7 Kasım 2015 Cumartesi

Rize'den 3 Dakikada Tuş!


Rize'de stat tam olarak dolmamasına rağmen futbol açısından güzel bir atmosfer ve puan konusunda hırslı iki takım karşı karşıya geliyordu. Hikmet Karaman yönetiminde 5 haftadır galibiyete hasret Çaykur Rizespor, Hamza Hamzaoğlu yönetiminde ligde pozitif bir performans gösteren Galatasaray'ı misafir etti. Hikmet Karaman'ın Çaykur Rize'sinde rakibe göre alınan önlemler izledik. Savunma drtlüsü aynı dururken; Koray Altınay, Makiadi'nin yerine ön liberoda yer aldı. Bu hamle Galatasaray'ın orta sahadaki yıldızları Sneijder ve Selçuk'a adım attırmamak için yapılmıştı. Orta sahada ise Deniz Kadah'ın yerine Chevalier on numara pozisyonunda, Patryk'in yerine de Ahmet İlhan Özek sol kanatta yer aldı. Karaman, kontra atağa uygun bir yapıda çıkarmıştı takımını sahaya…. Galatasaray'da ise her şeyden önce sistem değişikliği vardı. Hamza Hamzaoğlu sistemi 4-4-2'ye çevirmiş ve Burak'la birlikte Umut'u çift forvet yapmıştı. Sol bekte Olcan, sağ bekte ise Sabri Sarıoğlu yer aldı. Bu değişiklikler ışığında, ilk yarı başladı.
İlk 45 dakikada, ilk  dakika ve son  30 dakika iki farklı tarz futbol vardı. Galatasaray, ilk 15 dakikaya baskılı başlayan taraf oldu. Gol için saldıran Sarı-Kırmızılılar, karşılığını aldı. Sol çaprazda  Burak'tan pası alan Wesley Sneijder çok sert bir şutla rakip kaleci Itandje'yi mağlup etti ve Galatasaray maçta erken 1-0 öne geçti. Böylelikle Sarı-Kırmızılılar, ilk 15 dakikada en fazla gol atan takım olma unvanını devam ettirdi. Golün ardından Selçuk İnan'ı sakatlığa kurban veren ekip, hem bunun hem de yorgunluğun etkisiyle oyundan düştü. Hikmet Karaman'ın öğrencileri bu dakikadan itibaren üstünlüğü eline aldı ve ilk yarının bitmesine yarım saat kala oyunu rakip kaleye yıktı. Chevalier'in ara pasında topla buluşan Mehmet Akyüz, sağdan ceza sahası içine girdi ve düzgün bir vuruşla topu filelerle buluşturdu: 1-1! Beraberlik golünü bulduktan sonra daha da hırslanan ev sahibi, İlhan, Eren ve Chevalier eşliğinde ataklar geliştirdi. Üstünlük golleri ise ilk yarının bitimine doğru geldi. Serbers vuruşu kullanan Eren Albayrak, Mehmet Akyüz'e pasını gönderdi. Ceza sahasındaki Mehmet Akyüz topa dokundu ve filelerle buluşturdu. Eren bu sezon 5. asistini yapmış oldu. Mehmet Akyüz kendisinin ve takımının ikinci golünü kaydederken; ev sahibi Çaykur Rizespor, devreye 2-1 üstün girdi. İlk yarıda son 30 dakikada Koray ve Robin Yalçın önderliğinde üstünlüğü ele alan Çaykur Rizespor'da Eren, Chevalier ve Mehmet Akyüz performanslarıyla dikkat çeken isimler oldular. Galatasaray'da ise Sneijder'in etkili oyunu vardı.
Cimbom'dan sert baskı
Galatasaray, ikinci yarıya ilk yarıdaki 15 dakikada olan baskısıyla başladı. Üçüncü bölgedeki hırslı yapılarını sert baskıyla birleştirdiler. Bu baskının meyvesini 65. dakikada aldılar. Galatasaray atağında Rize savunmasının uzaklaştırdığı top, Podolski'nin önünde kaldı. Alman yıldızın beklemeden sert şutunda top ağlarla buluştu ve durum 2-2'ye geldi. Benfica yorgunu Galatasaray, beraberlik golünün arkasından son kalan gücünü de öne geçmek için kullandı. Hamza Hamzaoğlu'nun sakatlık değişiklikleri nedeniyle hamle şansının olmaması, Sarı-Kırmızılara orta alanı dinçleştirme şansını vermedi. Sneijder'in soldan kullandığı kornerde, ceza sahasındaki karambolde topa son dokunan Olcan Adın oldu ve konuk ekibi 2-1 yenilgiden 3-2'lik galibiyete taşıdı. Bu golde, Çaykur Rizespor savunmasının ciddi adam paylaşımı hatası, gözlerden kaçmadı.

Bu golün ardından Galatasaray yorgunluğun da etkisiyle geriye çekildi. Ev sahibi Çaykur Rizespor ise, oyuna ikinci yarıda giren Deniz Kadah'ın ve yıpratıcı forvet Leonard Kweuke'nin önderliğinde rakibe baskı uyguladı. Dakikalar 88'i gösterdiğinde, Umut Bulut yaptığı faulle ikinci sarısını gördü ve oyun dışında kaldı. Bu durum, Galatasaray'ı çökerten gelişme oldu. Çaykur Rizespor, 4 dakikalık uzatmayla birlikte rakip kaleye iyice yüklenmeye başladı. Orhan'ın sağdan ortasında Kweuke, topu göğsüyle kontrol etti ve düzgün bir vuruşla durumu 3-3'e getirdi. Bu golden iki dakia sonra 90+4'te Kweuke, soldan ceza sahası içine girdi ve yerden ortayla topu Deniz Kadah'a gönderdi. Deniz'in topu düzeltmesiyle birlikte yaptığı vuruş, ağları sarstı ve Çaykur Rizespor 3 dakika içinde 2 gol bularak 4-3 öne geçti. Golün ardından santra yapılmadan maç sona ererken; Çaykur Rizespor, oyunun belirli bölümünde yaptığı baskılarla, önemli bir 3 puan almış oldu. Karadeniz ekibi 5 haftanın ardından kazanırken; Galatasaray ise Benfica karşısındaki vasatlığını bu deplasmanda da sürdürdü.

Valencia, Celta'ya Patladı!


Balaidos Stadyumu'nda futbol için her şey vardı: İki yükselişte takım, güzel hava, bol pozisyon, zevk, heyecan ve rekabet… 2015-2016 sezonunda önemli bir çıkış yapan ve Real Madrid ile Barcelona'nın arkasından üçüncü sıraya yerleşen Celta Vigo, zirvenin gerisinde kalan ve performansını yeni yeni yükseltebilen Valencia'yı misafir etti. Ev sahibi Celta Vigo, değişmez 4-3-3 taktiğiyle sahadaydı. Cezalı stoper Cabral'ın yerine, Sergio Gomez forma giydi. Orta sahada ise, cezası biten Augusto Fernandez formasına kavuşmuş oldu. Konuk ekip Valencia ise; 4-5-1 taktiğiyle sahadaydı. Mustafi, stoperde formasına kavuşurken; sağ bekte Barragan forma giydi. Nolito'lu kanadı kilitlemek içinse, Barragan'ın önünde sağ bek Cancelo yer aldı. Levante karşısındaki kadrodan farklı olarak, Dani Parejo da formasına kavuştu. Bakkali, sol açık olarak forma giyerken; konuk ekip, temkinli bir sistem ile sahaya çıkmıştı.

Konuk takım Valencia, maça etkili başlayan taraf oldu. İlk 15 dakikalık bölümde topa daha fazla sahip olurlarken; tehlikeli ataklar da gerçekleştirdiler ve bunun da ödülünü aldılar. Parejo'nun pasıyla ceza sahası içinde buluşan Paco Alcacer, kalecinin solundan ağlara gönderdiği topla takımını 1-0 öne geçiren isim oldu. Bu golde Celta Vigo'lu savunmacıların adam paylaşımı hatası da dikkat çekti. Celta Vigo, 20. dakikadan itibaren kendine gelmeye ve rakip kaleye yüklenmeye başladı. Sağ taraftan kullanılan kornerde, Wass kafayla topu arka direğe çevirdi. Arka direkte yer alan Augusto Fernandez, topu kaleye gönderen isim oldu ve skoru 1-1 yaparak maça denge getirdi. Bu dakikalardan sonra iki takım da buldukları cılız atakları gole çeviremedi. Valencia, ilk yarının bitimine doğru Celta kalesine yüklenirken; serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Dani Parejo, serbest vuruştan mükemmel bir gol attı ve durumu 2-1'e getiren isim oldu. Golün ardından fazla uzatma olmayınca, ilk yarı Valencia'nın 2-1'lik üstünlüğüyle sonuçlandı.

Alcacer'den maçı koparan gol

İkinci yarının hemen başında, Celta Vigo bir savunma hatasının daha kurbanı oldu. Castro'nun kaleciye verdiği pasta bitiriciliğini konuşturan Alcacer araya girdi ve rahat bir vuruşla skoru 3-1 yaptı. Alcacer'in bu golüyle, maç bir anlamda Celta Vigo için bitmiş oldu. İkinci yarının hemen başında yapılan savunma hatası ve yenilen gol ile ikinci yarıda kendilerine gelemediler. Böylelikle Valencia da üstünlüğünü ikinci yarıda kabul ettirdi ve rahat bir futbol oynadı. Bir başka Valencia atağında Alcacer'den pası alan Dani Parejo, ceza sahasına hızlı girdi ve düzgün vuruşuyla farkı üçe çıkaran golü attı: 1-4! Üç farklı üstünlükten sonra bile oyun disiplininden kopmayan Valencia, topa daha fazla sahip olmaya ve rahat futbolla top çevirmeye devam etti. Maçın bitmesine 10 dakika kala, günün başarılı ismi Dani Parejo'nun adrese teslim ortasında, atak gereği ileride olan Mustafi, ceza sahası içinde sert bir kafa vuruşu yaptı ve topu filelerle buluşturdu: 1-5! İlerleyen dakikalarda başka tehlikeli pozisyon olmayınca, Cumartesi'nin merakla beklenen maçında Valencia, deplasmanda rakibini 5-1 ile bozguna uğratmış oldu.

Celta Vigo için sorunların anlaşılması gereken bir maç oldu diyebiliriz. 4-3-3 taktikleriyle futbolları çok keyif veriyor; ancak aynı oranda yapılan  savunma hataları ve savunmada bırakılan boşluklar can yakıyor. 5-1'lik mağlubiyetlerinde 2 golü savunma hatalarından yediler. Bu zaaf, sezon başından beri devam ediyor ve halen önlem alınabilmiş değil… Valencia için, her şey günlük güneşlikti. Futbolcular kusursuza yakın bir performans ortaya koyarken; Barragan-Cancelo ikilisiyle Celta'nın en tehlikeli silahı Nolito'yu durduran Valencia teknik direktörü Nuno da günün stratejistiydi. 2 gol-2 asist ile oynayan Dani Parejo ve 2 gol-1 asistlik performansıyla Paco Alcacer; görkemli zaferin baş mimarlarıydı. Yarasalar, kötü günleri atlatmış görünüyor ve üst sıralar için oldukça formda bir futbol sergiliyor

Leicester Sınır Tanımıyor!


King Power Stadı'nda ev sahibi taraftarların ağırlıkta olduğu ve iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık hakimdi. Haftanın merakla beklenen mücadelesinde, Ranieri yönetiminde ligin sürpriz takımı olan Leicester City ile Premier Lig'in dirençli takımlarından Watford karşı karşıya geliyordu. Ev sahibinde teknik direktör Claudio Ranieri, hafif sakatlığını atlatan Fuchs'a sol bekteki yerini reslim ederken; Schlupp'u ise sol açığa aldı. Ev sahibi 4-5-1 sistemiyle sahadaydı. Dirençli Watford'a karşı İtalyan hoca tüm önlemleri almıştı. Watford teknik direktörü Sanchez Flores ise, West Ham karşısında kazanan kadroyu bozmamıştı. Sadece Troy Deeney santrfor olarak değil, biraz daha on numara pozisyonunda yer alıyordu. İki takım da birbirinin gücünü bilerek ve en ufak bir hatanın geri dönüşü olmadığını iyi belleyerek çıktılar King Power çimlerine…

İlk yirmi dakikalık bölümde konuk ekip Watford daha fazla topa sahip oldu ve Odion Ighalo önderliğinde ataklar geliştirdi. Kasper Schmeichel'i ve direği geçemeyince istediklerini alamadılar ve maç ilk yarıda orta saha mücadelesi şeklinde geçti. İki takım da oldukça temkinliydi ve geride boşluk bırakmamaya özen gösteriyordu. Leicester City, Watford'un ilk 20 dakikalık üstünlüğünden sonra oyunun kontrolünü ele geçirse de istediği pozisyonları bulamadı. Albrighton önderliğinde gerçekleşen cılız ataklar, etkili olmayınca; taraflar soyunma odasına 0-0 beraberlikle girdiler.

Kante perdeyi açtı

Claudio Ranieri'nin öğrencileri, ilk yarıdan farklı olarak, ikinci 45'te muazzam bir baskıyla başladılar. Okazaki'nin de oyuna girişiyle üçüncü bölgede daha diri gözüktüler. Oyunu kısa bir sürede rakip kaleye yıktılar. Karşılığını da golle aldılar. Kante'nin şutunda Watford kalecisi Gomes, büyük hata yapınca top filelerle buluştu ve ev sahibi 1-0 öne geçti. Leicester City, golden sonra da geri çekilmedi ve kurduğu baskıyla ikinci golü aramaya başladı. Savunmadan atılan uzun topta, forvet Jamie Vardy, Watford kalecisi Gomes tarafından düşürüldü ve hakem penaltı noktasını gösterdi. Gomes hareketi nedeniyle sarı kart görürken; topun başına geçen Jamie Vardy, penaltıyı gole çevirerek takımını 2-0'lık üstünlüğe taşıdı. İngiliz forvet, üst üste dokuzuncu maçında da gol kaydetme başarısı yakaladı ve krallıktaki dominasyonunu sürdürdü.

İlk golün sahibi Kante, Watford atağında ceza sahası içinde sert bir hamleyle Paredes'i düşürdü. Hakem yine tereddütsüz bir şekilde penaltı noktasını gösterdi. Deeney, rahat bir vuruşla top ve kaleciyi farklı yönlere gönderdi ve böylelikle skoru 2-1'e getirdi. Leicester City, golün sonrasında gerçekleştirdiği atakta, Mahrez'in bireysel becerisi sonucu çıkardığı şık şutla, gole çok yaklaşsa da Gomes gole izin vermedi. Bu dakikadan itibaren Leicester City, skoru koruma yolunu seçince, maç ikinci yarıda gelen gollerle 2-1 sonuçlandı.


Leicester City, önemli bir maçtan daha 3 puan çıkardı ve çıkışına devam etti. Skor bulmakta sıkıntı çekmeyen ve mağlup duruma düşse bile oyunu çevirebilen Claudio Ranieri'nin takımı, şu bölüme kadar olan performansıyla spor otoritelerinden takdir topluyor. Konuk ekip Watford ise, bugün orta saha mücadelesine ve kontra ataklara odaklanınca, üçüncü bölgede vasat kaldı. Flores'in takımı, bugün yenilse bile Ighalo önderliğinde ligin mücadelesi beğenilen dirençli takımlarından… 

Başakşehir, 'Hamsi' Avladı


İstanbul için oldukça soğuk bir futbol gününde Abdullah Avcı ile kötü başladığı sezonda çıkış yakalayan ve bu maç öncesinde beşinciliğe kadar yükselen Medipol Başakşehir, evinde, Shota yönetiminde kimlik bunalımı yaşayan ve hücumda sıkıntılar çeken Trabzonspor ile karşılaşıyordu. İki takımda da değişiklikler göze çarpıyordu. Medipol Başakşehir teknik direktörü Abdullah Avcı, 4-2-3-1 ile sahadaydı. Uğur Uçar sağ bekte formasına kavuşurken; ön liberoda Rotman yerini Mahmut Tekdemir'e bırakmıştı. Sol açıkta ise Enver Cenk Şahin'in yerine, son zamanlarda formu artan Brezilyalı Doka yer aldı. Trabzonspor'da ise, teknik direktör Shota Arveladze kaleye Onur Kıvrak'ı koymuştu. Cezası biten Cavanda, sağ bekte formasına geri kavuştu. Marin'in sakatlığında ise Gürcü teknik adam; Erkan-Mehmet Ekici-Özer Hurmacı üçlüsünden kurdu. Forvette ise yanlışından dönen Shota, sonunda Cardozo'nun formunu görmüş ve santrfor olarak Paraguaylı golcüye şans vermişti. Bu değişikliklerle ilk yarıya başladık.

İlk 45 dakika, golle başladı diyebiliriz. Medipol Başakşehir, neredeyse soyunma odasından attı golü… Visca'nın sağdan kullandığı kornerde, kaleci Onur'un dokunabildiği top, Başakşehir savunmacısı Yalçın Ayhan'ın önünde kaldı. Yalçın da müsait pozisyonda topu ağlara gönderdi ve henüz ilk dakikalarda ev sahibi 1-0 öne geçti. Golde, Trabzonspor kalecisi Onur Kıvrak'ın hatası büyüktü. Deneyimli eldivenin formsuzluğu devam ediyor, belli ki psikolojik sorunlar yaşıyor. Golden sonra Medipol Başakşehir büyük özgüven kazandı. İlk 10 dakikanın ardından; Badji-Mahmut-Visca-Mossoro-Doka'dan oluşan orta saha hattı, Trabzonspor'a karşı orta sahada üstünlüğü eline aldı. Abdullah Avcı, Karadeniz ekibinin özellikle orta sahasına alan daraltması uygularken; Cardozo;'ya da gidebilecek yardımları kesmiş oldu ve ilk 45 dakikada amacına ulaştı. Yine ilk yarıda, Trabzonspor'un dominant Başakşehir orta sahasına karşı etkili olamadığını ve hücumda hiçbir etkinlik gösteremediğini söyleyebiliriz. Başakşehir'in direnci karşısında teslim bayrağını çekmiş gibiydiler.Ev sahibi ilk yarı boyunca epek çok atak geliştirirken; girdiği pozisyonları değerlendiremedi ve devreye 1-0 önde giren taraf oldu.

Trabzon topu aldı

İkinci yarı da ilk yarıdaki senaryolarla başladı. Dakikalar geçtikçe N'Doye'nin de oyuna girmesiyle birlikte Trabzonspor, ikinci ve üçüncü bölgede daha çok top tutmaya ve topa sahip ola üstünlüğünü ele geçirmeye başladı. Temkinli Başakşehir ise, galibiyeti korumak adına geriye yaslandı ve kontralar aramaya başladı. İlk yarıdaki vasat futbol kafasına dank etmiş olacak, Trabzonspor ikinci 45'te daha fazla adamla rakip kaleye yüklenmeye başladı. Başakşehir orta sahasını uzun paslaşmalarla geçmeye başladılar. Shota'nın hamleleri ve oyun sistemi kilidi açamazken; Başakşehir'de ise Abdullah Avcı, yorulan Başakşehir orta sahasını Emre ve Cenk hamleleriyle güçlendirdi. Son 15 dakikada Trabzonspor, gol için yüklenmeye devam etti. Bu dakikalarda Cardozo "al da at" denilen bir pozisyonu imkansızı başararak auta gönderdi. Ardından uzatma dakikalarında Trabzonspor'un kazandığı penaltıda topun başına geçen Paraguaylı yıldız, topu auta nişanladı. Trabzonspor ikinci yarıdaki iştahlı futbolunun karşılığını alamayınca, maç Başakşehir'in 1-0'lık galibiyetiyle sonuçlandı.

Başakşehir takımını ve Abdullah Avcı'yı tebrik etmek gerekiyor. Rakiplerini iyi analiz etmişler. Orta saha üstünlüğünü ele alarak rakibi kilitlemeyi başardılar. Stoper Yalçın Ayhan, hamlelerinde oldukça başarılıydı. Attığı golle birlikte takımına 3 puanı kazandırırken; maçın da yıldızı oldu. Trabzonspor'a baktığımızda ise, Shota Arveladze ve takımında bir 'belirsizlik' görüyorum. Günü kurtarmak adına oyuncu kadrosu ve sistemde sürekli değişiklikler yapılmaya başlandı. Hakem hapsetme olayının olumsuz izlerini hala yaşadıkları da görülüyor. Sonuç olarak, bugün hak eden taraf Medipol Başakşehir kazanmış oldu. Özellikle ilk 45 dakikadaki futbolla, bu 3 puanı tırnaklarıyla kazıyarak aldılar. a

Arena'da vasat futbol


Antalya için özlenen kare, bugün Antalya Arena'daydı. Diğer illere göre ılık bir havada, Cumartesi öğle vakti Antalyasporlu taraftarlar stadın büyük bir bölümünü doldurmuştu. Kah arkadaşları, kah aileleriyle güzel bir 90 dakika yaşamak için tribündeydiler. Futbol ile yaşayan şehir demek böyle oluyor, bunda stadın şehir merkezinde olmasının da büyük önemi var. İnsanlar, stat için bile olsa, ulaşabildikleri şeyleri yapmayı severler. Bugün Antalyaspor, 3 puanı hedeflerken; Tolunay Kafkas'lı Kayserispor ise, yine kapalı bir savunma anlayışıyla gelmişti. Antalyaspor teknik direktörü Yusuf Şimşek, sahaya değişik bir 11 çıkardı. Lokman'ın yerine Celustka stopere dönerken; Sakıb ise yine sol bekteki yerini garantilemişti. Orta alanda Sezer ve Ozan İpek'in oynaması şaşkınlık yaratırken; Emrah Başsan ve Lazarevic gibi isimlerin yedek oluşuna da futbolseverler anlam veremedi. Kötü sonuçların üstesinden gelmeyi amaçlayan Yusuf Şimşek, sahaya 4-3-3 gibi bir düzenle çıktı. Top rakipteyken ise, bir anda 4-2-3-1'e dönüyorlardı. Kendi evinde 4-3-3 oynamak gayet anlaşılır, ancak bunu doğru oyuncu grubuyla yaptığın zaman işe yarar.  Kayserispor'da iseTolunay Kafkas, artık bilinen istikrarlı kadro ve istikrarlı 4-2-3-1 sistemi ile sahadaydı. Samba Sow formasına geri kavuşurken; Deniz Türüç ise sağ açık gibi forma giydi.

Mücadelenin ilk yarısı, oldukça temkinliydi. Antalyaspor, ev sahibi olmasının verdiği hırsla topla daha fazla oynayan taraftı. Kayserispor ise, ilk 45 yarıda topun arkasında beklemeyi tercih etti, aradığı hızlı hücum fırsatlarını bir türlü bulamadı. Antalya'da ilk yarıda, tam bir orta saha mücadelesi vardı. Antalyaspor, Emrah ve Lazarevic'in yokluğunda üçüncü bölgede etkili olamıyordu. İkinci ve üçüncü bölge arasındaki kopukluk, sahaya net olarak yansıdı. Tam ilk yarı golsüz bitecek derken, devreye penaltı girdi. Hakem Serkan Tokat, Ozan İpek'in ceza sahası içinde düşürüldüğü pozisyona penaltı verdi. Pozisyonu yakından ve yavaş izlemek gerekiyor; ancak bana ağır bir karar gibi geldi. Topun başına geçen Samuel Eto'o, şık bir penaltıyla Antalyaspor'un 1-0 öne geçmesini sağladı. Ve devreye de Antalyaspor üstünlüğünde girildi.

Kayseri etkisini arttırdı

İkinci yarıda, Kayserispor teknik direktörü Tolunay Kafkas'ın puan almak için yaptığı hamle dikkat çekti. Bugün etkili olamayan isimlerden ,Deniz'in yerine Yakubu oyuna girdi. Kayserispor, bu dakikadan itibaren etkili olmaya ve hücumda top tutmaya başladı. Antalyaspor'un yorulması, daha geri çekilmelerine sebep oldu. İkinci 45'te daha iştahlı bir futbol ortaya koyan Kayserispor, aradığı hızlı hücum fırsatlarını bulunca, rakip kalede Derley, Biseswar ve Ömer önderliğinde etkili olmaya başladı. Bunun karşılığını ise, Samba Sow'un golüyle aldı Sarı-Kırmızılılar… Antalyaspor'da Yusuf Şimşek hatasını geç farkedip Lazarevic'i oyuna alınca, Kırmızı-Beyazlılar futbol anlamında sahayı dengeleyebildi.


İkinci yarıda da orta saha mücadelesi hakimdi sahaya… İki takım da 1-1'den sonra rakip kalelerde boşluklar bulabildi, ancak yapılan cılız ataklar sonuç vermedi. Durum böyle olunca, iki takım da birer puana razı oldu. Aslında, sahadaki futbolun hakkı da buydu. Antalyaspor, oyuncu hatalarından dolayı verimsiz bir gün geçirirken; sahaya yine Tolunay Kafkas'ın savunma ağırlıklı futbolu damga vurdu. İki takım için de önerimli çıkarımlar yapılması gereken bir maç oldu. Antalyaspor'da Eto'o'ya Emrah Başsan ve Lazarevic desteği verilmeyince, üçüncü bölgede oldukça etkisiz kalıyorlar. Kayserispor'un ise, üçüncü bölgede daha yaratıcı ve bitirici isimlere ihtiyacı var. Genç Oğulcan Çağlayan böyle bir isim, onu da Tolunay Kafkas yedekten değerlendiriliyor. Oğulcan Türk futbolunun geleceği için çok önemli, Tolunay Hoca'nın ona daha fazla şans vererek Oğulcan'ı kazanması lazım… Antalyaspor'da haftalardır alınan kötü sonuçlarla, teknik direktör Yusuf Şimşek'in suyunun ısındığını ve üzerinde büyük bir baskının oluştuğunu da söyleyelim.

Osmanlı Çok Rahat!



Sanki tribünler bile şehir takımı Eskişehir'den ümidi kesmiş gibiydi… EskişehirAtatürk Stadyumu'nda tribünlerin eski doluluğu yoktu. İsmail Kartal'ın da çare olamadığı Eskişehirspor, sezon başında çıkış yaşamasının ardından duraklama dönemine geçen Osmanlıspor'u ağırlıyordu. Ev sahibinin niyeti,yeni hocasıyla ilk 3 puanını almaktı; konuk ekip ise, yenilmemek için geliyordu. Ev sahibinde İsmail Kartal, savunma kurgusunu bozmazken; kalede ise Ali Şaşal Vural'ın sakatlığında Ruud Boffin vardı. Galatasaray maçında orta sahada görev yapan Causic ve Toko'nun yerlerini ise, Ben Khalifa ve sakatlıktan kurtulan Raheem Lawal almıştı. Arjantinli Defederico'da ofansif orta saha bölgesinde formasına kavuşmuştu. Osmanlıspor teknik direktörü Mustafa Reşit Akçay, Eskişehirspor deplasmanında takımını 4-1-4-1 sisteminden 4-2-3-1'e döndürerek defansif katılığı yumuşatmış göründü. Hakan'ın yokluğunda, sağ bekte Vrsajevic'e görev verildi. Onun dışında savunma ve orta saha yapısı fazla bozulmazken; Torje'nin yokluğunda Aminu sağ kanada çekildi, Musa Çağıran ise orta alanda daha hücumcu bir rolde yer aldı. Bu şartlar altında, 90 dakikayı başlatan düdük çaldı.

Karşılaşmanın ilk tehlikeli atağı, Eskişehir'li Engin'in direkten dönen serbest vuruşuydu. Kırmızı-Siyahlılar, ilk yarıda topa daha fazla sahip olan taraf olsa da; üçüncü bölgede geliştirdiği ataklarda bitiricilik açısından fazlasıyla yoksundu. Mustafa Reşit Akçay bu deplasmanda futbolcularına daha çok topun arkasında beklemeyi ve kontralarla Eskişehir savunmasındaki boşlukları değerlendirmeyi telkin etmişti. Bu ahvalde, skora ulaşan ilk takım Osmanlıspor oldu. Sağ taraftan kullanılan kornerde, Eskişehirspor savunmasının  uzaklaştıramadığı top Tiago Pinto'nun önünde kaldı. Brezilyalı sol bek, topa beklemeden yaptığı sert ve düzgün bir vuruşla takımını dış sahada 1-0 öne geçirdi ve haftanın en güzel gollerinden birine imza attı. Golden sonra etkisini arttıran konuk ekip, 15 dakikalık bölümde Erdal ve Aminu önderliğinde geliştirdiği ataklarla etkili oldu.Konuk ekip, bu etkinliğini de ikinci golle taçlandırdı. Aminu, ortadan getirdiği topta, sağ kenarda kaçan Vrsajevic'i gördü. Vrsajevic, hızıyla çabuk davrandı ve topu alarak ceza sahası içindeki Serdar Deliktaş'a ortaladı. Serdar'a ise dokunmak kaldı ve Osmanlıspor, ilk yarıdan 2-0 üstünlüğü yakaladı. Devreye de bu sonuçla girildi. İlk yarıdaki bu skorun ardından; Kırmızı-Siyahlı taraftarlar, Eskişehir yönetimini uzun bir süre istifaya davet etti. Takımdaki acizlik, artık taraftarları sinirlendiriyordu.

Eskişehir'de iki problem

İkinci devreye başlarken; Eskişehirspor teknik direktörü İsmail Kartal takımını ofansta daha etkili hale getirebilmek için Emre Güral ve Causic hamlelerini yaptı.Osmanlıspor ise, önde olmanın rahatlığıyla biraz daha savunma yapmayı tercih etti.  İsmail Kartal'ın hamleleri, ikinci yarıda işe yaramamış gözüktü. Eskişehirspor, ikinci yarıda yine topa daha fazla sahip olsa da; istediklerini başaramadı. Kırmızı-Siyahlılarda; haftalardır devam  eden ve önlem alınmayan iki sorun bu maçta da baş gösterdi. Birincisi, orta saha ve forvet arasında koordinasyon eksikliği, böylelikle Gekas'ın yardım götürülmeyerek yalnız bırakılması… İkincisi ise, üçüncü bölgedeki kısırlık… Eskişehirspor, halen bunu aşamadı ve teknik direktör İsmail Kartal da bu soruna deva olamadı. İkinci yarıda en tehlikeli atakları bulan, Osmanlıspor'du. Ankara temsilcisi, savunmada kalmasına rağmen bulduğu kontralarla rakip kalede tehlike yarattı. Mehmet Güven'in kaçırılması imkansız pozisyonda gol atamaması, Ankara taraftarlarına saç baş yoldurttu. İkinci yarıda başka bir tehlikeli pozisyon olmayınca, Osmanlıspor akıllı bir futbolla 2-0 kazanmayı başardı ve akıllı bir futbolla istediğini almış oldu.


Eskişehirspor'un bu sezon yönetim anlamında ve saha içi koordinasyonda sıkıntıları var. Bu problemler açıkça görülüyor. Ancak halen önlem alınabilmiş değil… Takımın başına getirilen İsmail Kartal da çare olamadı. Zaten İsmail hocanın takımları topa her zaman daha fazla sahip olur, ancak ikinci ve üçüncü bölgedeki yaratıcılık eksikliğinden dolayı skorda sıkıntı yaşar. Bu yüzden İsmail Kartal'ın da sorundan kurtulabilmek adına doğru isim olduğunu düşünmüyorum. Kırmızı-Siyahlıların bu gidişi gidiş değil, ligin uzak ara en kötü futbolunu oynuyorlar. Futbol tutkusuyla dolu bu şehrin takımının sezon sonu küme düşmeden önce kurtarılması gerekiyor. Osmanlıspor'a gelirsek… Bugün iki bek Tiago Pinto ve Vrsajevic, modern ofansif bek görevlerini çok iyi yerine getirdi. Osmanlı'nın ataklarına katkıda bulundular. Bana göre günün en başarılı isimleriydi. Yalnız Mustafa Reşit hoca, son iki haftadır Badou NDiaye'yi yine ön libero olarak kullanmaya başladı. Bunun son derece yanlış olduğunu, burada ve sosyal medyada dile getirdim. Norveç'te on numara olarak görev yapan NDiaye, forma giydiği takımlarına en fazla bu bölgede katkı verebilir. Mustafa Reşit Akçay, NDiaye'yi kesinlikle on numara pozisyonunda ve serbest oyuncu olarak görevlendirmeli…

4 Kasım 2015 Çarşamba

Donnarumma, Türkiye’ye fark atıyor


Dünya futbolunun en çarpıcı gelişmesine ne Real Madrid’li Cristiano Ronaldo, ne de Barcelona’lı Lionel Messi imza attı. Bu onur Milan’a ve kaleci Gianluigi Donnarumma’ya ait…

İtalya Serie A ekiplerinden Milan, kadrosunu gençleştirme konusunda önemli adımlar atıyor. Teknik direktör Sinisa Mihajlovic, takımın kalesini 16 yaşındaki genç isim Gianluigi Donnarumma’ya emanet etti. 1999 doğumlu kaleci, böylelikle kendisinden yaş olarak iki kat daha büyük Diego Lopez (34) ve Christian Abbiati (38) gibi isimlerin önünde takımın birinci kalecisi oldu. Özellikle Mihajlovic’in çok güvendiği ve üzerine titrediği Donnarumma, 1.95 cm’lik uzun boyu ve dev cüssesiyle de dikkat çekiyor. Sırp teknik adam Mihajlovic, 16 yaşındaki kalecinin, üzerindeki heyecanı attıktan sonra daha çevik olacağını ve ilerleyen yıllarda adını dünyanın önemli kalecileri arasına yazdıracağını düşünüyor.

Türkiye’deki kalecilere “abi”si kalıyor

Milan’ın birinci kalecisi Donnarumma, 1999 doğumlu ve 16 yaşında… Genç yaşında İtalyan ekibinin kalesini koruyacak Donnarumma’nın bu durumuna, dünya futbolunda pek rastlanmıyor. 16 yaşındaki genç kaleciyi, Spor Toto Süper Lig’de yer alan kalecilerle karşılaştırdığımızda, büyük bir fark ortaya çıkıyor. Donnarumma; Spor Toto Süper Lig’in en genç kalecisi Çaykur Rizespor forması giyen Gökhan Akkan’a 4 yaş fark atıyor. Yalnız Akkan’ın yedek kaleci olduğunu unutmamak gerekiyor. Yine 16 yaşındaki kaleci, Spor Toto Süper Lig’in en yaşlı kalecisi Ahmet Şahin’den (37) yaş olarak iki katından daha da genç durumda…

Ortaya çıkan bu durum, Türkiye’nin futbolun eğitim ve geliştirme yönündeki eksikliğini ortaya koyuyor. Ülkemizde, şu ana kadar 16 yaşındaki hiçbir kaleci takımlarında şans bulamadı. Türkiye’de kaleciler, en erken 20-22 yaşlarında forma giymeye başlarken; öyle bile olsa takımın birinci kalecisi olmaları bir hayli zaman aldı. Türkiye’den bir örnek vermek gerekirse; böyle bir başarıyı en yakın zamanda başarabilen son isim, Onur Kıvrak’tı. O yıllarda Karşıyaka’nın teknik direktörlüğünü yapan Engin İpekoğlu, 18 yaşındaki Onur’a güvenmiş ve onu Karşıyaka’nın birinci kalecisi yapmıştı. Onur Kıvrak’ın da Trabzonspor’a kadar uzanan macerası, 18 yaşında başlamış oldu. Bir diğer örnekte, Galatasaray’ın yedek kalecisi Cenk Gönen’i, 16 yaşında Türk futboluna kazandıran Giray Bulak öne çıkıyor. Ancak Cenk, o zamanlarda ağırlıklı olarak yedek bekliyor ve 20’li yaşlarına kadar kendini pek gösteremiyor. Galatasaray’da Eray İşcan, Fenerbahçe’de de Mert Günok zaman zaman şans bulan genç kalecilerdendi; ancak bir türlü takımın birinci kalecisi yapılmadılar ve kadroya girmekte dahi zorlandılar.

Ülkemizde şu an durum ne?

Milan’ın 16 yaşındaki birinci kalecisi Gianluigi Donnarumma, Türkiye ile kıyaslandığında, “abi” ve “baba” diyeceği yaş farkı olan isimleri geride bırakıyor. Türkiye’de Donnarumma ile karşılaştırıldığında en az 4 ile başlayan ve 21’e kadar uzanan bir yaş farkı oluşuyor. Spor Toto Süper Lig’de forma giyen kalecilerin yaşları ise futbolseverlere farkı daha net anlatacak.

Fenerbahçe:
Volkan Demirel – 34, Fabiano – 27

Beşiktaş:
Tolga Zengin – 32, Günay Güvenç – 24

Galatasaray:
Fernando Muslera – 29, Cenk Gönen – 27

Trabzonspor:
Onur Kıvrak – 27, Esteban – 26

Bursaspor:
Mert Günok – 26, Harun Tekin – 26

Medipol Başakşehir:
Volkan Babacan – 27, Ufuk Ceylan – 29

Kasımpaşa:
Andreas Isaksson – 34, Ramazan Köse – 27

Osmanlıspor:
Artur – 34, Ahmet Şahin – 37

Gençlerbirliği:
Johannes Hopf – 28, Ferhat Kaplan – 26

Eskişehirspor:
Ali Şaşal Vural – 25, Ruud Boffin – 27

Medicana Sivasspor:
Ernestas Setkus – 30, Korcan Çelikay – 27

Antalyaspor:
Rais M’Bolhi – 29, Saso Fornezzi – 29

Kayserispor:
Hakan Arıkan – 33, Abdulaziz Demircan – 24

Çaykur Rizespor:
Charles Itandje – 32, Gökhan Akkan – 20

Torku Konyaspor:
Kaya Tarakçı – 34, Serkan Kırıntılı – 30

Gaziantepspor:
Zydrunas Karcemarskas – 32, Bora Sevim – 31

Akhisar Belediye:
Milan Lukac - 30, Fatih Öztürk – 28

Mersin İdmanyurdu:

Muammer Yıldırım – 25, Nikolay Mihaylov – 27