir. İkinci olarak Championship ekiplerinden Charlton Athletic forması giyen geleceğin önemli yeteneği Joe Gomez transfer edildi. Özellikle son 2 yıldır kendini çok geliştiren ve İngiltere U21 ve U19 takımlarında da forma giyen Gomez, stoper olarak kendisine gelen şansı bekleyecek. Ayrıca Bordeaux'ya kiralık verilen Portekizli stoper Ilori de takımda kaldı.

Nathaniel Clyne,sağın yıllardır beklenen umudu

Defans dörtlüsünde Clyne sağ bek, Alberto Moreno ise sol bek olacak. Yerleri garanti... Stoper tandeminde ise Liverpool ile sözleşmesini uzatan Skrtel ve Fransız Sakho'yu bekliyorum. Geçtiğimiz yıl yaptığı basit hatalar ve vasat formuyla saç baş yolduran Dejan Lovren yedek bekleyecektir. Toure de yedek stoper olarak devam ediyor. Burada seçimim Clyne- Skrtel-Sakho-Moreno dörtlüsü olacak.

Kırmızılar'ın bu sezon savunmasındaki asıl problem, bekler olarak görülüyor. Manquillo'nun Atletico Madrid'e geri gönderilmesi, Johnson'un gidişi, Flanagan'ın Ocak'a kadar tam olarak sakatlığını atlatamayacağı ve vasat Jose Enrique'nin de takımdan ayrılmak üzere olduğu düşünülünce Liverpool'da şu an orjinal bek sayısı 2:Moreno ve Clyne... Onlar da ilk 11 oynayacaklar. Joe Gomez'in bek amaçlı alındığı konuşuluyor, hazırlık kampının çoğunda da onu sol bek olarak izledik. Ancak sağ stoper menşeili bir genç, bekte nasıl bir katkı verebilir, şu an büyük bir soru işareti... Türk asıllı Alman oyuncu Emre Can, bek olarak oynayabiliyor. Asıl mevkisi orta saha olsa da, şu an bek yetersizliğinden dolayı onu zaman zaman sağ bek ve sol bekte göreceğiz. Umarız bek problemi, başlarını çok ağrıtmaz.

Orta Saha

Öncelikle orta sahada içimiz kan ağlıyor. Futbolu güzelleştiren insan, Liverpool'luların efsane kaptanı Steven Gerrard; kulüpten ayrıldı ve kariyerinin son dönemlerini ABD MLS'de sürdürecek. yeri doldurulamaz bir futbolcu. Liverpool'un bu sezon en çok sıkıntı çektiği bölge... Henderson'a partner kim olacak? Lucas ve Allen çok yetersiz kalıyor. Üstelik takımın kötülerinden Lucas'ın (inşallah) gönderilmesi de gündemde... Öncelikle iki orta sahanın ortası sisteminde, Jordan Henderson'un yeri garanti... Gerrard'ın ayrılışının ardından takımın yeni kaptanı oldu, bu durum her yıl artan performansını daha da yukarılara taşıyacaktır. Bu sezondan itibaren artık ileriye de daha fazla çıkması ve skora katkı yapması da gerekiyor. Stevie'nin boşluğunu doldurmak adına yapılan en ciddi hamle, Manchester City ile sözleşmesi biten İngiliz kanat asıllı oyuncu James Milner'in takıma kazandırılması oldu. Futbol kariyerinin Manchester City bölümüne kadar sağ ve sol kanatta oynatılan Milner, City'e gelişiyle birlikte sistemde orta sahada da oynamaya fazlasıyla alıştı ve iyi işler yaptı. Gerrard sonrası orta sahayı toparlaması ve takımını hücuma çıkarması adına ben Milner'in orta sahada değerlendirileceğini düşünüyorum. Ayrıca, Liverpool'un hazırlık kampının en iyisi de bana göre Milner idi. Çabuk alışmıştı ve kırk yıllık Liverpool'lu gibi oynuyordu. Lallana, Emre Can ve Allen gibi isimler de zaman zaman rotasyon adına bu bölgede değerlendirilir.

Milner'dan yeni bir Gerrard çıkar mı?
Orta saha için Henderson-Milner ikilisinde karar kıldıktan sonra, geldik ofansif bölüme.... Öncelikle, Benteke transferi sonrası, takımın yıldız golcüsü Daniel Sturridge'in sol kulvara kayacağını düşünüyorum. Yani sol kanatta oynayacak; fakat bulduğu her fırsatta gizli bir forvet gibi içe kat edecek ve gol arayacak. Daha önce bu pozisyonda oynadığı maçları ve verdiği katkıyı zaten biliyoruz. Takımın beyni, yine Coutinho olacak. Ofansif orta saha olarak 10 numara görevini layıkıyla yapacak ve formunu daha da arttıracaktır. Sterling'in astronomik bir bedelle Manchester City'e transferi sonrası sağ açık olarak ise, Hoffenheim'den transfer edilen Roberto Firmino'yu bekliyorum. Genç Brezilyalı, artık basamak olarak zirveye çıktı ve bu noktada elinden gelenin en iyisini yapması gerekiyor. İki Latin Amerikalı olarak Coutinho ve Firmino'nun uyumu, Liverpool için de bir avantaj olacaktır. Sturridge ile de sürekli yer değiştireceklerdir. Birini sağda birini solda sık sık yer değiştirirken göreceğimizi düşünüyorum. İki yıldıza böyle bir sistem gerekiyor (Aşağıdaki formasyonda kırmızı işaret, maç boyunca sürekli yer değiştireceklerini anlatıyor. Sturridge'in üzerindeki futbol işareti de İngiliz golcünün gizli forvet görevini simgeliyor).

Ofansif orta sahada, her daim ilk 11'i zorlayacak Adam Lallana ve Jordon Ibe gibi iki önemli isim bulunuyor. Özellikle Sterling'in gidişi sonrası Ibe'ye daha çok inisiyatif verilmesi taraftarıyım. Her ne kadar takımı iyi yönetemese de genç oyunculara elmas gibi dokunan Rodgers, Ibe'den çok daha iyi bir Sterling yaratabilir. Lallana da uzun sezon boyunca gerek ofansif gerekse orta saha olarak değerlendirilecektir. Burada, Coutinho'nun yorulduğu zamanlar; Lille'den dönüşü sonrası takımda kalan Divock Origi de AMC olarak forma giyebilir. Satılması gündemde Mario Balotelli'yi de unutmamak lazım. Joao Teixeira da genç bir futbolcu olarak hocasından şans arayacak.  Bu durumda orta saha olarak Henderson-Milner-Sturridge-Coutinho-Firmino beşlisini söyleyebiliyoruz.

Forvet

Liverpool, 2014-2015 sezonunda forvetten çok çekti. Büyük umutlarla transfer edilen Mario Balotelli ve Rickie Lambert vasatı aşamadı. Yeni sezon öncesş Lambert, WBA'ya gönderildi. Balotelli ise, yapılan ilk ciddi teklife büyük ihtimalle satılacak. Takımda kalsa bile, geçen sezonki performansından sonra forma şansı bulabilmesi çok zor. Forvet mevkiine, 2015-2016 sezonu öncesi gelen 3 önemli isim var. Aston Villa'daki performansıyla gönüllerimizi fetheden Christian Benteke, Burnley'deki çıkışıyla hayallerimizi süsleyen Danny Ings ve kiralık olarak gittiği Lille'den dönen Divock Origi...

Liverpool'un kıymetli çocuğu Benteke
Forvette, formanın en ciddi adayı, Sturridge'yi sola kaydırdığımızda, Christian Benteke tabii ki... Aston Villa'dan 46 Milyon Sterlin'e transfer edilen Belçikalı golcü, sakatlıklar yüzünden çok çekse de kaliteli bir kumaşa sahip... Özellikle geçtiğimiz yıl sakatlıktan döndükten sonra 13 maçta 13 gol attığı bir performansı var ki, dillere destan... Fizyoterapistler ona Liverpool'da iyi bakacaktır, Benteke de gollerini sıralayacak ve Suarez sonrası kendini taraftarın gözbebeği yapacaktır. Her gece yatmadan "Allahım! Lütfen Benteke sakatlanmasın ve bomba gibi bir sezon geçirsin!" duası edeceğimiz neredeyse kesin... Genç İngiliz forvet Danny Ings'i uzun vadeli bir transfer olarak düşünmek lazım... Bulduğu şansları etkili bir şekilde değerlendirecek ve gelişimin burada tamamlayarak ilerleyen yıllarda Liverpool'a en yüksek katkıyı verecektir. İlk etapta, önümüzdeki yıl, ben ondan ligde 10 gol bekliyorum. Belçikalı Origi de dikkat edilmesi gereken bir yıldız adayı... Bitiricilik anlamında tam gelişememiş olsa da; en azından önümüzdeki yıllarda iyi bir rotasyon oyuncusu olacaktır.

Takımı yeni sezon öncesi değerlendirmemizin ardından; gelelim bu sezon düşündüğüm 11'e... Bence bu 11, Premier Lig ve başarı için en doğru 11...


27 Temmuz 2015 Pazartesi

Southampton, Yeni Porto mu?



Futbol, 22 kişinin bir topun peşinden koştuğu, bir tarafın sevilip bir tarafın üzüldüğü ve her yaz transferlerle heyecanlanan bir tutku olarak tanımlanabilir. Bazı takımlar eksik bulduğu mevkileri güçlendirme yoluna giderken; bazı takımlar da parlattığı futbolcularını yüksek meblağlara büyük kulüplere satarken; yerlerini ise çok ucuza transfer ettiği genç isimlerle doldurur. Ya da altyapısından çıkararak as takıma monte eder. Son yıllarda bunun örneklerini Avrupa'da çok olmamakla birlikte gördük. Mesela Lyon, parlattığı yıldızları astronomik bedellere gönderirken; yerini ise altyapısından çıkardığı yeni parlak gençlerle dolduruyor ve bu şekilde sistemini oturtmuş durumda...

Bunun dışında yıldızları çeşitli ülkelerden bulup takıma kazandırarak en fazla 3 sene içinde yıldızlarını parlatıp büyük kulüplere gönderen bir Porto örneğimiz var. Portekiz'in en büyük futbol takımı Porto; Falcao, James Rodriguez, Moutinho, Ricardo Carvalho, yakın zamanda Danilo ve daha nice ismi büyük bonservis ücretleriyle göndererek yıllardır hatırı sayılır bir gelir elde ediyor. Portekiz ekibinin uyguladığı "1'e al, 10-15 katına sat" politikası çocukluğumdan beri işliyor ve takımın sisteminde veya futbolunda hiçbir aksama olmuyor. Futbolun iyice küreselleştiği ve paraya döküldüğü dünyamızda, Porto ve Lyon gibi örneklerin olduğunu bilmek bazen bir tebessüm sebebi...

Transfer geliri elde etme konusunda, İngiltere'den Porto'ya bir rakip çıkmak üzere; hatta artık 2 senedir kazandığı bonservis bedelleriyle çıktı diyebiliriz: Southampton... İngiltere Premier Ligi'nde mücadele eden ekip, son 2-3 yılda futbol piyasasına Shaw, Schneiderlin, Lallana, Clyne gibi önemli yetenekler sundu. Ve bu yıldızların hepsini astronomik bedellerle İngiltere'nin en büyük kulüplerine göndermeyi başardı. Southampton, 2 yıldır yaz döneminde gönderdiği isimlerle, kasasına toplam 136 Milyon Sterlin koydu. daha yolun çok başındalar, ancak iki senelik kısa vade düşünüldüğünde, başarılı bir iş yaptıkları ortada... Hollandalı deneyimli antrenör eşliğinde, gidenlerin yeri de daha makul ücretlerle gelen potansiyeli fazla futbolcular ile doldu. Yeni sezonda da sistemlerinin aksayacağını düşünmüyorum.

Cork'tan Clyne'a

S'oton'un transfer hamleleri 2014-2015 sezonu öncesi yaz transfer döneminde orta saha oyuncusu Jack Cork ile başladı. Swansea'nin yoğun isteklerine dayanamadılar ve 3 Milyon Sterlin'lik bir bedelle İngiliz oyuncuyu Swansea'ye gönderdiler. Ardından savunmada S'oton formasıyla iyi işler başaran ve güven veren Callum Chambers, Arsenal'in yolunu tuttu. Genç İngiliz stoper, 16 Milyon Sterlin karşılığında Topçular'a katıldı. Ardından Liverpool, bir akbaba misali Southampton'ın üzerine çöktü. Kırmızılar'ın ilgilendiği 3 oyuncu vardı. Altyapısında yetişen Rickie Lambert, savunma oyuncusu Dejan Lovren ve orta sahada forma giyen Adam Lallana... Uzun süren müzakereler sonucunda Liverpool; 20 Milyon Sterlin karşılığında Lovren'i, 25 Milyon Sterlin bonservis bedeliyle Lallana'yı ve 4 Milyon Sterlin karşılığında Lambert'i kadrosuna kattı. İngilizlerin gelecek dönem için sol bekte bir numaralı aday olarak gördüğü Luke Shaw ise, Manchester United'in radarından kaçamadı. Kırmızı Şeytanlar, genç sol beki 30 Milyon Sterlin bonservis ücretiyle renklerine bağladı. Böylelikle 2014-2015 futbol sezonunda 98 Milyon Sterlin'lik bir gelir elde ettiler.

2015-2016 futbol dönemi için  gerçekleştirilen yaz transfer döneminde de Southampton futbolcularına ilgi yoğundu. Bu ilgiler, sağ bekte gösterdiği formla İngiltere milli takımına kadar yükselen ve milli formayı bırakmayan Nathaniel Clyne ile Kırmızı-Beyazlıların son 2 sezonda orta sahadaki dinamosu olan Morgan Schneiderlin üzerinde yoğunlaşıyordu. Liverpool, önce davranan kulüp oldu ve sağ bek Clyne için uzun süren görüşmeler sonucunda mutlu sona ulaştı. 13 Milyon Sterlin karşılığında Clyne'ı Anfield Road'a getirdiler. Teknik Direktör Louis Van Gaal'in orta sahaya takviye aradığı Manchester United, Morgan Schneiderlin'de karar kaldı. Fransız orta saha, 25 Milyon Sterlin bonservis bedeliyle Manchester United'a imza attı. Bu yaz, toplamda 38 Milyon Sterlin kazandılar.

136 Milyon Sterlin

Southampton, iki sezondur gönderdiği futbolcularla, toplamda 136 Milyon Sterlin'lik bir gelirin sahibi oldu. Bu rakam, tabii ki ilk başta yüz güldüren bir rakam... Daha bu açıdan Porto ile yarışabilecek bir düzeyde ve gelirde değiller; ancak pozitif bir adım attıkları ve mini bir Porto yolunda oldukları söylenebilir. Eğer bir Porto olmak istiyorsa, İngiliz kulübü, öncelikle scout ağını genişletmeli... Ve ardından altyapıya daha fazla yatırım yapmalı, bu yatırımların sonucunu da genç futbolcuları as takıma çıkarıp ilk 18'e monte ederek almalı....





26 Temmuz 2015 Pazar

Transfer dahisi Brendan Rodgers (!)


Swansea gibi orta çaplı bir kulübe oynattığı futbolla dikkat çeken ve 2012 yılında Liverpool'un yolunu tutan Galli menajer Brendan Rodgers, 3 yıllık bölümde inanılmaz transferleriyle dikkat çekiyor. Tabii bu inanılmaz kötü bir anlamda ve bir Messi, Ronaldo, Pogba veya Bale'yi temsil etmiyor. Takım yönetme konusundaki başarısızlığını gösteren Brenden Rodgers, transferdeki başarısızlığına da her yıl ekleme yapmaya devam ediyor.
Brendan Rodgers'in göreve geldiği günden bugüne, Liverpool'da toplamda 24 transfer yapılmış... Bunların 4'ü kiralık şekilde, 1'i bonservis bedeli ödenmeden ve kalan 19'u da yüklü bonservis bedelleri ödenerek kadroya katılmış. Bu 24 transferden; kadroda sürekli şans bulan ve her hafta kendini geliştirerek futbolunun üstüne katan sadece 5 isim sayabiliyoruz: Sturridge, Coutinho, Mignolet, Emre Can ve Alberto Moreno... Gerisi ise, tam anlamıyla bir çöplük...Tabii ki 2015-2016 sezonu öncesi yaptığı transferleri, şu an için bu listenin dışında bırakıyorum.

Bu gördüğünüz tablo, Liverpool'un Rodgers dönemi transferlerinin tamamnını gösteriyor. Tabloda 24 kişi bulunurken; sadece kırmızı ile çevirdiğim 5 kişinin çok iyi transferler olarak öne çıktığını görüyoruz. İsterseniz başlayalım...
2012
2012'de yaz döneminin ilk transferi olan Borini, 10.4 Milyon Sterlin'e Roma'dan transfer edildi. Geldiği ilk sezonda toplam 20 maçta forma giyebilirken; 2 gol ve 1 asistlik bir katkı verdi. Ertesi sezon Sunderland'a kiralandı. Burada düzenli forma şansı bulan Borini, toplam 41 maçta 12 gol ve 5 asist ile iyi bir performans sergiledi. Bu sezon takıma dönen Borini, toplamda 18 maçta forma giyebildi ve yalnızca 1 gol attı. Başarısız olduğu açık... Bu yaz takımdan gönderilmesi bekleniyor. 2012'nin ikinci transferi Swansea'den 15 Milyon Sterlin'e transfer edilen Joe Allen oldu. Allen, 3 yılda toplam 95 kez Liverpool formasıyla sahaya çıkarken; yalnızca 4 gol kaydedebildi ve oyunun hücum yönünü okuyamayan vasat bir orta saha oyuncusu olarak kaldı. Takımdaki durumu, belirsiz... Ancak orta sahaya yapılacak 2 takviye sonrası, forma giymesi imkansıza yakın...
Heerenveen'den 3 Milyon Euro'ya Oussama Assaidi transfer edildi. Faslı futbolcu, geldiği yıl toplamda 14 müsabakada forma giydi ve skora katkı yapamadı. Ertesi sezon Stoke City'e gönderilen Assaidi, burada 1.5 yıl kiralık oynadıktan sonra bu yıl ara transfer döneminde Al Ahli'ye satıldı. Başarısız bir transfer oldu. Nuri Şahin Real Madrid'ten kiralandı. Yarım sezon Liverpool'da forma giyebilen Şahin, sakatlıklar nedeniyle yalnızca 15 maça çıkabildi ve 3 gol kaydetti. Başarısız bir transfer olarak ara dönemde Real Madrid'e geri döndü. Şu an Borussia Dortmund'ta oynuyor. Altyapı için Leverkusen'den Samed Yeşil transfer edildi. Samed, bir türlü istikrarı yakalayamadı ve as takıma yükselemedi. Bu yaz takımdan ayrılması bekleniyor.
2013
2013 ara transfer dönemine hızlı giren Liverpool, takıma çok büyük etkileri olacak iki ismi kadrosuna kattı. İlk olarak, Chelsea'de aradığı şansı bulamayan Daniel Sturridge 12 Milyon Sterlin'e transfer edildi. 25 yaşındaki İngiliz forvet, 2.5 yılını geçirdiği Liverpool'da toplamda 67 maçta forma giyerken 41 gol ve 16 asist ile oynadı. Toplamda 57 golün içinde bulunarak, Brendan Rodgers'in ilk başarılı transferi oldu. Ardından Inter'de fazla forma şansı bulamayan Brezilyalı Philippe Coutinho, 8.5 Milyon Sterlin'e transfer edildi. 22 yaşındaki orta saha oyuncusu, transfer edildiği günden bugüne takımın yıldız oyuncusu olurken; toplamda 102 maçta forma giydi, 16 gol ve 21 asist ile oynadı. Rodgers ile yeni bir hücum kimliği kazanan Coutinho, Rodgers'in ikinci başarılı transferi oldu.
2013 yaz dönemi yine başarısız hamlelerle geçti. İlk olarak 6.8 Milyon Sterlin'e Luis Alberto büyük bir umutla transfer edildi. O sezon Liverpool formasını 12 kez giyebilen Alberto, skora katkı yapamazken; ertesi yıl ise Malaga'ya kiralandı. Bu yaz, başarısız bir transfer hamlesi olarak takımdan ayrılması bekleniyor. Bir gün sonra, Celta Vigo2daki çıkışıyla dikkat çeken Iago Aspas, 7 Milyon Sterlin'e transfer edildi. İspanyol futbolcu, toplamda 15 maçta şans bulabilirken; 1 gol ve 1 asist ile oynadı. Bu sezonu ise, Sevilla'da kiralık olarak geçirdi. Yaz transfer döneminde, başarısız bir transfer hamlesi olarak takımdan ayrılması bekleniyor. Manchester City ile sözleşmesi biten Kolo Toure de Liverpool'un yolunu tuttu. Kariyerinin son demlerinde olan Fildişili yıldız, iyi bir alternatif olmaktan öteye gidemedi ve 2 sezonda Liverpool formasını toplamda 45 kez giydi. Gelecek sezonda da takımda 4. seçenek olarak kalması bekleniyor. Başarısız bir hamleydi.
2013 yaz transfer döneminin tek başarılı hamlesini Simon Mignolet olarak söyleyebiliriz. 9 Milyon Sterlin'e Sunderland takımından transfer edildi. Belçikalı kaleci, kendinden emin duruşuyla, çoğu maçta Liverpool kalesinde güven verdi. Tabii hataları da oldu; ancak vazgeçilmezdi. Liverpool formasını 94 kez giydi. 2015-2016 sezonunda da takımın değişmezlerinden olması bekleniyor.
2013 transferleri tam gaz devam ediyordu. Alternatif olması amacıyla Cissokho, Valencia'dan 1 yıllığına kiralandı. Fransız yıldız, Liverpool formasını toplamda yalnızca 19 kez giyebildi ve skora katkı yapamadı. Bunun sonucunda, başarısız bir hamle olarak satın alma opsiyonu kullanılmadı. Şu an Aston Villa'da futbol oynuyor. PSG'den 15 Milyon Sterlin'e Mamadou Sakho transfer edildi. 2 yıl boyunca, sürekli değişen savunma kurgusunda forma şansı bulabilmek için savaştı.Ancak yalnızca 46 maçta forma giyebildi ve 1 gol attı. Yine başarısız sayılabilecek bir transfer hamlesi olarak, bu yaz değerini bulan bir teklif olursa satılacak. Sporting Lisbon takımından 7 Milyon Sterlin'e Tiago Ilori transfer edildi. Bu daha çok, gelecek adına bir transferdi. İlk önce Granada'ya bu sezon da Bordeaux'ya kiralık olarak gönderildi. Bu iki kulüpte de istikrarı yakalayamadı ve hatalarıyla dikkat çekti. Şu an için başarısız olarak görülüyor; ama potansiyelini bulana kadar bu yaz da kiralanacak. Son olarak Chelsea'dan alternatif olması amacıyla Victor Moses kiralandı. Liverpool'da yalnızca 22 maçta forma giyebilirken; bunların çoğunda sonradan oyuna dahil oldu. Yalnızca 2 gol kaydetti. Başarısız bir hamle olarak Liverpoo transfer tarihine geçti. Halen Chelsea'nin sözleşmeli futbolcusu...
2014
O yıl ara transfer dönemini pas geçen Liverpool, bu yılın kadrosunu kurabilmek adına 2014 yaz transfer döneminde çok çalıştı. Luis Suarez'i Barcelona'ya gönderirlerken; oradan gelen astronomik transfer ücretini yine transfere kullandılar. Ancak Suarez'in gidişiyle birlikte 2014-2015 sezonunda fazlasıyla bocalarlarken; bu dönem yalnızca iki başarılı transfer gelebildi.
İlk olarak başarılılarla başlayalım... 12 Milyon Sterlin karşılığında, Sevilla'dan Alberto Moreno transfer edildi. Genç İspanyol, Liverpool'un Riise'den beri yaşadığı sol bek sorununu bitirirken; pozisyonunda fazlaca güven verdi. Rodgers döneminin en önemli transferlerinden biri olarak görüldü. Bu sezon toplamda 41 maçta forma giyerken; 2 gol ve 1 asist ile oynadı. 2015-2016 sezonunda da Liverpool taraftarları ondan çok şey bekliyor. İkinci başarılı isim ise; Leverkusen'den büyük umutlarla 9.7 Milyon Sterlin'e transfer edilen Alman asıllı Türk oyuncu, defansın ve orta sahanın her bölgesinde forma giyebilmesiyle büyük bir avantaj sağladı. Rodgers'in 2014-2015 sezonunda neredeyse her maç değişen teknik dizilişinde joker rolünü üstlendi. Toplamda 40 maçta forma giyerken; 1 gol ve 1 asist ile oynadı. Gelecek sezon, Gerrard'ın ayrılışıyla birlikte takımda daha önemli bir rol üstleneceği biliniyor. Bu iki olumlu hamleye rağmen; olumsuzlar yine çoğunluktaydı.
Geçtiğimiz yaz döneminde, Southampton transferleri ağırlıktaydı. İlk olarak 4.5 Milyon Sterlin'e Rickie Lambert transfer edildi. 32 yaşındaki deneyimli forvet, altyapısından yetiştiği Liverpool'da fazla katkı veremedi. Toplamda 36 maçta forma giyerken, çoğunluğunda sonradan oyuna girebildi. 3 gol ve 2 asist ile oynadı. Bu yaz isteyen olması halinde takımdan gönderilecek. Ardından 25 Milyon Sterlin verilerek kaptan Adam Lallana transfer edildi. Ondan beklentiler büyüktü. Lallana, sakatlıkların gölgesinde kaldığından fazla şans bulamadı ve tam performansına ulaşamadı. 41 maçta forma giydi, 6 gol 4 asistlik bir performans sergiledi. 2015-2016 sezonunda, sakatlık yaşamadığı takdirde takımın önemli isimlerinden biri olması bekleniyor. Anlamsız derecede fazla bir miktar olan 20 Milyon Sterlin'e Dejan Lovren transfer edildi. Lovren, sezon genelinde büyük hatalar yapması ve takımın canına okumasına rağmen Rodgers'in bir numaralı tercihi oldu. 38 maçta forma giydi, 1 gol attı. Pozisyon hataları can sıkıcı bir boyuta ulaştı, bu yaz teklif gelmesi halinde satılması bekleniyor.
Benfica'dan yine anlamsızca yüksek bir miktar olan 19.8 Milyon Sterlin'e Lazar Markovic transfer edildi. Markovic, vasat yetenekleriyle, benç oyuncusu olmaktan ileri gidemedi. Kendisini geliştiremediği gibi kötü oyunuyla saç baş yoldurdu. Sezon genelinde, çoğunlukla sonradan oyuna giren isimdi. Toplamda 34 maçta forma giydi, 3 gol ve 1 asist ile oynadı. Yaz döneminde kiralık olarak gönderilmezse, ya yine benç oyuncusu olarak kalacak ya da başarısız bir hamle olarak ilk 18'e girmekte zorlanacak. Lille'den 9.8 Milyon Sterlin'e Belçika'nın genç yıldızı Divock Origi transfer edildi ve bu sezonu yine Lille'de kiralık geçirdi. Onun için bir değerlendirme yapmak haksız olur. Bu sezon çoğu maçta Lille'yi ipten alan isim olurken; 2014 Dünya Kupası'nda da Belçika adına en iyi isimdi. Liverpool'a gelecek yıl vereceği katkı merakla bekleniyor.
Atletico Madrid'ten 2 yıllığına Javier Manquillo kiralandı. Çoğunlukla sakatlık sorunlarıyla uğraştı ve kadroya girmekte zorlandı. Toplamda 19 maçta forma giyebildi. Sağ beke yapılacak transfer ve Flanagan'ın dönüşüyle birlikte, forma şansı bulması oldukça zor görünüyor. Ancak gelecek sezon da takımda kalacak. Son olarak, Milan'ın asi golcüsü Mario Ballotelli, 16 Milyon Sterlin karşılığında kadroya katıldı. İtalyan yıldız, Inter ve Milan'daki performansını mumla aratırken;Liverpool kariyerinde bırakın gol atmayı, ayakta durmakta bile zorlandı. Liverpool taraftarlarının en nefret ettiği isim haline geldi. 28 maçta forma giydi, sadece ve sadece 4 gol kaydedebildi. Bu yaz, isteyen olması halinde takımdan seve seve gönderilecek.
NOT!!!: Liverpool yönetiminden tek bir isteğimiz var... Brendan Rodgers'i gönderin ve transfer parasını çar çur etmekten vazgeçin!!!!!