Championship etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Championship etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Beşiktaş 2015-2016 Sezonu Şampiyonluk Sözlüğü


Şenol Güneş yönetiminde ligin en iyi futbol oynayan takımı olan Beşiktaş, 2015-2016 Spor Toto Süper Ligi Hasan Doğan Sezonu'nda Fenerbahçe'nin önünde zirvede yer alan takım oldu. Siyah-Beyazlılar, toplamda 14. şampiyonluğunu elde ederek büyük bir mutluluk yaşadı. Bu mutluluğun Nisan 2016 yılında açılan yeni evleri Vodafone Arena'da olması ise belki de dünyanın en anlamlı, en duygusal hareketiydi.
Beşiktaş'ın 2015-2016 futbol sezonundaki şampiyonluğunu anlatan A'dan Z'ye bir sözlük düzenledim. Şenol Güneş'ten Fikret Orman'a, Beşiktaşlı futbolculardan rakip takımlara ve Vodafone Arena'dan çeşitli futbol istatistiklerine kadar çok farklı bilgiler edinebileceksiniz.
Akhisar Belediye
Ligin ilk yarısının 13. haftasında Cihat Arslan yönetimindeki Akhisar Belediye ile karşılaşan Beşiktaş; kötü oynamamasına rağmen iç sahada 2-0'lık mağlubiyet yaşamıştı. Teknik kadro ve futbolcular, o maçtan sonra oturup takkelerini önüne koydu ve ardından 5 maçlık bir galibiyet serisi yakalayarak liderliği bırakmadı. Ligin ikinci yarısında da Akhisar deplasmanına konuk olan Beşiktaş, Hugo Rodallega'yı durduramamış ve Cenk Tosun'un son dakikalarda attığı golle 3-3 berabere kalmıştı. Bundan da önemlisi, Akhisarlı Soner'in direkten dönen topu, Siyah-Beyazlı takımın şampiyonluğu için belki de bir dönüm noktasıydı. Bu maçın ardından da 3 maçlık galibiyet serisiyle çıkışa geçerek şampiyon oldu Beşiktaş…
Barcelona'vari Pas Oyunu
Teknik direktör Şenol Güneş'in geldiği günden itibaren Beşiktaş'a aşıladığı sistem… Siyah-Beyazlıları pek çok maçta pas düzenine önem veren bir takım olarak gördük. Oğuzhan ve Sosa'nın başını çektiği pas düzeninde ayağa ve hızlı paslarla çokçabuk rakip kaleye ulaştılar ve sonuca etki eden pozisyonlar yakaladılar. Bize de izlemesi güzel, Barcelona'vari mini bir tiki-taka futbolu görmek düştü.
Cenk Tosun
Beşiktaş'ta Mario Gomez ligin gol kralı oldu; ancak Alman futbolcu kadar dikkat çeken bir isim de Cenk Tosun'du. Cenk Tosun, 2015-2016 sezonunda Avrupa'nın önemli futbolcularını geride bıraktı ve oyuna sonradan girip en çok katkı veren futbolcu olarak zirvede yer aldı. Genç forvet, sonradan oyuna dahil olduğu maçlarda 5 gol atıp 4 de asist yaparak Beşiktaş'a hayat veren isim oldu. Başakşehir karşısında takımı canlandırması, Akhisar maçında 1 puanı getiren golü, Galatasaray derbisinde Gomez'e yaptığı asistle şampiyonlukta önemli rol oynadı.
Derbiler
Son yıllarda "derbi fakiri" olarak nitelendirilen Beşiktaş, Şenol Güneş ile bu alanda da büyük bir çıkış yakaladı. Fenerbahçe'ya karşı iç sahada kazanan Siyah-Beyazlılar, deplasmanda rakibine mağlup oldu. Galatasaray'a karşı iki maçta ise da galip geldiler ve 3'er puan aldılar. Böylelikle 4 derbi müsabakasında 3 galibiyet alarak 9 puan topladılar, bu alanda da başarılarını gösterdiler.
En İyi Dış Saha Takımı
Şampiyon Beşiktaş, ligin en iyi dış saha karnesine sahip takım olarak da başarılarına bir halka ekledi. Siyah-Beyazlılar dış sahada gerçekleştirdikleri 17 mücadelede 11 galibiyet ve 3 beraberlik alarak 36 puan topladı. Bu alanda en yakın rakipleri Fenerbahçe'ye de 7 puanlık bir üstünlük kurdular.
Fikret Orman
Beşiktaş'a gönül vermiş taraftarların son yıllarda başına gelen en güzel şey… Fikret Orman, 2012 yılında Beşiktaş'ın başkanı oldu ve bu yıldan itibaren Siyah-Beyazlılar için mali açıdan kara bulutlar dağılmaya başladı. Önce "Feda" diyen Başkan Fikret Orman, ardından düşük bonservis bedeli harcamaya dikkat etti. "Feda"nın bitişinin ardından Fikret Orman'ın yoğun çabaları sonucunda Beşiktaş, "hep alan" döneminden çıktı ve "Sat-Al" çağına girdi. Böylelikle Siyah-Beyazlı kulüp, bonservis bedellerinden de kar etmeye başladı. Fikret Orman, son büyük hamlesini ise; Vodafone Arena projesiyle yaptı. Siyah-Beyazlılara gönül vermiş herkes için Türkiye'nin en görkemli ve tek akıllı stadının yapımında gecesini gündüzüne katan Fikret Orman, 2016 Nisan'ından itibaren Beşiktaş'a çok önemli bir gelir kapısı sağlamış oldu. Özetle Fikret Orman, çilingir hamleleriyle Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda önemli rol oynadı.
Golcülük
Şenol Güneş, 2015-2016 sezonu için takımın başına geçmesiyle birlikte, sihirli değneğini gol konusunda da Beşiktaş'a değdirdi. Son yıllarda Spor Toto Süper Lig'de gol sayısı bakımından rakiplerinin gerisinde kalan Beşiktaş, Şenol Güneş'in gelişiyle büyük bir değişim yaşadı. 2015-2016 sezonunda ligde rakip filelere 75 gol gönderen Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in en golcü takımı da oldu. Bu gollerin toplam 2.88 katını atan Mario Gomez ise, golcülüğü ve bitiriciliğiyle ön plana çıkan isimdi.
Atiba Hutchinson
Kanadalı orta saha, Beşiktaş'ta pamuklara sarılıp saklanılması gereken bir yıl daha geçirdi. Hutchinson, 2015-2016 sezonunun 34 maçında da forma giyen isim olurken; teknik direktör Şenol Güneş O'na gözü kapalı güvendi. Hutchinson, ligin her maçında forma giyerken bırakın kırmızı kartı, sarı kart bile görmeyerek dikkat çekti. Toplam 2161 başarılı pasıyla, orta sahada şampiyonun emniyet kemeri oldu. Yüzde 93'lük başarılı pas yüzdesi oranı yakalayarak, bu alanda ligin zirvesinde yer aldı. Tüm bu başarılı istatistiklerine, 2 de gol ekledi Kanadalı… Özellikle Başakşehir maçında 1 puanı getiren kafa golü, belki de şampiyonluk için çok büyük önem taşıdı. Çatışmaları başlatan Atiba Hutchinson, şampiyonlukta önemli rol oynadığı gibi gelecek yıl da Siyah-Beyazlılar için hayati öneme sahip olacak.
Izdıraplı Haftalar
Beşiktaş, şampiyonluğunun yanında ilginç bir istatistiğe de imza atarak gizemli yönünü gösterdi. Siyah-Beyazlılar, ligin birinci ve ikinci yarısında aynı haftalarda puan kaybederek dikkat çekti. İlk yarının 2. haftasında Trabzonspor'a kaybeden Beşiktaş, ikinci yarının 2. haftasında Başakşehir ile berabere kaldı. İlk yarının 5. haftasında Gençlerbirliği ile berabere kalırlarken; ikinci yarının 5. haftasında Fenerbahçe'ye 2-0 mağlup oldular. İlk yarının 10. haftasında Kasımpaşa ile puanları paylaşırlarken; ikinci yarının 10. haftasında Kasımpaşa mağlubiyeti yaşadılar. İlk yarının 13. haftasında iç sahada Akhisar'a mağlup olurlarken; ikinci yarının 13. haftasında Akhisar ile bu sefer berabere kaldılar. Beşiktaş şampiyonluğa ulaştı; ancak bu ızdıraplı haftalar gizemini koruyor.
İsabetli Şut Yüzdesi
Beşiktaş 2015-2016 sezonunda rakip filelere 505 şut çekti. Bu şutların 207'si kaleye isabet etti. Bu bilgiler ışığında, Siyah-Beyazlılar yüzde 42'lik bir isabetli şut yüzdesi yakaladı ve bu alanda da ligin liderliğini elinde tuttu.
Jose Sosa
"30 yaşına geldi, artık performansı pek randımanlı olmaz!" ortak yorumlarıyla sezona başlayan Jose Sosa, teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde adeta bir başkalaşım yaşadı. Ülkesinden teklifler alan ve buna rağmen Beşiktaş'ta kalan Arjantinli, 7 gol ve 12 asistlik performansıyla Beşiktaş'ın şampiyonluğunda baş rol oynayan bir isim oldu. Özellikle ligin ikinci yarısında vites arttırarak dikkat çekti. Yaptığı 12 asistle Süper Lig'de bu yıl "Asist Kralı" oldu.
Kasımpaşa
Şampiyon Beşiktaş'ın Akhisar gibi ligde sıkıntı yaşadığı ve 5 puan kaybettiği bir diğer takım da Kasımpaşa oldu. Rıza Çalımbay, Beşiktaş'i iyi analiz etmişti ve Siyah-Beyazlılara her iki maçta da sıkıntı yaşattı. Beşiktaş, ligin ilk yarısında Kasımpaşa'ya yenilirken; ikinci yarıda ise berabere kalmıştı. Bu iki maçtan da dersler çıkarak Beşiktaşlılar, puan kayıplarının ardından galibiyet serileri yakalayarak liderlikten vazgeçmedi. Ve büyük resimde mutlu sonu gördüler.
Şampiyonlar Ligi
Beşiktaş'ın tam 7 yıllık bir sürenin ardından yeniden katılacağı Avrupa mecrası… 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak tamamlayan Beşiktaş, 2016-2017 yılında Şampiyonlar Ligi'nde yer alacak ve direkt olarak grup aşamasından başlayacak. En son 2009-2010 yılında Devler Ligi'nde yer alan Siyah-Beyazlılar, gelecek yıl Avrupa için de iddialı bir kadro kurmaya hazırlanıyor. Tüm bunlara ek olarak Karakartal, 2016-2017 sezonunda hatırı sayılır bir Şampiyonlar Ligi gelirini de kasasına koyacak. Fenerbahçe ön eleme turunda elenirse, Beşiktaş'ın geliri daha da artacak.
Mario Gomez


Şair Orhan Veli Kanık'ın "Rakı şişesinde balık olabilsem.." dizelerini bu yıl Beşiktaş kariyerinde gerçekleştiren ve dibe vurmuşluktan zirveye yükselen forvet… Uzun ve ciddi sakatlık dönemlerinin ardından Karakartal'da golcülüğünü hatırladı Alman yıldız… Chacha şarkısıyla İstanbul'u inletti, yüz binler adını haykırdı. Spor Toto Süper Lig'de kaydettiği 26 gol ile Beşiktaş'ın şampiyonluğunda en fazla katkısı olan isimdi. Bu performansıyla Beşiktaş'ın en çok gol atan yabancı futbolcu unvanını eline geçirdi. Şampiyonluk senesinde kaydettiği 26 golle bu yıl "Gol Kralı" oldu. Beşiktaş'taki bu diriliş performansı, ona tekrardan Almanya milli takımının kapılarını açtı. 
Oğuzhan Özyakup
Slaven Bilic yönetiminde geçtiğimiz yıl daha defansif kalan ve genellikle ikinci yarılarda oyundan çıkan Oğuzhan beklediği değeri göremedi. Başına geçtiği takımda genç oyuncuları parlatmasıyla ünlenen Şenol Güneş, Beşiktaş'a geldiği ilk günden bu yana Oğuzhan Özyakup'un üzerinde durdu. Onu zihinsel olarak sürekli geliştirip yakın ilişki kurarken; oyunun savunma yönü kadar hücum yönünde de gelişmesini sağladı. Oğuzhan da bir elmas gibi parıldayarak Türkiye'deki en etkili sezonunu geçirdi. Şampiyonluğa 9 gol ve 7 asistlik performansıyla katkıda bulundu. Bu performansıyla Türkiye milli takımının ilk 11 oyuncularından biri oldu. Atiba'nın ardından 2000 pasla en çok pas atan ve en iyi pas yüzdesine sahip ikinci isim de Oğuzhan… Sezon genelinde 68 kilit pas yaparak bu alanda da rekor kırdı.
Kolej Öğrencileri Havası
Karakartal'da bu kolej öğrencileri havasının temeli Olcay ve Oğuzhan'ın gelişiyle birlikte atıldı. Ardından bu isimlere Kerim Frei destek verdi. Gökhan Töre ve ardından Cenk Tosun derken; Siyah-Beyazlılar oldukça genç ve arkadaşlık bağları kuvvetli bir takım haline geldi. Toplam 3 yılda takımda oluşturulan bu kolej öğrencileri havası, bu yıl da 14. şampiyonluğu getirdi.
Portekiz Realitesi
Avrupa Ligi'nde aynı grupta yer aldıkları Sporting Lizbon'dan bahsediyoruz. Grubun son maçında Beşiktaş Sporting Lizbon'dan beraberlik dahi alsa gruptan çıkıyordu. Öne de geçtiler, ancak 15 dakika içinde 3 gol yiyerek darmadağın oldular. Bu kaybın ardından Avrupa Ligi'nde grup aşamasında elendiler. Soyunma odasında bu maçın kritiğini yaparlarken; "Bu maç bize hayırlı gelecek. Göreceksiniz, belki de sezon sonunda bizi şampiyon yapacak." sesleri birden yükseldi. Avrupa Ligi'nden elenerek durumun realitesinin farkına vardılar ve Spor Toto Süper Lig'de mutlu son için tükenmek bilmeyen bir inançla, güçlerinin son damlasına dek mücadele verdiler. Portekizde yaşadıkları realite, gerçekten de onlara şampiyonluk getirdi.
Rahat ve akıllı
Beşiktaşlı futbolcuların bu yılki ruh hali… Siyah-Beyazlılar genç ağırlıklı bir kadro oluşturmuş olsa da; tüm genç oyuncular 14. şampiyonlukta müthiş bir karakter örneği gösterdi. Yaşlarından çok daha olgun, daha inançlı, daha karakterli, sabırlı ve akıllı bir futbol ortaya koydular. Ricardo Quaresma'nın ikinci kez geldiği Beşiktaş'ta patlama yapması ve az süre almamasını dert etmemesi de akıllanmasının bir ürünüydü. Kaleci Tolga Zengin, sezon boyunca yaptığı hataların ardından akıllı ve karakterli yapısıyla önemli kurtarışlar yapan bir kaptana dönüştü. Cenk Tosun, akıllı ve rahat davranarak yedek kalmayı sorun etmedi. Beşiktaşlı futbolcular, orta sahada Atiba gibi bir sigorta varken oldukça rahat oynadı. Bunlar sadece en küçük örnekler… Beşiktaş'ın bu sezonki şampiyonluğunda rahatlılık ve akıllılık ön plandaydı.
Sponsor Desteği
Beşiktaş, 2015-2016 futbol sezonunda Kalde, Beko ve en önemlisi de Vodafone gibi sponsorlarının desteğiyle oldukça güçlü durdu. Özellikle Vodafone hem forma sponsorluğu hem de stat ismi sponsorluğuyla Siyah-Beyazlılara hem maddi hem manevi açıdan önemli katkı yaptı. Vodafone Arena'nın yapımında da yardımda bulunan Vodafone markası, Türkiye'nin tek akıllı stadının internet altyapısında da önemli çalışmalar yaptı. Böylelikle ortaya iki taraf için de "Win-Win" durumu ortaya çıktı. Beşiktaş-Vodafone ortaklığının daha nice başarılar getirmesi dileğiyle…
Şenol Güneş
2002 Dünya Kupası'nda milli takımımızla yaşadığı üçüncülük, Güney Kore'de teknik direktörlüğünü olgunlaştırması, yurda dönüşte Trabzonspor'u şahlandırarak son anda kaçırdığı şampiyonluk ve yakın geçmişte Bursaspor ile ligi alt üst edişi… Bu yıl ise Beşiktaş'ın başına geçen Şenol Güneş, Siyah-Beyazlı kulübe adeta bir güneş gibi doğdu. Kariyerindeki ilk şampiyonluğu Beşiktaş ile kazanırken; taraflı tarafsız tüm spor otoritelerinden tam not aldı. Beşiktaş'ın 14. şampiyonluğunda tam yetkiliydi. Daha imza attığı ilk gün taraftara kendini çok sevdirdi ve iki taraf arasında mükemmel bir sevgi bağı kuruldu. Mario Gomez'i eski günlerine döndürdü ve gol kralı yarattı, Jose Sosa'ya kariyer rekorunu kırdırdı, Oğuzhan'ı elmas gibi işledi. Daha ne olsun ki, Şenol Güneş gerçekten büyük bir hoca ve Beşiktaş'ın başına gelmiş büyük bir nimet…
Erdal Torunoğulları
Beşiktaş kulübünde Dış İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Fikret Orman'ın ekibinde en çok güvendiği kişilerden… Mario Gomez'in gelişi başta olmak üzere pek çok transferde önemli rol oynadı. Pazarlığı iyi bilmesi nedeniyle kulüplere zor zamanlar yaşattı ve genelde istediğini aldı. Bunun yanında oyuncu satışlarından gelir elde edilmesinde de baş roldeydi. Şampiyonluğa yan rollerden katkısı olan bir isimdi.
Uzun İnce Bir Yol
Evden ayrı geçen tam 1066 gün… Evden uzakta oynanan 66 maç… Gezilen 6 ayrı stat… Vodafone Arena'ya kavuşana kadar, Beşiktaş ev hasretini bu rakamlarla çekti. Adeta uzun ince bir yol çizdi kendine… Kah Ankara'da, kah Konya'da çoğunlukla da İStanbul'da farklı statlarda buldular kendilerini… Bu hikayenin sonu mutlu noktalandı. Beşiktaş hem evine dönerek Vodafone Arena'ya kavuştu hem de kendi stadında 14. şampiyonluğunu doyasıya kutladı.
Üç Bilinmeyenli Stoper Denklemi
Sezona Ersen-Rhodolfo tandemiyle başlamıştı Beşiktaş… İkili arada hatalar yapsa da iyi anlaşıyorlardı. Ancak önce Rhodolfo'nun sezonu kapatması, sonra da Ersan'ın Çin'e gidişiyle Bşiktaş stoper bölgesinde kriz yaşadı, üç bilinmeyenli denklemi yaşadı. Devre arasında Alexis ve Marcelo transfer edilerek bu sıkıntı bir nebze aşılsa da; bu bölgede sezonun genelinde zaman zaman Necip Uysal ve Tosic de forma giydi. Üç bilinmeyenli denklem, kiralık gelen Marcelo'nun yürekli futboluyla çözüldü.
Vodafone Arena
Beşiktaş'ın 41.903 kişilik yeni mabedi… Bu yıl Nisan ayında kapılarını açtı ve Siyah-Beyazlılara gönül verenlere merhaba dedi. En yüksek teknolojiyle inşa edildi. Türkiye'nin tek akıllı stadyumu ve Türkiye'nin hibrit çim kullanılan stadyumu olması özellikleriyle dikkat çekiyor. Yeni evlerinde 3'te 3 yaptılar ve taraftar baskısını rakiplerine tamamen hissettirdiler. He eve dönmenin özlemini hem de 14. şampiyonluğu kutlayarak Beşiktaş Vodafone Arena'da çifte mutluluk yaşadı.
Yedi sezon
Beşiktaş!ın 14. şampiyonluğuna ulaşması için son şampiyonluğundan bugüne geçen yıl sayısı… En son şampiyonluğunu Mustafa Denizli yönetiminde 7 yıl önce yaşayan Beşiktaş, 2015-2016 sezonunda Şenol Güneş önderliğinde mutlu sona ulaştı. 7 yıllık sürenin ardından hem şampiyonluğun hem de gelecek yıl direkt olarak Şampiyonlar Ligi'ne katılacak olmanın verdiği çifte mutluluğu yaşadılar.
Zamanlama

Gençlerbirliği deplasmanında Gökhan Töre'nin bireyselliği, iç sahadaki Kasımpaşa maçında Oğuzhan'ın sazı eline alışı, hemen ardından şampiyonluk yolunda oldukça önemli olan Oğuzhan'ın şık son dakika golü… Başakşehir deplasmanında Cenk Tosun'un ateşlediği geri dönüş… Ve Akhisar deplasmanında Cenk Tosun'un son dakika golüyle son derece önemli 1 puanı kazanmaları… Zamanlama, bu yıl Beşiktaş'ın şampiyonluğunda oldukça kilit bir kelimeydi. Kırılma anlarında iyi işler yapan Beşiktaş, zamanlamayı lehinde kullandı ve şampiyonluğa ulaşmasını bildi.
BONUS


19 Şubat 2016 Cuma

Modern Zamanların İngiliz Peri Masalı: Jamie Vardy


Bugünlerde Leicester City forması ile İngiltere Premier Lig'de fırtınalar estiren Jamie Vardy'nin öyküsü, aslında tam bir peri masalı… İnsanın gerçekten isteyince, çok çalışınca ve hayali için doğru zamanı bekleyince neler yapabileceğinin en büyük göstergesi… 2003 yılında Sheffield Wednesday altyapısı ile başlayan futbol kariyeri, çeşitli duraksamalar geçirse de 2016 yılında İngiltere'nin zirvesinde devam ediyor. Bugünlerde yaşam öyküsü bir film olarak çekilen Jamie Vardy, bu başarıya çok çalışarak ve bekleyerek ulaştı.

Sheffield doğumlu Jamie Vardy, futbola yine aynı şehir takımlarından Sheffield Wednesday'in altyapısında başladı. Ancak hayat, ona ilk çelmesini daha 16 yaşında taktı ve kulübü onu fiziken yetersiz bularak 16 yaşında serbest bıraktı. Hayallerimizi gerçekleştirmek için çıktığımız yolda, hayat birçoğumuzun önüne taşlar koyar ve işleri zorlaştırır. Radikal kararlar almamızı sağlar. Bunu genç yaşında tecrübe eden Vardy,  hayalleri için büyük bir olgunluk gösterdi ve oturup düşündü. O dönem İngiltere 4. Lig takımlarından gelen teklifler vardı. Hayatında griye yer vermeyen ve sadece siyah ile beyazı olan Jamie Vardy, önce geçimini sağlamak için bir karbonfiber fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Bir yandan da Stocksbridge adlı amatör takımda futbol oynamaya devam etti. Formasını her giydiğinde, sahada harikalar yaratıyordu.  2010 yılında İngiltere Konferans Ligi (5. Lig'e tekabül eder) ekiplerinden Halifax, Jamie Vardy'i transfer etti. O sezon, golleri ve futboluyla pek çok maçta yıldızlaştı; pek şans verilmeyen Halifax'i ligde tutmayı başardı. Bir yıl sonra, Fleetwood Town'ın dikkatini çekti ve 35 bin Sterlin karşılığında bir transfer daha gerçekleştirdi. Yükselişe geçen performansını burada da sürdürdü ve kulübünü tarihinde ilk kez profesyonel bir lige çıkaran isim oldu.


Alt liglerdeki bu başarısı, o dönemde İngiltere Championship'te (2. Lig'e tekabül eder) mücadele eden Leicester City ve o yıl takımı çalıştıran Nigel Pearson'un gözünden kaçmadı. Takvimler Temmuz 2012'yi gösterdiğinde Jamie Vardy, 1.24 Milyon Sterlin'lik bonservis bedeliyle Leicester City'e imza attı. Bu rakam, İngiltere futbol ligleri tarihinde amatör bir ligden futbolcu transfer etmek için ödenen en yüksek bonservis bedeliydi. Takip eden sezonda Leicester City, İngiltere Premier Lig'e yükselmeye hak kazanırken; Jamie Vardy'de Leicester taraftarlarının oyladığı ankette sezonun en değerli oyuncusu seçiliyordu. 2013-2014 sezonunda Leicester formasıyla pek başarılı bir sezon geçiremezken; kendisinden beklenilen çıkışı 2014-2015 sezonunda yakaladı ve golleriyle tüm dünyaya adından söz ettirmeye başladı.

"Hayattan Zevk Alıyorum"

Jamie Vardy, yaşadıklarından asla şikayet etmeyen bir karaktere sahip… Verdiği röportajlarda, her fırsatta "Hayattan çok zevk alıyorum. Günümüzde, zorlu antrenman seviyelerinden yakınan futbolcuları da garip karşılıyorum. Bulunduğum noktaya gerçekten çok çalışarak geldim" tarzında açıklamalarıyla yakaladığı şansın farkında… Şans, ona hala gülüyor. Takvim yaprakları 28 Kasım 2015'i gösterdiğinde; Jamie Vardy'li Leicester City, Manchester United karşısındaydı. Vardy, maçın henüz 14. dakikasında golünü attı ve çok önemli bir rekor kırdı. İngiltere Premier Lig'de üst üste 11 maçta gol atarak, Ruud Van Nistelrooy'un 10 maçlık rekorunu da tarihe gömdü. Üstelik üst üste 11. golünü attığı maçın, Nistelrooy'un efsaneleştiği Manchester United'a denk gelmesi de kaderin tatlı bir cilvesiydi.

2015-2016 sezonunda Leicester City, apayrı bir rüyanın peşinden gidip şampiyonluk yolunda mücadele ederken; Jamie Vardy de Şubat ayına 18 golle girdi ve gol krallığında ilk sırada yer alıyor. İngiltere milli takımında da devamlı şans bulmaya başladı. Vardy, canını dişine taktı ve hayatın daha 16 yaşında önüne koyduğu taşı un ufak etmesini bildi. Her türlü zorluk karşısında yakınmayarak ve elindeki şartlar doğrultusunda çok çalışarak karşılığını fazlasıyla aldı. Bugün, Leicester'ı tutan çocukların sırtında "Vardy" yazılı formaları görmek, karşılığını fazlasıyla aldığını gösteriyor. Leicester ve İngiltere milli takımıyla halen gerçekleştireceği hedefleri var ve hala 16 yaşındaki o çalışma azmine sahip…


Bazılarımız doğuştan şanslı başlar hayatına ve genellikle öyle de sürür gider. Fakat bazen; hayat, çeşitli zorluklar yaratarak veya hayallerimizin  önüne engeller çıkararak bizden Jamie Vardy'ler yaratır. Hikayemizin kahramanı, tek başına ve tırnaklarıyla kazıyarak bugün dünyaca ünlü ve filmi çekilen bir futbol idolü haline geldi. Kendi peri masalını tek başına yarattı. Darısı hayattaki tüm Jamie Vardy'lerin başına…

26 Temmuz 2015 Pazar

Howe-Bournemouth Ortaklığı, Peri Masalını Gururla Sunar!



Peri masallarına inanır mısınız? Bence inanmalısınız. Çünkü AFC Bournemouth, bu yıl onu gerçekleştirdi ve 6 yıllık süreçte gerçekleştirilmesi zor bir projeye imza attı. İngiltere'nin en parlak teknik direktörlerinden biri olarak gördüğüm Eddie Howe, kulübe ikinci gelişinde, büyük bir özveriyle takımı Premier Lig'e çıkarmayı başardı. Championship'in son gününde, Watford ile amansız bir şampiyonluk mücadelesine giren Bournemouth, Charlton'a karşı rahat bir galibiyet alırken; Watford'un maç bitimine yakın S.Wednesday'den yediği golle şampiyonluk sevincini yaşadı. Daha önce Premier Lig'e çıkmayı garantileyen Howe'un öğrencileri, şampiyonluk kupasıyla bunu taçlandırmış oldu.
Howe Etkisi
2007/2008 futbol döneminde kötü bir sezon geçiren Bournemouth, League Two'ya düşmüştü. Maddi kaynak yaratılmakta zorlanıldığı gibi, kimse takımın düzeleceğine şans vermiyordu. Ertesi sezon, League Two'ya da kötü bir başlangıç yapılmıştı. Takım düşme potasında yer alırken; 2009 yılının Ocak ayına, kulüp binasından parlak ve futbol tutkusuyla yanıp tutuşan bir adam girdi: Eddie Howe... Yönetim, Howe'un gözündeki o futbol tutkusu ateşini görerek o zamanlar 31 yaşının sonlarına yaklaşan genç adama güvendi ve takımı teslim etti. İyi bir kenetlenme dönemi yakaladıkları League Two'nun ikinci devresinde, geriden gelerek puan farkını kapattılar ve zor da olsa ligde kalmayı başardılar.
Howe'un felsefesi kulüp ile örtüştü, yönetim de maddi kaynak yaratınca; rahat bir nefes alındı. Kırmızı-Siyahlılar, bu moral ile bir daha asla arkasına bakmadı ve peri masalının yükselişi 2009-2010 sezonunda başladı. Az atıp, savunma sorunlarını halledememelerine rağmen 83 puan topladılar ve lig ikincisi olarak League One'a çıkmaya hak kazandılar.
Play-Offlar'da kaçan Championship Şansı
Kırmızı-siyahlılar, geçen sezon  League One'a çıkarak arkasına aldıkları rüzgarı, sürdürmeye devam ettiler. Burada çok gol yeme sorunları devam etmelerine rağmen dirençli bir futbol ortaya koydular. 2010-2011 sezonunu 6. sırada bitirerek Play-Off'lara katılmaya hak kazandılar. Ancak yorgunluk devreye girdi ve çabuk elenerek Championship biletini kaçırdılar.
Son yenilgiye rağmen ikinci sezonda da Howe ile oynanan pozitif futbol moralleri bozmamıştı. Ancak basın ve akbaba gibi üşüşen başarılı İngiliz kulüpleri, kısa sürede Kırmızı-Siyahlıların asıl moralini bozan durum oldu. Eddie Howe, İngiltere'nin en parlak menajerlerinden biri olarak gazetelerde boy boy yer alırken; o dönem Premier Lig'e çıkmak isteyen Burnley, devreye girdi ve teknik direktör Eddie Howe'u transfer etti.
Bu durum, Bournemouth'ta bir şok ve kafa karışıklığı yarattı. 2011-2012 yılı için League One'dan kurtulma yarışında, takımın başına Paul Groves getirildi. Ancak o güne kadar elle tutulur pek bir başarısı olmayan Groves, Bournemouth kadrosunu iyi bir şekilde yönetemedi. Kolay gol yeme sorunu önlenemezken; sezon da 11. olarak bitirildi. Bu noktanın ardından, Groves ile yollar ayrılırken; Bournemouth taraftar ve yönetiminden tekrardan ciddi bir Howe sesleri yükselmeye başladı.
Dönüşü Muhteşem Oldu
O dönem Burnley ile Premier Lig'e çıkma biletini kaçıran Eddie Howe da Burnley kulübünden çıkan yüksek sesler nedeniyle rahatsızdı. Taraftarlarının adını kalbine kazıdığı Bournemouth kulübünün ilgisini göz ardı edemedi ve kendini 2012-2013 futbol sezonunda tekrar Kırmızı-Siyahlıların başında buldu.
Eddie Howe, 2012-2013 sezonunda tekrar takımı kenetleyerek League One'da 24 galibiyet aldı. Savunma sorunlarını o yıl da çözemezken; atılan 76 gol ve toplanılan 83 puan onlara mutlu sonu getirdi. Howe'un geri dönüşü, Bournemouth'u tekrar şahlandırdı. Takım, League One'ı 2. olarak bitirerek bir sonraki sezon Championship'te mücadele etme hakkını kazandı. Bournemouth'un ayak sesleri duyulmaya başlanıyordu.
2013-2014 sezonunda, rekabetin ve gücün daha da artmasıyla biraz bocalamıştı Bournemouth.... Kadro kalitesi, Championship'in biraz altındaydı. Howe, tüm bunlara rağmen elinden gelenin en iyisini yaptı ve Kırmızı Siyahlılara düşme tehlikesi yaşatmadı. Atılan 67 ve yenilen 66 gol ile Championship'i geçen yıl 10. sırada tamamladı.
Howe Aklına Koyduysa Yapar
Bournemouth'un yükselişinde en büyük paya sahip olan Eddie Howe'un Championship'te fazla durmaya niyeti yoktu. Bunun için her türlü hamleyi yapmalıydı. Kulübün yönetiminde, Howe ile aynı ateşi paylaşan biri daha vardı. Kulüpte sazı eline alan Rus iş adamı Maxim Demin, gerekli maddi kaynağı sağladı ve Premier Lig hayali için gereken adımlar atılmaya başlandı. Geçtiğimiz yıl Coventry'de parlak bir sezon geçiren 23 yaşındaki forvet Callum Wilson, ilk iş olarak 3.7 Milyon Sterlin karşılığında transfer edildi. Norwich'ten Surman, Newcastle United'dan Gosling, Burnley'den gelen Stanislas diğer önemli isimlerdi. Takıma tecrübe katması amacıyla Cardiff'ten Kenwyne Jones ve Southampton'dan deneyimli kaleci Boruc kiralanmıştı.
Böyle bir yapılanmayla ve 24.73 Milyon Euro'luk kadro değeriyle sezona başlayan Bournemouth'a dişli rakipleri karşısında yine pek şans verilmiyordu. Eddie Howe, kendi ayarındaki rakiplere karşı çift forvetli ve bol hücumlu; dişli takımlara karşı tek forvet ve kalabalık orta sahalı oyun sistemini presle birleştirmişti. Takım, sezon geneline bakıldığında mücadele etmekten ve pres yapmaktan yorulmuyordu. Yapılan transferler, gol anlamında takımı şahlandırmış ve neredeyse League Two sezonlarının iki katına çıkartmıştı. Haftalardır iyi giden performans, spor otoritelerinin de dikkatini çekti ve "Acaba mı?" sorusu kulislerde dolanmaya başladı.
İşte o "Acaba mı?", Eddie Howe'un başarılı yönetimiyle önce geçen hafta Premier Lig'e çıkmayı garantileyerek yanıt buluyordu. Ardından son hafta mücadelerinin yaşandığı bugün, Charlton Athletic karşısında sonuna kadar şampiyonluk şanslarını zorlayacaklardı. Tam kadro çıktığı maçta, amaçsız rakibi karşısında 3-0 ile rahat bir galibiyet almayı başardılar. Asıl sürpriz, şampiyonluk için çekiştikleri rakibi Watford'tan geldi. Watford, Premier Lig'î garantilemiş olmanın verdiği rehavetle maçı uzun süre 1-0 önde götürdü. İkinci golü bulmakta zorlanırlarken; bitime yakın S.Wednesday'den gol yediler ve şampiyonu tayin ettiler: Bournemouth... 6 yıl önce Eddio Howe'un kulüp binasından içeri girmesiyle başlayan peri masalı, 2 Mayıs 2015'te sonuca ulaştı. Bournemouth, 90 puanla ve en yakın rakibi Watford'un 1 puan önünde şampiyonluk kupasını kaldırdı.
Bournemouth'un bu sezonki başarısına Callum Wilson 20 golle, Yann Kemorgant 15 golle, Brett Pitman 13 golle, Matt Ritchie 13 golle ve Marc Pugh da 9 golle katkıda bulunuyordu. Özellikle Callum Wilson, gelecek sezon Premier Lig'de adından söz ettirebilecek bir futbol kumaşına sahip..
Futbolcuların ve 37 yaşındaki futbol dehası teknik direktör Eddie Howe'un sevinçleri görmeye değerdi. Şimdi gelecek sezon için hayli terleyecekler. Takıma daha çok maddi kaynak ve Rus iş adamı Demin'in pamuk elini cebine atması gerekiyor. Her mevkiye, takviye ihtiyacı görünüyor. Bunun yanında, teknik kadro ise oldukça sağlam... Ben, Eddie Howe'un, İngiltere'nin Jose Mourinho'su olduğunu düşünüyorum. Karakteri ve başarma hırsıyla, gelecek sezon Premier Lig'e çok şey katacaktır. Güney takımı Bournemouth'a, devler sahnesinde başarılar dilerim :)