6 Nisan 2016 Çarşamba

Bu Tarz EURO 2016'nın!


FIFA Dünya Kupası'nın üzerine titrediği küçük yavrusu gibi görünen; ancak Avrupa kapsamında en önemli turnuva olan EURO 2016, 10 Haziran tarihinde merhaba diyecek. Bu yıl Fransa'da gerçekleştirilen organizasyon 10 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Takımlar şimdiden hazırlıklarını sürdürüyor ve taraftarlar da şimdiden Fransa'da bir aylık bilet kapattı. Bunun yanı sıra, forma sponsorları da boş durmadı ve Şubat sonundan bu tarihe kadar birer birer EURO 2016 formalarını yaptıkları lansmanlarla tanıttı.

EURO 2016'da forma sponsorluğu konusunda pastanın en büyük dilimini yine Adidas almış gözükürken; geçmiş yıllara nazaran daha dengeli bir tablo karşılıyor biz futbolseverleri… Adidas dokuz ülkeye verdiği forma sponsorluğuyla başı çekiyor. Alman markasını altı forma sponsorluğu ile Nike ve 5 forma sponsorluğuyla da Puma takip ediyor. Adidas kadar pazar pastasından büyük bir dilim alamasalar da; Nike ve Puma, EURO 2016'da yüzdelik dilimlerini arttırmış görünüyor. Bu markaların ardından da birer forma sponsorluğu ile Umbro, Macron, Joma ve Errea geliyor.

Spor pazarlamasının dinamiklerine daha fazla inmeden; biz en iyisi formaların gösterimine geçelim. İşte EURO 2016'da yer alacak 24 takımın iç saha ve dış saha forma tasarımları sizlerle…

Arnavutluk

Tarihinde ilk defa büyük bir turnuvaya katılacak olan Arnavutluk, Macron sponsorluğunda Fransa'ya yer alacak. Siyah forma-siyah şort, kırmızı forma-siyah şort ve dış saha olarak da beyaz forma ile üçlü bir alternatife sahip olacaklar. Formaların göğüs kısmında, Arnavutluk'un amblemine benzer çizgiler de yer alıyor. Sadeve renk karışıklığı yaratmamak amacıyla tasarlanmış.

Avusturya


Forma tasarımı konusunda mütevazi ekiplerden olan Avusturya, Fransa 2016'da da sadelikten ödün vermeyen formalarıyla karşımızda olacak. Puma'nın forma sponsoru olduğu ülkede iç saha forması, kırmızının ağırlığıyla dikkat çekiyor. Omuz bölümünde bulunan bantlar beyaz renkte… Formada çaprazlama şekilde ince -neredeyse görülmeyecek kadar ince- beyaz çizgiler de bulunuyor. Dış saha formasında ise beyaz hakim; bunun yanında omuz ve yaka bölümünde kalın siyah renkte şeritler bulunuyor.

Belçika

Avrupa futbolunun gelişen ve yükselişteki ülkesi Belçika için forma sponsoru Adidas, oldukça milli tasarımlar ortaya koymuş. Adidas, Belçika bayrağını tasarlanan formalarda ana tema olarak işlemeyi seçmiş. İç saha formasında formada kullanılan ana renk kırmızı, formanın göğüs bölümünde kollara kadar saran siyah bant kullanılmış. Bayraktaki sarı renk ise yanlarda, yakada ve kol uçlarında tamamlayıcı olarak tercih edilmiş. Dış saha forması ise, beyaz renk üzerine kurulmuş. Tam karın bölgesinde,büyükçe bir Belçika bayrağı formaya konuşlandırılmış. Formanın yanlarından ise siyah şeritler iniyor. Adidas, Belçika formasında anlatmak istediğiyle alkışları topluyor.

Hırvatistan

Sponsoru Nike tarafından formaları hazırlanan Hırvatistan, EURO 2016'da da iç saha formasına tasarım açısından farklı dokunuşlar yapmayarak istikrarını koruyor. İç saha formasında bildiğimiz beyaz üzerine kırmızı düzen oturtulmuş durumda, Formanın yan taraflarında ise şortun bitimine kadar uzanan mavi şeritler var. Asıl farklı dizayn ise dışs aha formalarında görülüyor. İlk formada anlattığımız düzen, dış saha formasında tamamen mavi üzerine kurgulanmış. Daha açık mavi üzerine lacivert oturtulmuş. En azından yeniliğe az da olsa açıklar, diyelim..

Çek Cumhuriyeti 

Puma'nın sponsorluğunda Fransa 2016'ya gelen Çek Cumhuriyeti'nin forma tasarımlarında, sadelik amaçlanmış. İç saha forması kırmızı tonlarından oluşuyor. Açık kırmızı üzerine oturtulan formada, karın bölümünde koyu kırmızı ve bumerang -ya da L diyebilirsiniz-  şeklinde kabartmalar yer alıyor. Dış saha formalarında ise, beyaz ağırlık kazanıyor. Omuz bölümünde ise, mavi bantlar bulunuyor.

Fransa

Gelelim ev sahibine… EURO 2016'nın ev sahibi Fransa'nın forma sponsoru Nike… Nike, bu yıl Fransa formasını oldukça sade bir şekilde tasarladı ve önceki yıllarda Horozlar'ın formasında olan tüm aşırı detaylara son verildi. İç saha formaları, bayraktaki mavi renkten ilham alıyor. Tek renk mavi üzerinde, kol ve omuz bölgelerinde lacivert yer alıyor. Dış saha formasında ise beyaz benimsenmiş. Omuz ve kol bölgelerinin bir tarafı lacivert, diğer tarafı ise bordo… Oldukça sade formalarıyla, Griezmann'larıyla, Pogba'larıyla, Coman'larıyla sizi ağırlamayı bekliyorlar.

Almanya

2014 Dünya Kupası'nın şampiyonu, Fransa'ya da iddialı bir şekilde geliyor. Adidas'ın forma sponsoru olduğu 2016 formalarında, iç saha anlamında geleneğe bağlı kalınmış; hatta bu yıl iç saha forması biraz daha sadeleşmiş. Panzer'lerin iç saha forması, düz beyaz renk üzerine kuruluyor. Kol ve yaka çizgileri ise siyah renkte… Asıl sürpriz, dış saha formasında yapılmış ve Almanya'nın dış saha forması bana göre bir pijama üstüne (!) benzetilmiş. Dış saha forması gri zemin üzerine yatay siyah çizgilerden oluşuyor. Kol kısımlarında ise, hakiye benzer sanki bozuk bir yeşil kullanılmış. Sahada bu formayı görünce, uykumuz gelmezse iyiyiz (:

Macaristan

Uzun bir aranın ardından Avrupa'nın zirve turnuvasında boy göstermeye hazırlanan Macaristan'ı, forma sponsoru olarak Adidas hazırlıyor. Oldukça sade bir biçimde tasarlanan formalarda, ülke bayrağının üç rengi temel alınmış. İç saha forması, kırmızı renkten oluşuyor. Omuz bölümünde beyaz, kol bölümünde ve formanın bitiminde ise yeşil bantlar bulunuyor. Dış saha formasına da aynı stil diyebiliriz, beyaz üzerine kurgulanmış. Omuz bölgelerinde kırmızı, kol ve formanın bitiş yerlerinde ise yeşil çizgiler tercih ediliyor. Formalarının oldukça şık görünümüyle, Macaristan adına da Adidas bir teşekkürü hak ediyor.

İngiltere

Uzun yıllardan beri Avrupa'da başarıya hasret kalan İngiltere, Fransa'ya yeni jenerasyon ve sade tasarımlı formalarının umuduyla geliyor. Nike, tüm detaylardan kaçınarak "Üzerinde güneş batmayan ülke"nin formalarını oldukça sade hazırladı. İç saha forması beyaz renkte, formanın iki yanında da uzun mavi çizgiler bulunuyor. Dış saha forması ise kırmızı olarak belirlenmiş. Omuz ve kol bölgeleri koyu bir kırmızıdan oluşurken; her iki yandan yine mavi uzun çizgiler iniyor.

İrlanda Cumhuriyeti

Son yıllarda Avrupa'nın en büyük turnuvasına katılma fırsatını son anlarda tepen İrlanda Cumhuriyeti, 2016'da turnayı gözünden vurdu. Forma sponsorları Umbro ile Fransa'ya geliyorlar. Dış saha formaları henüz paylaşılmasa da; iç saha formaları tamamen yeşil renkten oluşuyor. Formanın yakalarında ise beyaz renk dikkat çekiyor. Sade; ama asil duruşlarıyla sürpriz peşinde koşacaklar.

İtalya

Eski günlerine dönmek isteyen İtalya, Fransa için hazırlanırken; kadro seçimi konusunda sıkıntılar yaşıyor gibi görünüyor. Fransa'da forma sponsoru olarak Puma ile yer alacaklar. Gök-Mavililerin iç saha formasında, yine mavi ve tonları esas alınmış. Boyundan formanın bitimine kadar inen koyu ve parlak mavi şeritler bulunuyor. Ayrıca omuz kısmından kol bitimine kadar inen ince beyaz bir şeritleri de var. Asıl şıklıkları, dış saha formasında göze çarpıyor. Beyaz üzerine kurulan formada, tam ortadan boyun kısmından forma bitimine kadar İtalya'nın bayrak renklerinden oluşan üçlü bir şerit iniyor. Yaka kısmı maviden oluşurken; omuz ve kol kısmında mavi bir bant yer alıyor.

İzlanda

Tarihinde ilk kez büyük bir Avrupa turnuvasına katılacak olan İzlanda, Errea'nın forma sponsorluğunda Fransa'da mücadele verecek. Tasarımlarda tamamen İzlanda bayrağının renkleri esas alınmış. İç saha forması mavi renkten oluşuyor. Sol tarafta omuz bölümünden formanın bitişine kadar inen kırmızı ve beyaz kalın şeritler bulunuyor. Böylelikle mavi ile buluşarak İzlanda bayrağını oluşturuyorlar. Aynı sistem dış saha formasında da hakim, dış sahadaki forma beyaz renkten oluşuyor. Yine aynı bölge ve tarzda, bu sefer mavi ve kırmızı renklerden oluşan kalın bir şerit var. Böylelikle beyazla kaynaşarak İzlanda'yı tamamlıyorlar.

Kuzey İrlanda

Kuzey İrlanda, EURO 2016'ya katılma hakkı kazanmakla birlikte, tarihinin en büyük başarısını yakalamış oldu. Adidas'ın forma sponsorluğunda, turnuvaya gelecekler. İki formaları da oldukça şık görünüyor. İç saha forması, yeşil renkten oluşuyor. Omuzlarda siyah renk yer alıyor ve onun da üzerinde beyaz bantlar var. Tam logonun altında ise iki ince beyaz çizgi arasında geniş bir mavi banttan oluşan bir dizayn şekli bulunuyor. Dış saha formasında ise beyaz tercih edilmiş. Omuz kısımlarında yeşil bantlar yer alırken; logonun altında enlemesine yeşil bir bant konulmuş.

Polonya

Önemli bir jenerasyon yakalayan ve Fransa biletini bileğinin hakkıyla kazanan Polonya, EURO 2016'nın sürpriz ekibi olmaya çalışacak. Forma sponsorları, Nike… Tasarımda tamamen Polonya bayrağının renkleri kırmızı ve beyaz temel alınmış. İç saha forması beyaz üst ve kırmızı şorttan oluşurken; formanın iki yanında uzun kırmızı şeritler yer alıyor. Dış saha forması ise üst ve şort olarak tamamen kırmızıdan oluşuyor. İki formanın da alt bölümüne yakın kısmında, dalga şeklinde kabartmalar bulunuyor.

Portekiz

Zaman zaman performansıyla çok zor anlar yaşayan Portekiz de Fransa'da sadeliği tercih edenlerden… Forma sponsorları Nike ile Fransa'ya uçuyorlar. İç saha forması, kırmızı olarak tasarlanmış. Omuz ve kol bölgesi ise, bordoya yakın bir kırmızıdan oluşuyor. Formanın her iki yanında ise, uzunlamasına yeşil şeritler var. Dış saha formasında ise metalik ve açık maviye yakın bir yeşil renk tercih edilmiş. Omuz ve kol bölgesi, bu yeşil tonunun daha koyusundan oluşuyor. Ve formanın iki yanında da yine bu tondan boylamasına şeritler yer alıyor.

Romanya

Yakaladığı altın jenerasyonla Fransa'ya gelen Romanya için bu, uzun yılların ardından önemli bir başarı. Forma sponsorları Joma olacak. Forma tasarımı konusunda oldukça sade kalmışlar. İç saha formaları tamamen sarı renkten oluşuyor. Formanın kol bölgelerinde ve her iki yanında da kırmızı şeritler ağırlıklı kullanılmış. Yaka bölümü ise, mavi… Dış saha forması ise kırmızıdan oluşuyor. Yaka yine maviyken; kol bölümünde ve her iki yanda sarı şeritler bulunuyor. Sanki biraz basite kaçmışlar gibi…

Rusya

Avrupa futbolundaki etkisini giderek azaltan Rusya, Fransa'ya hak ederek geldi; ancak işleri gerçekten zor… Adidas'ın forma sponsorluğunda mücadele edecekler. İç saha formaları, bordoya yakın bir kırmızı tonundan oluşuyor. Rusya'nın amblemi ise, opak bir şekilde formanın çeşitli bölgelerinde yer alıyor. Formanın her iki yanında beyaz şeritler var. Dış saha forması ise, beyaz üzerine kurgulanmış. Tam göğüs kısmında, Rusya'nın ambleminin kabartması yer alıyor. Kol bölgelerinde ve formanın her iki yanında ise bolca kırmızı şerit hakim…

Slovakya

İşi Fransa'da çok zor bir başka ekip olan Slovakya, Fransa'ya Puma'nın forma sponsorluğunda geliyor. Sadelik ön planda tutulmuş. İç saha forması beyaz renkten oluşuyor. Yaka, omuz ve kol bölgelerini kapsayan yerler, mavi renkte tasarlanmış. Dış saha formaları ise, mavi olarak kurgulanmış. Omuz ve kol bölümlerinde, açık maviden oluşan geniş bir bant yer alıyor. "Yetmez; ama evet!" dedirtecek cinsten…

İspanya

Turnuvanın favorilerinden biri olarak gösterilen Boğalar, Fransa'da Adidas'ın forma sponsorluğu altında mücadele edecek. İç saha formaları kırmızıdan oluşuyor. Tüm formanın genelinde desen kabartmaları görülüyor. Kol uçları mavi bir banttan oluşurken; formanın her iki yanında boylamasına sarı şeritler yer alıyor. Dış saha formasında ise, bugüne kadar çok zor görülmüş bir tasarıma gittiler ve büyük merak uyandırdılar. Dış saha forması beyaz renkte tercih edilmiş. Asıl ilginç yanı, ağırlıklı olarak omuz ve göğüs bölgelerinde kullanılan, sarı ve kırmızı tonlarından oluşan, üçken kabartmalar şeklindeki üç boyutlu bir şekil tasarımı… Bu tasarım oldukça yakışmış ve EURO 2016'ya aranılan farklılığı getirmiş gibi görünüyor.

İsveç

İsveç, bu yıl EURO 2016'nın tek İskandinav temsilcisi olacak. Muhtemelen Zlatan Ibrahimovic'in son büyük turnuvası olması sebebiyle de kalplerimizde özel bir yerleri var. Adidas'ın forma sponsorluğuyla Fransa'da yer alacaklar. İç saha forması, tamamen sarı renkten oluşuyor. Formanın yaka, kol ve her iki yanında uzanan ince mavi şeritler yer alıyor. Dış saha forması ise adeta bir eşofman üstünü andırıyor. Dış saha formaları, lacivert ve gri renk tonlarından oluşuyor. Formanın her iki yanında ise kalın beyaz bantlar bulunuyor. Görenlerin "Bizimle deyılsın" diyesi geliyor bu dış saha formasına…

İsviçre

Çikolata ve kayağın merkezi İsviçre, Puma'nın forma sponsorluğunda Fransa'da bulunacak ve imkansızı kovalamaya çalışacak. İç saha formaları, kırmızı olarak tasarlanmış. Gövde bölümünde sırasıyla bir koyu bir açık olmak üzere kırmızı tonlarında geniş bantlar bulunuyor. Omuz ve kol bölgelerinde ise beyaz bir bant var. Dış saha formaları, beyaz üzerine kurulmuş. Formanın göğüs bölümünde, enlemesine bir İsviçre bayrağı yer alıyor. Onun hemen altında ise, forma bitimine kadar gittikçe incelen kırmızı şeritler mevcut…

Türkiye

Ülkemizin formaları hakkında ne söylesek, ne kadar eliştirsek gerçekten az… Büyük bir mucizeyi başararak EURO 2016'ya katılmaya hak kazanan Türkiye, Fransa'da forma tasarımlarıyla sınıfta kalıyor. Nike'ın hazırladığı formalar, vasatın altında kalıyor. İç saha forması kırmızı ve siyah ağırlıklı renklerden, dış saha forması ise turkuaz ve beyaz rengin karışımlarından oluşuyor. Daha önce turnuvalarda hep güzel formalarımız vardı; ancak bu yıl, tarihimizdeki en vasat formalardan birini giyiyor olabiliriz. İç saha formamız Gençlerbirliği forması, dış saha formamız da Kasımpaşa forması sanki… Size güveniyoruz; lakin formalarınıza değil çocuklar!

Ukrayna

Savaşlar nedeniyle bunalan Ukrayna, Fransa'da nefes almaya ve halkına biraz olsun nefes aldırmaya çalışacak. Adidas'ın forma sponsorluğunda Fransa'da göreceğiz onları… İç saha formaları sarı renk üzerine kurgulanmış… Omuz bölümünde ise üçlü mavi şerit yer alıyor. Dış saha formaları ise, mavinin tonlarından oluşuyor. Omuz bölümlerinde üçlü sarı şeritler bulunuyor. Ukrayna formalarında da biraz pijama havası sezinliyoruz.

Galler

Ülke tarihinin en büyük başarısını yakalayan Galler, Ramsey ve Bale önderliğinde Fransa'da bir rüyayı yaşamaya çalışacak. Forma sponsorluklarını Adidas yapıyor. İç saha formalarında sadelik tercih edilmiş, düz kırmızı renkten oluşuyor. Omuz ve yaka bölümleri ise beyaz şeritlerden oluşuyor. Dış saha formalarında ise siyah ve gri ağırlıklı olarak kullanılan renkler… Gövde bölümünde bir siyah bir gri olmak üzere alt alta gelen geniş bantlar mevcut. Yaka ve omuz bölümlerinde ise fosforlu sarıdan oluşan şeritler bulunuyor.

VE KAZANAN…

EURO 2016 turnuvasında, forma tasarımı konusunda birinciliği maalesef iki ülkeye paylaştırmak zorundayım. Çünkü iki forma da eşit derecede harika olmuş ve hakları yenemeyecek düzeyde… Kim mi onlar? Belçika'nın dış saha forması ile İspanya'nın dış saha formasından söz ediyorum. Bu iki formaya birinciliği paylaştırdım. Çünkü Belçika'nın dış saha formasında, Belçika bayrağı ile anlatılmak istenen göze hoş gelen bir biçimde anlatılmış. İspanya dış saha forması ise daha önceden alışık olmadığımız bir tasarım ve Adidas bu tasarımı oldukça heyecan verici bir şekilde yapmış.

Patron Forvette Çıldırdı: Atletico Madrid


Futbol adlı kitleleri birleştiren, sevincine ve hüznüne ortak eden küresel sporda, forvetler mevki olarak büyük önem taşır. Çünkü gol demek, genellikle forvet demektir. Forvetler, takımın gol yükünü çeken futbolculardır. Takım iyi gittiğinde de, kötü gittiğinde de genellikle hedefte olumlu veya olumsuz forvetler olurlar. Taraftarların bestelerinde de küfürlü sözlerinde de forvetler mutlaka yer alır. Takım oyunuyla bütünleşip sezonu gol kralı olarak tamamlayabildikleri gibi, tüm sezonu karavana da geçirebilirler. Özetle bir takımın şampiyonluk yarışında attıkları goller ve arkadaşlarına hazırladıkları pozisyonlarla birincil derecede rol oynar forvetler…

İspanya La Liga'da şampiyonluk yaşamış, Avrupa Ligi şampiyonluğu yaşamış, Şampiyonlar Ligi'nde final görmüş Atletico Madrid gibi güzide bir kulüpten de dünyaca ünlü forvetler geçti. Bazıları başkent ekibine geldiğinde zaten ünlüydü, bazıları ise Atletico forması ile ün kazanarak taraftarın sevgilisi oldu. Christian Vieri ile başlayan furyada, Atletico Madrid forvet alıp satarak önemli karlar elde etti. Christian Vieri, Jimmy Floyd Hasseilbaink, Fernando Torres, Sergio Agüero, Radamel Falcao, Diego Costa, Mario Mandzukic ve Jackson Martinez gibi isimler; başka limanlara demir alırken Atletico Madrid'e oldukça fazla kazandırdılar. Bu sürece birlikte bakmamız gerekirse…

Vieri ile Başlayan Dalga

Atletico Madrid'teki forvet sirkülasyonunun İtalyan forvet Christian Vieri ile start verdiğini söylemek yanlış olmaz. Atletico Madrid onu 1991 yılında 15 Milyon Euro karşılığında Juventus'tan transfer etmişti. Vieri, 1997-1998 sezonunda La Liga'da kariyerinin en başarılı performanslarından birini geçirdi. Toplamda 24 gol kaydederek İspanya'da gol krallığı yaşadı. Ancak gerek uyum problemi, gerekse vatan özlemiyle İspanya ikliminde fazla yapamadı ve bir sezonun ardından İtalya'ya geri döndü. Lazio, 1997-1998 sezonunda Christian Vieri'yi 25 Milyon Euro karşılığında transfer etti. Atletico Madrid, İtalyan forvetin transferinden daha 1998 yılında 10 Milyon Euro kar etmiş oldu böylelikle… Belki de kulüp bazında böyle bir politika geliştirebildikleri için, farkına vardıkları için, Atletico Madrid'in Lazio'ya teşekkür etmesi gerekiyor.

Hasselbaink'in getirdiği Hollanda Rüzgarları

Jimmy Floyd Hasselbaink, 90'lı yılların sonundan itibaren önemli çıkış yapmış bir forvetti. Leeds United ile gösterdiği performansın ardından Atletico Madrid'in dikkatini çekti. Bu dikkat çekiminin ardından, 1999 yılında Jimmy Floyd Hasselbaink, 16 Milyon Euro karşılığında Atletico Madrid'in yolunu tuttu. Hollandalı forvet, La Liga'da toplam 34 maçta forma giydi ve 24 gol kaydetti. Gol yollarındaki bu etkin yüzdesiyle, Atletico Madrid küme düşmesine rağmen Hasselbaink gol kralı oldu. İspanyol ekibi, küme düştüğü için sezon sonunda Hasselbaink'i 22.5 Milyon Euro karşılığında Chelsea'ye sattı. Böylelikle, Hollandalı futbolcudan da 6.5 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Kulüpte Efsaneleşmiş Bir İsim: Fernando Torres


2001-2007 yılları arasında futboluyla Atletico Madrid'te parlayan İspanyol forvet, "El Nino" lakabını burada aldı ve performansıyla taraftarların gözünde efsaneleşti. Takımının Segunda Divison'da mücadele ettiği yıllarda parlayan Fernando Torres, çok kısa bir sürede ilk 11'in vazgeçilmez ismi oldu. 7 yıllık sürede Atletico Madrid formasıyla 214 maça çıktı, 82 gol kaydetti. Ada ekipleri bu forvete kayıtsız kalamadı ve Liverpool, 2007 yazında Fernando Torres'i 38 Milyon Euro karşısında transfer etti. Atletico Madrid, altyapısından çıkardığı ve hiçbir bonservis bedeli ödemediği Torres'ten tam 38 Milyon Euro kar etmeyi başardı. Bu transferiyle Atletico'lu taraftarları üzen Torres, 2015 yılında tekrar eski kulübüne geri dönmüş oldu. Halen Atletico Madrid forması giyiyor.

Arjantin Güneşi Madrid'de Doğdu


2006 yılında, Arjantin'in Independiente kulübünden 18 yaşındaki bir genç transfer edildi ve ona ödenen 21.7 Milyon Euro bonservis bedeliyle de kulüp rekorları kırıldı. Agüero 18 yaşındaki deneyimsiz haliyle kulüpten içeri girdiğinde, kimse onun günümüzdeki gol makinesi haline döneceğini tahmin etmiyordu. Sergio Agüero, ilk sezonunda Torres'in varlığı nedeniyle az forma şansı bulsa da; 2007'den itibaren Torres'in takımdan ayrılmasıyla ilk 11 için değişmez bir hale geldi. Madrid ekibinde 5 sezon forma giydi. 175 maça çıktı ve 74 gol kaydetme başarısını gösterdi. Atletico Madrid'in bir başka forveti daha Ada ekiplerinin dikkatini çekti ve 2011 yılında Manchester City, bonservisine 40 Milyon Euro ödeyerek Sergio Agüero'yu transfer etti. Atletico Madrid, Arjantinli forvetin satışından 18 Milyon Euro kar etmeyi başardı.

Madrid, Kolombiya Ateşine Kayıtsız Kalamadı


2011 yılında Agüero'nun ve ardından da Forlan'ın takımdan ayrılışıyla birlikte Atletico Madrid, forvetsiz kalmıştı. Bunun yanında oyuncu satışlarından iyi bir gelir elde etmişlerdi ve bunu forvet transferine aktarmak istiyorlardı. Radara, son yıllarda Porto forması ile harikalar yaratan ve gol rekorları kıran Kolombiyalı forvet Radamel Falcao takıldı. Uzun uğraşların ardından 2011 yaz döneminde Falcao, 40 Milyon Euro karşılığında kadroya katıldı. İspanya'da 2 verimli sezon geçirdiğini söylemek doğru olur. Bu iki yıl boyunca Atletico Madrid formasıyla 68 maça çıktı, rakip filelere 52 gol gönderdi. 2013 yaz transfer döneminde ise zengin sahibiyle Monaco, Falcao'yu transfer etmek istedi. Monaco, İspanyol kulübüne 60 Milyon Euro ödedi ve Falcao, geçirdiği iki güzel sezonun ardından Monaco'nun yolunu tuttu. Atletico Madrid de Falcao'dan 20 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Costa'nın Dönüşü Muhteşem Oldu

Aslında 2007-2008 döneminde 600 bin Euro bedelle Atletico Madrid'e transfer edilen Diego Costa, uzun süre bekleneni veremedi. Sırasıyla Celta Vigo, Albacete, Real Valladolid ve Rayo Vallecano'da dört sezon kiralık oynadı. Falcao'nun takımdan ayrılmasıyla birlikte, Atletico Madrid bu sefer forvet transferi yapmadı ve Vallecano'dan kiralık dönen Diego Costa'ya güvendi. Diego Costa da bu sefer daha güçlüydü ve teknik direktör Diego Simeone'nin sisteminde parıldadı. Özellikle 2013-2014 sezonu onun için mükemmel geçti. Diego Costa, Atletico formasıyla 133 maça çıktı ve 64 gol kaydetti. Onun bu başarısına ise, Chelsea kayıtsız kalamadı. 2014 yazında, Diego Costa, 38 Milyon Euro bedelle Chelsea'nin yolunu tuttu. Atletico Madrid, bu transferle Diego Costa'dan yaklaşık 37 Milyon Euro kar etmiş oldu.

Mandzukic'te Açık, 2 Milyon Euro

Diego Costa'nın Chelsea'ye transferiyle forvet pozisyonunda boşluk yaşayan Atletico Madrid, hemen çalışmalara başladı. Bayern Münih'te vadesini dolduran Mario Mandzukic'e 21 Milyon karşılığında kırmızı-beyazlı formayı giydirdiler. Atletico Madrid ile 43 maça çıkan Mandzukic, toplam 20 gol atarken; Atletico Madrid'in forvet boşluğunu dolduramadı. Bunun üzerine 2014-2015 sezonu sonunda, 19 Milyon Euro karşılığında Juventus'a satıldı. Bir başarısızlık olarak nitelense de, Mandzukic'in satışından yalnızca 2 Milyon Euro zarar ettiler. Kazandıkları transfer karının yanında hiçbir şey…

Zarar demişken; Atletico Madrid, zamanında Mateja Kezman ve Diego Forlan'ın satışlarından da zarar etmişti. 21 Milyon Euro'ya alınan Forlan 10 Milyon Euro'ya, 9 Milyon Euro'ya alınan Kezman ise 7 Milyon Euro'ya satılmıştı. Böylelikle bu iki başarısız transferden 13 Milyon Euro'luk bir zarar ortaya çıktı. Mandzukic'i de bu ikiliye eklediğimizde, yalnızca 15 Milyon Euro'luk bir zarar oluşuyor.

Martinez Bekleneni Veremedi


Mandzukic'i 2015 yaz döneminde Juventus'a gönderen Atletico Madrid, yerine Porto'da golleriyle dikkat çeken Jackson Martinez'i getirdi. 2015'in yaz döneminde gerçekleşen transferle Madrid ekibi, Porto'ya 35 Milyon Euro bonservis bedeli ödedi. Büyük umutlarla transfer edilen ve taraftarların büyük ümitler bağladığı Kolombiyalı forvet, başkent ekibinde asla bekleneni veremedi. Atletico Madrid formasıyla toplam 22 maça çıkan Jackson Martinez, yalnızca 3 gol kaydedebildi. Bunun üzerine Atletico Madrid, 2016 kış transfer döneminde Çin pazarına atıldı ve 42 Milyon Euro karşılığında Jackson Martinez'i Guangzhou Evergrande'ye sattı. Kolombiyalının satışından 7 Milyon Euro'luk bir gelir elde edildi.

Bu 8 ismin transfer ediliş ve satılışında, toplam 136.5 Milyon Euro'luk bir kar etti Atletico Madrid…. Yukarıda bahsedilen 15 Milyon Euro transfer zararını da düştüğümüzde, elimizde 121.5 Milyon Euro kalıyor. Bu fiyat, günümüzde İspanya, İngiltere, Almanya gibi liglerde mücadele eden zirve altı takımların sezonluk bütçelerine denk geliyor, hatta çoğunu geçiyor. Ayrıca Spor Toto Süper Lig'deki dört büyük kulübümüzün bütçesinden daha fazla oluşuyla da dikkat çekiyor. Bize de Atletico Madrid'in Vieri'yle başlattığı bu "Al-Sat" dönemini tebrik atmaktan başka bir şey düşmüyor.

Sıradaki Hedef Griezmann mı?


Bir forvet oyuncusu değil aslolarak; ancak Diego Simeone onu 2015-2016 sezonunda forvet olarak da kullanmaya başladı. Gerek çift forvette, gerekse tek forvet olarak başarılı bir performans gösteriyor. 2014 yazında Real Sociedad'tan transfer edilen Antoine Griezmann'dan başkası değil bahsettiğim… 1991 doğumlu Fransız futbolcu, sol açık olarak ve artık forvette de forma giyiyor. Son 2 yıldır, Atletico Madrid'in en dikkat çekici futbolcusu olarak göze çarpıyor. 2 sezonda şu ana kadar Atletico Madrid ile 94 maça çıktı ve 49 gol kaydetme başarısını gösterdi. Bu performansı, bitiriciliği ve etkili futboluyla şimdiden dünyanın dev kulüplerinin ilgisini çekmeye başladı.


Bu performansını devam ettirmesi halinde ve EURO 2016'da da vitrin yapmasının etkisiyle, Griezmann'ın Atletico Madrid için sıradaki satış hedefi olacağı görüşündeyim. Futbol topu gerçekten ayağına çok yakışıyor. Hızıyla, çabukluğuyla, bitiriciliğiyle, geniş oyun görüşü ve sert şutlarıyla komple bir futbolcu. Zamanında 30 Milyon Euro karşılığında transfer edilmişti; şimdi Atletico Madrid Griezmann'ı satması durumunda, en az 70-80 Milyon Euro isteyecektir. Bu da Atletico Madrid kulübü için yeni kar hedefi demek…

19 Mart 2016 Cumartesi

Formula 1, 2016 Sezonuyla Merhaba Diyor!


Formula 1'de 2016 sezonunun heyecanı, bugün gerçekleştirilecek Avustralya Grand Prix mücadelesiyle başlıyor. 5.303 km uzunluğundaki Albert Park Pisti'nde başlayacak yarış, TSİ 07.00'de başlayacak. Geçtiğimiz yıl burada yapılan mücadeleyi kazanan Mercedes'in İngiliz pilotu Lewis Hamilton, 2016 sezonuna da pole pozisyonundan başlayacak.

2015 sezonunda Formula 1'e otomobilinin hızı ve gelişmişliğiyle Mercedes, performansıyla da Lewis Hamilton damga vurmuştu. Böylelikle geçtiğimiz yılın markalar klasmanında şampiyonu Mercedes, pilotlar klasmanında şampiyonu da Lewis Hamilton olmuştu. Formula 1'in yeni sezonunda 21 yarış gerçekleştirilecek ve sezon, 27 Kasım'da sona erecek. Azerbaycan, ilk kez pist olarak bu organizasyona katılıyor.

Haas'ın organizasyona katılımıyla Formula 1'de takım sayısı 11'e, pilot sayısı da 22^ye yükseldi. Lotus takımını satın alarak adımını atan Renault, 5 yıllık aranın ardından tekrardan Formula 1'e dönmüş oldu. Formula 1'in yeni sezonundaki tüm yenilikleri, araçları, pilotları ve yarış takvimini sizler için derince analiz ettim. Hazırsanız başlayalım (:

Sıralamadaki Yenilik Pek Beğenilmedi

Formula 1'in yeni sezonunda, en çarpıcı yeniliğin sıralama turları konusunda yaşandığını söyleyebilirim. Pek çok takım bu değişikliği masaya yatırmaya başladı. Pilotlar da yeni durumdan oldukça mutsuz görünüyor. Önceki uygulamada 18 dakikalık 1., 15 dakikalık 2. seans sonunda en kötü dereceye sahip altışar pilot eleniyor ve kalan 10 isim, 12 dakika süren 3. seanstaki derecelerine göre yarışa başlıyordu. Yeni formatta ise yavaş sürücüler, seans sonunda değil, hemen seans içinde "90 saniyede bir" şeklindeki yeni sistemle elenecek. Bu uygulamanın, sıralama turlarına heyecan katması hedefleniyor. Ancak daha ilk yarış öncesinden itibaren, mutsuzluk getirdiği aşikar…

Buna göre, her seansın yaklaşık yüzde 40'lık bölümü tamamlandıktan sonra en yavaş pilot, sıralama turlarına birer birer veda edecek. Seansların sonuna kadar da her 90 saniyede bir en yavaş sürücü elenecek. Böylece 8 aracın kalacağı 3. seansın son 90 saniyesinde, iki isim "pole pozisyonu" için mücadele edecek.

Motorların Gücü Arttırıldı

2,4 litre hacmindeki atmosferik V8 yerine 1,6 litrelik turboşarjlı hibrit V6 motorların kullanılmaya başlandığı 2014 sezonundan beri zorlanan üreticiler, geliştirme kısıtlamalarının gevşetilmesiyle Mercedes ile aralarındaki farkı kapatmayı umuyor. Bu sayede rakiplerinin gerisindeki Renault ve Honda'nın, yaklaşık 70 beygir fazladan güç elde ettiği, pistin en kuvvetlisi Mercedes'in ise 1000 beygir barajına yaklaştığı tahmin ediliyor.

Egzoz sisteminde yapılan revizyonla iki çıkışa sahip olan motorlar ayrıca 2 yıldır şikayet edilenin aksine daha fazla gürültü çıkaracak. Takvimdeki yarış sayısının 21'e çıkmasıyla her otomobil, 4 yerine 5 motor kullanabilecek.

Pirelli'den Yeni Seçenek

Formula 1'in lastik sağlayıcısı Pirelli, sert, orta, yumuşak ve süper yumuşağın dışında ultra yumuşak hamurlu lastiği de bu sezon takımların kullanımına sunacak.

Pirelli, ürün gamındaki en hızlı seçenek ultra yumuşağın, süper yumuşak hamurlu lastiğe göre bir turda 0.6 saniye avantaj sağladığını söylüyor. Ultra yumuşak lastiklerin kenar çizgileri mor renkte olacak. Pirelli bu yıl ayrıca her yarış için 2 yerine 3 lastik seçeneği sunacak. Takımlara, yarış içinde bunlardan 2'sini kullanma zorunluğu getirilecek.

21 Yarış İzlenecek

Formula 1 Dünya Şampiyonası, 2016 yılında rekor düzeyde ülkenin katılımıyla 21 yarıştan oluşacak. 23 Ekim'de koşulması planlanan ABD Grand Prix'inin ise düzenlenip düzenlenmeyeceği ABD'deki organizasyon firması ile yapılan görüşmeler sonunda belli olacak. Büyük mücadele, bugün düzenlenen Avustralya Grand Prix ile merhaba diyecek. 20 Mart'ta başlayacak Formula 1'in 2016 sezonu, 27 Kasım'da perdelerini indirecek.

Geçen yıldan farklı olarak Azerbaycan ve Almanya Grand Prix'leri de takvinde yer alıyor, Azerbaycan, ilk kez organizasyona ev sahipliği yapacak. Almanya ise bir yıl aranın ardından tekrar takvime dahil edilmiş olacak.

Formula 1'in 2016 sezonunda yarış takvimi şu şekilde oluşuyor:

20 Mart: Melbourne, Avustralya

3 Nisan: Bahreyn, Bahreyn

17 Nisan: Şangay, Çin

1 Mayıs: Sochi, Rusya

15 Mayıs: Barcelona, İspanya

29 Mayıs: Monte Carlo, Monaco

12 Haziran: Montreal, Kanada

19 Haziran: Baku, Azerbaycan

3 Temmuz: Spielberg, Avusturya

10 Temmuz: Silverstone, Britanya

24 Temmuz: Budapest, Macaristan

31 Temmuz: Hockenheim, Almanya

28 Ağustos: Spa-Francorchamps, Belçika

4 Eylül: Monza, Italya

18 Eylül: Singapur

2 Ekim: Sepang, Malezya

9 Ekim: Suzuka, Japonya

23 Ekim: Austin, USA

30 Ekim: Mexico City, Meksika

13 Kasım: Sao Paolo, Brezilya

27 Kasım: Abu Dhabi, UAE

Takımlar Ve 2016 Model Otomobilleri


Ferrari: Ferrari'nin yeni otomobili, bu sezon için merakla beklendi. SF16-H adı verilen modelde, ilk bakışta burun bölümünün kısalığı dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıllara göre, beyaz renk otomobilde ağırlık kazanmış durumda… Ön alanda bir genişleme söz konusuyken; arka alan ise oldukça daraltılmış görünüyor. Pull road ön süspansiyonları, yerini push road ön süspansiyonlarına bırakmış. Avustralya Grand Prix öncesi hazırlık döneminde, Ferrari kulislerinden otomobilin motorunun önemli ölçüde geliştirildiği ipucunu da almıştık.


Mercedes: Geçtiğimiz yıl hem markalar hem de pilotlar klasmanında net şampiyonluklar yaşayan Mercedes, 2016 aracında çok değişiklik yapmadı. "The F1 W07" adlı otomobil, Mercedes'in son yıllardaki "her yerde iyileştirme" politikasına uygun bir şekilde geliştirildi. Dış görünüm ve motor konusunda pek değişiklik yaşanmazken; teknik anlamda iç tasarımda önemli yapılandırmalar uygulandı. Mercedes'in teknik sorumlusu Paddy Lowe da bunu doğrularken; aracı sürekli geliştirmek istediklerinin altını çizdi.


Williams: Williams, Şubat sonunda tanıttığı FW38 adlı yeni modelini, geçtiğimiz yılki aracını baz alarak geliştirdi. Yani çok büyük değişiklikler yapılmadı. Tasarım ve iç düzen konusunda bir farklılık görülmediği gibi; mavi, kırmızı ve beyaz renkler de ağırlığını koruyor. Williams markası, bu yıl da Mercedes motorunu kullanıyor. Burun kısalırken; hava kanallarında da yenilikler tasarlanmış.


Red Bull: RB12 adlı Red Bull'un 2016'daki yarış otomobilinde, ilk bakışta, görsel zenginlikler dikkat çekiyor. Neredeyse otomobilin tamamını kaplayan koyu mavi, bu yıl otomobile eklenen boğa figürü ile de görsel bir şölen oluşturuyor adeta… 2016 sezonu için otomobilde çok büyük değişiklikler olmadı. Burun bölümünde küçülmeye gittiler. Bu yıl, uzun anlaşmazlıkların ardından Renault motorunu kullanacaklar. Ön süspansiyon setinde ve aerodinamik hatlarında küçük değişimler yaşadılar. Infiniti ile yollarını ayırdıktan sonra sidepodlara kendi ismini yazan Red Bull takımı Renault güç ünitesinin isim haklarını satın alan TAG Heuer ile bu sezon pistlere çıkacak.


Force India: Force India'nın VJM09 adlı 2016 model otomobili için, başta marka olarak tüm Hintliler olumlu düşünüyor. Bu duruma, Hint markası için geçtiğimiz yıllardan alışkın değiliz. VJM09'da siyah ve beyaz geçtiğimiz yılki ağırlığını yine korurken; büyük değişikliklere gidilmedi. Burun kısmı kısalırken; ön süspansiyon sisteminde de değişim yaşandı.


Renault: Fransız firma, verdiği aranın ardından; Lotus markasını satın alarak ve isim değişikliği yaparak tekrardan Formula 1'e adım attı. Takımın yeni adı Renault Sport Formula 1 olurken; 2016 model araca da Renault RS16 ismi verildi. Otomobilin rengi genel olarak sarı ve arka alanda da altın renginden oluşuyor. Bu görüntüsü ile şimdiden pistlere büyük bir değişiklik katacakları aşikar… Bu yıl takımı devralan Renault, henüz altyapı çalışmalarına yeni başladı ve bu yıl önemli dereceler veya bir sıralama hedeflemiyor. Çoğu Formula 1 takımı gibi araçta ufak değişiklikler yaptılar. Geçtiğimiz yıl yarıştığı Red Bull ile yollarını ayıran Infiniti'yi de Renault'ta 2016 sezonunda sponsor olarak göreceğiz.


Toro Rosso: Toro Rosso, F1 severlerde yarattığı o genç ve sempatik takım algısını bu yıl da sürdürmeyi deneyecek. Markanın teknik ekibi kendiden çok emin ve bu yıl geçen sezonun üstüne koyarak sezonu ilk beşte bitirmek istediklerini söylüyor. 2016 model araçlarının adı STR11… Hem dizayn hem de teknik olarak pek değişiklik yapılmadı. Bu yıl da Ferrari motoru ile yarışmaya devam edecekler.


Sauber: İlk baktığımızda, göz alabildiğine mavi tonuyla dikkat çekiyor Sauber… 2016 model otomobilin adı C35 olarak belirtildi. Bu yıl Ferrari motoru ile yarışmayı tercih ediyorlar. Mekanik ve teknik anlamda çok büyük değişiklikler yapılmazken; burun yapısının küçüldüğü görülüyor. Bu yıl ortaklık anlaşması imzaladıkları CNBC'nin dev logosu da kanat bölümünde rahatlıkla görülüyor.


McLaren: McLaren markası, yeni sezonda siyahı daha da arttırmış ve simsiyah bir tasarımla karşımıza çıkıyor. Yeni araca MP4-31 adı verilmiş. Ön tarafta, burnu daraltırlarken; bir S'lik kazanmışlar. Burnun iki yanına yerleştirilen aparatlar ile, hava akışını içeriden dışarıya yönlendirebiliyorlar. Arka kanat bölümünde ise bir daralma hakim… Arka-üst süspansiyon kolu, ön bölümden çok daha aşağıya yerleştirilmiş. Takımın buradan bir aero kazancı aradığı düşünülüyor. Bu, daha önce görülmemiş bir hareket ve McLaren adına büyük bir adım olarak göze çarpıyor. Bu yıl da Honda motoruyla mücadele edecekler. MP4-31'de tüm bu özellikler, araca önemli bir hız kazandırmış durumda… İspanyol pilot Fernando Alonso da bu durumdan oldukça şaşkın…


Manor: 2016'da Formula 1'in en düşük bütçeli takımı olarak dikkat çekiyor. Onca mali sıkıntıya rağmen; otomobil anlamında ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Yeni araçlarının adı MRT05 olarak dikkat çekerken; çoğu rakibi gibi otomobilde radikal değişiklikler yapmadılar. Mavi ve kırmızının ağırlıkta olduğu bir tasarım kullandılar. Bu yıl, Mercedes'in bu yıl ürettiği motoru kullanacaklar. Williams'ın vites kutularını ve süspansiyon sistemlerini de tercih ettiler.


Haas: Gene Haas'ın sahibi olduğu Haas markası, bu yıl Formula 1'i tamamlayan 11. takım olacak. 20162da otomobillerinin adı VF-16… Bu araç üzerinde 2 yıldır çalıştıkları ve umutlarının çok fazla olduğu konuşuluyor. Umutları doğrultusunda Fransız pilot Romain Grosjean'ı da takıma kazandırmayı başardılar. Bu yıl Ferrari motoru ile mücadele edecekler. Markanın patronu Gene Haas, VF-16'nın VF-1^lik kısmından "Viry First 1" şeklinde bir anlam çıkarsa da; takım patronu Günther Steiner, VF-16 ile ilk amaçlarının puanlar kazanmak olduğunu vurguluyor.

22 Pilot Rekabet Edecek

Formula 1'de 21 yarışın yapılacağı 2016 sezonunda 4 sürücüyle en çok Almanya temsil edilecek. Büyük Britanya'dan 3, Brezilya, İspanya, Meksika ve Finlandiya'dan ikişer, Danimarka, İsveç, Avustralya, Endonezya, Rusya, Hollanda ve Fransa'dan birer pilot piste çıkacak. Yeni sezonda mücadele edecek 11 takımın 8'i pilotlarında değişikliğe gitmedi. Mercedes, Ferrari, McLaren Honda, Force India, Red Bull, Sauber, Toro Rosso ve Williams takımları, yeni sezonda geçen yılki pilotlarına yer veriyor. Mercedes'te Lewis Hamilton ve Nico Rosberg, Ferrari'de Sebastian Vettel ve Kimi Raikkonen, Force India'da Sergio Perez ve Nico Hulkenberg, McLaren Honda'da Fernando Alonso ve Jenson Button, Red Bull'da Daniel Ricciardo ve Daniil Kvyat, Sauber'de Marcus Ericsson ve Felipe Nasr, Toro Rosso'da Max Verstappen ve Carlos Sainz Jr, Williams'ta Felipe Massa ve Valtteri Bottas yarışmaya devam ediyor.

Formula 1'de 2016 sezonunda 3 pilot ilk kez sahne alacak. Renault'da Büyük Britanyalı Jolyon Palmer, Manor'da Rio Haryanto ve Pascal Wehrlein ilk kez Formula 1 deneyimi yaşayacak. Bu arada Rio Harvanto, Formula 1 tarihindeki ilk Endonezyalı pilot olmasıyla da dikkat çekiyor. Bilindiği üzere sezon öncesi Formula 1'den Venezuelalı Pastor Maldonado, Büyük Britanyalı Will Stevens ve İspanyol Roberto Merhi olmak üzere 3 pilot ayrılmıştı.

2016 sezonunda yarışacak takımlar ve pilotları şöyle:

Mercedes: Lewis Hamilton (Büyük Britanya), Nico Rosberg (Almanya)

Red Bull: Daniel Ricciardo (Avustralya), Daniil Kvyat (Rusya)

Ferrari: Sebastian Vettel (Almanya), Kimi Raikkonen (Finlandiya)

McLaren Honda: Jenson Button (Büyük Britanya), Fernando Alonso (İspanya)

Force India: Nico Hulkenberg (Almanya), Sergio Perez (Meksika)

Toro Rosso: Max Verstappen (Hollanda), Carlos Sainz Jr (İspanya)

Haas: Romain Grosjean (Fransa), Esteban Gutierrez (Meksika)

Sauber:  Marcus Ericsson (İsveç), Felipe Nasr (Brezilya)

Renault: Kevin Magnussen (Danimarka), Jolyon Palmer (Büyük Britanya)

Williams: Felipe Massa (Brezilya), Valtteri Bottas (Finlandiya)

Manor: Rio Haryanto (Endonezya), Pascal Wehrlein (Almanya)

5 Mart 2016 Cumartesi

Sessiz Gemi: 0-0!


Signal Iduna Park, sezonun en önemli maçı için, diğer bir deyişle şampiyonluk maçı için, tıklım tıklım dolu durumdaydı. Gerçi Borussia Dortmund'lu taraftarlar takımının iddiası olsa da olmasa da hep Signal Iduna Park'ı dolduruyor; fakat bu maçın önemi oldukça fazlaydı. Bayern Münih'in geçtiğimiz haftasonu Mainz'a kaybetmesiyle Bundesliga'da şampiyonluk yarışı yeniden başlamıştı ve Borussia Dortmund da gerilerden sessiz sessiz gelerek puan farkını 5'e kadar indirmişti. Borussia Dortmund cephesi için bu derbi, zaten sezonun maçı anlamına geliyordu. Tuchel'in öğrencileri evlerinde alacakları bir 3 puan ile liderle aradaki puan farkını 2'ye kadar indirebilecekti. Bu yüzden ev sahibinin hataya tahammülü yoktu. Hissettiği yorgunluk nedeniyle son zamanlardaki performansında düşüş görülen Bayern Münih ise, derbide ezeli rakibini yenerek puan farkını tekrar 8'e çıkarmak amacındaydı. Bu son derece önemli derbide, Tuchel takımını değişik bir düzenle sahaya sürdü. Kalede Bürki yer alırken; savunma üçlüsü Hummels-Bender-Piszczek'ten oluştu. Onların hemen önünde Weigl ve İlkay ikilisi yer aldı. Kanatlarda Durm ve Schmelzer bulunurken; ileri üçlü ise Mkhitaryan, Reus ve Aubameyang'tan oluştu.Top Bayern'deyken Durm ve Schmelzer geri dönerek 5'li savunma oluşturuyordu. İlerideki üçlü, sürekli birbiriyle yer değiştiriyordu. Yani 3-4-3 gibi bir sistem çıkıyordu ortaya sonuç olarak… Guardiola'nın yönettiği Bayern Münih'te ise Neuer-Bernat-Alaba-Kimmich-Lahm-Alonso-Vidal-Robben-Müller-Douglas Costa-Lewandowski 11'i sahadaydı.

İki ekip de maça, savunmayı ve geride kalmayı düşünmeyerek başladı. Orta sahalar oldukça kolay geçildiği gibi hızlı da bir maç başlangıcı izledik. Sahadaki istek ve tutku gözle net bir şekilde görülüyordu. 10'da Mkhitaryan'ın harika pasında Aubameyang hızıyla topu aldı ve yaptığı vuruşta Bayern kalecisi Neuer başarılıydı. Tuchel'in ekibi ilk düdükle birlikte rakibine üçüncü bölgeden pres başlatırken; Guardiola'nın ekibi ise rakip ceza alanına yaklaşırken yoğun paslaşmaları tercih ediyordu. Douglas Costa Bayern adına sol açıktan, Mkhitaryan ise orta alandan Borussia Dortmund adına ilk20 dakikalık bölümde rakibi zorlayan isimlerdi. Bu dakikalarda ev sahibinde Mkhitaryan'ın ara pasına sağdan hareketlenen Durm,vücudu ile yaptığı çalımın ardından vasat bir şut çıkardı, top az farkla auta gitti. Dakikalar 30'a yaklaşırken önce Bayern kalesinde Reus ile Dortmund'un mutlak gol pozisyonunu engelleyen savunmacı Kimmich; ardından da Dortmund kalesinde Douglas Costa'nın şutuna kendini siper eden Dortmund kalecisi Bürki ilk yarıya damga vurdular. Sonraki 10 dakikalık bölüm, çoğunlukla orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Dakika 41'de Robben'in sağ kulvarda ceza sahası dışından şutunda Dortmund kalecisi Bürki başarılıydı. Hemen bir dakika sonrasında, Hollandalı deneyimli futbolcunun önünü açarak yaptığı yavaş şut, az farkla auta gitti. İki takım da hızlı ve atak oynamasına rağmen kontrolü de elinden bırakmayınca, devreye golsüz beraberlikle girildi.

İlk yarıda iki takımın da 2015-2016 sezonunun genelinde oynadıkları oyun karakterinden çabuk vazgeçtiğini söylemeliyim. Bundesliga'da bu yıl kontra ataklardan en fazla gol atan takım alan Borussia Dortmund, etkili olabileceği kontraları bulamayınca sistemini değiştirmek zorunda kaldı. Bayern Münih ise, sezon genelinde Guardiola'nın en önemli tercihi set oyunlarını severken; Dortmund'un önlem alışıyla bu tarzından vazgeçmek durumunda kaldı. Borussia Dortmund'da kaleci Bürki kalesinde sağlam dururken; orta sahanın dinamosu Mkhitaryan istekli futboluyla dikkat çekti. Bayern Münih'te ise Kimmich savunmada güven verirken; Robben ve Douglas Costa da hücum anlamında konuk ekibin en önemli silahı oldular.

Bayern İpleri Eline Aldı

İkinci yarı da ilk yarı gibi hızlı başladı. Dakikalar 50'yi gösterdiğinde Aubameyang, Neuer ile karşı karşıya kaldı; ancak istediği vuruşu yapabileceği bir açı bulamadı. Bu dakikadan sonra Bayern, üstünlüğü biraz eline aldı, topla daha fazla oynayan taraftı. 55'te Bayern tehlikeli geldi, Müller'in ortasında Vidal'in kafa vuruşu auta çıktı. 58'de Robben iyi kaçtı, vuruşu farklı şekilde auta çıktı. Tuchel'in 5'li savunma ısrarı, Dortmund'un ilk yarıdaki etkisini dakikalar geçtikçe azaltıyordu. Bunun yanında önde baskıyı arttıran taraf da Bayern Münih'ti. 64'te Bayern Münih korneri kullandı, ceza sahası içinin tam ortasına düşen topa Müller çok sert vurdu; ancak top direğe çarptı. 71'de Douglas Costa, ekstra gayretiyle kazandığı topu Robben'e aktardı. Robben'in topun gelişine vuruşu, farklı şekilde üstten dışarı çıktı. Bu dakikadan itibaren maç, orta saha mücadelesi şeklinde; fakat Bayern Münih etkisinde geçildi. Son 20 dakikada tempo oldukça düşüktü. 87'de Dortmund'un ikinci yarıdaki en tehlikeli atağında sağdan gelen Aubameyang ceza sahası içine ortaladı. Ramos'un yakın direğe yaptığı kafa vuruşu ise az farkla dışarı çıktı. Skoru etkileyecek başka bir pozisyon yaşamayınca karşılama başladığı gibi 0-0 sonuçlandı.

Bu sonuç kesinlikle lider Bayern Münih'e yaramış oldu. Bavyera ekibi bu derbiye çıkmadan önce ezeli rakibinin 5 puan önündeydi. Derbide çıkan beraberlik, bu tabloyu da değiştirmedi. Ev sahibi son atımlık kurşununu özellikle ikinci yarıda iyi kullanamazken; Bayern Münih için şimdiden "Şampiyon!" nidaları geliştirsek, yanılmış olmayız. Çünkü Münih ekibinin önünde, Borussia Dortmund'a geçilebileceği bir fikstür de bulunmuyor.

Tuchel Çekimser Kaldı

Borussia Dortmund teknik direktörü Thomas Tuchel, her şeyden önce çok iyi bir insan ve çok sevdiğim bir teknik direktördür. Jurgen Klopp'un geçtiği yollardan geçerek bu yıl kendisini Borussia Dortmund'da buldu. Futbolda görüşleri hemen hemen paralellik gösteren meslektaşından devraldığı Borussia Dortmund'u bence bir adım daha ileriye taşıyan bir teknik adam… Bu derbiye kadar, şampiyonluk şanslarını da sonuna kadar sürdürdüler. Bugün ilk 45 dakikada daha net gördüğümüzde de hem oyun tarzları hem de 3-4-3 dizilişleriyle Bayern'i afallattılar. Ancak ikinci 45 dakikada o görüntünün tam tersi vardı. Önde basmayı bırakıp 5'li defansa gömüldüler. Bayern Münih'in üzerlerine gelmelerine izin verip karşılığında önemli kontralar da yakalayamadılar. Alman teknik adam, oyuncu değişikliklerinde de çok geç kaldı. Zira nöbetçi golcü Ramos daha erken girip kontralar yakalayabilirdi ya da Nuri Şahin erken düşen Dortmund orta sahasına bir canlılık katabilirdi. Tuchel'in derbide eleştirilmesi gereken yalnızca 2 noktası buydu. Maça döndüğümüzde ev sahibinden kaleci Bürki'yi ve ofansif orta saha Mkhitaryan'ı tebrik etmemiz gerekiyor. Dortmund adına fark yaratan performanslar ortaya koydular. Marco Reus'ta ise haftalardır yaşanan düşüş, artık gözle görülür bir hal aldı!

Bayern Münih tarafına baktığımızda, teknik direktör Guardiola, ilk yarıda Dortmund sistemi karşısında afallasa da; ikinci yarı üstünlüğü takımına aldırdı ve o bildiği etkili oyunu oynatmayı başardı. Bavyera ekibi hem Şampiyonlar Ligi hem Bundesliga derken iyice yoruldu, üstüne yaşanan sakatlıklar da can sıktı. O yüzden ara sıra yaşanan puan kayıpları ve durgun futbol hoş görülmeli… Bugün yenilmemeleri gerekiyordu ve yenilmediler. Sessiz bir gemi gibi beklediler ve işlerini yaptılar. Sakatlıklar yüzünden sıkıntı çeken Bayern'de savunma hattında Kimmich yine eksiksiz bir şekilde görevini yaptı ve tebriği hak etti. Robben ve Douglas Costa da istekli oyunlarıyla göz kamaştırdı ve ev sahibini oldukça zorladı.Müller ve Lewandowski ise, günün başarısız isimleri olarak görülebilir. Konuk ekip ekstra bir mucize olmadığı takdirde, şampiyonluk için şafak sayar konuma geldi!