rivalry etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rivalry etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2015 Pazar

İzmir'in galibi Karşıyaka!


İzmir Derbisi, Ege'nin nefesini tuttu. Karşılaşma analizine geçmeden, İzmir^deki atmosferi ve centilmen havayı takdir ettiğimi söylemeliyim. Avrupa'daki derbilerde insanlar tiyatro izler gibi oldukça sakin bir halde; Türkiye'de de taşkınlıklara gerek yok… Bir problem yaşanmaması en sevindirici gelişme… Karşıyaka'da teknik direktör Kemal Özdeş, takımını derbiye Adanaspor maçından farklı olarak tek değişiklikle sahaya sürdü. Serkan Kurtuluş'un yerine, sağ bekte Mehmet Akgün yer aldı. Bu sezon Karşıyaka'da daha çok forvet ve gizli forvet olarak yer alan deneyimli golcü Necati Ateş'in, derbide sol açık oynaması işe oldukça şaşırttı. Göztepe'de ise, derbi öncesi kadroda daha fazla değişiklik görüldü. Adana Demirspor karşılaşmasındaki ilk 11'den 5 isim, derbide kesik yedi. Metin Diyadin beş değişikliğini, derbide Hakan Arslan, Erkan Sekman, Giray Kaçar, Emre Aygün ve Mirkan Aydın'ı ilk 11'e koyarak yaptı. Belçikalı golcü Vleminckx'in ise, böyle önemli bir maçta yedek bırakılması, kafalarda soru işareti yarattı.
Göztepe ilk 20 dakikada topa daha çok sahip olan taraf… İstekli futbollarıyla dikkat çektiler. Gökhan Karadeniz ve Maah önderliğinde olgun ataklar geliştirip rakip kalede tehlikeli oldular. Karşıyaka'nın adam adama yerine zonal bir markaj anlayışı tercih etmesi, onalr adına sıkıntı yarattı ve Göztepe'nin ataklarının daha tehlikeli gelişmesine neden oldu. Karşıyaka ilk yarıda istediklerini bir türlü yapamadı. Göztepe'nin savunma ve orta sahadaki kalabalık yapısı, Karşıyaka'nın ataklarının cılız kalmasına neden oldu.  İlk yarıda sertlik de hakimdi ve teknik direktör Cüneyt Çakır, bu yüzden sık sık oyunu durdurmak zorunda kaldı. Göztepeli Barış, Karşıyakalı Ömer Can'a sertfaulü sonrası direkt kırmızı kart gördü ve takımını on kişi bıraktı. Bunun ardından Metin Diyadin, Emre Aygün'ü çıkararak orta sahaya Özgür İleri'yi oyuna aldı, Erkan Sekman ise stopere geçti. Rakibinin 10 kişi kalışı sonrası, Karşıyaka topa daha fazla sahip olmaya başladı ve sol kanattan Necati önderliğinde etkili olmaya çalıştı. Zaten  konuk ekip, ilk 45 dakikada sürekli Çağlar-Necati kanadından üçüncü bölgeye ulaştı. Karşıyaka, Gökhan Ünal ile ilk yarıdaki en net pozisyonunu değerlendiremeyince, İzmir Derbisi'nin ilk yarısı 0-0 sonuçlandı.
Engin son sözü söyledi
Karşıyaka, ikinci yarıya istekli bir futbolla başladı. Ömer Can'dan aldığı pası, orta şut karışımı bir vuruşla kaleye gönderen Necati, ev sahibinin ikinci yarıdaki ilk tehlikeli atağını gerçekleştirdi. Göztepe, ikinci yarıyla birlikte tamamen topun arkasına geçti ve savunmada sağlam kalarak kontralar bulmaya çalıştı. İkinci yarının ilk bölümlerinde, maç bu şekilde geçse de; 60. dakikadan itibaren Göztepe, 10 kişi olmasına rağmen rakip kalede önemli bir baskı kurdu. Karşıyaka; Mehmet Eren Boyraz, Fall ve Engin Baytar'ın oyuna girmesiyle kontrolü tekrar eline aldı. Engin ve Fall ile net iki pozisyon kaçırarak saç baş yoldurdular. Göztepe taraftarları, 70. dakikadan sonra ısrarla "Vleminckx!" sesleriyle tribünü inletse de; Metin Diyadin, Belçikalı'yı ancak 87. dakikada oyuna aldı.
Bunun yanında Karşıyaka, 77-87. dakikalar arasındaki yoğun baskının karşılığını, 89. dakikada öne geçerek aldı. Oyuna ikinci yarıda giren iki isim, golün hazırlayıcısı oldu. Necati'nin soldan ortasında, Mehmet Eren topu arka direkte kafayla indirdi. Tam bu sırada araya giren Engin Baytar, topa son dokunuşuyla topu filelere gönderdi ve ev sahibini 1-0 öne geçirdi. Bu gol, futbolcular ve tribünleri büyük bir sevince boğdu. Uzatmalarda da tehlikeli bir pozisyon yaşanmayınca; İzmir Derbisi'ni Göztepe'yi 1-0 mağlup eden Karşıyaka kazandı. Bu galibiyet ev sahibindeki suları durultmak adına önemli bir başarı olurken; Göztepe ise, kötü gidişini sürdürdü. Baskılı futboluna rağmen kırmızı kartın da etkisiyle hücumda çok etkili olamayan Göztepe'de, teknik heyetin üzerindeki baskı artacak. Derbinin galibi Karşıyaka'yı, oyunun belirli bölümlerdeki baskısını maçın geneline yaydığı takdirde güzel günler bekliyor.

26 Ekim 2015 Pazartesi

Premier Lig'te Haddini "BİLİC"en


Yaz transfer döneminde Beşiktaş ile iki taraf için de yürek burkan bir ayrılık yaşayan Slaven Bilic, dinlenmeye fırsat bulamamıştı. Futbolculuk döneminde uzun yıllar forma giyip kaptanlığını bile yaptığı İngiltere Premier Lig ekibi West Ham United onu göreve çağırıyordu. Hırvat çalıştırıcı, Beşiktaş'ın başında geçirdiği kutsal 2 yıl gibi West Ham United'taki görevin de kutsal olduğunu biliyordu. Bu yüzden ikinci bir kez düşünmedi ve Boleyn Ground Upton Park'ın yolunu tuttu.
Beşiktaş döneminde transfer yapmanın zorluğunu yaşayan Slaven Bilic'e, West Ham United Başkanı önemli bir transfer bütçesi sundu ve kış dönemi ile 2016 yaz transfer döneminde bu desteğin süreceğini söyledi. Çünkü 2016'da Olimpiyat Stadı'na taşınmaya hazırlanan West Ham United, bu büyük stadı doldurmak adına önemli isimleri kadroya katmalıydı. Bilic bu yaz ilk etapta Dimitri Payet, Angelo Ogbonna, Pedro Obiang, Nikica Jelavic, kiralık olarak Lanzini ve kiralık olarak Victor Moses gibi isimleri kadroya kattı. Bu isimlerdeki ortak noktayı bulmak gerekirse, yeni gelen isimler forma giydiği hemen ilk maçtan itibaren takım oyununa katkı vermeye başladı. Beşiktaş'da transfer zorluğu, stat problemi, medya baskısı gibi problemlerle uğraşmak zorunda kalan Bilic'in İngiltere seferinde, artık hiç sorunu kalmamıştı ve arkasında ona çok güvenen bir yönetim bulunuyordu.
Slaven Bilic, 10 haftası geride kalan İngiltere Premier Lig'de derbi mahiyetinde 4 önemli maç kazandı ve İstanbul günlerinde "8 derbi maçından birini bile kazanamadı, başarısız!" yaftalaması yapanlara en iyi cevabı verdi. Öncelikle Bilic'in derbi kariyerine baktığımızda; Beşiktaş'ın kaybettiği derbi maçlarında bazı değişkenlerin ön plana çıktığını görüyoruz. Çok değerli sinema ve televizyon sanatçısı Zafer Algöz'ün dediği gibi "Futbol bir ayak oyunu; ancak maç içinde başka ayak oyunları oynanıyor. Özellikle bu ayak oyunları Beşiktaş'ın önemli derbi maçlarında işliyor" sözleri bu değişkenleri özetliyor. Gerçekten de bu değişkenler, derbilerde Bilic'in Beşiktaş'ının önüne geçti. Siyah-Beyazlılar iyi oynasa bile motivasyonlarını 'ayak oyunları' sayesinde kaybetti.
Seri Arsenal İle Başladı
Futbolun beşiğine, ayak oyunları yerine gerçek ayak oyununun oynadığı yere gitti Slaven Bilic... Beşiktaş kariyerinde; Avrupa'da Arsenal, Tottenham ve Liverpool gibi Premier Lig ekipleriyle karşılaşmıştı Hırvat çalıştırıcı... 6 maçta da sistemli ve daha önce çalışıp takımlara göre hazırladığı futbol tarzıyla üç İngiltere ekibine de kök söktürdü. Bilic'in bu sistemi, özellikle Türk ve İngiliz spor otoritelerinden takdir edildi.Bilic Türkiye'de en iyi maç hazırlığı yapan ve takımını sisteme motive eden hocaydı. Bu konuda kimse aksini söyleyemez. Tottenham, Arsenal ve Liverpool olmak üzere 6 maça bakanlar, bu bahsettiğimi daha net görebilir.
Dönelim Premier Lig'e... West Ham United, seriye Arsenal deplasmanında başladı. Sezona Community Shields kazanarak giren ve form olarak oldukça diri Arsenal karşısında hadlerini bilerek ve rakibin topla oynamasına izin vererek beklediler. Yakaladıkları hızlı hücumları ise en ekonomik şekilde değerlendiler ve Koyuate ile Zarate'nin golleriyle 2-0 kazandılar. İç sahada aldıkları iki yenilgiyle hayal kırıklığı yaratsalar da; dördüncü hafta Liverpool deplasmanına konuk oldular. O dönem takımın başında olan Brendan Rodgers yönetiminde buhranlar yaşayan Liverpool karşısında Lanzini'nin şok golüyle kontrolü eline alan West Ham, noble ve Sakho'nun sayılarıyla maçı 3-0 kazanmasını bildi.
Beşinci hafta iç sahadaki Newcastle United galibiyetinin ardından 6. haftada ligin en iyi futbolunu oynayan ve liderliğini sürdüren Manchester City'e konuk oldular. Herkes dağılmalarını beklerken; Bilic yine teknik direktörlük zekasını ortaya koydu ve Arsenal maçındaki sistemi sahaya koyarak West Ham United'in lideri 2-1 yenmesini sağladı. Goller sakatlığının etkisini atmaya başlayan Sakho ile kiralık transfer Moses'tan geldi. Özellikle Moses, kanattaki futboluyla West Ham'ın diri kalmasını sağladı ve takım oyununa yüzde yüz katkı sağladı. Sonraki süreçte 3 haftada 5 puan toplayarak yenilgisiz bir sürece başlayan West Ham, 10. haftada evinde, kötü günler geçiren Chelsea'yi konuk etti. Burada ise Bilic, Liverpool karşısındaki sistemi sahaya yansıttı. Ev sahibi atak oyunu ve topa sahip olmasının karşılığını aldı. Zarate ve Carroll'un golleriyle, Chelsea'yi ateşe attılar.
3 deplasman ve bir iç sahada ligin 5 büyüğünden olan Arsenal, Liverpool, Manchester City ve Chelses'yi mağlup eden West Ham; 10 haftası geride kalan ligde şu an Manchester City ve Arsenal'in ardından 3. basamağa yerleşmiş durumda... Slaven Bilic ise, efsane olduğu kulübüne daha 10 haftadan efsane 4 başarı yaşatarak şimdiden koltuğunu sağlamlaştırmış görüldü. Yeterli transfer desteği ve takımda kalma güvencesini West Ham yönetiminden alabilirse; Slaven Bilic Premier Lig'de kısa çaplı bir Alex Ferguson istikrarı yakalayabilir.  Bu arada Hırvat teknik adam, oyunu okuma ve yaptığı oyuncu değişiklikleri anlamında da sıkıntılarını gidermiş ve kendisini geliştirmiş durumda...