JurgenKlopp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
JurgenKlopp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2015 Cumartesi

Liverpool: Normal ve Sansasyonel


Etihad Stadyumu'nda Cumartesi akşamı hedefleri fazla olan iki takım karşı karşıya geldi. Manchester City, yıldız golcüsü Agüero'nun da dönüşüyle takipçisi Arsenal'in puan kaybettiği hafta kazanmak ve liderliğine puan farkını açarak devam etmek istiyordu. Liverpool ise, yeni teknik direktörü Jurgen Kloop önderliğinde üst sıralara yükselme hedefiyle bu deplasmana geldi. Bu karşılaşma, Manchester City'li Raheem Sterling ve Liverpool'lu James Milner'ın eski takımlarına karşı mücadele etmesi sebebiyle de ayrı bir özeldi. Manchester City'de Pellegrini, takımını 4-2-3-1 taktiğinde, yani her zamanki sistemiyle sahaya sürdü. Hart kaledeyken; defans hattını Sagna-Demichelis-Mangala-Kolarov dörtlüsü oluşturdu. Sağlam bir Otamendi yedekte otururken; Demichelis-Mangala tandemine anlam veremedik. Toure ve Fernando ön liberolarda yer aldı. Orta sahada Navas-De Bruyne-Sterling yer aldı. Forvette ise iyileşen yıldız golcü Sergio Agüero formasına kavuştu. Liverpool'da ise teknik direktör Jurgen Klopp, dinamik bir taktikle takımını çıkardı. Liverpool, atak yaparken 4-3-3 halini alıyor; top rakipteyken ise hemen kolaylıkla 4-5-1'e dönüyorlardı.Kalede Mignolet oynarken; savunma hattı Moreno-Lovren-Skrtel-Clyne'dan oluştu. Orta sahada Emre Can-Lucas-Milner-Lallana-Coutinho beşlisi yer aldı. Forvette ise, sahte forvet rolüyle Roberto Firmino yer aldı. Benteke ve Sturridge kenarda otururken; Klopp'un bir orta saha oyuncusunu sahte forvet olarak kullandığı sistemini çoğu taraftar ilk önce yadırgamıştır. Ancak Klopp, hızlı hücum, takım oyunu ve set hücumu gibi taktiğinin kilit ögeleri yüzünden böyle bir seçim yaptı ve maç sonunda herkes seçiminin nedenini anlamış oldu.

Gelelim maça…Liverpool, maça birinci bölgede oldukça sağlam ve ayakları yere basarak başlarken; ikinci ve üçüncü bölgede de oldukça istekli bir oyun ortaya koydu ilk yarıda… Bunun sonucunda gole çabuk ulaştılar. Manchester City'li defans Sagna'nın hatasında topu kapan Coutinho, hızla ilerledi ve Firmino'ya pas çıkardı. Firmino'nun soldan içeri yerden ortasında top Mangala'ya çarptı ve ağlarla buluştu. Fransız oyuncunun kendi kalesine attığı golle, Liverpool 1-0 öne geçti. Liverpool, golle birlikte daha da iştahlandı ve etkili futboluna devam etti. İleri üçlü sürekli yer değiştirirken; savunmada ise oldukça başarılı hamleler yaptılar. Orta sahadaki kalabalık yapıları ve gösterdikleri direnç, Manchester City'nin topu ileri taşıyamamasına sebep oldu. Öte yandan ev sahibinin savunma hattı, ilk yarıda oldukça hatalıydı. Yine böyle bir anda, Liverpool sahte forveti Firmino City stoper tandemini hataya zorladı ve topu sağ kanada sürdü. Sağdan ceza sahası içinde yer alan Coutinho'ya "Al da at'" dediğimiz yerden bir uzun pas yolladı. Ceza sahasında müsait durumdaki Coutinho topa dokundu ve Liverpool, 2-0'lık üstünlüğü yakaladı. Liverpool, orta sahadaki kalabalık yapı ve dinamik oyun sayesinde üçüncü golü de fazla bekletmeden buldu. Takım atak geliştirirken; Emre Can, topuk pasıyla Coutinho'yu gördü ve bir anda Manchester City'li 3 savunmacıyı oyundan düşürdü. Coutinho da bomboş kalan Firmino'ya kısa pasını aktardı. Firmino ise hafif dokunuşuyla durumu 3-0'a getiren golü atmış oldu. Kırmızılar, 3-0'ın ardından Firmino ile iki de net pozisyonu harcadı. Manchester City, ilk yarıda vasatı bile aşamazken; ilk tehlikeli atağına 44. dakikada hem de uzaktan bir şutla ulaşabildi. Liverpool stoperi Skrtel'in uzaklaştıramadığı top, Agüero'nun önünde kaldı. Agüero, ceza sahası dışından sert ve düzgün vuruşuyla skoru 3-1 yaptı. Takımlar, bu skorla soyunma odasının yolunu tuttular.

Liverpool'un müthiş set oyunu

İlk 45 dakikada Ettihad Stadyumu'nda Liverpool fırtınası esti. Teknik direktör Jurgen Kloop, özellikle Dortmund kariyerinden fazlasıyla hatırladığımız set hücumu ve takım oyunundan oluşan sistemi bu maçta Liverpool'a oldukça başarılı bir şekilde enjekte etti. Kırmızılar'da sahaya çıkan ileri üçlüde Coutinho, Lallana ve Firmino sürekli hareketli bir şekilde kaldı. Birbirleriyle pas yaptılar . Hücumda devamlı yer değiştirdiler. Bu dinamik yapı ve set hücumlarıyla Liverpool, ilk yarıda bir anda üç farklı öne geçebildi.

Örneklemek gerekirse daha yakından bakalım… Liverpool'da Coutinho sol açık, Lallana sağ açık ve Firmino da forvet olarak maça başladı. Konuk ekibin ilk golünde golün hazırlayıcılarından Coutinho sol kanatta yer alırken; Firmino da merkezden sola kayıyor ve City savunmasını hataya zorluyor. Liverpool'un ikinci golünde, forvet oynayan Firmino'nun sağ açığa geçtiğini ve asisti burdan yaptığını görüyoruz. Sol açık başlayan Coutinho ise, merkez forvete kayıyor ve golü böyle buluyor. Bu yapı üçüncü gol öncesi tekrar değişiyor. Üçüncü golün asistini yapan Coutinho soldan hazırlıyor, Firmino ise merkezden golü atıyor. Özetle, Liverpool'un 33 dakikada bulduğu 3 gol ve bu dakikalar boyunca oynadığı futbol; modern futbol eğitimi veren kurum ve kuruluşlar için bir ders niteliği taşımalıdır. Bu 33 dakikalık bölüm cdye aktarılması gerektiği gibi; 3 gol de kendi içinde ayrı ayrı cd'ye aktarılmalı ve Liverpool'un uyguladığı dinamik, dirençli ve değişiklik gösteren set hücumu daha iyi öğrenilmelidir.

Pellegrini'nin hamleleri tutmadı

Manchester City'de teknik direktör Manuel Pellegrini, ikinci yarıya orta sahayı kuvvetlendirerek çıkardı takımını… Toure ve Navas'ın yerlerine, orta saha oyuncuları Delph ve Fernandinho girdi. Şilili kurt hocanın bu hamlelerinin işe yarayabildiğini söylemek yanlış olur. Ev sahibi 55'e kadar ikinci ve üçüncü bölgede hareketlense de; bu dakikanın ardından Liverpool tekrar kontrolü eline aldı ve ilk yarıdaki etkinliğini sürdürdü. Manchester City'nin ikinci yarıdaki ilk tehlikeli atağı 64'te geldi. Liverpool savunmasının hataso sonucu top önünde kalan Agüero'nun sert şutunu kaleci Mignolet kurtardı. Bu dakikadan itibaren orta sahadaki direncini arttıran Liverpool, Firmino ile iki net pozisyondan yararlanamazken; maçı izleyenler iki pozisyonda da saç baş yoldu. Ardından, ikinci yarıda oyuna giren Christian Benteke, bomboş pozisyonda topu aldı ve sert vuruşunda City kalecisi Hart, topu kornere çeldi. Korneri sağdan Lallana kullandı. Ceza sahası içinde top, Skrtel'in önünde kaldı. Skrtel topa çok sert vurdu ve top filelerle buluştu: 4-1! Liverpool bu güzel golle tekrardan üç farklı üstünlüğü yakaladı. Bu dakikadan itibaren skoru değiştirecek başka bir pozisyon yaşanmayınca; konuk ekip Liverpool, lideri 4-1 ile bozguna uğrattı.


Liverpool, bu farklı galibiyetiyle ligde 9. sıraya yükseldi. Aynı zamanda Kırmızılar, lider Manchester City'i koltuğundan indirerek; yeni lider Leicester City'i de belirlemiş oldu. Ev sahibi Manchester City'i bu maçtaki performansıyla hiç beğenmedim. Savunma hataları fazlalık gösterirken; ikinci ve üçüncü bölgede oldukça silik kaldılar. Konuk ekip Liverpool ise, sahanın her alanını domine etmeyi başardı ve hakkıyla bir galibiyet aldı. Liverpool'da ilk golün hazırlayanları olan Coutinho ve Firmino, bunun yanında birer gol ve birer asistlik performanslarıyla maçın yıldızı oldular. İki Brezilyalı, Cumartesi akşamı gerçekten mükemmel anlaştı ve galibiyetin önünü açtılar. Liverpool'un bu sezonki ikinci pahalı transferi Roberto Firmino da sonunda kendisinden beklenen performansı göstererek "Merhaba!" demiş oldu. Kendisini sürekli "Normal Biri" olarak tanıtan teknik direktör Jurgen Kloop, dün akşam öğrencileriyle birlikte gayet sansasyonel bir galibiyet alarak Ada'ya damga vurmuş oldu.

BONUS:


30 Ekim 2015 Cuma

Anfield’da “Normal Biri”


İngiltere Premier Lig ekiplerinden Liverpool’un teknik patronluğunu devralan Jurgen Klopp, kulübü güzel günlere ulaştırmaya çalışacak. Tıpkı daha önce Bundesliga’da Mainz ve Borussia Dortmund’un başındayken yaptığı gibi…

48 yaşındaki Alman çalıştırıcı, teknik direktörlük göreviyle kazandığı üne, futbolculuğu zamanında ulaşamamıştır. Futbola, 1975-1983 yılları arasında amatör kulüp SV Glatten’de başlıyor. Burada vasat yıllar geçiren Klopp, 1983’ten 1986’ya kadar forma giyeceği Ergenzingen kulübünde asıl istediğine ulaşıyor. 1989 yılında şu an Bundesliga’da olan Mainz takımının ilgisini çeken Jurgen Klopp, tereddüt etmeden ilk profesyonel serüvenine çıkıyor. Mainz, aslında O’nun kabuğunu kırıyor. Çünkü asıl görev pozisyonu forvetken; burada antrenörünün de telkinleriyle bir stopere dönüşüyor. Yeni görev yerinde gösterdiği başarı, Klopp’un 1989 yılından 2001’e kadar 12 yıl boyunca aralıksız Mainz forması giymesini sağlıyor. 325 maça çıkıyor ve 12 senede stoper olmasına rağmen 52 gol atma başarısı gösteriyor. Pek tanınır bir futbolcu olmasa da ‘kalas’ gibi sert yapısıyla Almanya’da görev adamı stoperlerden biri oluyor. Klopp’taki bu pozisyon değişikliği, aslında günümüzde teknik direktörlük kariyerine de yarar sağlamış durumda… Klopp’un hücum becerileri, forvet özelliklerinden gelirken; top rakip takımdayken yönettiği kulüplerin agresif presi ve markaj yapısı ise, tamamen stoperliğinden gelen özellikleri… Olgunluk zamanlarında yakaladığı bu çoklu yapıyı, tam bir kitap tutkunu oluşuyla birleştirmeyi başarıyor Klopp, yönetim yeteneklerini de buna ekleyerek bugün olduğu, olması gerektiği noktaya geliyor.

İlk deneyimi Mainz’la

Jurgen Klopp, 2001 yılında Mainz formasıyla futbolu bırakmasının ardından; takımın başına getiriliyor. İlk sezonundaki mücadelesinde, Mainz’ı neredeyse boyun farkıyla Bundesliga 2’de küme düşmekten kurtarıyor. Asıl yapılanma bir sonraki sezon başlıyor. 2001-2002 ve 2002-2003 sezonlarında hücum futbolu ve takım oyunuyla Mainz’i kanatlandıran Jurgen Klopp, Bundesliga 2’de dördüncü olsa da üst lige çıkma şansını kaçırıyor. Klopp ve öğrencileri yılmıyor, takım 2003-2004 sezonu sonunda 3. oluyor ve tarihinde ilk kez Bundesliga’ya çıkıyor.

Jurgen Klopp, Mainz ile Bundesliga’daki ilk yılı olan 2004-2005 sezonunu 11. sırada tamamlıyor. UEFA’nın Fair Play uygulaması sebebiyle Avrupa’da mücadele etme şansı bulup yalnızca iki tur ilerliyebiliyorlar. 2005-2006 sezonu da 11. sırada bitiriliyor. 2006-2007 sezonunda ise Mainz, kötü futboluyla tekrar Bundesliga 2’nin yolunu tutuyor. Bir sonraki yıl, Mainz 4. olup Bundesliga biletini kaçırınca, Klopp ile kulübün yolları ayrılıyor. Sıradan bir alt lig takımından, Bundesliga tecrübesi olan bir ekip yaratmayı başarıyor deneyimli Alman çalıştırıcı… 2006 Dünya Kupası’nda Almanya’nın maçlarını ZDF kanalına yorumlarken; iyice sevilmeye ve ününü arttırmaya başladı.

Dortmund’la bir peri masalı

Jurgen Klopp 2008 yılında Borussia Dortmund ile sözleşme imzaladığında; Borussia Dortmund sıradan ayaklara sahip, küme düşmemeye oynayan ve borçlarından dolayı finansal sıkıntılar yaşayan bir kulüptü. Kulübün başında 7 yıl kalan ve taraftarların en büyük sevgilisi haline gelen Klopp, sihirli değneğiyle Dortmund’u dipten zirveye taşıyacak ve tam anlamıyla bir dünya kulübü yapacaktı.

İlk görev yılı olan 2008-2009 sezonunda Borussia Dortmund, Almanya Süper Kupası’nı kazandı ve ligi altıncı basamakta tamamladı. Ancak takımın bu dikey yükselişi, Dortmund yönetiminin 48 yaşındaki antrenör ile sezon bitmeden sözleşmeyi uzatmasına sebep oldu. Ayrıca, 2008 Avrupa Şampiyonası’nda Almanya’nın maçlarını yine ZDF’ye yorumladı, doğru tespitleri ile teknik direktörlüğünün yanında yorumculuğunu da konuşturdu. 2009-2010 sezonunda ise Dortmund, ligi 5. sırada bitirdi ve Avrupa Ligi biletini cebine koydu. Yine 2010 Dünya Kupası’nı başarılı yorumculuğuyla RTL’e anlattı. Sonrasını ise herkes biliyor, kısa keseceğim: 2010-2011 ve 2011-2012 yıllarında üst üste gelen 2 şampiyonluk, 2011-2012 sezonunda ligin yanında kazanılan Almanya Kupası ve ardından 2012-2013 sezonunda gelen Şampiyonlar Ligi Finali’nde ikincilik… Bu başarıların hepsi, Klopp’un dokunuşuyla Borussia Dortmund’un dipten zirveye çıkışını sağladı. Bu başarıları takip eden 3 sezonda Bayern Münih’in ekonomik ve sportif anlamında Bundesliga’yı dominasyonu engellenemezken; Jurgen Klopp ile Borussia Dortmund’un yolları 2014-2015 sezonunun sonunda ayrıldı.

Klopp futbolu

Jurgen Klopp’un futbol sisteminin en temeli, ‘takım olmak’tan geçiyor. Klopp özellikle Borussia Dortmund günlerinde takım halinde savunma ve takım halinde hücuma oldukça dikkat ediyor. Ve bu dikkat verdiği nokta, antrenörlük kariyerinde hep ön planda… Topla ilgili çalışmalar da sisteminde önem teşkil ediyor. Oyunun üç bölgesinde de agresif bir baskı tercih eder. Sisteminde, savunmayı ve baskıyı hücum presle forvetten başlatır. Rakibi üç bölgede de sıkıştırmayı ve bu sıkıştırma sonucunda kazandığı toplarla hızlı hücum yapabilmeyi hedefler. Tempolu futbolun temsilcisi olarak bunu Borussia Dortmund’a enjekte eder. Dortmund’un dipten zirveye yolculuğunun, temel sistemi bu ibarelerden oluşmaktadır.

Klopp’un taktiği, modern futbolun hayati damarı 4-2-3-1’dir. Top kendisindeyken bu sistemden ödün vermez. Ancak top rakipteyken; takımını çoğu zaman 4-4-2’ye döndürür. Bu, onun sisteminde hücum pres yapmak ve rakibi sıkıştırmak adına çok önemlidir. İstikrarı sevdiği için, bu düzenden ödün vermez. Antrenör ekibinde yer alan Željko Buvač, onun hayatında özel bir yere sahiptir. Buvač’ı yanından asla ayırmaz, onun eğitici karakterinden faydalanır ve takımının da faydalanmasını sağlar. O yüzden, Liverpool’da da ekibinde istediği ilk isim Buvač oldu. Klopp da aslında eğitimci bir teknik direktördü. Spor bilimleri üzerine üniversiteden mezun olmuş ve diplomasını almıştır. Futbolun bilimsel yönlerini de sever, onlara önem verir. Duygusal biridir, duygularına engel olmaz. Bu sayede Borussia Dortmund ile bozulması zor bir bağ kurmuştur.

Liverpool’u ayağa kaldırabilecek mi?

Sıkı bir Liverpool taraftarı olarak, 2009 yılından başlamak üzere ve düzenli bir şekilde hep bu takımın başına Jurgen Klopp’un getirilmesi gerektiğini savundum. Borussia Dortmund ve Liverpool karşı karşıya getirilip oyuncu grubu, sistem, takım, dinamikler ve taraftarlar düşünüldüğünde; Jurgen Klopp Liverpool için en doğru isimdi. Sonunda bu düşüncenin 6 yıl rötarlı olarak kabul görmesi, beni çok mutlu etti. Klopp’u “This  is Anfield” yazısına dokunurken gördüğümde, mutluluktan ve gururdan birkaç damla gözyaşı bile dökmüş olabilirim. Evet futbol tutkuların birleştiği bir oyundur. Ve dünyanın en tutkulu kulüplerinin başlarında yer alan bir takıma, tutkulu bir teknik direktör geliyordu.

Liverpool, sonunda “dank” etti ve kötü sonuçların ardından Brendan Rodgers ile yollarını ayırdı. Tüm Liverpool taraftarları bu haberle bayram etti. Kulübün sahibi Fenway Sports Group, elini çabuk tuttu ve sansasyonel bir ismi takımın başına getirdi. Daha önce 2011 ve 2012 yıllarında da Liverpool’un takımın başına getirmek için çok uğraştığı Jurgen Klopp’u bu sefer gerçekten John Lennon havaalanına indirdiler ve 3 yıllık imzayı da attırdılar. İmza törenine giderken “This is Anfield” diyerek gülmesi ve o meşhur yazının önünde bir müddet durması, basın toplantısındaki rahat ve kendinden emin tavırları, Jose Mourinho’nun “Speciel One” yorumu sorulması üzerine “I am the Normal One!” karşılığını verip gülebilmesi…. Belki sizin için çok minik; ama benim için bu devasa öneme sahip bu sahneler, Jurgen Klopp’un Liverpool için neden en doğru isim  olduğunu gösteriyor.

Klopp, basın toplantısında bu yıl çok büyük değişikliklerin yapılmayacağını açıklamıştı. Takımdaki tek sıkıntı, şu an için Klopp’un kontra atak futbolunun Liverpool hücumcularına nasıl etki edeceği… Çünkü Benteke, Sturridge, Coutinho, Firmino, Milner, Lallana gibi isimler bu tarz bir sistemde daha önce hiç mücadele etmedi. Dolayısıyla Klopp’un sisteminde ne kadar katkı verecekleri şu an bir soru işareti… Gelecek sezon ise takıma önemli transferlerin yapılacağını ve Klopp’un sonunda takıma istediği futbolu oynatabileceğini düşünüyorum. Yani Klopp ve Kırmızılar için asıl belirleyici, gelecek yıl olacak. Bu tabii ki benim düşüncem ve hislerim…

Klopp’un sistemine baktığımızda, Tottenham maçında 4-2-3-1 taktiğiyle sahada yer aldığını gördük; top rakipteyken ise bu sefer bir anda 4-3-2-1’e döndüler. Southampton maçında ise Merseyside ekibinin 4-3-2-1 taktiğiyle yer aldığını gördük. İlk ellerin hiçbir zaman günahı olmaz tabii ki; ancak Klopp bu yıl 4-3-2-1’de karar kılıp gelecek sezon yapılan transferlerle birlikte mi takımı 4-2-3-1’e çevirecek, düşünmüyor değilim.

Yolun açık olsun Jurgen Klopp… You’ll Never Walk Alone! Liverpoollu’lar olarak her zaman yanındayız ve kredin sonsuz…